15. bölüm / 16
Korkularımın içindenKorkularımın Üzerine Gidiyorum
Bölümler 16Şu an: Korkularımın Üzerine Gidiyorum
- 1 Herşey nasıl başladı178 kelime
- 2 Bir Çare Ararken178 kelime
- 3 İki Çizgi190 kelime
- 4 Yardım İstemekten Utanmadım154 kelime
- 5 Kaçtıkça Küçülen Hayat319 kelime
- 6 Korkularımın Üzerine Gidiyorum406 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Güvende Hissetmeyi Öğrenmek381 kelime
- 8 Hayatıma Gelen Işık246 kelime
- 9 Bir Kalp, İki Can348 kelime
- 10 Yeniden Yaşamak279 kelime
- 11 Hayatımı Yeniden Kazanırken244 kelime
- 12 Kendime Öğrettiklerim295 kelime
- 13 Korkularımın İçinden271 kelime
- 14 Teşekkür🍃39 kelime
- 15 Son Söz93 kelime
- 16 Yazar Hakkında58 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Korkularımın Üzerine Gidiyorum
Bir süre sonra psikiyatristimle birlikte korkularımın üzerine gitmeye başladık.
Doktorum bana çok önemli bir şey söyledi:
“Öncelikle şunu bilmelisin: Bu hastalık seni öldürmüyor.”
Bu cümle benim için çok önemliydi.
Bana, atak geldiğinde daha önce de aynı şeyleri yaşadığımı hatırlamam gerektiğini söyledi. Daha önce gelmişti, beni korkutmuştu ama geçmişti.
Bu yüzden atak geldiğinde hemen kaçmak yerine, önce sakin kalmaya çalışmam gerekiyordu.
Ben de kendime bazı yöntemler geliştirdim.
Atak başlayacağını hissettiğim anda, yanımda biri varsa ona dokunmaya çalışıyordum. Elini tutuyor, onu hissetmeye çalışıyordum. Bu bana o an bulunduğumu ve yalnız olmadığımı hatırlatıyordu.
Yanımda kimse yoksa kanepeye, koltuğa ya da sandalyeye dokunuyordum. Elimi bir yere koyup dokunduğum şeyi hissetmeye çalışıyordum.
Bazen de etrafımdaki renklere odaklanıyordum.
Kırmızı…
Turuncu…
Mavi…
Siyah…
Etrafımdaki şeyleri tek tek fark etmeye çalışıyordum. Böylece bütün dikkatimi bedenimde olanlara vermek yerine, beynimi başka bir yöne çevirmeye çalışıyordum.
Atak sırasında oturup beklemek de bazen beni daha çok düşündürüyordu. Bu yüzden ayağa kalkıp evin içinde yürüyordum. Dikkatimi başka şeylere vermeye çalışıyordum.
Yanımda güvendiğim biri varsa ona sarılmak da bana iyi geliyordu. Sarılmak kendimi daha güvende hissetmemi sağlıyordu.
Yalnızsam, güvendiğim birini arayıp telefonda konuşuyordum. Sesini duymak bile bana iyi geliyordu.
Bir de nefes egzersizi vardı.
4-4-8 nefes egzersizi.
Bu egzersiz benim için çok önemli hale geldi. Atak geldiğinde nefesime odaklanmak ve nefesimi düzenlemeye çalışmak sakin kalmama yardımcı oluyordu.
Bunların hiçbiri atağı sihirli bir şekilde ortadan kaldırmıyordu.
Ama benim için önemli olan da buydu.
Atak geldiğinde onun içinde kaybolmamayı öğreniyordum.
Korku geliyordu ama ben artık korkunun peşinden gitmemeye çalışıyordum.
Bir süre sonra psikoloğum da korkularımdan kaçmak yerine onlarla yüzleşmem gerektiğini söyledi.
Hatta bazı korkularımı kontrollü bir şekilde karşıma çıkardık.
Kalp kriziyle ilgili bir video izlemek, ambulans görmek ya da beni tetikleyen başka bir şeyle karşılaşmak gibi...
Atak geldiğinde kendime:
“Tamam, sakin ol.”
“Bu sadece bir atak.”
“Daha önce de oldu ve geçti.”
“Şu anda güvendesin.”
demeyi öğrenmeye çalıştım.
Amaç korkuyu zorla yok etmek değildi.
Korku geldiğinde ondan kaçmamayı öğrenmekti.
Çünkü ben kaçtıkça korkularım büyüyordu.
Bir süre sonra kalabalıklara girmeyi denedim. İlk başlarda birkaç dakika bile zorlanıyordum. Bazen hemen çıkıyordum.
Sonra tekrar deniyordum.
Evde yalnız kalmayı da aynı şekilde öğrendim. Önce kısa süreler yalnız kaldım. Bazen başarılı oldum, bazen olmadı. Ama her seferinde yeniden denedim.
Dakikalar zamanla saatlere dönüştü.
Böylece hayatım yavaş yavaş yeniden genişlemeye başladı.
Benim için iyileşmek bir anda olmadı.
Aylar sürdü.
Ama her küçük adım bana korkularımın düşündüğüm kadar güçlü olmadığını gösterdi.
Ve zamanla şunu anlamaya başladım:
Korkularımdan kaçtıkça küçülen hayatımı, onların içinden geçerek yeniden büyütebilirdim.
Bölüm etkileşimi
