Küller ve Taçlar kitap kapağı

6. bölüm / 7

Küller ve Taçlar

BÖLÜM 5 : İKİ KRALLIĞIN BAĞI

Vaveyla Yazarı: KOYU MAVİ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 5 : İKİ KRALLIĞIN BAĞI

Solarya ile Asterya arasındaki savaşın yeniden alevlenmesinin üzerinden aylar geçmişti.

Savaş artık yalnızca sınır bölgelerini değil, iki krallığın tamamını tüketmeye başlamıştı.

Her geçen gün yeni askerler cepheye gönderiliyor, köylerden gelen haberler kötüleşiyor, erzak yolları daha da zorlaşıyordu.

İki taraf da kazanamıyordu.

Ama kaybeden çoktu.

Tam da bu yüzden iki krallığın saraylarında aynı soru dolaşmaya başlamıştı:

Bu savaş nasıl sona erecekti?

Cevap ise iki krallığın beklemediği bir yerdeydi.

Bir evlilikte.

---

Lysandra, geminin güvertesinde sessizce Elyzara'ya bakıyordu.

Solarya'nın başkenti uzaktan bile görkemliydi.

Beyaz taşlardan yükselen yapılar, yüksek kuleler ve şehrin üzerinde dalgalanan altın-beyaz bayraklar...

Ancak Lysandra'nın gözleri güzellikten çok askerleri görüyordu.

Limanın girişinden saray yoluna kadar askerler sıralanmıştı.

Asterya'dan ayrılırken hissettiği gerginlik burada daha da artmıştı.

Elvan birkaç adım gerisinde duruyordu.

“Gergin misin?”

Lysandra gözlerini şehirden ayırmadı.

“Çok.”

Elvan hafifçe gülümsedi.

“Belli etmiyorsun.”

“Etmemem gerekiyor.”

“Burası düşman krallığı.”

Lysandra bir süre sessiz kaldı.

“Artık sadece düşman krallığı değil.”

Elvan ona baktı.

Lysandra'nın yüzünde kararsız bir ifade vardı.

“Beni buraya neden gönderdiklerini biliyorum.”

“Biliyorum.”

“Barış için.”

Elvan başını salladı.

Lysandra derin bir nefes aldı.

“Umarım buna değer.”

---

Gemi limana ulaştığında Lysandra yavaşça aşağı indi.

Onu karşılamak için Solarya Hanedanı oradaydı.

Kraliçe Vera.

Prenses Amara.

Prens Caedren.

Ve Prens Alistair.

Lysandra önce Vera'nın önünde durdu.

Kraliçe ona kısa bir bakış attı.

“Hoş geldiniz, Prenses Lysandra.”

Sesi son derece kibardı.

Ama soğuktu.

Lysandra bunu hemen fark etti.

“Teşekkür ederim, Kraliçe Vera.”

Amara'nın bakışlarında ise merak vardı.

Lysandra'yı baştan aşağı inceliyordu.

Caedren hiçbir şey söylemedi.

Sadece sessizce onu gözlemledi.

Lysandra, onun bakışlarını anlamaya çalıştı ama başaramadı.

Sonunda Alistair öne çıktı.

Yirmi dört yaşındaki prens, kumral saçları ve mavi gözleriyle sakin görünüyordu. Üzerinde altın işlemeleri bulunan siyah bir kıyafet ve omuzlarında Solarya sembolünü taşıyan ince bir pelerin vardı.

Alistair birkaç saniye bekledi.

Sonra:

“Yolculuk yorucu geçmiş olmalı.”

Lysandra kısa bir tereddütten sonra cevap verdi.

“Biraz.”

“Dinlenmek isterseniz sizi hemen sarayı gezdirmek zorunda değiliz.”

Lysandra şaşırdı.

Bu kadar basit bir cümle beklemiyordu.

“Teşekkür ederim.”

Alistair başını hafifçe eğdi.

“Solarya'ya hoş geldiniz.”

Lysandra cevap vermeden önce birkaç saniye onun gözlerine baktı.

Sonra:

“Teşekkürler.”

Alistair geri çekildi.

Ne fazla sıcak davranmıştı ne de soğuk.

Sadece mesafesini korumuştu.

Lysandra'nın bunu anlaması birkaç saniye sürdü.

O da temkinliydi.

---

Akşam yemeği sessiz başladı.

Masanın iki ucunda Solarya ve Asterya'nın temsilcileri oturuyordu.

Lysandra konuşmak için uygun bir an bekliyordu.

Amara ise sessizliği bozdu.

“Asterya'daki saray gerçekten anlatıldığı kadar büyük mü?”

Lysandra ona döndü.

“Büyük.”

“Buradan daha mı büyük?”

Lysandra kısa bir gülümsemeyle cevap verdi.

“Bunu burada söylemem doğru olmaz.”

Amara güldü.

“Sanırım haklısın.”

Masadaki hava biraz olsun yumuşadı.

Lysandra yemek boyunca birkaç kez Alistair'e baktı.

Prens çoğunlukla sessizdi.

Onu izlemiyor, konuşmaya zorlamıyor, dikkat çekmeye çalışmıyordu.

Bu durum Lysandra'nın hoşuna gitmişti.

Ama bu, ona güvendiği anlamına gelmiyordu.

Henüz değil.

---

Yemekten sonra Lysandra odasına çekildi.

Elvan kapıyı kapattığında Lysandra yatağın kenarına oturdu.

“Nasıl buldun?”

Lysandra düşündü.

“Bilmiyorum.”

“Alistair?”

“Onu tanımıyorum.”

“İlk izlenimin?”

Lysandra birkaç saniye sustu.

“Düşündüğüm kadar soğuk değil.”

Elvan gülümsedi.

“Bu iyi bir şey.”

“Belki.”

Lysandra pencereye baktı.

“Yine de ona güvenmiyorum.”

“Güvenmek zorunda değilsin.”

Lysandra başını salladı.

“Şimdilik.”

---

Ertesi sabah sarayda önemli bir toplantı yapıldı.

Solarya ve Asterya'dan gelen temsilciler uzun bir masanın etrafında oturuyordu.

Haritalar masanın üzerine serilmişti.

Savaş bölgeleri işaretlenmişti.

Erzak yolları.

Cepheler.

Kaybedilen topraklar.

Ve ölen askerlerin sayıları.

Vera sessizce haritaya baktı.

Asteryalı temsilci konuştu.

“Bu savaş böyle devam ederse iki krallık da daha fazla kayıp verecek.”

Solaryalı bir lord cevap verdi.

“Geri çekilmek zayıflık olarak görülür.”

“Peki ya devam etmek?”

Kimse cevap vermedi.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonunda Asterya'dan gelen temsilci konuştu.

“İki krallık arasında kalıcı bir bağ kurulabilir.”

Vera başını kaldırdı.

“Nasıl bir bağ?”

Adam doğrudan söyledi.

“Evlilik.”

Odadaki herkes sustu.

Lysandra'nın bakışları Alistair'e döndü.

Alistair de ona baktı.

İkisi de birkaç saniye konuşmadı.

Sonra karar açıklandı.

Prens Alistair Valente ile Prenses Lysandra'nın nişanlanması.

Bu evlilik, iki krallığın barış görüşmelerinin temel şartlarından biri olacaktı.

---

Lysandra toplantıdan sonra bahçeye çıktı.

Biraz yalnız kalmak istiyordu.

Fakat birkaç dakika sonra Alistair de bahçeye geldi.

Lysandra onu görünce durdu.

Alistair aralarında mesafe bıraktı.

“Konuşabilir miyiz?”

Lysandra başını salladı.

“Olur.”

Alistair birkaç saniye sessiz kaldı.

“Bugünkü kararı biliyorsun.”

“Evet.”

“Bunu istemediğini düşünüyorsan söyleyebilirsin.”

Lysandra şaşırdı.

“Ya sen?”

“Ben de istemediğim bir şeyi kabul etmek istemem.”

Lysandra gözlerini kıstı.

“Peki nişan?”

Alistair iç çekti.

“İki krallık için önemli.”

“Yani bizi kullanıyorlar.”

“Bir bakıma.”

Lysandra bunu beklemiyordu.

Alistair devam etti.

“Ama savaşın bitmesi için gerçekten bir şans varsa…”

Sözünü tamamlamadı.

Lysandra onun ne demek istediğini anlamıştı.

“Ben de savaşın bitmesini istiyorum.”

Alistair başını salladı.

“Ben de.”

İkisi bir süre sessiz kaldı.

Sonunda Lysandra:

“Bu, sana güvendiğim anlamına gelmiyor.”

Alistair'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Ben de senden bunu beklemiyorum.”

Lysandra ilk kez rahatladı.

---

Nişan töreni çok geçmeden yapıldı.

Çünkü iki krallık daha fazla beklemek istemiyordu.

Sarayın büyük salonu Solarya'nın altın-beyaz ve Asterya'nın mavi-gümüş bayraklarıyla süslendi.

Lysandra mavi tonlarında, gümüş işlemeleri bulunan zarif bir elbise giymişti.

Uzun, dalgalı koyu kahverengi saçları omuzlarına dökülüyordu.

Yeşil gözlerinde hâlâ bir miktar gerginlik vardı.

Alistair ise siyah ve altın işlemeli kıyafetiyle onun yanında duruyordu.

Tören başladığında ikisi de birbirine baktı.

Aralarında aşk yoktu.

Hatta gerçek anlamda güven bile yoktu.

Sadece bir anlaşma vardı.

Bir görev vardı.

Ve iki krallığın geleceği vardı.

Alistair elini uzattı.

Lysandra kısa bir süre eline baktı.

Sonra elini onun eline bıraktı.

Salon alkışlarla doldu.

İki krallığın bayrakları yan yana dalgalandı.

Ve böylece savaşın ortasında iki taht arasında yeni bir bağ kurulmuş oldu.

---

Fakat salonun arka tarafında duran Caedren için alkışların anlamı farklıydı.

“Prens Alistair artık krallığın geleceği.”

Bir başka soylu:

“Bu evlilikle Alistair'in konumu daha da güçlenecek.”

“İyi bir kral olacak.”

Caedren'in yüzündeki ifade değişmedi.

Ama içindeki bir şey çatladı.

Bir anlığına yıllar öncesine döndü.

Morgrath.

Yalnız odası.

Babası Aldric'in Alistair ve Amara'yla geçirdiği zamanlar.

Vera'nın sesi.

“Sen bu saraya hiçbir zaman ait olmadın.”

Caedren gözlerini kapattı.

Sonra başka bir ses duydu.

Nyxor.

“Taht, bekleyenlerin değil, onu almaya cesaret edenlerin olur.”

Caedren gözlerini açtı.

Karşısında Alistair vardı.

Kardeşi ona doğru yürüdü.

“Abi.”

Caedren ona baktı.

Alistair gülümsedi.

“İyi misin?”

Caedren birkaç saniye cevap vermedi.

Sonra kardeşine sarıldı.

“Sen mutluysan ben de mutluyum.”

Ve bunu söylerken yalan söylemiyordu.

Caedren gerçekten Alistair'i seviyordu.

---

Gece olduğunda Lysandra sarayın balkonunda duruyordu.

Elyzara'nın ışıkları aşağıda parlıyordu.

Artık Solarya'nın nişanlı prensesiydi.

Ama yanında hâlâ yabancı bir krallık vardı.

Yabancı insanlar.

Yabancı bir saray.

Ve henüz güvenmediği bir prens.

Arkasından Alistair'in sesi geldi.

“Uyuyamadın mı?”

Lysandra döndü.

“Hayır.”

Alistair birkaç adım uzakta durdu.

“Ben de.”

Bir süre sessiz kaldılar.

Sonra Lysandra:

“Sanırım artık birbirimizi tanımaya çalışmamız gerekiyor.”

Alistair başını salladı.

“Sanırım öyle.”

Lysandra hafifçe gülümsedi.

Ama bu kez gülümsemesinde bir şey değişmişti.

Henüz güven değildi.

Ama güvenin başlayabileceği küçük bir yer vardı.

Ve ikisi de bunun zaman alacağını biliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.