4. bölüm / 23
Kırık Yüzük3. BÖLÜM: SESSİZLİĞİN GÜRÜLTÜSÜ
Bölümler 23Şu an: 3. BÖLÜM: SESSİZLİĞİN GÜRÜLTÜSÜ
- 1 KIRIK YÜZÜK Bir Uyanış Manifestosu726 kelime
- 2 1.BÖLÜM : GRİ DÜNYANIN İLK KIVILCIMI894 kelime
- 3 2. BÖLÜM: İNANMADIĞIM MASALLAR480 kelime
- 4 3. BÖLÜM: SESSİZLİĞİN GÜRÜLTÜSÜ418 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4.BÖLÜM: PASLI BİR BÜYÜ359 kelime
- 6 5. BÖLÜM: KIŞ GÜNEŞİ335 kelime
- 7 6. BÖLÜM: KALBİN TESLİMİYETİ393 kelime
- 8 7. BÖLÜM: MÜHRÜN SOĞUKLUĞU390 kelime
- 9 8. BÖLÜM: ACELE EDİLMİŞ CENNET365 kelime
- 10 9. BÖLÜM: HAYALETLER ŞEHRİ399 kelime
- 11 10. BÖLÜM: AYAZ KİMDİ391 kelime
- 12 11.BÖLÜM Ayazın Gölgesinde Kalan Yıldız364 kelime
- 13 12.Bölüm tehditin soğuk namlusu402 kelime
- 14 13 Bölüm – Buzdan Bir Kalbe İnanmak420 kelime
- 15 14 Bölüm Demirin Soğukluğu, Kalbin Sıcaklığı399 kelime
- 16 15 .Bölüm – Griye Yer Yok358 kelime
- 17 16. Bölüm Ruhun Aynası ve Parktaki Mucize362 kelime
- 18 17 – İlmek İlmek Örülen Bir Yuva302 kelime
- 19 18.Bölüm Ayaz’ın Zirvesi ve İmkansız370 kelime
- 20 19.Bölüm Tek Kişilik Bir Cumhuriyet340 kelime
- 21 20.Bölüm – Kusursuzluğun Zehri344 kelime
- 22 21 .Bölüm Fabrikanın Devi: Ayaz’ın Krallığı395 kelime
- 23 22 Küllerden Doğmak384 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mutfak masasında kaç saattir oturduğumu bilmiyordum. Önümde duran kahve fincanı çoktan buz tutmuştu, üzerinde ince, beyaz bir tabaka oluşmuştu. Tıpkı ruhum gibi...
Dışarıda dünya dönmeye devam ediyordu; korna sesleri, rüzgarın uğultusu, karşı komşunun kahkahası camdan içeri sızıyordu. Ama benim için zaman, Ayaz’ın o son, belirsiz mesajı gönderdiği saniyede kırılmış ve durmuştu.
İnsan zihni bir sonu kabul etmeye programlıdır. Ölümü kabul edersiniz, en sancılı ayrılığı bile zamanla sindirirsiniz. Ama "bilmemeyi" asla kabul edemezsiniz. Ayaz bana bir veda borçluydu.
Zihnimde bir bitiş çizgisine, bir sona ihtiyacım vardı. O ise bu yarışı tam ortasında, en hızlı koştuğumuz yerde bırakıp tribünlere geçmişti;
benim o boş sahada tek başıma, nefesim kesilerek nereye varacağımı bilmeden koşmamı sadece izliyordu.
Gözlerimi mutfak masasının ahşap dokusuna diktim. Bu belirsizlik, bir hançerin kalbe saplanmasından daha acı vericiydi.
Hançer öldürür ve bitirirdi; belirsizlik ise sizi her gün aynı yerden yaralayıp yaşatmaya devam eden profesyonel bir işkenceciydi.
Sessizliğin bu kadar gürültülü olabileceğini hiç tahmin etmemiştim.
Birden koridordan bir ses gelir gibi oldu. Hafif bir hışırtı... Kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpmaya başladı.
"Asmira..." Sanki onun sesiydi. O çok sevdiğim, beni dünyanın en güvenli limanında hissettiren o puslu ses... Nefesimi tutup, bir mucize bekleyerek hızla arkama döndüm. Sandalyenin bacağı zeminde gıcırdayarak yankılandı.
Ama orada kimse yoktu. Sadece koridorun sonundaki o yoğun ve küstah karanlık beni selamlıyordu.
Ayağa kalkıp koridora doğru birkaç adım attım. Gidişinin somut bir izi yoktu; valizini toplayıp kapıyı çarparak gitmemişti ki... O, giderken beni kendi evimde bir yabancı gibi bırakmıştı.
Vestiyere asılı boş askılara, ayakkabılıktaki o anlamsız boşluğa baktım. Dokunduğum her nesne artık onun yokluğunu haykıran birer anıta dönüşmüştü.
Şimdi bu dört duvar arasında hem ona bu kadar yakın olmak hem de ondan fersah fersah uzak kalmak, ruhumun en büyük sınavıydı.
En çok ne canımı yakıyordu biliyor musunuz?
Ayaz benden sadece geleceğimi çalmamıştı; o benim tertemiz sandığım geçmişime de kirli bir leke sürmüştü. Birlikte güldüğümüz o sahneleri düşündüğümde artık mutlu olamıyordum.
"Acaba o gün bana sımsıkı sarılırken de gitmeyi, beni böyle yıkmayı planlıyor muydu?" sorusu, beynimin içinde bir parazit gibi büyüyordu. Sığındığım her limanın bir tuzak olma ihtimali beni dünyadaki en kimsesiz insan kılıyordu.
Pencereye yürüyüp alnımı soğuk cama yasladım. Takvimler dışarıda hızla ilerliyor, mevsimler değişiyordu ama ben hala o mutfak masasında oturuyordum. Karşındakini bir ömür boyu "neden?" sorusuna mahkûm edip, o zindanın anahtarını da yanına alıp gitmek...
İşte en büyük ihanet buydu.
Elimdeki kırık kalemi sıktım. Ayaz’ın ruhuma bir mühür gibi bıraktığı o dondurucu sessizliği bozmanın vakti gelmişti.
Eğer o bana bir son vermediyse, o noktayı bu gece ben koyacaktım. Kendi zindanımın anahtarını, o sessizliğin içinden çekip alacaktım.
Bölüm etkileşimi
