14. bölüm / 16
Korkularımın içindenKaçtıkça Küçülen Hayat
Bölümler 16Şu an: Kaçtıkça Küçülen Hayat
- 1 Herşey nasıl başladı178 kelime
- 2 Bir Çare Ararken178 kelime
- 3 İki Çizgi190 kelime
- 4 Yardım İstemekten Utanmadım154 kelime
- 5 Kaçtıkça Küçülen Hayat319 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Korkularımın Üzerine Gidiyorum406 kelime
- 7 Güvende Hissetmeyi Öğrenmek381 kelime
- 8 Hayatıma Gelen Işık246 kelime
- 9 Bir Kalp, İki Can348 kelime
- 10 Yeniden Yaşamak279 kelime
- 11 Hayatımı Yeniden Kazanırken244 kelime
- 12 Kendime Öğrettiklerim295 kelime
- 13 Korkularımın İçinden271 kelime
- 14 Teşekkür🍃39 kelime
- 15 Son Söz93 kelime
- 16 Yazar Hakkında58 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tedaviye başlamıştım ama korkularım bir anda ortadan kaybolmadı.
Bir süre bazı şeylerden uzak durmam gerekti. Çünkü en küçük bir şey bile beni tetikleyebiliyordu.
Benim en büyük korkum kalp krizi geçirme düşüncesiydi.
Kalp kriziyle ilgili bir haber duysam, televizyonda birinin kalp krizi geçirdiğini görsem ya da birinin böyle bir hastalık yaşadığını öğrensem korkuyordum. Bazen sadece bir ambulans görmek bile yeterli oluyordu.
Çünkü ilk atağımın ardından ambulansla hastaneye gitmiştim.
Bir ambulans gördüğümde gözlerimi kapattığım, görmemek için ellerimle yüzümü örttüğüm zamanlar oldu.
Cenaze araçları da beni tetikliyordu. Bir sela duyduğumda veya birinin öldüğünü öğrendiğimde içimde aynı korku başlıyordu.
Zamanla sağlık kaygım da arttı.
Vücudumun herhangi bir yerinde bir ağrı hissetsem hemen ne olduğunu düşünmeye başlıyordum.
“Acaba bu ne?”
“Başka bir hastalık mı?”
“Ya ciddi bir şeyse?”
Eskiden sağlığı konusunda bu kadar endişeli biri değildim. Panik ataklarla birlikte bedenimdeki her belirtiyi takip etmeye başlamıştım.
Hayatım da giderek küçülüyordu.
Kalabalık yerlere giremiyordum. İnsanların arasında kendimi sıkışmış gibi hissediyordum. Sanki herkes bana bakıyor, bulunduğum yer üzerime geliyormuş gibi hissediyordum.
Evde yalnız kalmak da benim için çok zordu.
Gece uyuyamıyordum. “Ya uykumda ölürsem?” diye düşünüyor, sabaha kadar uyanık kalmaya çalışıyordum.
Bazen evin içinde bile daralıyordum. Pencereye çıkıyor, balkona geçiyor, dışarıya bakıyordum.
Asansöre binemiyordum.
Ama beni en çok yaralayan şeylerden biri, oğlumla yaşadığım anlardı.
Oğlum bana sarılmak istediğinde bazen geri çekiliyordum. Biri bana sarıldığında, üzerimde bir ağırlık varmış ve nefes alamıyormuşum gibi hissediyordum. Bu yüzden bazen oğluma bile “Bana sarılma.” demek zorunda kalıyordum.
Bunu söylemek benim için çok ağırdı.
Çünkü oğluma sarılmak istemediğimden değildi. Onu çok seviyordum. İçimde ona karşı hiçbir zaman sevgisizlik olmadı.
Sadece o dönemde bedenim ve zihnim o kadar büyük bir korkunun içindeydi ki, sevdiğim insanın sarılması bile bana ağır gelebiliyordu.
Bugün bunu hatırladığımda hâlâ üzülüyorum.
Çünkü bir annenin çocuğuna sarılmak istediği halde bunu yapamaması, benim için yaşadığım hastalığın ne kadar ağır olduğunu gösteren en acı anılardan biri.
Ama zamanla bunun da değişebileceğini öğrendim.
Oğluma yeniden sarılabilmek için önce kendi korkularımın içinden geçmem gerekiyordu.
Bölüm etkileşimi
