1. bölüm / 23
Kırık YüzükKIRIK YÜZÜK Bir Uyanış Manifestosu
Bölümler 23Şu an: KIRIK YÜZÜK Bir Uyanış Manifestosu
- 1 KIRIK YÜZÜK Bir Uyanış Manifestosu726 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 1.BÖLÜM : GRİ DÜNYANIN İLK KIVILCIMI894 kelime
- 3 2. BÖLÜM: İNANMADIĞIM MASALLAR480 kelime
- 4 3. BÖLÜM: SESSİZLİĞİN GÜRÜLTÜSÜ418 kelime
- 5 4.BÖLÜM: PASLI BİR BÜYÜ359 kelime
- 6 5. BÖLÜM: KIŞ GÜNEŞİ335 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KALBİN TESLİMİYETİ393 kelime
- 8 7. BÖLÜM: MÜHRÜN SOĞUKLUĞU390 kelime
- 9 8. BÖLÜM: ACELE EDİLMİŞ CENNET365 kelime
- 10 9. BÖLÜM: HAYALETLER ŞEHRİ399 kelime
- 11 10. BÖLÜM: AYAZ KİMDİ391 kelime
- 12 11.BÖLÜM Ayazın Gölgesinde Kalan Yıldız364 kelime
- 13 12.Bölüm tehditin soğuk namlusu402 kelime
- 14 13 Bölüm – Buzdan Bir Kalbe İnanmak420 kelime
- 15 14 Bölüm Demirin Soğukluğu, Kalbin Sıcaklığı399 kelime
- 16 15 .Bölüm – Griye Yer Yok358 kelime
- 17 16. Bölüm Ruhun Aynası ve Parktaki Mucize362 kelime
- 18 17 – İlmek İlmek Örülen Bir Yuva302 kelime
- 19 18.Bölüm Ayaz’ın Zirvesi ve İmkansız370 kelime
- 20 19.Bölüm Tek Kişilik Bir Cumhuriyet340 kelime
- 21 20.Bölüm – Kusursuzluğun Zehri344 kelime
- 22 21 .Bölüm Fabrikanın Devi: Ayaz’ın Krallığı395 kelime
- 23 22 Küllerden Doğmak384 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sevgili Okurlarım,
Bu kitabı elinize aldığınızda sizden tek bir şey istiyorum: Bir süreliğine herkesin sesini susturun. Ailenizin, arkadaşlarınızın, çevrenizin, hatta belki benim sesimi bile. Sadece kendi içinizde konuşan o küçük sesi dinleyin. Çünkü bu kitap tam da onun için yazıldı.
Size burada pembe masallar anlatmayacağım. Her şeyin sonunda mutlaka mutlu biten hikâyeler sunmayacağım. Yaralarınızın üzerine güzel sözlerden yapılmış bandajlar yapıştırıp sizi geçici olarak rahatlatmaya da çalışmayacağım. Çünkü ben bu satırları yazarken rahatlatmak için değil, uyandırmak için yazıyorum.
Bazı uyanışlar güneş ışığıyla olmaz. Bazıları insanın bütün hayatını sorgulamasına neden olan sert bir gerçekle başlar.
Ben bunu çok iyi biliyorum.
Ayaz'ın kusursuz görünen buzdan krallığında geçen dört yılım bana bunu öğretti. Dışarıdan bakıldığında her şey olması gerektiği gibiydi. Sevgi vardı, ilgi vardı, bağlılık vardı. En azından öyle görünüyordu. İnsan bazen bir kafesi saray sanabiliyor. Duvarları altınla kaplı olduğu sürece içinde tutsak olduğunu fark etmeyebiliyor.
Ben de fark etmedim.
Sevgi sandığım şeyin beni yavaş yavaş tükettiğini, her gün biraz daha kendimden uzaklaştırdığını göremedim. Bana sunulan yoğun ilginin, aslında beni özgürleştirmek için değil, bana ait olan her şeyi elimden almak için kullanıldığını anlayamadım. Oysa şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki bazı insanlar sizi öldürmez; sizi yavaş yavaş kendiniz olmaktan çıkarır. Ve bunu yaparken size her şeyin adı olarak sevgiyi gösterirler.
İşte en tehlikeli yanı da budur.
Çünkü sevgi kılığına girmiş bir esareti fark etmek kolay değildir.
Eğer o günlerde biri karşıma çıkıp bana, "Bu yaşadığın şey büyük bir aşk değil. Bu, sistemli bir yok oluş hikâyesi." deseydi, belki de kendime dönüş yolunu daha erken bulurdum. Belki ruhum bu kadar yara almazdı. Belki geceler boyunca kendimi suçlamaz, eksik olanın ben olduğuma inanmazdım.
Ama kimse gelmedi.
Bu yüzden şimdi ben buradayım.
Belki sizin için.
Belki şu an satırları okurken boğazınızda düğümlenen o tanıdık his için.
Belki geceleri yanındaki insana rağmen yalnız hisseden kadın için.
Belki sürekli kendinden şüphe eden, attığı her adımı açıklamak zorunda bırakılan, kendi düşüncelerine bile güvenemez hale gelen biri için.
Belki de sadece içindeki huzursuzluğun adını koyamayan ama bir şeylerin yanlış olduğunu hisseden biri için.
Eğer şu an parmağınızdaki yüzük size bir sevginin sembolünden çok görünmez bir pranga gibi geliyorsa, yalnız değilsiniz.
Eğer sürekli kendinizi anlatmak, açıklamak, ispatlamak zorunda hissediyorsanız, yalnız değilsiniz.
Eğer gün geçtikçe daha sessiz, daha çekingen, daha yorgun birine dönüştüğünüzü fark ediyorsanız, yalnız değilsiniz.
Ve eğer içinizin bir yerinde hâlâ kurtulmak isteyen küçücük bir ses varsa, bilin ki o ses sizin en güçlü yanınızdır.
Bu kitap işte o sesi büyütmek için yazıldı.
Burada okuyacaklarınız sizi her zaman rahatlatmayacak. Bazı sayfalarda öfkeleneceksiniz. Bazı satırlarda kendi hikâyenizi görecek ve canınız yanacak. Belki inkâr edeceksiniz. Belki ağlayacaksınız. Belki kitabı kapatıp bir süre uzaklaşmak isteyeceksiniz.
Ama şunu bilin:
Gerçek bazen can yakar.
Çünkü gerçek, bizi yıllardır taşıdığımız yanılsamalardan ayırır.
Ben bu sayfalarda kusursuz biri olarak değil, hata yapmış, yanılmış, korkmuş ama sonunda gözlerini açabilmiş bir kadın olarak karşınızdayım. Kendimi aklamak için değil, tanıklık etmek için yazıyorum. Çünkü yaşananları anlatmanın sadece kişisel bir hesaplaşma değil, aynı zamanda başka kadınlara uzatılmış bir el olduğuna inanıyorum.
Ayaz'ın dünyasında sessizlik bir kuraldı.
İtaat ise erdem sayılırdı.
Sorular tehlikeliydi.
Şüphe etmek nankörlüktü.
Kendini savunmak suçtu.
Ben uzun süre buna inandım.
Sonra bir gün sustukça küçüldüğümü fark ettim.
Küçüldükçe kayboldum.
Kayboldukça kendime yabancılaştım.
Ve sonunda anladım ki insanın başına gelebilecek en büyük kayıp, sevdiği birini değil; kendisini kaybetmesidir.
İşte bu kitap, kendimi yeniden bulma yolculuğumun hikâyesidir.
Bir kurbanın hikâyesi değil.
Bir tanığın hikâyesi.
Daha doğrusu kendi hayatının seyirciliğinden çıkıp başrolüne yürüyen bir kadının hikâyesi.
Şimdi elimde tuttuğum bu ışık, karanlığın ortasında tek başıma yaktığım küçücük bir kıvılcımdı. Zamanla büyüdü. Yolumu aydınlattı. Sonra fark ettim ki belki bu ışık sadece benim yolumu değil, başkalarının yolunu da aydınlatabilir.
Bu yüzden bu satırları yazıyorum.
Bu yüzden size sesleniyorum.
Çünkü hiçbir kadın kendi hikâyesinde görünmez olmamalı.
Hiçbir kadın sevgiyi, korkuyla karıştırmamalı.
Hiçbir kadın kendi sesini kaybetmenin bedelini ödememeli.
Eğer siz de bir başkasının gölgesinde solmaya başladıysanız, eğer kendi gerçeğinizi başkasının sözlerine teslim ettiyseniz, eğer içinizdeki kadının gün geçtikçe sustuğunu hissediyorsanız; bu kitap sizin için yazıldı.
Biz bu yolculuğa yalnızca bir hikâye okumak için çıkmıyoruz.
Biz bu yolculuğa, enkazın altında kalmış benliğimizi bulmak için çıkıyoruz.
Biz bu yolculuğa, korkunun yerine cesareti, sessizliğin yerine sesi, teslimiyetin yerine özgürlüğü koymak için çıkıyoruz.
Ve belki en önemlisi, kendimize yeniden kavuşmak için çıkıyoruz.
Hazırsanız perdeyi aralıyoruz.
Dışarıda sizi bekleyen şey sıcak ve konforlu olmayabilir.
Ama gerçektir.
Ve bazen insanı kurtaran tek şey de budur:
Gerçek.
Şimdi gelin, o dondurucu ama uyandırıcı soğuğun içine birlikte yürüyelim.
Bölüm etkileşimi
