2. bölüm / 7
Limit DışıİLK YENİLGİ
Bölümler 7Şu an: İLK YENİLGİ
"insan yenilene kadar kendini yenilmez sanır"
Ortamda yükselen müziğin sesi kulaklarımı çınlatacak kadar yüksekti. Herkes delicesine dans ediyor, bağırıyor, kahkahalar atıyordu. Partinin kurulduğu alana doğru yürürken elimdeki boş viski şişesi, ne kadar sarhoş olduğumun en büyük kanıtıydı. Dışarıdakilerin gözlerini üzerime diktiğini ve arkamdan konuştuklarını duymiak hiç de zor değildi.
“Arden geldiyse bu gece ortalık alev alacak.”
“O Arden mi? Bu geceki yarışın galibi belli oldu.”
“Arden mi gelmiş? Yarışa katılacak mı?”
Kocaman bir sokağa yayılmış, izinsiz yapılan açık hava partisi şehrin oldukça dışındaydı. Polislerden uzak durmak için seçilmiş bu yer, gecenin karanlığında yüzlerce insanın çılgınca eğlendiği devasa bir alana dönüşmüştü.
İçeri adımımı attığım anda bakışlar üzerimde toplandı.
Umursamadım.
Bar tezgâhına doğru yürüyüp elimdeki boş şişeyi tezgâha bıraktım.
“yenisini ver"
Barmen yeni şişeyi hazırlarken bana doğru telaşlı adımlarla gelen Bora'yı gördüm. Açık gömleğinin düğmelerini aceleyle kapatıyordu.
Bu piç yine rahat durmamıştı.
Belli ki benim buraya geleceğimi bilmediğinden yarışa katılacağımı hesaba katmamıştı.
“Arden?”
“Hı?”
“Hani gelmeyecektin, puşt?”
“Gördüğün üzere gelmişim.”
Bora birkaç saniye yüzüme baktı. Ardından kaşlarını çatıp etrafına göz attı.
“Tamam... Yarışa katılmayı düşünmüyorsun herhalde?”
“Düşünüyorum.”
“Hassiktir.”
Elini alnına koyup kendi etrafında dönmeye başladı.
Ben ise barmenin önüme bıraktığı viskiyi sakince yudumladım.
“Arden, bunu seninle konuşmuştuk. Bu gece katılamazsın.”
“Aynen.”
“Ya Ar—” Bir anda durdu ve yüzüme dikkatlice baktı. “Sen sarhoş musun?”
“Yooo.”
Bora gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
“Boku yedik.”
Şişeyi elimde çevirip arkamı döndüm.
“Ben gidiyorum.”
“Arden, bekle!”
Bora'nın sesini arkamda bırakıp yarış pistine doğru yürümeye başladım.
Kalabalığın arasından geçerken insanların heyecanlı sesleri yükseliyordu. Motor sesleri müziği bastırmaya başlamıştı. Egzozlardan çıkan duman gecenin serin havasına karışıyor, asfaltın üzerinde neon ışıklar dans ediyordu.
Yarış alanına geldiğimde gözlerim doğrudan kırmızı Porsche'mi buldu.
İşte benim bebeğim.
Bu gece ortalığı yakacaktı.
Arabanın kapısını açıp sürücü koltuğuna geçtim. Motoru çalıştırdığım anda aracın kükremesi etraftaki konuşmaları susturacak kadar güçlüydü.
Direksiyonu kavradım.
Alkol damarlarımda dolaşıyor olabilirdi.
Ama adrenalin çok daha güçlüydü.
Rakibimi beklemeye başladım.
Kalabalık çoktan pistin iki tarafına çekilmişti. İnsanlar telefonlarını havaya kaldırmış, bazıları arabaların üzerine çıkmıştı.
Arkamdan gelen motor sesiyle başımı çevirdim.
Mavi bir Panamera.
Dudaklarımda küçük bir sırıtış oluştu.
“Sonunda.”
Bora koşarak yanıma geldi ve sürücü tarafındaki cama eğildi.
“Tamam, en azından kaybetmeye çalış bu gece. Kazanırsan kesin babanın kulağına gider, Arden.”
Camı biraz indirdim.
“Sen benim ne zaman kaybettiğimi gördün, orospu çocuğu?”
Bora gözlerini devirdi.
“Bir gün beni mezara sokacaksın.”
“Merak etme. Cenazende de eğlenirim.”
“Şerefsiz.”
Camı tekrar kapattım.
Bora pistten uzaklaşırken gözlerimi önümdeki araca diktim.
Mavi Panamera'nın içindeki sürücüyü seçemiyordum. Ama kim olduğu umurumda değildi.
Çünkü bu gece karşıma kim çıkarsa çıksın...
Kaybetmeyecektim.
Yarışı başlatacak kız pistin ortasına geçti. Elindeki bayrağı iki arabanın arasına kaldırdı.
Önce yanımdaki Panamera'ya baktı.
Sonra bana döndü.
Kaşlarını hafifçe kaldırarak hazır olup olmadığımı sordu.
Dudaklarımın kenarı yukarı kıvrıldı.
Ona çapkınca göz kırptım.
Kız istemsizce gülümsedi.
Ardından bayrağı havaya kaldırdı.
Bir saniye.
İki saniye.
Üç...
Bayrak aşağı indi.
“BAŞLA!”
Ayağımı gaza kökledim.
Porsche bir anda ileri fırladı.
Motorun kükremesi gecenin içine yayıldı.
Mavi Panamera da hemen yanımdaydı.
İlk viraja yaklaşırken hız göstergesine göz attım.
180.
Daha yeni başlamıştık.
Panamera önümden sıyrılmaya çalıştı.
Direksiyonu hafifçe kırıp arabanın yanına girdim.
İki araç neredeyse birbirine değecek kadar yakındı.
Kalabalığın çığlıklarını duyabiliyordum.
“ARDEEEEN!”
“BAS ARDEN!”
“PANAMERA GEÇİYOR!”
Dudaklarımda sırıtış oluştu.
“Daha bitmedi.”
Viraja birkaç metre kalmıştı.
Panamera fren yaptı.
Ben yapmadım.
Direksiyonu sertçe kırdım.
Porsche viraja girerken lastiklerden keskin bir ses yükseldi. Aracın arkasını hafifçe savurdum ama kontrolü bırakmadım.
Virajı yanlayarak döndüm.
Kalabalığın çığlıkları daha da yükseldi.
Panamera geride kalmıştı.
Düzlüğe çıktığım anda tekrar gaza bastım.
220.
240.
Rüzgâr aracın üzerinden akıp giderken gözlerimi yoldan ayırmadım.
Son düzlük.
Panamera yeniden yaklaşıyordu.
Aynadan baktığımda farlarını üzerimde gördüm.
“Cidden mi?”
Motorun sesini daha da yükselttim.
Gaz pedalına sonuna kadar bastım.
Porsche öne atıldı.
Panamera yanımdaydı.
Son birkaç yüz metre...
İki araba yan yana ilerliyordu.
Bitiş çizgisi görünmüştü.
Kalabalığın sesi artık tek bir uğultuya dönüşmüştü.
Direksiyonu sıkıca kavradım.
“Şimdi.”
Son anda vitesi değiştirdim.
Motor bir kez daha kükredi.
Porsche ileri fırladı.
Bitiş çizgisini ilk geçen bendim.
Bir saniye sonra Panamera arkamdan geldi.
Frene bastım.
Araba birkaç metre sonra durdu.
Etrafımızı bir anda insanlar sardı.
Bağırışlar, ıslıklar, küfürler...
Hepsi birbirine karışmıştı.
Kapıyı açıp arabadan indim.
Kalabalığın arasından Bora'nın bana doğru koştuğunu gördüm.
“LAN SEN DELİSİN!”
Gülümsedim.
Elimdeki viski şişesini havaya kaldırdım.
“Ben sana söylemiştim.”
Bora başını iki yana salladı.
“Baban bunu duyarsa—”
"duymayacak"
İnsanların tebrikleri ve bağırışları arasından sıyrılıp bar tezgâhına gittim. Bir şişe daha içki alıp arabama doğru yürüdüm. Burada işim bitmişti.
Arabanın sürücü koltuğuna geçtiğimde Bora çoktan yan koltuğa kurulmuştu.
“Sen ne ara geldin?”
“Senin peşinden koşmaktan yoruldum.”
Gözlerimi devirip arabayı çalıştırdım. Motorun sesi geceyi doldururken parti alanından uzaklaştım.
Boş düzlükte ilerliyorduk. Şehirden uzaklaştıkça etraf daha da sessizleşiyordu. Karşımızdan ya da arkamızdan parti alanına giden birkaç araba dışında yolda neredeyse hiç araç yoktu.
Bora cebinden bir tomar para çıkarıp havaya kaldırdı.
“En azından bu gece beni zengin ettin.”
Göz ucuyla paralara baktım.
“Adıma bahis mi yaptın, piç?”
“Evet. Bu yarışın bana da kazanç sağlaması lazım.”
“Şerefsiz.”
Bora sırıtarak paraları cebine geri koydu.
Porsche'nin camından dışarı bakarken yanımda beliren bir hareket dikkatimi çekti.
Bir motorcu.
Bizimle aynı yönde ilerliyordu.
Bu taraflarda pek motorcu olmazdı.
Kaşlarımı çattım.
Motorcunun üzerinde tamamen siyah kıyafetler vardı. Yüzünü kaskı gizliyordu. Kim olduğunu göremiyordum.
Tam yanımdan geçerken başını bana doğru çevirdi.
Bir saniye göz göze geldik.
Ardından motorundan sert bir ara gaz verdi.
Motorun sesi gecenin sessizliğini yırttı.
Dudaklarımda yavaşça bir gülümseme oluştu.
“Ooooo...”
Direksiyonu biraz daha sıkı kavradım.
“Bu gece çifte yarış yapacağım.”
Bora'nın sesi anında yükseldi.
“Hayır.”
Ona döndüm.
“Ne?”
“Ben bu arabadayken yarışmayı düşünmüyorsun değil mi!?”
“İnsanların teklifini geri çevirmek ayıp olur.”
“Arden, yalvarırım.”
“Kes.”
Bora yüzüme birkaç saniye baktı.
Belli ki kararımı değiştirmeyeceğimi anlamıştı.
Derin bir nefes alıp emniyet kemerini taktı.
“Bir gün senin yüzünden öleceğim.”
“Bugün değil.”
Gözlerimi tekrar yola çevirdim.
Motorcu birkaç metre önümdeydi.
Başımı ona doğru çevirip onaylarcasına salladım.
O da gazı biraz daha açtı.
Motorun sesi yükseldi.
Elimi camdan dışarı çıkarıp üç parmağımı gösterdim.
Motorcu başını hafifçe eğdi.
Üç.
Bir parmağımı indirdim.
İki.
Bir tane daha.
Bir.
Son parmağımı da indirdiğim anda ayağımı gaza bastım.
Porsche bir anda ileri fırladı.
Ama motorcu da aynı anda hareketlendi.
Ve...
Gözlerim şaşkınlıkla açıldı.
“Ne...?”
Motor önümden adeta fırlamıştı.
Daha ilk saniyelerde aramızda birkaç metre oluşmuştu.
“LAN!”
Bora koltuğa yapıştı.
“ARDEN, BU NE!?”
“Ben de onu anlamaya çalışıyorum!”
Gaz pedalına sonuna kadar bastım.
Motorun sesi yükseldi.
Hız göstergesi hızla tırmanıyordu.
180.
Motor hâlâ öndeydi.
200.
Aramızdaki mesafe kapanmak yerine açılıyordu.
“Şaka mı bu?”
Bora bana baktı.
“Ne oldu?”
“Herif uçuyor!”
Motorcu arkasına bile bakmıyordu.
Sanki Porsche'nin peşinde olduğunu umursamıyordu.
Bu daha da sinir bozucuydu.
Vitesi değiştirdim.
220.
Porsche öne atıldı.
Sonunda motorcuya yaklaşmaya başladım.
Tam yanına geldiğim anda motorcu başını bana çevirdi.
Kaskının karanlık vizörünün arkasından bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum.
Sonra...
Gazı kökledi.
Motor bir anda tekrar ileri fırladı.
“Yok artık!”
Bora koltuğa daha da gömüldü.
“Arden, bırak şu adamı!”
“Şimdi mi söylüyorsun?”
240.
Motor hâlâ önümdeydi.
Yol ileride ikiye ayrılıyordu.
Sol taraf uzun ve düz bir yoldu.
Sağ taraf ise dar, virajlı ve karanlıktı.
Motorcu hiç düşünmeden sağa kırdı.
“Salak.”
Ben de arkasından girdim.
İlk viraja geldiğimizde motorcunun ne kadar hızlı olduğunu gerçekten anladım.
Motor, viraja yaklaşırken hızını neredeyse hiç düşürmedi.
Gövdesini yana yatırdı.
Dizini asfalta neredeyse değdirecek kadar eğildi.
Ben direksiyonu kırdım.
Porsche'nin lastikleri çığlık attı.
Arabanın arkası savruldu.
Bora bağırdı.
“ARDEN!”
“Bağırma!”
“ÖLECEĞİZ!”
“Sus!”
boranın şehadet getiren sesini duydum
gerizekalı
Motor virajdan çoktan çıkmıştı.
Ben ise birkaç saniye kaybetmiştim.
Düzlüğe çıkar çıkmaz gaza tekrar bastım.
Motorcu uzakta küçük bir ışığa dönüşmüştü.
“Beni geçemezsin.”
Direksiyonu sıkıca kavradım.
“Geçemezsin.”
Hızımı artırdım.
250.
260.
Motorcuya yaklaşmaya başladım.
Bu sefer aramızdaki mesafe gerçekten kapanıyordu.
Sonunda arka tekerleğini gördüm.
Biraz daha...
Biraz daha...
Tam yanına yaklaşmıştım ki motorcu bir anda şerit değiştirdi.
Porsche'nin önüne kırmadan hemen önce diğer tarafa geçti.
Frene asılmak zorunda kaldım.
“Piç!”
Araba kısa bir süre savruldu.
Kontrolü tekrar toparladım.
Motorcu ise çoktan ilerlemişti.
Önümüzde son bir düzlük vardı.
Ve ardından bitiş noktası.
Gaz pedalına sonuna kadar bastım.
Motor sesi kulaklarımı doldurdu.
Motorcu da hızlanıyordu.
İki araç arasında uzun bir mesafe vardı.
Ama son düzlükte arayı kapatıyordum.
260.
270.
Motorcu hâlâ öndeydi.
“Yetişiyorum.”
Bora bana bakıp bağırdı.
“Arden, bitiş çizgisi!”
İleride birkaç araba farı ve yolun kenarında bekleyen insanlar görünmeye başlamıştı.
Motorcu da onları görmüş olmalıydı.
Son kez gaza yüklendi.
Motor adeta yerden koptu.
Ben de bastım.
Bitiş çizgisi birkaç metre ilerideydi.
Porsche'nin burnu motorun arka tekerleğine yetişti.
Yan yanaydık.
Son anda motorcu vücudunu öne eğdi.
Motor bir kez daha ileri atıldı.
Bitiş çizgisini...
O geçti.
Ben birkaç saniye sonra çizgiyi geçip sertçe fren yaptım.
Porsche durduğunda ellerim hâlâ direksiyondaydı.
Bora derin bir nefes verdi.
“Kaybettin.”
Ona dönüp baktım.
“Farkındayım.”
Motorcu yolun ilerisinde durdu.
Ardından yavaşça motorundan indi.
Kaskını çıkarmadı
uzun zamandır ilk defa kaybetmiştim
Kimdi bu herif?
Arabada şaşkın gözlerle motorcuya bakıyorduk. Birkaç saniye öylece kaldıktan sonra kapıyı açıp arabadan indim. Bora da peşimden indi.
Motorcu hâlâ birkaç metre ileride duruyordu.
Sinirle ona doğru yürümeye başladım.
“Hile yaptın! Beni geçmen imkânsız!”
Tam yanına yaklaşmıştım ki ellerini kaskına götürdü.
Kaskını çıkardığı anda savrulan kıvırcık, kumral renkli uzun saçları gözlerimi aldı.
Bir an olduğum yerde kaldım.
Bakışlarım yavaşça saçlarından yüzüne kaydı.
Yüzündeki küçük çiller...
Uzun kirpiklerinin arasından bana bakan masmavi boncuk gözler...
Küçük burnu ve dudaklarının kenarında oluşan hafif alaycı gülümseme...
Birkaç saniye hiçbir şey söyleyemedim.
Kız mıydı?
Bora'nın kahkahasıyla kendime geldim.
“Gerizekâlı! Kıza yenildin!”
Ona dönüp sadece,
“Kes.”
diyebildim.
Sonra tekrar kıza döndüm.
“Nasıl?”
Kaşlarından birini kaldırdı.
“Ne oldu? Kıza yenilmeyi kendine yediremedin mi?”
Ses tonu inceydi ama söyledikleri hiç de öyle değildi.
“ Hile yaptın.”
“Hayır, yapmadım.”
“Yaptın. Beni geçmen imkânsız.”
Kollarını göğsünde birleştirdi.
“Egoist.”
Gözlerimi devirdim.
“Adın ne?”
“Sanane?”
“Adam gibi soru soruyorum.”
“Ben de annen gibi cevap veriyorum.”
Bora'nın arkasından kahkaha patladı.
“Bu kızı sevdim.”
Kız Bora'ya kısa bir bakış attıktan sonra tekrar bana döndü.
Tam o sırada motorunun üzerindeki telefondan bir ses yükseldi.
“Elfida, orada mısın? Sana yarışma diyorum, beni niye dinlemiyorsun?”
Dudaklarımda büyük bir sırıtış oluştu.
Elfida.
Artık adını biliyordum.
Ne güzel bir isimdi.
Kızın gözleri hâlâ üzerimdeyken hafifçe ona doğru eğildim.
“Arkadaşına cevap versene, Elfida.”
İsmini özellikle bastırarak söylemiştim.
Gözlerinde bir anlık şaşkınlık gördüm.
Telefondaki ses yeniden yükseldi.
“Elfida, o kim?”
Kız bu kez gözlerini benden kaçırıp telefonu eline aldı.
Ardından hoparlörü kapatıp telefonu kulağına götürdü.
“ne!"
Motoruna tekrar bindi.
Kaskını takmadan önce son kez bana baktı.
O bakışta ne olduğunu anlayamadığım bir şey vardı.
Sonra motorunu çalıştırdı.
Motorun sesi gecenin sessizliğini doldurdu.
Ve birkaç saniye içinde gözden kayboldu.
Arkasından bakarken Bora yanıma geldi.
“Ne oldu?”
“Ne olacak?”
“Öyle bakıyorsun da.”
Ona dönüp kaşlarımı çattım.
“Sus.”
Bora sırıttı.
“Arden...”
“Bora.”
“Galiba ilk defa senden hızlı birini bulduk.”
Gözlerimi yoldan ayırmadan gülümsedim.
“Ben onu bulmadım.”
“Ne demek o?”
“O beni buldu.”
Bora birkaç saniye sustu.
Ben ise çoktan uzaklaşan motorun sesini dinliyordum.
Nedenini bilmiyordum ama içimde garip bir his vardı.
Bu kızla tekrar karşılaşacağıma emindim.
Ve bir sonraki karşılaşmamızda...
Kaybetmeye hiç niyetim yoktu.
Bölüm etkileşimi
