19. bölüm / 23
Kırık Yüzük18.Bölüm Ayaz’ın Zirvesi ve İmkansız
Bölümler 23Şu an: 18.Bölüm Ayaz’ın Zirvesi ve İmkansız
- 1 KIRIK YÜZÜK Bir Uyanış Manifestosu726 kelime
- 2 1.BÖLÜM : GRİ DÜNYANIN İLK KIVILCIMI894 kelime
- 3 2. BÖLÜM: İNANMADIĞIM MASALLAR480 kelime
- 4 3. BÖLÜM: SESSİZLİĞİN GÜRÜLTÜSÜ418 kelime
- 5 4.BÖLÜM: PASLI BİR BÜYÜ359 kelime
- 6 5. BÖLÜM: KIŞ GÜNEŞİ335 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KALBİN TESLİMİYETİ393 kelime
- 8 7. BÖLÜM: MÜHRÜN SOĞUKLUĞU390 kelime
- 9 8. BÖLÜM: ACELE EDİLMİŞ CENNET365 kelime
- 10 9. BÖLÜM: HAYALETLER ŞEHRİ399 kelime
- 11 10. BÖLÜM: AYAZ KİMDİ391 kelime
- 12 11.BÖLÜM Ayazın Gölgesinde Kalan Yıldız364 kelime
- 13 12.Bölüm tehditin soğuk namlusu402 kelime
- 14 13 Bölüm – Buzdan Bir Kalbe İnanmak420 kelime
- 15 14 Bölüm Demirin Soğukluğu, Kalbin Sıcaklığı399 kelime
- 16 15 .Bölüm – Griye Yer Yok358 kelime
- 17 16. Bölüm Ruhun Aynası ve Parktaki Mucize362 kelime
- 18 17 – İlmek İlmek Örülen Bir Yuva302 kelime
- 19 18.Bölüm Ayaz’ın Zirvesi ve İmkansız370 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 19.Bölüm Tek Kişilik Bir Cumhuriyet340 kelime
- 21 20.Bölüm – Kusursuzluğun Zehri344 kelime
- 22 21 .Bölüm Fabrikanın Devi: Ayaz’ın Krallığı395 kelime
- 23 22 Küllerden Doğmak384 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ayaz, sadece sözde değil, eylemde de bir devdi o
ilk günlerde. Asmira hayatı boyunca kimseden
görmediği, omuzlarını dikleştiren o kudretli
sahiplenme çemberinin içine alınmıştı.
Ayaz’ın dışarıya karşı dondurucu, insanı ürperten
o meşhur soğukluğu; artık sadece dünyaya karşı
örülmüş sarsılmaz bir kalkandı. Asmira’nın
yanındaysa o kalkan, tüm kışı unutturan huzurlu
bir şömineye dönüşmüştü.
Onun varlığı bir sığınaktan çok daha fazlasıydı;
Ayaz, sanki Asmira’nın etrafına görünmez ama
geçilemez bir kale inşa etmişti. Bu krallığın içinde
Asmira, ilk kez kendini gerçekten "güvende"
hissediyordu. Ayaz’ın tek bir bakışı, yaklaşan tüm
fırtınaları durdurmaya yetecek kadar kudretliydi.
Ayaz’ın Asmira için göze aldığı o sessiz,
gösterişsiz ama ruhu derinden sarsan
kahramanlıkları vardı. Bir keresinde Asmira’nın
başı hayati bir meselede sıkıştığında, Ayaz tek bir
saniye bile düşünmeden kendi geleceğini ve
itibarını riske atmıştı.
En yakınların bile geri çekildiği yüklerin altına hiç
tereddüt etmeden giriyor; "Yorulmadın mı?" diye
soran Asmira’nın saçlarını büyük bir şefkatle
okşayıp, "Sen sadece yanımda dur, ben senin için
gerekirse dağı taşı sırtımda taşırım," diyordu. Bu
sözler Asmira için sadece birer vaat değil; uğruna
canını verebileceği mutlak bir gerçekti.
Asmira’nın zihnine bir mühür gibi kazınan asıl an
ise, Ayaz’ın ona olan bağlılığını kanıtlamak için
yaptığı hamleydi. Ayaz, o meşhur telefonunu satıp
yüzük alma mevzusundan çok daha fazlasını
yapmış; adeta kendi ömründen parçalar
sunmuştu.
Gece gündüz demeden, uykusuz çift mesailerde,
ciğer solutan o ağır metal kokusunun içinde nefes
almadan çalışıyordu. Tek bir motivasyonu vardı:
Asmira’ya layık olduğu o huzurlu yuvayı sunmak.
Asmira hastalandığında, sabaha kadar
başucunda bekleyen, onun her iniltisinde içi
titreyen o sert adam; dışarıdaki o kaba sabayı
andıran "Ayaz" olamazdı. O, Asmira’nın yaralarını
sarmak için dünyaya gönderilmiş bir koruyucu
melekti.
Asmira, o dönemlerde Ayaz’ın her kaba hareketini,
her sert ve yersiz çıkışını; bu devasa
fedakarlıkların ödenmesi gereken küçük birer
bedeli gibi görüp görmezden geliyordu. Çünkü
Ayaz, onun için canını gözünü kırpmadan verecek
bir kahraman gibi dimdik duruyordu karşısında.
Okuyucu, Asmira’nın neden bu adama bu kadar
iyileşmez bir tutkuyla bağlandığını artık çok daha
iyi anlıyordu; çünkü Ayaz, bir kadına sadece
"prenses" gibi hissettirmenin yüzeysel yolunu
değil; onu "vazgeçilmez ve kutsal bir emanet gibi
"hissettirmenin o sarsıcı yolunu bulmuştu.
Bu, mutlak bir teslimiyetti. Oysa bu teslimiyet,
aslında boynuna dolanan o görünmez altın
zincirin ilk halkasıydı. Borçlu hissediyordu; ve
birine borçlu olmak, ona mahkum olmanın en
zarif yoluydu.
Bölüm etkileşimi
