19. bölüm · KIZIL PRENSESİN YEDİ KALBÎ

BÖLÜM 19

Ceydanur Güler

Lâl, merdivenden düşüp hastaneye gitme sürecinden kurtulmuş, ancak yaşadığı duygusal travma onu tamamen kaplamıştı. Ne kadar acı çekerse çeksin, ailesi ve abileri onu görmezden geliyordu.

O gün, morali bozuk bir şekilde aşağı indim. Babam ve Annem kanepede oturmuş, Gökçe'yi gülerek seviyorlardı.

"Baba," dedim, sesim gururla titriyordu.

Babam bana bakmadı bile, Gökçe'ye hitaben konuştu: "Olsun kızım, karnen kötü geldiyse seneye çalışır daha iyi yaparsın."

"Baba!" diye seslendim.

"Ne var?" dedi Babam, yüzünde bıkkın bir ifadeyle.

"Matematik yarışmasında birinci oldum! Karnem de iyi geldi!"

Babamın yüzünde ne gurur ne de sevinç vardı. Sadece şaşkınlık vardı.

"Hayret! Bu kafayla nasıl kazandın?"

Bir laf bu kadar canımı acıtabilir miydi? Evet, acıtabilirmiş. Küçükken karnem hep iyi geldiğinde Babam çok sevinirdi: "Aferin benim kızıma! Benim kızım çok zeki!"

Kafamı eğdim ve odama gittim. Kazanmak için çabaladım, mutluydum. Babam sevinir sandım. İki dakikada tüm moralim bozuldu.

İçeri Gökçe girdi. "Ne istiyorsun?" diye sordum, yorgunlukla.

"Dışarı çıkalım," dedi, yüzünde gizemli bir ifade vardı.

"Seninle hiçbir yere çıkmam."

"Konuşmamız lazım. Bora Abi'yle ilgili."

Bora Abimin adını duydum. Kalbim hızlandı. Kabul ettim. Birlikte dışarı çıktık, ama Gökçe hiç konuşmuyor, sürekli arkasına bakıyordu.

"Neden arkana bakıyorsun?"

"Hiç."

"Konuş artık!"

Birden yanımızda siyah bir minibüs durdu. İçindeki maskeli adamlar, ikimizi de zorla içine soktular. Çırpındım, ama bana tokat atıp bayılttılar.

Murat (Baba) Anlatımı

Akşam oldu, ama kızlar hala eve gelmedi. Telaşlanmaya başladım. Gökçe hasta, ya bir yerde bayıldıysa?

Bora: "Baba, çıkıp arayalım! Polise gidelim!"

Umut: (Şeytanca bir sesle) "Baba, ya Lâl kıskançlıktan Gökçe'ye bir şey yaptıysa?"

Murat: (Derin bir iç çekti) "Lâl'im yapmaz, biliyorum. Gökçe yüzünden onunla ilgilenemedim ama Gökçe yıllarca biz yokken acı çekti, kalp hastası. Vicdanımı susturmak için onunla ilgilenmem gerek."

Telefon çaldı. Telefonu açtım. Ekranda, iki kızımın da bağlı olduğu videoyu gördüm.

"Kimsin? Bırak kızlarımı! Eğer kızlarıma zarar gelirse—"

Adamın Sesi: "Bir sus be adam! Sana seçim hakkı sunuyorum!"

"Ne seçimi?"

"Kızlardan birini seç: Gökçe mi, Lâl mi? Biri kurtulacak, biri ölecek!"

Ne yapacağım şimdi? Gökçe'yi seçersem Lâl ölecek. Lâl'i seçersem Gökçe hasta...

Murat: (Gözleri Gökçe'ye takıldı, kalbiyle değil, vicdanıyla konuştu) "Gökçe."

Gökçe'yi kurtaracağım. Sonra Lâl'i kurtarmaya gideceğiz. Tabii ki onu orada ölüme terk etmeyeceğim.

Lâl Anlatımı

Babam, küçük bir televizyon ekranında karşımda duruyordu. Bana hiç bakmıyordu, gözü hep Gökçe'nin üzerindeydi. Sonra, o kelimeyi söyledi.

"Gökçe."

İşte dünya o zaman benim için durdu. Babam, yine beni seçmedi. Gözümden, kurumuş olması gereken son bir damla yaş düştü. Artık ölüme hazırdım.

Adamlar Gökçe'yi çözdü ve alaycı bir şekilde dışarı götürdüler. Gökçe, giderken bana pis pis sırıttı.

Adamlar bana döndü. Anladım ki, işkence çekmeden ölmeyecektim. Kemiklerimi kırana kadar dövdüler. Elektrik verdiler. Artık bilincim kapandı. Acı, anlamını yitirmişti.

Gözümü, bembeyaz bir hastane yatağında açtım. Yanımda ailem olacak insanlar vardı: Annem, Babam ve abilerim. Hepsinin yüzünde, korku ve pişmanlık okunuyordu.

Bora: "Nasılsın?"

Onların yüzüne bile bakmadım. Konuşmadım. Her şey onlar yüzünden olmuştu. Hayatım mahvolmuştu.

"Gidin." Sesim alçaktı ama kararlıydı.

Kaya: "Ne? Ölümden kurtuldun, bize böyle mi teşekkür ediyorsun?"

Burak: "Sen gerçekten nankör, bencil bir kızsın!"

O an, tüm bu acının ve haksızlığın verdiği öfke patladı. Hıçkırarak bağırdım:

"GİDİN! SİZDEN NEFRET EDİYORUM!"

"HER ŞEY SİZİN YÜZÜNÜZDEN OLDU!"

Lâl: (Eli karnına gitti, en büyük travmayı yaşayarak) "ARTIK ÇOCUĞUM OLMAYACAK! SİZİN YÜZÜNÜZDEN!"

Herkes şok oldu. Adam, bana elektrik verdiğinde söylemişti; "Artık çocuk yapamazsın" demişti. Bu, onun bana verdiği son cezaydı. Lâl, hayatının ve geleceğinin elinden alındığını fark etti.

Ağlamaya, bağırmaya, saçımı yolmaya başladım. Kendime tokat attım. Çöküntüdeydim. Doktor, hızla içeri girdi ve bana sakinleştirici vurdu.

Gökçe Anlatımı

Bunu duyduğum iyi oldu. Artık çocuğu olmayacak demek. Ama ölmediğine çok sinirlendim. Sinirle, tuttuğum adamlara gittim.

"Neden onu öldürmediniz?!"

Adamın Sesi: "Çok sert vurduk, ölmesi lazımdı. Ama kız dokuz canlı çıktı. Ölmedi. Sadece kısıtlanmış."

Gökçe, yüzünde bir anlık hayal kırıklığıyla gülümsedi. Lâl, canından olmamıştı ama hayatının en değerli şeyi elinden alınmıştı. Bu da bir zaferdi.