Limit Dışı kitap kapağı

5. bölüm / 7

Limit Dışı

Kaçışın sonu

Vaveyla Yazarı: Zelal.var.problem.yok .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Kaçışın sonu

“Bazı insanlar hayatımıza bir sebeple girer.”

İncila’yı görmeyeli tam iki ay olmuştu. Ceza aldığım için artık hafta sonları bile dışarı çıkamıyordum. Onu daha fazla görmeden duramayacağımı biliyordum.
Gece yarısı herkes uyuduğunda yatağımdan kalkıp sessizce hazırlanmaya başladım. Herhalde fazla ses çıkarmış olmalıyım ki Alina’nın uykulu sesini duydum.
“Elfida? Nereye?”
“Gidiyorum.”
Yataktan çıkıp karşıma geçti.
Bu sefer beni durduramazdı.
İncila’yı görmem gerekiyordu ve o da bunu biliyordu.
“Ben de geliyorum.”
“Olmaz.”
“Geleceğim.”
Ellerini avuçlarımın arasına alıp onu karşıma çektim.
“En kısa zamanda tekrar geleceğim.”
“Peki.”
Kapıya doğru yürümeye başladığımda tekrar seslendi.
“En azından seni geçireyim.”
Başımı olumlu anlamda salladım.
Elimizden geldiğince sessiz bir şekilde bahçeye çıkıp dış kapıya yöneldik. Düşündüğüm gibi güvenlikler uyuyordu.
Demir kapıya bağlı motorumu çözüp dışarı doğru sürüklemek üzereydim ki arkamdan bir ses geldi.
“Elfida, nereye?”
Güvenliğe dönüp tebessüm ettim.
“Bahçede turlayacağım.”
Tek kaşını kaldırıp bana baktı.
“Yemezler. Hadi içeri.”
Motoru olduğum yere bırakıp geri yürüdüm.
Alina saklandığı yerden çıkıp yanıma geldi.
“Görünüşe göre bu gece motorumu yanıma alamayacağım.”
Arka bahçeye doğru yürümeye başladık.
Bahçenin duvarının üzerindeki dikenli tellerin bir kısmı, bir kişinin geçebileceği kadar kesilmişti. Aslında o kısmı on beş yaşındayken bahçede bulduğum büyük bir bahçe makasıyla ben kesmiştim.
Alina duvarın yanında diz çöktü ve ellerini basamak gibi kullanmam için birleştirdi.
Ayağımı ellerine bastığımda kollarını havaya kaldırdı ve duvarın üzerine sıçradım.
Duvarın üzerinde oturur vaziyette birkaç saniye durdum.
Karşı tarafın yurdun olduğu taraftan daha yüksek olduğunu fark edince istemsizce yutkundum.
Önce Alina’ya, sonra önüme baktım.
Ve aşağı atladım.
Yere düştüğüm anda dizlerimdeki acıyla inledim.
Sesimi duyan Alina hemen seslendi.
“İyi misin?”
Eşofmanımı yukarı çekip dizlerime baktım.
Kanıyordu.
“İyiyim. görüşürüz kardeşim."

Karşıdan ses gelmeyince ayağa kalkıp yürümeye başladım.

***

Her zaman geldiğim deniz kenarına ulaştığımda etrafta kimse yoktu.
Kumsalda denize doğru yürürken kumların üzerinde oturan birini gördüm. Biraz daha yaklaşınca o kişinin Arden olduğunu fark ettim.
Burada ne işi vardı?
Yanına gidip karşısında dikildim.
Ama gözleri kapalı olduğu için beni fark etmedi.
Dikkatini çekmek için hafifçe öksürdüm.
Telaşla gözlerini açtı.
Beni görünce yüzündeki şaşkınlığı saklayamadı.
“Kıvırcık?”
“Adım Elfida.”
“Ama kıvırcık daha eğlenceli.”
Gözlerinin içinin kırmızı olduğunu fark ettim.
Yanaklarında kurumuş gözyaşı izleri vardı.
Ağlamış mıydı?
Yanına oturup ellerimi yere bastırdım ve hafifçe geriye yaslandım.
“Neyin var?”
“Mevzu derin.”
Aklıma gelen şarkı sözüne atıfta bulunarak düşünmeden söyledim.
“Konu gözlerin.”
“Ne?”
“Hiç.”
Ardından sırtımı kumlara koyup uzandım. Gözlerimi yıldızlara diktim.
“Gene yurttan mı kaçtın?”
“Hı hı.”
“Sebep?”
“Kardeşimi görmem gerek.”
Yanıma uzandı ve kafasını bana çevirdi.
“Kardeşin çok şanslı.”
“Sebep?”
“Onun için herkesi karşısına alan bir ablası var.”
Kafamı ona çevirip gülümsedim.
“Senin de kardeşin var mı?”
“Hayır. Ama olsaydı onu her şeyden daha çok severdim.”
Gözlerinin içine baktım.
“Seveceğine eminim.”
Hiçbir şey söylemeden kumların üzerinde uzanmaya devam ettik.
Bir süre birbirimizi izledik.
Gözlerinde...
Bana huzur veren bir şey vardı.
Bir sürü kızın onun peşinden koştuğuna emindim. Muhtemelen çok güzel bir sevgilisi vardı.
Tekrar söze girdi.
“Sanırım ikimizin de bu gece kalacak bir yere ihtiyacı var. Umaylarda kalacağım. Benimle gelmek ister misin?”
“Geçen günkü kız mı?”
“Evet.”
Biraz düşündüm.
“Sevgilin mi?”
“Hayır!? Bora’nın ikizi. Beraber kalıyorlar.”
“Hmmm.”
“Gelecek misin?”
“Onlarda kalmam doğru olmaz.”
“Hadi amaa, gel. Hiçbir şey olmaz. Hem Umay senden çok bahsediyor, seni çok sevmiş.”
Biraz daha düşündüm.
Aslında gidebilirdim.
“Peki.”
“Biliyor musun, bu gece bir parti var. Araba yarışı yapılacak. Gitmek ister misin?”
Üzerimdeki kıyafetleri gösterdim.
“Bunlarla mı?”
“Umay sana bir şeyler ayarlar.”
Ayağa kalktı ve kalkmam için elini uzattı.
“Hadi.”
Elini tuttuğumda beni kendine çekerek kaldırdı.
İstemeden ona çok yaklaşmıştım.
Göğsüne çarptığımda düşmemem için belimi tuttu.
Yüzlerimiz haddinden fazla yakındı.
Birkaç saniye öylece birbirimize baktık.
“Gözlerinin mavi olduğunu yeni fark ettim. Çok güzeller.”
Rahatsız olduğumu hissedince hızla ondan ayrılıp arabaya doğru ilerledim.
O birkaç saniye yerinde öylece kaldı, sonra arkamdan yürümeye başladı.
Dizimdeki yara yüzünden yürürken acıyla inledim. Bir anda dengemi kaybedip düşecekken Arden belimden tuttu.
Önce yüzüme, sonra dizlerime baktı.
“Dizine ne oldu?”
“Yurttan çıkınca oldu.”
“Kendine dikkat etmiyorsun.”
Beni bir anda kaldırıp kucağına aldı.
“Yürüyebilirdim.”
“Aynen.”
Ellerimi nereye koyacağımı bilemediğim için kucağımda birleştirdim.

***

Lüks bir evin önünde durduğumuzda hayranlığımı gizleyemedim.
Kapıyı açıp dışarı çıkacaktım ki Arden önüme geçti.
“Yürüyemezsin.”
“Yürüyebilirim.”
“Nasıl acaba?”
“Bak.”
Elimin tersiyle onu hafifçe itip yürümeye çalıştım.
Dizimin acısıyla istemsizce inledim.
Arden yanıma gelip beni bir anda kaldırdığı gibi sırtına attı.
“Arden! İndir beni, yürüyebilirim!”
“Kes sesini kıvırcık.”
“Bıraksana!”
Arden kapıya gidip zile bastı.
Ben ise sırtına yumruklar atıp beni indirmesini söylüyordum ama dinlemiyordu.
Kapı açıldığında bir kadın bize şaşkınlıkla baktı.
“H-hoş geldiniz Arden Bey.”
Arden başını sallayıp içeri girdi.
“Bora!”
İçeriden ses geldi.
“Buradayız!”
Bir odaya girdiğimizde Umay ile Bora’nın şaşkın bakışlarıyla karşılaştım.
Arden’a tekrar bağırdım.
“Bıraksana beni piç kurusu!”
Arden ayıplar gibi dilini şaklattı.
“Hiç yakışıyor mu ağzına, kıvırcık?”
Beni yere indirdiği anda karnına sert bir yumruk attım.
Arden acıyla iki büklüm oldu.
“Eline de ağırmış, kıvırcık.”
Umay bana dönüp gülümsedi.
“Hoş geldin.”
Ben de tebessüm ettim.
Arden söze girdi.
“Bu kız yanıma gelip kalacak bir yeri olmadığını söyledi. Benimle kalmak için yalvarınca ben de buraya getirdim.”
Gözlerimi kocaman açıp ona baktım.
Açık kalan ağzımı tek elimle kapattım.
“Gerçekten inanılmazsın.”
“Öyle söylerler, güzelim.”
Umay ellerini birbirine vurdu.
“O zamannn... Bu geceyi kız gecesi ilan ediyorum!”
Arden kaşlarını kaldırdı.
“Biz?”
Umay bana göz kırpıp ona döndü.
“Sen olmasan da olur.”
Arden gözlerini devirdi.
“Bu geceki yarışa gideceğiz. Hazırlanın.”
Bora hemen araya girdi.
“Baban duyarsa eğer...”
Arden sözünü kesti.
“Hiçbir şey yapamaz. Hadi.”
Umay kolumdan tutup beni üst kata çıkardı.
“Hadi, sana giyecek bir şey vereyim.”
***

Umay’dan aldığım siyah deri ceketi üzerime geçirip altına bordo tonlarında, vücudumu saran straplez bir büstiyer giydim. Belime geniş tokalı siyah bir kemer taktım. Altına siyah deri detaylı, bordo katmanlı kısa bir etek tercih edip kombinimi dizlerime kadar uzanan, kalın tabanlı siyah bağcıklı botlarla tamamladım.
Boynuma birkaç kat gümüş renkli kolye takıp görünümüne birkaç küçük detay daha ekledim.
Saçlarımı tepeden dağınık bir topuz yaptım. Yüzümün iki yanına birkaç kıvırcık tutam bıraktım.
Hafif ışıltılı makyajımda gözlerimi belirginleştirip kirpiklerimi öne çıkardım. Dudaklarıma ise doğal tonlarda bir parlatıcı sürdüm.
Aynadaki yansımama son kez baktığımda hem asi hem de dikkat çekici bir görünüm ortaya çıkmıştı.
“Bu gece herkesin gözü sende olacak.”
Karşımdaki kumral kıza baktım.
Üzerine boyundan bağlamalı, kahverengi ve siyah tonlarında leopar desenli bir üst giymişti. Altına koyu gri, pileli ve kısa bir etek tercih etmişti. Bacaklarını ortaya çıkaran kombini, dizlerinin hemen altına kadar uzanan koyu kahverengi, buruşuk görünümlü ve sivri burunlu çizmelerle tamamlamıştı.
Küçük halka küpeleri ve bileklerindeki zarif takıları görünümüne ayrı bir hava katıyordu.
Saçlarını açık bırakmış, kahverengi saçları omuzlarından aşağı doğal bir şekilde dökülmüştü.
Dudaklarındaki hafif parlaklık ve belirgin göz makyajıyla geceye fazlasıyla hazır görünüyordu.
“Sende fena değilsin. Gözlerimi alıyorsun.”
Tam o sırada Bora’nın sesi duyuldu.
“Kızlar hadi!”
Umay kolumdan tuttu.
“Yürü, yoksa çatlayacaklar.”
Merdivenlerden aşağı inerken Arden’ın gözlerinin üzerimde oyalanığını fark ettim.
“Çok güzel olmuşsun.”
Bora onu omzuyla dürttü.
“O-olmuşsunuz... Çok güzel olmuşsunuz.”
Aşağı inip omzuna çarparak dışarı çıktım.
“Sen de oduna benzemişsin.”
Arkamdan küfür ettiğine emindim.
Arden’ın arabasına bindim. Umay ve Bora başka bir arabayla gelecekti.
Yola çıktığımızda Arden’ın açtığı şarkıyla adeta donup kaldım.
Bu, sahilde ona söylediğim şarkıydı.
Anlamadı sanmıştım.
Ama anlamıştı.
Yüzümün kızardığını fark edince bana bakarak şarkının sözlerini dalga geçercesine tekrar etmeye başladı.
“Sakın sorma Çat kapı uğra
Yolun kalbime düştüğü anda Dur,
orada kal Sen unut zaman mekân kimin umurunda?"
Bana bakıp sırıtıyordu.
Bu yaptığı o kadar komikti ki kahkaha attım ve şarkının devamını ben getirdim.
"Mevzu derin konu gözlerin
Harelerine hapsettin
Sözlerin yakar durur beni Duyamadım birileri buna aşk mı dedi?"
Arden hemen devam etti.
“Günüm gecem dünüm sen oldun yâr..."
Şarkıyı söylerken yaptığı hareketler o kadar komikti ki ikimiz de kahkahaya boğulduk.
Ama şarkının sonlarına doğru söylediği sözlerden biri aklıma takıldı.
“Çok güzelsin sevgilim.”
Bunu bana söylediğini düşündüren neydi?
Şarkı bitince ikimiz de hâlâ gülüyorduk.
Bir süre sonra etrafın kalabalıklaştığını görünce geldiğimizi fark ettim.
Arabadan indim.
Arden ise arabayı başka bir yere götürdü.
Umay yanıma gelince kalabalığa doğru yürüdük.
Son ses çalan müzik kulağımı çınlatıyordu.
Umay bileğimden tutunca dans eden insanların arasına doğru koştu.
Ben de ortama uyum sağlayıp herkes gibi delice dans etmeye başladım.
Bir süre sonra arkamdan omzuma dokunan bir elle irkildim.
Arkamı döndüğümde yakışıklı bir çocuk bana bakıyordu.
“Burada yeni olmalısın. Seni ilk kez görüyorum.”
“Evet, yeniyim.”
“O zaman sana hoş geldin demek için bir içki getireyim.”
“Alkol kullanmıyorum.”
“Meyve suyu?”
“Olur.”
Kalabalığın arasından çıkıp çocuğu beklemeye başladım.
Birkaç dakika sonra elinde bir bardakla geri geldi.
“Al bakalım. İhtiyacın olursa buralardayım.”
“Teşekkürler.”
Çocuk uzaklaşınca meyve suyundan bir yudum alacaktım ki bir el elimdeki bardağı itti.
Karşıma baktığımda Arden’ı gördüm.
“Ne oluyor?”
“Onu sana kim verdi?”
Arkamı dönüp bize bakan ve sırıtan çocuğu gösterdim.
“O.”
Arden’ın yüzü bir anda ciddileşti.
“O piç kızların içeceklerine uyuşturucu atıyor!”
“Ne!?”
Ne yaşadığımı şaşırdım.
Arden işaret ederek boş arazide duran arabasını gösterdi.
“İstersen biraz arabada otur.”
“Olur.”
Arabaya doğru yürüyüp kalabalıktan uzaklaştım.
Arabaya bindiğimde elimdeki mendille eteğime dökülen meyve suyu lekesini silmeye çalışıyordum.
“Oruspu çocuğu! O meyve suyunu götüne sokacağım!”
Üstelik leke de geçmiyordu.
Camdan dışarı bakarken bir arabanın yanıma yaklaştığını gördüm.
Arabadaki çocuk bana bakıp seslendi.
“Demek bu gece sen yarışacaksın.”
“H-hayır, ben yarışmayacağım.”
“Ama şu anda pistte duruyorsun.”
“Arden yarışacak. Gelir şimdi.”
Çocuk kaşlarını çatıp bana baktı.
“Madem Arden yarışacak, neden sürücü koltuğundasın?”
Sürücü koltuğunda olduğumu o an fark ettim.
Telaşla direksiyona baktım.
Oysa bir daha bu koltuğa oturmayacağıma yemin etmiştim.
“Eğer yarışmazsan Arden kaybeder. Son iki dakika kaldı.”
“B-ben yarışamam.”
“O zaman Arden kaybeder. Arabasının üzerine bahse girdi.”
Boğazım düğümlendi.
Ne yapacağımı bilmiyordum.
Ama yarışmazsam...
Arden kaybedecekti.
Tam o sırada pistin ortasına bir kız geldi.
Yarışı başlatacaktı.
Elindeki bayrağı havaya kaldırıp önce yanımdaki çocuğa baktı.
Çocuk hazır olduğunu belirtti.
Kız bu kez bana döndü.
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
Sonra ellerimi direksiyona koydum.
“Yarışacağım.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.