3. bölüm / 7
Limit DışıBir ev kadar uzak
Bölümler 7Şu an: Bir ev kadar uzak
“İnsan en çok, kendisini sevmesini beklediği kişiden kırılır.”
Elfida
“Alo, Elfida?”
“Ne?”
“O yanındakiler kim?”
“Tanımıyorum.”
“Tanımadığın insanlarla neden yarışıyorsun?”
“Ne bileyim? Öyle yarıştık işte.”
“Offf... Neyse, müdür seni sorup duruyor. Gelmeyecek misin?”
“Hayır canım, gelmeyeceğim o lanet yetimhaneye.”
“Yurt burası.”
“Ne fark eder? ikisinede Yetimleri koymuyorlar mı?”
“Annenin seni buraya bırakması yetim olduğun anlamına gelmiyor. Hem kadıncağız her gün seni görmeye geliyor. Ne var, bir kerecik yanına gitsen?”
“Alo? Sesin gelmiyor.”
“Elfida?”
“Sesin gelmiyor, yoldayım. Çekmiyor.”
“Elfida, duyuyor musun?”
“Hayır, duymuyorum. Hadi bay.”
Telefonu yüzüne kapatıp yola devam ettim.
Gerçi nereye gideceğimi ben de bilmiyordum.
Aklıma gelen ilk isimle telefondan birini aradım.
“Alo?”
“Alo... Elfida? Kızım, sen misin?”
“Ben senin kızın değilim.”
“Kızım, yapma böyle lütfen.”
“İncila evde mi?”
“Kızım, lütfen...”
“Beş dakikaya kapıya çıksın. Oradayım.”
Telefonu kapattım.
Bu kadın bir kere bile bana annelik yapmadan nasıl oluyordu da hâlâ bana kızım diyebiliyordu?
Babam öldükten sonra, ben daha on dört yaşındayken evlendiği adam beni istemediği için beni yurda vermişti. Neredeyse her gün beni ziyarete geliyordu ama umurumda değildi.
Madem beni istemiyordu, o zaman hiç görmesin beni.
Annem denen kadının evine gelip bahçede beklemeye başladım.
İki katlı, müstakil bir evdi. Bir aile için oldukça münasipti.
Ne yazık ki ben bu evde hiç yaşayamadım.
Kapı açıldığında bana doğru koşan sarışın küçük çocuğu görünce hemen eğilip kollarımı açtım.
“ABLAAA!”
İncila yanıma koşup bana sıkıca sarıldı.
Onu kollarımın arasına alıp havaya kaldırdım ve etrafımda döndürdüm.
“İncila, özledin mi beni?”
“Özlemez olur muyummm!”
Arkamdaki motora gözü takıldığında ağzını kocaman açıp yerinde zıplamaya başladı.
“ABLLAAA! ALMIŞŞŞSIN!”
“Evet, aldım. İlk turumu da kardeşimle yapayım diye seni almaya geldim.”
“Yaşasııın!”
Evin kapısından dışarı çıkan annemi görünce İncila'nın elini tuttum.
“Hadi gidelim, İncila.”
“Elfida, nolur bir yüzünü göreyim.”
Onun yanında bağırmak istemediğim için duymazdan geldim.
İncila'yı iki kolunun arasından tutup motora bindirdim. Ardından ben de arkasına geçtim.
Gaza basıp oradan uzaklaştık.
“Abla, çok güzel! Aynı uçmak gibii!”
“Değil mi? Sanki bir kuşuz.”
Bir süre sonra küçük bir oyun parkının önünde durdum.
İncila koşup parkta oynamaya giderken ben de yandaki dondurmacıdan ona dondurma aldım.
Yanındaki banka oturduk.
O dondurmasını yerken ben de onun sapsarı saçlarına ve biri mavi, diğeri yeşil olan gözlerine bakıyordum.
İncila heterokromiydi.
Gözlerinin renkleri birbirinden farklıydı.
Ama yine de dünyanın en güzel kız çocuğuydu benim için.
“Kendine neden dondurma almadın?”
“Ben yemek istemedim.”
Ona nasıl anlatırdım?
Onun için bile dondurma parasını zor bulduğumu...
“Abla?”
“Hı?”
“Annem senin de mi annen?”
Bu soruya nasıl cevap vereceğimi bilemedim.
“Evet.”
“Peki sen neden bizimle yaşamıyorsun?”
çünkü annen beni istemedi bebeğim
“Çünkü... benim yurtta bir sürü arkadaşım var. Orada kalmak istiyorum.”
“Hmmm... Peki babam senin baban mı?”
“Hayır.”
“Nasıl yani?”
Çocuk aklıyla bunu anlamaya çalışıyordu.
“Benim babam öldü. Ama ondan sonra senin için yeni bir baba geldi. Sonra da benim çok güzel bir kardeşim oldu.”
Ona ancak bu kadar açıklayabilmiştim.
“Anladım.”
Yaklaşık bir saat boyunca onunla ilgilendim.
Sonra tekrar motora binip onu evine götürdüm.
Gönül isterdi ki geceyi beraber geçirelim.
Ama benim bile kalacak bir yerim yoktu.
Onu eve bıraktığımda içeri girmesini bekledim.
Tam arkamı dönüp gidecektim ki annemin yanıma yaklaştığını gördüm.
“Eğer gidersen sana sütümü helal etmem.”
Haram zıkkım etmediği bir o kalmıştı.
“Ne istiyorsun?”
“Gene yurttan mı kaçtın?”
“Evet, gene YETİMHANEDEN kaçtım.”
Kelimeyi özellikle bastırarak söylemiştim.
“Sen yetim değilsin.”
“Ciddi olamazsın.”
“Şimdi nerede kalacaksın?”
“Ya sen beni umursuyormuş gibi iyi anne rollerini falan bıraksana şunları artık. İkimiz de biliyoruz neyin ne olduğunu.”
“Seni gerçekten umursuyorum, Elfida.”
“Yapma ya.”
Acı bir kahkaha attım.
“Ben on dört yaşında yetimhane köşelerindeyken umursuyor muydun peki?”
Annem sustu.
“Bunları halledebiliriz.”
“Peki. Tamam, halledelim.”
Gözlerinin içine baktım.
“Hadi anne olduğunu kanıtla ve beni yurttan al”
Cevap vermedi.
Alamazdı.
Kocası izin vermezdi.
Cevap vermemesine göre yanlış da düşünmüyordum.
Başımı sallayıp gülümsedim.
“Gördün mü? Halledemezmişiz.”
Motoruma doğru yürüdüm.
“Hadi sen ve mutlu ailenle görüşmek üzere.”
Motora bindim.
Arkamı bile dönmeden gaza yüklendim.
Gözlerimden akan her damla yaşla birlikte daha fazla bastım gaza.
Her an bir kaza yapabilirdim.
Ama umurumda değildi.
Annem geldiğinde bastım gaza.
Yurt geldiğinde bastım gaza.
Annemin aşağılık kocası aklıma geldikçe daha fazla bastım.
Ta ki...
Bir anda önüme çıkan virajda ani fren yapmak zorunda kalana kadar.
Motorun lastikleri asfaltta sertçe kaydı.
Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.
Ellerim titriyordu.
Gözlerimi kapattım.
Ve aklıma biri geldi.
Babam.
Bana gerçekten aile olan adam.
Beni gerçekten seven tek insan.
Onu düşünüp kendi canımı acıtamazdım.
Bunu hak etmiyordu.
O üzgün anıları değil...
Mutlu, güzel anıları hak ediyordu.
Motoru yolun kenarına çekip parka geri döndüm.
Banklardan birine oturdum.
Gece boyunca orada kaldım.
Soğuk hava tenimi keserken başımı geriye yasladım.
Bu kez tek damla gözyaşı dökmedim.
Çünkü aklımda babam vardı.
Ve ben...
Onun kızına yakışır şekilde güçlü kalmalıydım.
Bölüm etkileşimi
