7. bölüm / 23
Kazaen aşkKüçük bir rol
Bölümler 23Şu an: Küçük bir rol
- 1 Kitap ile ilgili bilgilendirme118 kelime
- 2 Doğruluk mu cesaretlik mi?219 kelime
- 3 Mutlu sabah429 kelime
- 4 Buldum987 kelime
- 5 Kimsin sen?353 kelime
- 6 Instagram'da193 kelime
- 7 Küçük bir rol1.542 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Fotoğraf1.065 kelime
- 9 Saçlarım!1.019 kelime
- 10 Yıllar geçmiş gibi763 kelime
- 11 Bir günde iki bölüm!(Süprizim)798 kelime
- 12 Nil1.217 kelime
- 13 Sıcak sabah, acı akşam1.328 kelime
- 14 Gezi2.039 kelime
- 15 İntagram'da179 kelime
- 16 Sus!450 kelime
- 17 Parti1.377 kelime
- 18 Yangın1.122 kelime
- 19 EX629 kelime
- 20 En sevdiğim, en sevdiğim!!!2.163 kelime
- 21 Zaman2.699 kelime
- 22 İntagram'da962 kelime
- 23 Son140 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Omzumda asılıp sallanan sırt çantasının sertçe masaya doğru vurdum, vurmamın etkisiyle Nil şaşkın bakışlarla bana baktı:
--aşkım, Ne oldu yine sana!
--Bu da soru mu? Instagram hesabımı bulmuş ikisi de hem sırık, hem de bu satıcı!
--vallahi ben dün Kayra ile buluştum, çok tatlı birisi.
--shipleyele uğraşamayacağım, zaten sinirim tavan!
Ben orada öfke nöbeti geçirirken kapıdan sallana sallana giren Mert ve kayra'yı gördüm, Nil, kayra'yı görür görmez okul formasını düzeltti. İkisi de etrafa çok mal bakıyordu, güya ünlüler işte;
Kayra:
--Hanımlar dedikodu mu var?
Mert:
--anlatmazsanız darılırız.
-- kurban olduğum çok güzel söyledi. Çok pis darılırız.
Ben:
--Bana bak sırık ve Mert! Zaten sinirliyim bir de sizinle uğraşmayayım, hayır her şey geçtim Instagram hesabımı nereden buldunuz! Hadi bunu da geçtim, Ben sizin takip isteğinizi nasıl kabul ettim! Nasıl beni takip ediyorsunuz.
Kayra çapkın bir bakışlı ilk baştan Nil'e sonra da bana baktı:
--bizde de var bir şeyler, Ama kabul et en son attığım paylaşım mükemmeldi.
Çantamı sıradan alıp masanın üstüne çıkıp kayra'yı dövmeye başladım, dua etsin ki nöbetçi hoca vardı bu yüzden inmek zorunda kaldım sıra dan. Yumruklarımın ikisi de umursamıyordu, Mert konuşmaya devam etti:
--Uras seni parkta bekliyor. Anlaşma yapmak istediğini söyledi, ha burada gün boyunca korumanızız. Korumalığıma laf ettirmem şimdiden söyleyeyim!
Tip bir bakış atıp ikisinin gözlerine derin derin baktım:
--parkta mı bekliyor! Ona söyle gelmeyeceğim, ilk başta beni sattın sonra da parka beni anlaşma için çağırsın oldu canım başka! Yok bunun sevgisi de ikincisi de şımarık!
Tamam sadece cebimde titreyip duran telefonum odaklandım, benim öküz patavatsız eski sevgilimdi. Nasıl olduysa numaramı bir yerden bulmuştu;
0569**:"özür dilerim haklıydın, sana öyle davranmamalıydım."
0569**:"çok haklısın. Ama lütfen beni affet ayrılığa daha fazla dayanamıyorum."
Kayra ve mert'e gösterdiğim sinirin aynısını odun Eyyüp'e de göstermem lazımdı;
Siz:"özrünü kabul etmiyorum, seninle bir daha barışmayacağım! Zaten sinirliyim Bu sinirin tamamını senden çıkarmak istemiyorum. Duydun mu beni şimdi rahat bırak beni engelliyorum Bir daha da arama sorma mesaj da atma!"
Aslında özlemiştim onu, benden ayrılmaması hariç. Çok saçma bir nedenden ayrılmıştı. O kadar saçmaydı ki nedenini bile hatırlamıyorum, Ama şu an önemli olan bu salak değildi. Uras Bey madem anlaşma istiyordu, anlaşma yapılacaktı ama karşılığında illaki bir şey almak zorundaydım.
Çantamı olmasa bana tekrar sıra attım. Hızlı ve sert adımlarım ile kapıya doğru yöneldim, arkadan nil'in sesi geliyordu 'Kumsal nereye?' elinin körüne Nil. Kankamı Ne kadar sevsem de bazen el salak davranması beni sinir ediyordu. Ama ben onu böyle sevmiştim böyle sevmeye devam edecektim.
Kendine gel Kumsal yumuşamak yok! Çoktan okulun karşısındaki parka gelmiş ve orada elindeki sigara paket ini çeviren uras'a doğru yaklaşmıştım. Şayet bizim sırıktan pek farkı yoktu, olduğunca uzun boyludu. Geldiğim gibi hesap sormalarıma başladım:
--Ne oldu? Ne istiyorsun, bu yaptıkların yetmemiş gibi gelip anlaşma mı bekliyorsun? Anlaşma falan yapmıyorum seninle, kal öyle dımdızlak da bakayım ne yapıyorsun! Ben rezil oldum sen de rezil olacaksın!
Tam iki elime açmış omuzlarına vuracakken elleri ile tuttu ellerimi, ani bir refleks ile kurtardım. Şu an onun hakkı değil de anlaşmak benim hakkımdı, Ben onun ayağına gelmeyecektim o benim ayağıma gelecekti! Bakışlarını bana dikip cevapladı:
--evet haklısın, anlaşmak senin hakkın ama burada ikimizin de anlaşması gereken şeyler var.
--tamam sakinim ne istiyorsun.
--ha şöyle, easy sakin ol.
--gevşeme de anlat hemen.
--anlaşmam şu, benimle sevgili rolü yapacaksın. Bu sayede ben de irem'den kurtulacağım. Bir sevgilim olduğuna inanmadığı sürece ben benim yakamı bırakmayacak.
--bunun bir karşılığı olacak değil mi?
Alt dudağını büküp etrafa bakmaya başladı. Sanırım böyle bir şey beklemiyordu, ama ben Kumsal isem bunun hakkını evire çevire alırdım:
--benim de bir şartım var o zaman.
--tamam ne istersen.
Demek ki ne istersem yapacaktı. Aslında şu an istediğim bir sürü şey vardı makyaj malzemesi, resim tabloları, keçeli kalemler ve benzeri bir sürü şey. Ama benim ilk öncelikle fazlalıklardan kurtulmam lazımdı. Okuldaki bazı eski sevgililerden, şartım belliydi:
--aynı şeyi sen de benimle yapacaksın. Biz de benim eski sevgilime, sevgililik rolü yapacağız. Çıldırıp aynı İrem gibi o da benim peşimi bırakacak. Okey.
Dudağında kıvrak bir gülümseme oluştu. Sonra ise derin bir nefes alarak cevap verdi:
--okey, Bizim okuldan değil mi? Sevgilin yani.
--evet hatta bu sabah özür mektubu bile attı. Anlaştığımıza göre bay bay umarım yarın hariç bir daha buluşmayız.
--umarım.
_______________________________________________________________________________
Bir gün sonra:
Sabah erkenden kalkıp güzel bir duş aldım. Bugün ayrı bir tatlı ayrı bir şık olmalıyım. Normalde süslü giyinmeyi seven birisi değildim, Ama madem ünlü birisin ile sevgili olacağız, biraz süslemekten zarar gelmez. Aklıma çok yapmıştı bu plan. Eyyüp'ün çıldırmış halini görmek en istediğim şey olabilirdi şu an, hızlı hafif bir makyaj yapıp okul formamı giyip evden çıkmaya hazırlanırken abime yakalandım:
--sen niye süslendin bu kadar.
--hiç, bugün biraz süsle gitmek istiyorum sadece.
--saçlarını kurutmamışsın iyice. Üşüteceksin.
--merak etme bir şey olmaz.
Ayakkabılarımı giyip fortmanto'dan anahtarı alıp çıktım. Abimin 'üşüteceksin' dediğine bakmayın, hava 40 derece. Bu yüzden kapının önündeki pembe bisikletime binip yola koyuldum. Normalde beni abim bırakıyordu ama bugün öyle bir fırsat olmadığı için mecbur kendim gitmek zorundaydım.
Okula vardiğimde herkes olduğu gibiydi bir sürü ses bir sürü kahkaha bir sürü dedikodu. Erkekler büyük bir grup halinde bahçede boş boş dolanıyordu, neden yaptıklarını anlamıyorum. (Yazardan not: yargılamak için söylemiyorum Çünkü gerçekten merak ediyorum.)
Okul bina kapısının önüne gelenine Mert ve Kayra kapıda beni bekliyordu, kapıya doğru giriş yaptığım anda arkamdan ilerlemeye başladılar:
--Ne yapıyorsunuz saçma sapan hareketler.
Mert:
--Uras söyledi, sevgili rolü ha mantıklı.
Kayra:
--kız senin sevgilin mi vardı? Ha bir de eski sevgilin!
--aman sorma yaptım öyle bir hata.
--bu erkeklerin böylelerini hiç çekemiyorum. Ayrı dertler vallahi.
--ay evet evet, hem salak hem terbiyesiz! En sevmediğim tip.
--çekilmez, çekilmez.
Olayın farkına varıp ciddi bir yumruk indirdim kayra'ya:
--oyun oynama benimle! Ciddi oyunculuk görevlerim var.
Mert:
--oyunculuk demişken kantinde yapacakmışsınız ışığı İrem ve senin o ex oradaymış.
--ikinizin de beyninin toplamı bunda var. Hatta daha fazlası var. Sevdim seni.
Kayra ve Mert yanımdan ayrıldıktan sonra kantine doğru adımlarımı ilerlettim. Adamın koskoca 2 tane koruması vardı sanki, kantine girdiğinde gerçekten de duvarın bir köşesine bekliyordu. İrem dahadan gelmemişti, ama benim salak oradaydı. Adımlarımı yavaşlatıp uras'a doğru yaklaştım. Tam yanına gelmemiştim Çünkü foyamız ortaya çıkabilirdi. Onun yerine WhatsApp'tan mesaj atmaya başladım;
Siz:"geleyim mi yanına ne yapayım? (!)"
Satıcı:"hazırsan gel, ama benimkini de beklesek olmaz mı?"
Tam o esnada kantine İrem girdi;
Siz:"geldi seninki de hazır mısın başlıyorum?"
Satıcı:"Ben hazırım da ne bahanesiyle geleceksin?"
Siz:"buldum, ceketini çıkartıp üstüme koy gerisini bana bırak."
Mesajı attığıma hemen sonra, telefonu kapatıp ceketini çıkarmaya başladı Uras. Siyah deri ceketi ona ayrı bir karizma gösteriyordu, çıkardığısiyah deri ceketi üzerime örtü yavaşça oturduğum yerde. Benim söylediğimi yaptığın için artık oynamaya başlayabilirdim:
--ne yapıyorsun ya!
İlk başta duraksadı bozuntuya vermemek için devam etti:
--üşümüşsün diye düşündüm 'aşkım'.
Belki size çok ciddi gelmiyor, hatta ergence geliyor ama Ben olduğum halde o kadar memnundum ki. Oyuncu olmak isteyen birisine böyle bir teklif sunmak, istediğim en son şey olabilirdi. Sert bakışların ve sert tonum ile devam ettim:
--ay aşkım sen miydin?
Aslında kantinde sesiniz o kadar yüksek çıkmıyordu ama nedense herkes bizi izliyordu. Ön masada oturan salak ex simde buna dahildi. Elindeki metal bardağı bükecek kadar sıkıyordu. İrem'in kaşları havaya kalkmıştı bile, Uras bozuntuya vermeden masanın karşısına geçti:
--Ne içersin hayatım?
Hiç böyle görmemiştim onu fazla ilgiliydi:
--fark etmez Ne aldıysan bana da ondan a--(sözüm kesildi)
Sözüm kesilmişti, tam da istediğim şey olmuştu. Benim salak bu role inanmış ve masamızın ortasına gelip ellerini masaya vurmuştu:
Eyyüp:
--Uras, kardeşim hayırdır.
Allah'ım benim için kavga ediliyor! En çok istediğim hayalim gerçek oluyor! Yani birazcık foya olabilir ama, sonuçta ediliyor. Kavga ediliyor!
Uras:
--Bir sıkıntı mı var Eyyüp? Tanıyor musun kumsalı?
--kendisi...
Devamını getirememişti. Ben de kendime verdiğim gaz ile toparladım cümleyi:
--neyinim ben seni Eyyüp?
Çok pis dönmüştü hatta ne sönmesi zort olmuştu. Oh canıma değsin! Beni ile bayıldıktan sonra benim döktüğüm o gözyaşlarına sayarsın! Seni o kadar seven birisini bırakmak nasıl bir şeymiş tanımış oldun. Bu konuşmanın ardından İrem de geldi arkaya, elini uras'ın omuzuna koydu. Bunu fırsat bilip olay başlattım:
--pardon da İrem, neden dokunuyorsun benim sevgilime.
Gıcık ve şımarıklık arasında bir kahkaha atıp:
--senin mi sevdin saçmalama istersen? Değil hayatım kafayı yemiş bu.
Böyle bir tepki vermesini zaten bekliyorduk ikimiz de, Uraz olayı toparlamak için söze girdi:
--İrem birinci olarak; elini lütfen omuzundan çek.
İrem şaşkınlık ile elini omuzundan çekti:
--ikinci olarak; biz seninle ayrıldık bunu sonra kaç sefer söyleyeceğim. Ben yeni aşkımı buldum. Gerisi ikinize kalmış.
Allah'ım şu an ne yağlar eriyor! Ne yağlar! İçimdeki değil dışındakiler de erimeye başladı! Eyüp'ün ve irem'in şu yüzünü gördüm ya bana sonsuza dek yeter. Güzel olayla uğraşırken Mert ve Kayra kantine girdi. Kayra'nın yanında Nil de vardı:
Kayra:
--Uras kardeşim hayırlı olsun. Yeni sevgili yapmışsın, vallahi profilinde de çok yakışmış.
Bir saniye benim neden bunlar haberim yoktu. Profiline neden ikimiz de vardık, tuzağa düşmüş olamam değil mi? Allah'ım lütfen öyle olsun yoksa şu an burada Soner kalırım!
Mert ellerini omzuma sertçe vurup:
--Ee... Yenge bize de ayarlarsın bir tane değil mi?
Araya Uraz girdi:
--düzgün davran lan yengene!
O an kantinci bile bizi izliyordu, konuyu kapatmak için uras'a bakıp:
--aşkım ben bir kötü oldum çıkalım mı?
--çıkalım bir tanem, hava alsen biraz.
Parmaklarını parmaklarıma bağlayıp kantinden çıktık...
_______________________________________________________________________________
Bence güzel bir bölüm oldu, Ben şu an bu bölümde tam 22.46'da bitirmiş bulunmaktayım. Uyku tutmayınca yapıyoruz işte bir şeyler, İlham geldikçe yaz yaz. Hem ben eğleniyorum hem de siz eğlenin diye bir yandan sevdirmeye bir yandan da güldürmeye çalışıyorum.
Umarım bölümü beğenmişsinizdir, eğer buraya kadar geldiyseniz bir kalbinizi alırım.
Seviliyorsunuz...❤️❤️🤍🤍💙💙
Bölüm etkileşimi
