Küller ve Taçlar kitap kapağı

7. bölüm / 7

Küller ve Taçlar

BÖLÜM 6 : GÜVENİN İLK ADIMLARI

Vaveyla Yazarı: KOYU MAVİ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 6 : GÜVENİN İLK ADIMLARI

Nişanın üzerinden birkaç gün geçmişti.

Solarya Sarayı'nda hayat yeniden eski düzenine dönmüş gibi görünüyordu.

Koridorlarda askerler nöbet tutuyor, hizmetliler sessizce işlerini yapıyor, soylular kendi aralarında savaşın gidişatını konuşuyordu.

Fakat sarayın içinde artık başka bir konu da vardı.

Prens Alistair ve Prenses Lysandra'nın nişanı.

Lysandra içinse hiçbir şey henüz normal değildi.

Her sabah uyandığında kendisine ait olmayan bir odada olduğunu hatırlıyordu.

Duvarlarda Solarya'nın sembolleri vardı.

Penceresinden gördüğü şehir Asterya değildi.

Etrafındaki insanlar ailesi değildi.

Ve artık geleceği, kendi kararlarından çok iki krallığın verdiği kararlara bağlıydı.

Lysandra pencerenin önünde durup Elyzara'ya baktı.

Elvan kapının yanında sessizce duruyordu.

“Alışabildin mi?” diye sordu.

Lysandra başını iki yana salladı.

“Hayır.”

Elvan hafifçe gülümsedi.

“Daha birkaç gün oldu.”

“Biliyorum.”

Lysandra tekrar şehre baktı.

“Bazen Asterya'daki odamda olduğumu sanıyorum. Sonra gözlerimi açıyorum ve burayı görüyorum.”

Elvan ona yaklaştı.

“Zamanla alışacaksın.”

Lysandra cevap vermedi.

Çünkü alışmak istediğinden bile emin değildi.

---

O gün Lysandra, sarayın kütüphanesine gitti.

Sarayın en sessiz yerlerinden biriydi.

Kitap rafları tavana kadar yükseliyor, büyük pencerelerden içeri soluk bir ışık giriyordu.

Lysandra rafların arasında ilerlerken aradığı kitabı bulmaya çalışıyordu.

Tam bir kitabı çekmek için elini uzatmıştı ki başka bir el kitabın diğer tarafından göründü.

Lysandra irkildi.

Alistair.

İkisi birkaç saniye birbirlerine baktı.

Alistair kitabı bıraktı.

“Özür dilerim.”

Lysandra kitabı çekti.

“Sorun değil.”

Alistair birkaç adım geriye çekildi.

“Aradığın kitap bu mu?”

Lysandra kapağına baktı.

“Evet.”

“İyi.”

Alistair dönüp gitmek üzereydi.

Lysandra şaşkınlıkla arkasından baktı.

“Bu kadar mı?”

Alistair durdu.

“Ne kadar olması gerekiyordu?”

Lysandra ne diyeceğini bilemedi.

“Bilmiyorum.”

Alistair hafifçe gülümsedi.

“Öyleyse bu kadar.”

Ve uzaklaştı.

Lysandra elindeki kitaba baktı.

Sonra onun arkasından baktı.

İlk kez Alistair'in yanında kendisini eskisi kadar gergin hissetmemişti.

Çünkü onu konuşmaya zorlamamıştı.

---

Günler böyle geçmeye devam etti.

Bazen yemek masasında birkaç kelime konuşuyorlardı.

Bazen koridorda karşılaşıp selamlaşıyorlardı.

Bazen bahçede aynı yerde bulunuyor ama birbirleriyle konuşmadan kendi işlerine bakıyorlardı.

Lysandra yavaş yavaş bir şeyi fark etmeye başlamıştı.

Alistair onun sınırlarına saygı duyuyordu.

Nişanlısı olmasına rağmen ondan sürekli ilgi beklemiyor, onunla vakit geçirmek için bahaneler aramıyor ve kendisini yakın hissetmesi için zorlamıyordu.

Bir akşam yemek sırasında Lysandra bunu doğrudan sordu.

“Bana neden hiç soru sormuyorsun?”

Alistair şaşırdı.

“Nasıl sorular?”

“Her şeyi.”

Lysandra etrafındaki insanlara baktı.

“Kim olduğumu. Ne sevdiğimi. Asterya'yı. Ailemi.”

Alistair birkaç saniye düşündü.

“Çünkü anlatmak istediğinde kendin anlatırsın diye düşünüyorum.”

Lysandra ona baktı.

“Ya hiç anlatmazsam?”

“Bu da senin kararın.”

Lysandra bir şey söylemedi.

Ama bu cevap aklında kaldı.

---

Ertesi sabah saraya cepheden yeni bir haber ulaştı.

Bir grup Solarya askeri daha hayatını kaybetmişti.

Haberi getiren asker başını eğerek raporu sundu.

Salon sessizleşti.

Lysandra'nın yüzü değişti.

Savaş.

Her yerde karşısına çıkıyordu.

Asterya'da da aynıydı.

Solarya'da da.

Alistair raporu okurken ellerini sıktı.

“Kaç kişi?”

“Yetmiş üç, Prensim.”

Alistair'in bakışları sertleşti.

“Ve yaralılar?”

“Yüzden fazla.”

Lysandra istemsizce gözlerini kapattı.

Alistair raporu masaya bıraktı.

“Bu böyle devam edemez.”

Kimse cevap vermedi.

---

Akşam Lysandra bahçeye çıktı.

Hava serindi.

Ay ışığı ağaçların arasından süzülüyordu.

Lysandra taş banklardan birine oturdu.

Bir süre sonra Alistair de bahçeye geldi.

Lysandra onu görünce ayağa kalkmadı.

Alistair birkaç adım uzakta durdu.

“Burada oturabilir miyim?”

Lysandra başını salladı.

Alistair yanına oturdu.

Aralarında yine bir miktar mesafe vardı.

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Sonunda Lysandra:

“Bugünkü haberleri düşündüm.”

Alistair başını eğdi.

“Ben de.”

“Sen hiç savaşta bulundun mu?”

“Evet.”

Lysandra ona baktı.

“Kaç kez?”

“Hatırlamayacak kadar.”

Lysandra'nın yüzündeki ifade değişti.

“Ben de askerlerin dönmesini bekledim.”

Alistair ona baktı.

“Cepheden?”

“Evet.”

“Birini mi bekledin?”

Lysandra başını salladı.

“Birçok kişiyi.”

Bir süre sessiz kaldılar.

Lysandra devam etti.

“Bazıları döndü. Bazıları dönmedi.”

Alistair'in yüzünde acı bir ifade oluştu.

“Bizde de aynı.”

İlk kez ikisi birbirine savaşın ne yaptığını anlatıyordu.

Kralların kararlarını değil.

Kendi gördüklerini.

---

“Bazen düşünüyorum,” dedi Lysandra, “bu kadar insan neden ölüyor?”

Alistair cevap vermedi.

Lysandra devam etti.

“Biz burada nişanlanıyoruz. Saraylarda oturuyoruz. İnsanlar bizim için karar veriyor.”

Alistair başını çevirdi.

“Ve dışarıdaki insanlar bizim kararlarımız yüzünden ölüyor.”

Lysandra ona baktı.

“Evet.”

Alistair derin bir nefes aldı.

“Ben bunu istemiyorum.”

Lysandra birkaç saniye sustu.

“Ben de.”

İlk kez ikisinin arasında yalnızca siyasi bir anlaşma olmadığını hissetti.

Aynı şeyi istiyorlardı.

Savaşın bitmesini.

---

Ertesi gün Lysandra sarayın büyük salonunda birkaç soyluyla karşılaştı.

Konuşma kısa sürede Asterya'ya geldi.

Yaşlı bir lord soğuk bir sesle konuştu.

“Umarım bu nişan Solarya'ya pahalıya mal olmaz.”

Lysandra sessiz kaldı.

Başka biri:

“Asteryalıların sözlerine fazla güvenmemek gerekir.”

Lysandra'nın yüzü gerildi.

Tam cevap verecekken Alistair'in sesi duyuldu.

“Yeter.”

Salondaki herkes sustu.

Alistair sakince onlara baktı.

“Prenses Lysandra burada bizim nişanlımız olarak bulunuyor.”

Bir an durdu.

“Onun yanında Asterya hakkında bu şekilde konuşulmasını istemiyorum.”

Lordlardan biri itiraz edecek gibi oldu.

“Prensim, biz sadece—”

“Ne söylediğinizi duydum.”

Alistair'in sesi hâlâ sakindi.

Ama bu kez tartışmaya açık değildi.

“Bir daha tekrarlanmasın.”

Soylular sustu.

Lysandra Alistair'e baktı.

Alistair ise ona dönmedi.

Sanki yaptığı şeyin karşılığında teşekkür beklemiyordu.

---

Bir süre sonra Lysandra onun yanına gitti.

“Teşekkür ederim.”

Alistair omuzlarını hafifçe kaldırdı.

“Teşekkür etmene gerek yok.”

“Vardı.”

Alistair ona baktı.

“Ben sadece doğru olanı yaptım.”

Lysandra birkaç saniye sustu.

Sonra:

“Yine de teşekkür ederim.”

Alistair hafifçe gülümsedi.

“Rica ederim.”

Lysandra yürümeye devam etti.

Fakat birkaç adım sonra durdu.

Arkasına baktı.

Alistair hâlâ oradaydı.

Lysandra'nın zihninde ilk kez net bir düşünce oluştu.

Belki de ona güvenebilirdi.

Henüz tamamen değil.

Ama eskisinden biraz daha fazla.

---

Aynı akşam Caedren sarayın uzun koridorlarından birinde yürüyordu.

İki soylunun konuşmasını duydu.

“Prens Alistair gerçekten iyi bir kral olacak.”

“Üstelik Asterya ile olan nişan sayesinde konumu daha da güçlendi.”

Caedren durdu.

Soylular onu fark edince sustular.

Caedren hiçbir şey söylemeden yollarına devam etmelerini işaret etti.

Onlar uzaklaştı.

Koridorda yalnız kaldı.

Bir süre sessizce durdu.

Sonra gözlerini kapattı.

Yıllar önce duyduğu sözler yeniden zihninde yankılandı.

Sen bu saraya hiçbir zaman ait olmadın.

Caedren gözlerini açtı.

“Yine mi?”

Kendi kendine söylemişti.

Bu kez Nyxor yoktu.

Kimse ona bir şey söylemiyordu.

Bu düşünce tamamen kendisine aitti.

Alistair'i seviyordu.

Onun kardeşi olduğunu biliyordu.

Ama sarayın gözünde Alistair artık yalnızca kardeşi değildi.

Geleceğin kralıydı.

Caedren yavaşça yürümeye devam etti.

---

Gece olduğunda Lysandra balkonunda duruyordu.

Elvan yanına geldi.

“Bugün daha sakinsin.”

Lysandra başını çevirdi.

“Öyle miyim?”

“Evet.”

Lysandra aşağıdaki bahçeye baktı.

Bir süre düşündü.

Sonra:

“Alistair farklı.”

Elvan kaşlarını kaldırdı.

“Farklı mı?”

“Beni zorlamıyor.”

“Güveniyor musun ona?”

Lysandra hemen cevap vermedi.

Sonunda:

“Henüz değil.”

Elvan gülümsedi.

“Peki?”

Lysandra gözlerini bahçede yürüyen Alistair'e çevirdi.

“...Ama belki zamanla güvenebilirim.”

Elvan cevap vermedi.

Lysandra da bir süre konuşmadı.

Çünkü birkaç gün önce yabancı olarak gördüğü adama karşı içinde ilk kez başka bir şey vardı.

Güvenin kendisi değil.

Ama ona giden ilk adım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.