Küller ve Taçlar kitap kapağı

3. bölüm / 7

Küller ve Taçlar

Bölüm 2 Büyük Temizlik

Vaveyla Yazarı: KOYU MAVİ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Bölüm 2 Büyük Temizlik

Sarayın üzerindeki gece, artık savaşın gecesi değildi.

Savaş bitmişti.

Ama Solarya için asıl yıkım şimdi başlıyordu.

Elyzara Sarayı'nın koridorlarında hâlâ savaşın kokusu vardı. Taş zeminde kan izleri, kırılmış silahlar ve devrilmiş meşaleler duruyordu.

Dışarıda ise siyah sancaklar yükseliyordu.

Caedren Valente'nin sancakları.

Solarya'nın altın güneşi artık sarayın hiçbir kulesinde görünmüyordu.

---

Büyük Temizlik

Şafak sökmeden önce Caedren'in askerleri sarayın tamamını kontrol altına aldı.

İlk emir, Alistair'e sadık askerlerin tutuklanmasıydı.

Kraliyet muhafızları silahlarını bırakmaları için çağrıldı.

Bazıları teslim oldu.

Bazıları direnmeye çalıştı.

Direnenler aynı gece zindana götürüldü.

Yıllardır Alistair'in yanında duran komutanlar tek tek saraydan çıkarıldı.

Bazılarının rütbeleri söküldü.

Bazıları zindana atıldı.

Bazıları ise bir daha gün ışığını göremedi.

Caedren, kardeşine sadık kalan tek bir askerin bile sarayda kalmasını istemiyordu.

Kraliyet muhafızlarının sancakları indirildi.

Yerlerine Caedren'in siyah sancakları asıldı.

Sarayın kapılarında artık başka askerler nöbet tutuyordu.

Caedren'in adamları.

---

Vera, taht salonunun önündeki koridorda duruyordu.

Üzerinde hâlâ kraliçeliğinin mührünü taşıyan elbisesi vardı.

Karşısındaki askerler ona boyun eğmedi.

Vera'nın gözleri sertleşti.

"Bu sarayda bana böyle mi davranıyorsunuz?"

Askerlerden biri başını eğdi.

"Emir böyle, majesteleri."

"Kim verdi?"

Asker cevap vermeden önce arkasından bir ses geldi.

"Ben."

Vera döndü.

Caedren koridorun diğer ucunda duruyordu.

Üzerinde savaş zırhı vardı.

Alistair'in kanı hâlâ zırhının üzerinde kurumuştu.

Vera ona baktı.

"Alistair'i öldürdün."

Caedren'in yüzünde hiçbir ifade oluşmadı.

"Evet."

"Öz kardeşini."

"Taht için gereken buydu."

Vera ona doğru bir adım attı.

"Sen kral değilsin."

Caedren'in gözleri daraldı.

Vera devam etti.

"Ve hiçbir zaman da Alistair olmayacaksın."

Koridorda sessizlik oldu.

Caedren askerlerine baktı.

"Kraliçe Vera'yı götürün."

Vera'nın gözleri büyüdü.

"Caedren!"

Askerler kollarından tuttu.

Vera direnmeye çalıştı.

"Bu yaptığın Solarya'nın sonu olacak!"

Caedren arkasını döndü.

"Hayır."

Bir an durdu.

"Bu, eski Solarya'nın sonu."

Vera götürülürken son kez arkasına baktı.

Caedren çoktan uzaklaşmıştı.

---

O gün Vera'nın ölüm haberi sarayın her köşesine yayıldı.

Kraliçe Caedren'e boyun eğmeyi reddetmişti.

Ve bunun bedelini hayatıyla ödemişti.

Amara annesinin öldürüldüğünü öğrendiğinde uzun süre hiçbir şey söylemedi.

Sadece pencerenin önünde durmuştu.

Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

Ama ağlamıyordu.

Çünkü artık sarayda ağlamanın bile güvenli olup olmadığını bilmiyordu.

---

Lordlukların Temizlenmesi

Caedren'in işi yalnızca sarayla bitmedi.

Solarya'nın dört bir yanına haberler gönderildi.

"Yeni düzene boyun eğmeyen herkes düşman kabul edilecektir."

İlk hedef Elarii oldu.

Başkente yakınlığı ve kraliyete bağlılığı nedeniyle Elarii, Caedren için tehlikeli bir lordluktu.

Lord Aldren Elarii teslim olmayı reddetti.

"Ben Solarya'ya yemin ettim."

dedi.

"Caedren'e değil."

Caedren bunun üzerine askerlerini Elarii'ye gönderdi.

Elarii Sarayı kuşatıldı.

Lord Aldren savaşarak öldürüldü.

Ancak ailesine dokunulmadı.

Çünkü Aldren'in oğullarından Corbin, Caedren'in tarafına geçmeyi kabul etti.

Böylece Elarii Lordluğu'nun yeni lordu oldu.

Corbin Elarii.

Caedren'in safında.

---

Lorien'de ise durum daha farklıydı.

Lord Vaelor Lorien, Caedren'e bağlılık yemini etmeyi reddetti.

Oğlu Kaevan da babasının yanında durdu.

Caedren'in askerleri Lorien Konağı'na girdi.

Lord Vaelor öldürüldü.

Kaevan da babasının kaderini paylaştı.

Lorien ailesinin geride kalan tek üyesi Vera'ydı.

Ancak Caedren'in askerleri onu da arıyordu.

Çünkü artık Lorien kanından gelen herkes potansiyel bir tehdit olarak görülüyordu.

---

Avaris Lordluğu'na gönderilen haber ise çok daha ağırdı.

Lord Avaris yaşlıydı.

Ama hâlâ güçlüydü.

Caedren'e yemin etmeyi reddetti.

Beş oğlundan dördü babalarının yanında durdu.

Caedren'in ordusu Altın Ovalar'a girdi.

Avaris ailesinin askerleri direndi.

Fakat sayıları yeterli değildi.

Lord Avaris öldürüldü.

Aldevan öldürüldü.

Kaeron öldürüldü.

Leoric öldürüldü.

Caldren öldürüldü.

Geriye yalnızca en küçük oğul Averon kaldı.

Averon, ailesinin katledildiğini gördükten sonra Caedren'e bağlılık yemini etmek zorunda kaldı.

Caedren onu yeni Avaris Lordu ilan etti.

Averon hayattaydı.

Ama artık Avaris'in eski lordu değildi.

---

Eryndor'da ise Caedren'in karşısına başka bir tablo çıktı.

Lord Vaelor Eryndor, savaşın sonucunu görmüştü.

Caedren'in karşısında durmanın ne anlama geldiğini biliyordu.

Ancak teslim olduğunda bile başını eğmedi.

Sadece şöyle dedi:

"Topraklarım için yaşayacağım."

Caedren bunu kabul etti.

Lord Vaelor Eryndor hayatta kaldı.

Fakat Eryndor'un üzerine Caedren'in askerleri yerleştirildi.

Artık lordluk kendi kararlarını tamamen veremeyecekti.

---

Veyrath da aynı şekilde Caedren'in tarafına geçti.

Lord Aeron Veyrath, ailesini ve halkını korumak için bağlılık yemini etti.

Caedren bunu kabul etti.

Veyrath hayatta kaldı.

Ama artık özgür değildi.

---

Kaelvar'da Lord Theron uzun süre direndi.

Caedren'in adamları Kaelvar Kalesi'nin kapılarına dayandığında Theron'un önünde iki seçenek vardı.

Savaşmak.

Ya da ailesini korumak.

Theron kılıcını yavaşça yere bıraktı.

"Kaelvar, Solarya'ya bağlıdır."

Caedren'in elçisi cevap verdi.

"Artık Solarya sensin."

Theron dişlerini sıktı.

Sonunda ailesinin yaşaması için bağlılık yemini etti.

Kaelvar ailesi hayatta kaldı.

Ancak üç oğlu hâlâ orduda görev yapıyordu.

Artık Caedren'in ordusunda.

---

Dareth'te Lord Darian da aynı seçimi yapmak zorunda kaldı.

Kalesinin önünde Caedren'in ordusu dururken Darian, kardeşi Theren'e baktı.

"Onlarla savaşamayız."

Theren başını salladı.

"Ya savaşırsak?"

Darian uzun süre sessiz kaldı.

"Ölürüz."

Sonunda Dareth de Caedren'e boyun eğdi.

Lord Darian hayatta kaldı.

Ailesi hayatta kaldı.

Ama Dareth'in askerleri artık Caedren'in emirlerini yerine getirecekti.

---

Seravelle ise Caedren için daha büyük bir meseleydi.

Ay Limanı'nı kontrol eden güçlü deniz kuvvetleri, yeni kralın karşısında durabilecek güçteydi.

Caedren açıkça tehdit gönderdi.

"Ya bana yemin edersiniz ya da Seravelle düşman ilan edilir."

Lord Seravelle ailesini ve limanı korumak için teslim oldu.

Seravelle ailesi hayatta kaldı.

Ama limanın askerî gücünün bir kısmı Caedren'in emrine verildi.

Seravelle artık özgür değildi.

---

Böylece Solarya'nın lordlukları sessizce değişti.

Bazıları öldürüldü.

Bazıları hayatta kalabilmek için yemin etti.

Bazıları Caedren'in tarafına geçti.

Bazıları ise sadece hayatta kalmayı başardı.

Ama Caedren'in asıl amacı yalnızca lordları değiştirmek değildi.

Eski düzeni tamamen silmekti.

---

Yeni Saray

Aylar boyunca sarayda değişiklikler yapıldı.

Alistair'e bağlı görevlilerin neredeyse tamamı görevlerinden alındı.

Yerlerine Caedren'in güvendiği insanlar getirildi.

Kraliyet hazinesinin başına Caedren'in adamlarından biri getirildi.

Ordu yönetimi yeniden düzenlendi.

Saray muhafızları tamamen değiştirildi.

Eski Solarya sancakları depolara kaldırıldı.

Kraliyet ailesinin portreleri bile saraydan indirilmeye başlandı.

Alistair'in portresi taht salonundan kaldırıldığında Amara uzaktan bunu izliyordu.

Hiçbir şey söylemedi.

Ama içinden tek bir cümle geçti.

"Babamı öldürdü."

Sonra annesini düşündü.

"Annemi de."

Ve Lysandra'yı.

Caedren'in saraya saldırdığı gece doğum yapan kraliçeyi.

Amara'nın duyduğu son haber şuydu:

Lysandra da öldürülmüştü.

---

Altı Ay Sonra

Solarya artık eskisi gibi değildi.

Altı ay geçmişti.

Caedren artık yalnızca sarayın kontrolünü elinde tutmuyordu.

Krallığın tamamında kendi düzenini kurmuştu.

Elyzara Sarayı'nın koridorlarında Caedren'in askerleri dolaşıyordu.

Amara ise hâlâ aynı odadaydı.

Altı aydır.

Kapısı dışarıdan kilitliydi.

Penceresinde demir parmaklıklar vardı.

Her gün yemeği kapısının önüne bırakılıyordu.

Kimse onunla konuşmuyordu.

Kimse ona ne olacağını söylemiyordu.

En önemlisi...

Caedren ona dokunmamıştı.

Amara bunu anlayamıyordu.

Babası öldürülmüştü.

Annesi öldürülmüştü.

Lysandra'nın öldüğü söylenmişti.

Sarayın eski hanedanı yok edilmişti.

Ama Amara hâlâ hayattaydı.

Neden?

---

Bir akşam kapı açıldı.

İçeri Caedren'in güvendiği adamlardan biri girdi.

Elinde bir kutu vardı.

Amara ona baktı.

"Ne istiyorsunuz?"

Adam kutuyu masaya bıraktı.

"Majesteleri sizinle evlilik konusunda konuşmak istiyor."

Amara'nın yüzü gerildi.

"Ne evliliği?"

"Bir evlilik."

"Ben evlenmeyeceğim."

Adam sakin kaldı.

"Bu sizin kararınız değil."

Amara ayağa kalktı.

"Ben Valente hanedanının prensesiyim."

Adam başını eğdi.

"Artık değilsiniz."

Bu söz Amara'yı susturdu.

Adam kutuyu açtı.

İçinde değerli bir yüzük vardı.

" Kral Caedren Majesteleri, sizi kendisine sadık bir adamla evlendirmek istiyor."

Amara'nın gözleri sertleşti.

"Hayır."

"Prenses..."

"Hayır."

Adam kapıya yöneldi.

"Kararınızı değiştirmek için zamanınız var."

Kapı kapandı.

Amara yalnız kaldı.

Yüzüğe baktı.

Sonra onu masadan alıp yere fırlattı.

"Ben onların kuklası olmayacağım."

---

O gece Amara uzun süre uyuyamadı.

Pencerenin önünde otururken aklına annesinin yıllar önce söylediği bir söz geldi.

"Valente kanı asla unutmaz."

Amara gözlerini kapattı.

Sonra koluna baktı.

Bileğinin iç tarafında küçük, doğuştan gelen bir iz vardı.

Bir güneşin içinden geçen ince bir çizgi gibi.

Bu iz...

Valente hanedanındaki herkesin taşıdığı işaretti.

Babasında vardı.

Annesinde vardı.

Amara'da vardı.

Ve Lysandra'da da vardı.

Amara'nın zihninde bir şey canlandı.

Altı ay önce.

Lysandra'nın odası.

Doğum.

Bebek.

Luna.

Sonra sarayın düşüşü.

Ve o korkunç haber...

"Bebek de öldü."

Amara'nın kaşları çatıldı.

Ama içindeki bir şey bu haberi kabul etmiyordu.

---

Ertesi gün sarayın bir köşesinde askerler konuşuyordu.

Amara kapısının arkasından duyduklarını dikkatle dinledi.

"Çocuk odasında bulundu."

"Ölü mü?"

"Evet."

"Üzerinde hiçbir işaret var mıydı?"

"Hayır."

Amara'nın kalbi hızlandı.

Hiçbir işaret yoktu.

Amara ayağa kalktı.

Demek bebeğin üzerinde Valente izi yoktu.

Bu mümkün değildi.

Eğer o bebek gerçekten Lysandra'nın kızıysa...

Valente işareti onda olmalıydı.

Amara pencereye doğru yürüdü.

Bir düşünce zihnine yerleşti.

Belki de...

Buldukları bebek Luna değildi.

Belki Luna hayattaydı.

Belki Elvan onu saraydan çıkarmıştı.

Belki de Caedren'in bilmediği bir yerde yaşıyordu.

Amara'nın gözleri doldu.

İlk kez altı ay sonra yüzünde küçücük bir umut belirdi.

"Yeğenim..."

fısıldadı.

"Yaşıyor olabilirsin."

---

Caedren'in Planı

Aynı gün Caedren taht salonunda oturuyordu.

Karşısında birkaç adamı vardı.

Caedren'in gözü Amara'nın evlilik kararındaydı.

"Prenses hâlâ direniyor."

Caedren sakin bir şekilde cevap verdi.

"Direnecek."

"Öyleyse zorlayalım."

Caedren başını iki yana salladı.

"Hayır."

"Majesteleri?"

"Onu öldürmeyeceğiz."

Adam şaşırdı.

Caedren tahtın koluna yaslandı.

"Amara yaşamalı."

"Neden?"

Caedren cevap vermedi.

Çünkü Amara'nın hayatta kalmasının kendisine sağlayacağı siyasi gücü biliyordu.

Valente hanedanının yaşayan son üyelerinden biri...

Caedren'in kontrolü altında.

Onu uygun biriyle evlendirdiğinde eski hanedanın kalan desteğini de kendi tarafına çekebilirdi.

"Bir süre daha bekleyin."

dedi.

"Sonunda kabul edecek."

---

Amara ise odasında başka bir karar veriyordu.

Evliliği reddetmek istiyordu.

Ama artık başka bir şeyi biliyordu.

Eğer evliliği kabul ederse saraydan çıkma ihtimali olabilirdi.

Belki kocasının topraklarına gönderilirdi.

Belki saraydan uzaklaşabilirdi.

Ve eğer Luna gerçekten hayattaysa...

Onu bulmanın bir yolunu bulabilirdi.

Amara yüzüğe yeniden baktı.

Bu kez yerde değildi.

Masasının üzerindeydi.

Yüzüğü eline aldı.

Gözlerinde öfke vardı.

Ama artık öfkesinin yanında bir amaç da vardı.

"Tamam."

diye fısıldadı.

"Evlenirim."

Bir an durdu.

Sonra kendi kendine ekledi:

"Ama onların istediği için değil."

"Yeğenimi bulmak için."

---

O gece Amara'nın odasının kapısında nöbet tutan askerler onun kararını Caedren'e iletti.

Caedren haberi aldığında yalnızca hafifçe gülümsedi.

"Sonunda."

dedi.

Fakat Caedren'in bilmediği bir şey vardı.

Amara evliliği kabul ederek ona boyun eğmiyordu.

Tam tersine...

Kendisine yeni bir kaçış yolu açıyordu.

Ve daha da önemlisi...

Caedren, altı ay önce saraydan kaçırılan bebeğin üzerinde Valente işareti olmadığını henüz bilmiyordu.

Çünkü o cansız bebek...

Luna değildi.

Gerçek Luna çoktan Solarya'nın sınırlarını aşmıştı.

Ve Caedren'in aradığı gerçek varis, artık Norvena topraklarında büyümeye başlamıştı.

Amara bunu bilmiyordu.

Ama ilk kez umut ediyordu.

Belki bir gün...

Valente kanı yeniden tahtın karşısına çıkacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.