5. bölüm · Mafyanın Arzusu +18
5.Bölüm
2 Gün Sonra
Cumartesi öğle saatlerinde evinde uyuyan Sura'nın telefonuna bir mesaj bildirimi düştü:
"Sura, ben geldim. Önce Miray’ın yanına uğrayacağım, sonra Bora eniştenin yanına geçerim. Onlardan sonra da sana uğrarız. Birkaç saatimi almaz, merak etme."
Ancak Sura bu mesajı zamanında göremedi.
Öte yandan, Şeyda saatler içinde neler yaşayacağından habersizce bir taksiye bindi. Yol boyunca Miray’ı aramaya çalıştı. İlk aramada cevap alamayınca bir kez daha denedi. Bu kez Miray açtı.
"Miray, ben geldim canım. Şu an neredesin? Sana geliyorum."
Miray öksürerek cevap verdi:
"Hoş geldin canım. Rahat geldin mi?"
"Geldim, uçak rahattı."
"İyi canım..."
"Sesin neden böyle geliyor, hasta mısın?"
"Evet ya… Yazın ortasında öksürüyorum, şaka gibi. Üstelik migrenim de fena tuttu."
"Polen alerjisi falandır belki?"
"Şaka mısın Şeyda? Polen olsa bu kadar öksürür müyüm?"
"Hayır, gerçeğim. Neyse, yanına geliyorum. Kapat."
Ancak Miray’ın sesi bir anda yükseldi:
"Yok yok, gelme. Zaten çok hastayım, biraz dinlenmem lazım."
"Ben sana bir şey soracaktım aslında. Kartlarım kapandı da… Buralarda da hiçbir yer bilmiyorum. Bora enişte beni götürse olur mu?"
"Olur tabii, neden olmasın?"
"Sen bana onun numarasını ver de mesaj atayım. Şimdi beni hemen hatırlamayabilir."
"Telefonuna pek bakmaz o. Ben sana mekanının konumunu atayım. Yanına birkaç adam verir, işlerini halledersin."
"Olur, fark etmez benim için."
Saniyeler sonra konum geldi. Birkaç saatlik yolculuğun ardından Şeyda, verilen adrese ulaştı. Taksiye parasını ödeyecekken cüzdanında nakit olmadığını fark etti.
"Şey... Sizde post cihazı var mı?"
"Ne post cihazı abla, bakkal mı burası? Ne diyorsun sen?"
"Abla mı?! Ben senin kızın yaşındayım, gerizekalı!"
"Vereceksen ver şu parayı, işe bak ya..."
"Dur be, bekle burada! Salak herif... 21. yüzyılda yaşıyoruz, 2050'de uçan arabalar olacak diyorlar, bu hâlâ post cihazı yok diyor!"
Sinirle araçtan indi. Evin önünde olması gereken adamlar, bahçede toplanmış eğleniyorlardı.
"Bunların aklı eğlencede... Evin kapısı da han gibi açık. Bak hele şu hale..."
İçeriye girdi, etrafa göz gezdirdi.
"Heyt be! Saray yavrusu gibi... Para var tabi adamlarda. Gel keyfim gel! Ne dert, ne tasa... Dünya hali işte; kiminin ekmeği bayat, kiminin pırlantası ufak."
O sırada bir cam kırılma sesi duydu. Adımlarını dikkatlice o yöne doğru attı, ses çıkarmamaya özen göstererek. Başını hafifçe uzattı, göz ucuyla odaya baktı. Bora'nın çalışma odasında, Miray’ın, Sura’nın ve kendisinin ortak arkadaşı olan Merve ile konuştuğunu gördü.
