Limit Dışı kitap kapağı

4. bölüm / 7

Limit Dışı

Rövanş

Vaveyla Yazarı: Zelal.var.problem.yok .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Rövanş

“Ne kadar kaçarsan kaç, kaderinden kaçamazsın.”

Sabah ezanını duyduğumda uzandığım banktan kalktım. Motoruma binip sahile doğru sürdüm.
Denize yakın bir yere oturup ayakkabılarımı çıkardım. Huzurlu bir şekilde esen rüzgârı tenimde hissettim. Dalgaların ayaklarıma değen serin suyuyla biraz olsun rahatlamıştım. Belki biraz uyuyabilirdim.
Başımı kuma koyup gözlerimi kapattım.
Ama birkaç saniye sonra gelen gülüşme sesleriyle rahatsız bir şekilde başımı kaldırdım ve oturur vaziyete geçtim.
Bir grup genç bu tarafa doğru geliyordu.
Kızlar bikinilerini, erkekler şortlarını giymişti. Sahilde bağıra çağıra konuşuyorlardı.
Biraz daha yaklaştıklarında yüzlerini seçebildim.
SİKTİR.
Bu geçen gece yarıştığım çocuktu.
Hemen ayağa kalkıp gitmeye çalıştım.
Ama daha tam doğrulmuştum ki dengemi kaybedip yere düştüm.
Başım dönüyordu.
Dünden beri ağzıma doğru düzgün hiçbir şey girmemişti.
Yere düştüğümü gören grup bir anda bu tarafa doğru koştu.
Yanımdaki kız kolumdan tutup beni kaldırmaya yardım etti.
“İyi misin?”
“E-e... Evet.”
Karşımda dikilen çocuğa baktım.
o çocuk.
Dün gece beni geçmeye çalışırken bütün egosunu piste bırakmıştı.
Dudaklarının kenarında sinsi bir gülümseme oluştu.
“Vayyyy... Bu bizim motorcu kız değil mi ya?”
Gözlerimi ona diktim.
“Neydi adın?”
Birkaç saniye düşünür gibi yaptı.
Sonra sanki büyük bir başarı elde etmiş gibi parmağını havaya kaldırdı.
“Elfida.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Sen şeysin değil mi?”
“Ne?”
“Bok gibi araba kullanan çocuk.”
Yanındaki birkaç kişi bir anda birbirine baktı.
Bana yardım eden kız dudaklarını bastırarak gülmemeye çalışıyordu.
İçlerinden biri araya girdi.
“Arden'i yarışlarda geçen kimse yoktur yalnız.”
Arden'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
Bana tehdit edercesine baktı.
Ben ise kollarımı bağlayıp başımı yana eğdim.
“Ama dün arkadaşınız bir yarışta kaybetti.”
Bir adım ona yaklaştım.
“Hem de bana karşı.”
Bir anda etraf sessizleşti.
Herkes Arden'e bakıyordu.
Arden ise çenesini sıktı.
Bana doğru yaklaşarak,
“Madem kendine bu kadar güveniyorsun... yarışalım.”
dedi.
Dudaklarımda küçük bir gülümseme oluştu.
“Kabul.”
***

Beni ıssız bir yere getirdiklerinde bunun yarış için mükemmel bir yer olduğunu düşündüm.
Uzun ve düz bir yoldu.
Etrafımızda neredeyse hiç kimse yoktu. Yolun iki yanında toprak ve kayalık alanlar uzanıyordu.
Motoruma bindim.
Kaskımı takarken yanıma bana yardım eden kız geldi.
Elini uzattı.
“Ben Umay.”
Elini sıktım.
“Elfida.”
Tebessüm ettim.
Umay da gülümsedi.
“İstersen vazgeç.”
“Niye?”
“Çünkü Arden hiç kaybetmez.”
Kaşımı kaldırdım.
“Ama bana kaybetti.”
Umay birkaç saniye yüzüme baktı.
Sonra gülerek başını salladı.
“İyi şanslar sana o zaman.”
Yanımdan uzaklaşıp grubun içindeki bir çocuğun yanına gitti.
Birkaç saniye sonra sesini duydum.
“Bu kızı sevdim.”
İstemeden gülümsedim.
Tatlı kızdı.
Tam o sırada önümde duran yolun üzerine kırmızı bir Porsche girdi.
Onu kullanan gıcık herifin bakışlarını üzerimde hissettim.
Camı biraz indirdi.
Çapkınca gülümsedi.
“Umarım kazanacağını düşünmüyorsundur, güzelim.”
Motoruma oturup kollarımı direksiyonun üzerine koydum.
“Tam da öyle düşünüyordum. Ne olacak?”
Gülümsemesi daha da büyüdü.
“Bana karşı kazanamazsın.”
“Dün kazandığım gibi mi yani?”
Suratı anında asıldı.
Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
Tam o sırada yarışın başında duracak kız araçların arasına geldi.
İkimize de baktı.
“Hazır mısınız?”
Başımı salladım.
Arden de elini direksiyona koydu.
Kız üç parmağını havaya kaldırdı.
Üç.
Motorumun gazını yükselttim.
İki.
Arden'ın Porsche'sinin motoru kükredi.
Bir.
Elini indirdi.
“BAŞLA!”
Gazı sonuna kadar açtım.
Motorum bir anda ileri fırladı.
Rüzgâr yüzüme çarptı.
İlk viraja girerken Porsche daha yeni hızlanmaya başlamıştı.
Dikiz aynasına baktım.
Arden arkamdaydı.
“Görüşürüz.”
Motoru daha da hızlandırdım.
İlk virajı motorumu yana yatırarak aldım.
Arkamdan gelen Porsche'nin motor sesi yükseldi.
Ama aramızdaki mesafe hâlâ açıktı.
Bir sonraki düzlükte gazı sonuna kadar açtım.
Arden hızlanıyordu.
Yaklaşıyordu.
Ama ben de kolay lokma değildim.
Pistteki ilk keskin viraja geldiğimizde motorumu yana yatırdım.
Lastikler asfalta tutundu.
Virajdan kusursuz bir şekilde çıktım.
Kalabalığın sesleri geride kalmıştı.
Artık sadece motorumun sesi ve rüzgâr vardı.
Dikiz aynasına tekrar baktım.
Porsche birkaç metre gerideydi.
Arden'in yüzünü seçebiliyordum.
Sinirlenmişti.
Dudaklarımda istemsiz bir gülümseme oluştu.
“Yakalayamazsın.”
Son düzlükte motorumun gazını tamamen açtım.
Aramızdaki mesafe yeniden açıldı.
Bitiş çizgisi görünmeye başlamıştı.
Kazanıyordum.
Gerçekten kazanıyordum.
Tam o anda arkamdan gelen Porsche'nin motor sesi korkunç bir şekilde yükseldi.
Arden beni yakalamaya çalışıyordu.
Ama yetişemiyordu.
Bitiş çizgisine sadece birkaç metre kalmıştı.
Tam geçecekken...
Porsche bir anda yanıma kadar geldi.
“Ne—”
Arden direksiyonu üzerime kırdı.
Ön tekerleğim arabanın yanına yaklaşan Porsche'nin darbesiyle savruldu.
Motorum bir anda pistin dışına doğru kaymaya başladı.
“ARDEN!”
Fren yapmaya çalıştım.
Ama toprak zemine çıkan tekerlekler kontrolümü tamamen kaybettirdi.
Motor yana doğru savrulurken güçlükle kendimi toparlamaya çalıştım.
Porsche ise dümdüz ilerleyip bitiş çizgisini geçti.
Ben birkaç metre ileride durabildim.
Motoru güçlükle dengeleyip yere sağlam bastım.
Kalabalığın sesi uzaktan duyuluyordu.
Arden Porsche'sinden indi.
Yüzünde zafer kazanmış gibi bir sırıtış vardı.
“Ne oldu, güzelim?”
Kaskımı çıkardım.
Saçlarım omuzlarıma döküldü.
“Sen...”
Öfkeden nefesim kesiliyordu.
“Sen beni pistten çıkardın.”
Omuz silkti.
“Yarış işte.”
“Bu hile!”
“Kurallar ne zaman bu kadar önemli oldu?”
Gözlerimi kıstım.
“Sen kazanmadın.”
Arden bana doğru bir adım attı.
“Sonuçta bitiş çizgisini ilk ben geçtim.”
Yüzündeki kendini beğenmiş ifadeye bakarken içimden onu motorumun egzozuna bağlayıp kilometrelerce sürüklemek geldi.
Dün gece beni geçtiğimdeki bakışları gözümün önüne geldi.
bu çocuk kaybetmeyi bilmiyordu.
“Bunu sana ödeteceğim.”
Arden kaşını kaldırıp bana doğru bir adım attı.
“Nasıl? Tam olarak?”
Bana çapkınca baktı.
“Bunu yapmanı çok isterim, güzelim.”
Aklıma gelenlerle yüzümün ısındığını hissedince hemen bakışlarımı kaçırdım.
“Pislik herif.”
Grubun içinden bir çocuk öne atıldı. İkimizi de yatıştırmak istercesine ellerini kaldırdı.
“Yarışın kazananı belli olduysa dağılalım artık.”
Herkes yavaş yavaş eşyalarını toplamaya, arabalarına ve motorlarına doğru gitmeye başladı.
Ben de motoruma bindim.
Anahtarı çevirdim.
Gaza bastım.
Motor hiçbir tepki vermedi.
Bir daha denedim.
Yine çalışmadı.
“HASSİKTİR!”
Dişlerimi sıktım.
Bu piç kurusu yüzünden daha yeni aldığım motorum bozulmuştu.
Şimdi ben buradan nasıl gidecektim?
Anahtarı birkaç kez daha çevirdim ama motordan gelen o garip ses bütün umutlarımı yerle bir etmeye yetti.
Arden yanıma yaklaştı.
“Ne oldu?”
Ona dönüp öfkeyle baktım.
“Senin yüzünden motorum bozuldu.”
“Bizimkiler halleder onu. Gel, bırakırım ben seni.”
“Yok, istemez.”
Omuz silkti.
“Tamam, sen bilirsin. Akşama kadar burada kal.”
Arkasını dönüp arabasına doğru yürümeye başladı.
Tam kapıyı açacakken tekrar bana döndü.
“Ha, bu arada... Akşama doğru saklanacak bir yer bul. Burada sokak köpekleri çok olur.”
Aklıma gelenlerle ürperdim.
“T-Tamam, tamam. Sen bırak, lütfen.”
Arden'in dudaklarının kenarı sinsice kıvrıldı.
“Biliyordum.”
Gözlerimi devirdim.
“Motoru ne yapacağız?”
Arkasını dönüp yüksek sesle bağırdı.
“Bora!”
Dün yanında gördüğüm çocuk ona döndü.
“Ne?”
“Arkadaşın motorunu da kamyona yüklesenize.”
“Tamam.”
Arden tekrar bana döndü.
“Gidelim.”
Peşinden yürümeye başladım.
Daha önce hiç bu kadar güzel bir arabaya binmediğimden heyecanlanmadığımı söyleyemezdim.
Yan koltuğa oturdum.
Arden sürücü koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı.
Porsche'nin motoru çalıştığında içimden istemsizce bir “vay be” geçti.
Yola çıktığımızda birkaç dakika sessizce ilerledik.
Sonra Arden bana baktı.
“Nereye bırakayım seni?”
“Nereye olursa.”
“Taksicimiyim ben, kızım? Evin nerede?”
“Evim yok ki.”
Arden'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Bana sorgulayan gözlerle baktı.
Ben ise olabildiğince sakin durmaya çalıştım.
“Nasıl yani?”
“Yok işte.”
“Nerede kalıyorsun sen?”
“Yurtta.”
Bir an sustu.
Gözlerinden bana acıdığını anlayabiliyordum.
Ama bunu belli etmemeye çalışıyordu.
“Yurda bırakayım o zaman seni.”
“Olmaz!”
Telaşla ona döndüm.
Arden'in dudaklarında sinsice bir gülümseme oluştu.
“Niye?”
“İşte...”
“Polise gidelim o zaman.”
“Sakın!”
Oflayıp tekrar ona döndüm.
“Yurttan kaçtım ben.”
“Niye?”
“Sen bütün hayatını eski bir binada geçirmek ister misin? Sadece haftada bir gün, onda da iki saat dışarı çıkıyorum.”
Arden başını hafifçe salladı.
“Ee, sen de madem yasal yollarla çıkamıyorum... Ben de kaçayım deyip kaçıyorsun. Peki kaçıp ne yapıyorsun?”
“Kardeşime gidiyorum.”
“Kardeşine mi?”
Bana şaşkınlıkla baktı.
“Kızım, sen yetim değil misin?”
“Yooo.”
“Yurtta ne işin var o zaman?”
Konuşma beni rahatsız etmeye başlamıştı.
Konuyu değiştirmek için dışarıyı gösterdim.
“Sen hiç buralarda dürüm yedin mi? Çok güzel tadı.”
Arden gözlerime baktı.
Bana acıdığını bir kez daha hissettim.
Ve bana böyle bakmasından nefret ettim.
Bir süre sonra arabayı yol kenarına çekti.
Ona döndüm.
“Ne oldu?”
“İn hadi.”
“Nereye?”
“Dürüm yemeye.”
Arabadan indi.
Ben de arkasından inip küçük bir dürüm tezgâhına doğru yürüdüm.
Denizin karşısındaki küçük bir banka oturup Arden'i beklemeye başladım.
Birkaç dakika sonra elinde iki dürümle geldi.
Yanıma oturup birini bana uzattı.
“Ne dürümü bu?”
“Bilmiyorum ki.”
Şaşkınlıkla bana baktı.
“E tadı güzel dedin.”
“Güzel.”
“Sen ne olduğunu bilmediğin bir şeyi gidip yiyip duruyor musun?”
“Hı hı.”
Güldü.
Dürümden bir ısırık aldı.
“Güzelmiş.”
“Demiştim.”
Bana dönüp,
“Eeee.”
dedi.
“Ne eee?”
“Belki neden yurtta kaldığını anlatırsın.”
“Sence bu denizde köpek balığı var mıdır? Ben çok korkarım balıklardan.”
Konuyu değiştirdiğimi anlayınca uzatmadı.
“Bilmem.”
Bir süre denizi izledik.
Ben dürümümü sessizce yerken Arden ara sıra bana bakıyordu.
Tam o sırada uzaktan gelen siren seslerini duydum.
Sonra birinin bağırdığını işittim.
“Elfida!”
Başımı çevirdim.
Karşıdan gelen polisleri görünce bir anda ayağa kalktım.
“Hassiktir.”
Arden bana baktı.
“Yakalandın.”
Polisler yanımıza geldiklerinde içlerinden biri beni tanıyıp başını iki yana salladı.
“Kızım, neredesin sen? İki gündür seni arıyoruz. Vallahi bıktık artık. Niye kaçıp kaçıp duruyorsun? Kötü mü davranıyorlar orada sana?”
Arden ise gayet rahat bir şekilde dürümünden bir ısırık alıp bizi izliyordu.
“Yok, Kemal amca. Davranmıyorlar.”
“Ee, niye kaçıyorsun o zaman?”
Arden bir anda araya girdi.
“Benle buluşmak için.”
Kemal amca şaşkınlıkla ona döndü.
“Sen kimsin yavrum?”
Ben de şaşkınca Arden'e baktım.
Yakamı kurtarmaya mı çalışıyordu?
“Sevgilisiyim, amca.”
Çüş.
Kemal amca önce bana, sonra Arden'e baktı.
Benim ağzım açık kalmıştı.
Arden ise sanki dünyanın en normal şeyini söylemiş gibi dürümünden bir ısırık daha aldı.
“Tamam, biz sizi uğraştırmayalım. Ben onu bırakırım yurda.”
“Ee... Peki o zaman. Doğruca yurda.”
“Tamam. Kulağını çekerim onun ben sizin yerinize.”
Pardon?
Polisler uzaklaşınca Arden'le birlikte arabaya doğru yürüdük.
Arabaya bindiğimde ona dönüp şüpheyle baktım.
“Beni bırakmıyorsun değil mi yurda?”
“Kızım, sen hiç akıllanmıyor musun? Gidiyoruz.”
“Offf... Offf...”
***
Yurda geldiğimizde doğrudan müdürün odasına çıkmıştık.
Müdür beni karşısına almış, dakikalardır azarlıyordu.
Arden ise odanın diğer tarafında oturmuş, keyifle bizi izliyordu.
“Vallahi bıktım senden ya! Bu ne, kaçıp kaçıp nereye gidiyorsun? ‘Kardeşim’ dedin, tamam dedik. ‘Motor alacağım’ dedin, ona da tamam dedik. Sen daha ne istiyorsun? O motor için bize bir teşekkür bile etmedin.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Motoru ben kendi paramla aldım. Size niye teşekkür edecekmişim?”
“Bak dilde pabuç gibi! Sana parayı biz vermiyor muyuz?”
Arden'e baktım.
Gülmemek için yanaklarını ısırıyordu.
“Para senin cebinden mi çıkıyor? Devletten geliyor.”
Arden'in omuzlarının titrediğini görünce ben de gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
Müdür masaya elini vurdu.
“Saygısız! Çık, gözüm görmesin seni!”
Kapıya doğru yürürken kendi kendime mırıldandım.
“Gözün görmesin diye kaçıyoruz ya...”
Müdür duymamıştı.
Ama Arden duymuştu.
Odadan çıktığımızda kapının önünde beni bekleyen Alina'yı gördüm. Kollarını bağlamış, bana bakıyordu.
“Eee? Bu sefer ne yaptın gidip?”
Cevap verecektim ki gözleri Arden'e kaydı.
Gözlerini kocaman açtı.
“Çüş! Sevgilimi yaptın?”
“Ne sevgilisi be? Bu piç benim motorumu bozdu.”
Arden gözlerini devirdi.
“Ama yeni almıştın.”
“Yapacak bir şey yok.”
Arden araya girdi.
“Bizim arkadaşlar halledecek dedim ya. Ne uzattın?”
Gözlerimi devirdim.
“Tamam.”
Birkaç dakika sonra Arden yurttan ayrıldı.
Akşama doğru bahçeye çıktığımda bozuk motorumu tamir ettirmiş şekilde yerinde gördüm.
Motoruma baktım.
Sonra kısa bir süre düşündüm.
Umarım...
Bir daha o piçle karşılaşmazdım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.