8. bölüm · Mafyanın Arzusu +18

8.Bölüm

V '

Murat, tüm babalara haber saldı. Hepsi birer birer Aslan’ın evine konuk oldu. İlk gelen, Turanların babasıydı: Mehmet Turan.

Aslan, üvey dayısını gördüğünde hafifçe gerildi ama bunu belli etmedi. Nedendir bilinmez, onu tanıdığından beri içi hiç ısınmamıştı.

Yine de büyüktür, atadır diyerek saygısını eksik etmezdi. Aslında hepsi, onu sokaktan alıp büyüten kadın Feyza Alacakıran hatırınaydı.

Mehmet Turan yerine oturdu. Ardından diğer babalar da geldiler. Ancak biri hâlâ eksikti: Alacakıranları temsilen kimse yoktu. Çünkü Ferhat Alacakıran, geçirdiği bir kaza sonucu uzun süredir yatalak haldeydi.

İhaleyi ise Feyza Hanım ve kızı Nalan üstlenmişti.

Aslan, yıllar sonra kendi unvanını kazandığında, soyadını da kendisi seçmişti: "Asilzade."

İçinde hâlâ bir umut vardı. Bir gün kendi ailesini kuracak, bu soyadı da nesilden nesile aktarılacaktı. Belki de o umudun tohumu çoktan yeşermişti. Belki de çiçekleri iki gönülde açacak, sonu bahar bahçe olacaktı.

Seçkinlerden Halit Seçkin, Korkmazerlerden ise Rıza Korkmazer temsili olarak gelmişti.

Aslan, herkesi selamlayarak baş köşeye geçti. Kısa bir sessizliğin ardından konuşmaya başladı:

“Babalar, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.”

Herkes sağ elini sol tarafının üzerine koydu.

“Hoşgördük, Asil’im.” dediler.

Çoğu kişi ona "Asil Bey" diye hitap ederdi.

Aslan konuşmayı sürdürdü:

“Bilirsiniz, bu ihale hepimiz için büyük bir önem taşır. Hem daha çok gelir, hem de daha çok iş demektir. Herkes istediği yere varacaktır inşallah.

Ama şu günlerde kulaklarım çınlıyor, burnuma kötü kokular geliyor. Pek hayra vesile olacağını sanmam.”

Dayısı Mehmet Turan, kaşlarını çatarak ceketini düzeltti.

“Hayırdır yiğen? Yoksa bir şey mi biliyorsun?” diye sordu.

Aslan hafifçe gülümsedi:

“İnşallah hayır olur dayı. Özellikle de senin için.”

O sırada Seçkinlerden Halit Seçkin yutkundu.

Aslan gözlerini ona çevirdi:

“Hayırdır Halit Bey? İyisiniz inşallah?”

“Üzerimize afiyet, Asil Bey.”

“Asıl bizde saygı, beylikten önce gelir.”

“Bilirim Aslan’ım, bilirim.”

“Belli ki benim de bildiklerim var. Kendimce...”

“Neymiş o bildiklerin?”

Aslan, alaycı bir ses tonuyla yanıt verdi:

“Hacivat, Karagöz.”

Herkes güldü, Aslan hariç.

Korkmazerlerden Rıza Korkmazer, Aslan’a kritik bir soru yöneltti:

“Bu imalı konuşmalar da nedir Asil Bey? Bu görüşmeyi zamanında ve yerinde yapsaydık, bu gerginliğe hiç gerek kalmazdı. Duyduğuma göre bir densiz yanlışlıkla oturmuş yerine.”

Aslan, duyduğu kelimeyle birlikte dişlerini sıktı. Kendini tutamadı. Hışımla ayağa kalktı, Rıza Bey’i yakasından tuttuğu gibi duvara yapıştırdı. Ardından yumruklar peşi sıra geldi.

“Onun adını nasıl lekersin lan sen, nasıl?

Arkasından nasıl böyle konuşursun? Kökünü kuruturum senin Rıza Bey! Ele güne çıkamazsın, onun adını bir daha ağzına alamazsın!

İzin vermem, vermem!”

Bir yumruk daha savurdu Aslan. Salondaki tansiyon zirveye çıktı.

Herkes araya girerek Rıza Bey’i zar zor Aslan’ın elinden aldı. Aslan nefes nefese kalmış, elleri titriyor, alnından ter süzülüyordu.

Murat Bey, sert bir ifadeyle konuştu:

“Her şey bitti Asil Bey. Ortalık bitti. Artık herkes kendi yoluna.

Ama sana bir sözüm olsun:

Yoluma taş koyarsan, ayağına bağ, yüreğine dert olurum.”

Herkes teker teker oradan ayrıldı.

Bora'nın babası Halit Seçkin, Mehmet Turan'ı kenara çekti:

“Mehmet Bey, Aslan bir şeyler mi biliyor? Sözleri fazlasıyla imalıydı.”

“Doğru diyorsun Halit Bey. Bir şeyler biliyor ama saklıyor. Ona boşuna Asil Bey demiyorlar. Daha genç ama aklı kurttan çevik. Kulakları, en tiz sesi bile derinden duyar. Kurnaz ama tetikte. Herkesle anlaşır ama kimseye güvenmez.

Ama… nasıl oldu da Rıza Bey’e böyle saldırdı, işte onu anlayamadım.”

“İşimize geldi. Artık ayağımıza bağ olamaz. Yolları ayırdık sonuçta.”

“Sen öyle san. O, bu ihaleyi bırakmaz. O daima istediğini alır. Ama artık elimizde bir koz var.”

“Nedir?”

“Onun arzusu. Yani o kızı bulacağız. O bizim piyango biletimiz.”

“Aşık adamın yüreği yumuşak olur. İşi de çabuk biter.”