58. bölüm · Karanlıktaki Aydınlık

Bölüm 54

Elif Çiftci

Burak’ın masanın üzerindeki liman haritasını iyice öne doğru çekmesiyle odadaki o esprili ve yumuşak hava bir anda dağıldı. Nick de şakayı bir kenara bırakıp bilgisayar ekranındaki güvenlik kameralarını ve termal tarama verilerini canlandırdı. Şimdi hepsi, önlerindeki ölümcül gerçeğin tamamen farkındaydı.
"Plan şu," diyerek söze girdi Burak, kalemiyle haritanın üzerindeki üç ana noktayı işaret ederken. "Tarık’ın kiraladığı 'Gölge' grubu limanın 4. ve 5. antrepolarını tamamen kapatmış. Nick içerideki kameraların yarısını kör etti ama hala aktif olanlar var. Giriş üç noktadan dedik ama ana kapı tamamen intihar olur. Adamlar orayı ağır silahlarla tutuyor."
Alex, kollarını göğsünde kavuşturup haritaya dikkatle baktı. Gözleri anında deniz tarafındaki iskele hattına kaydı. "Deniz tarafı?" diye sordu, sesindeki o taktiksel zeka yeniden devreye girmişti. "Kiralık katiller arkalarını denize yaslamış olmanın rahatlığıyla orayı boş bırakmıştır."
Nick klavyeye birkaç kez vurup limanın deniz cephesini ekrana getirdi. "Haklısın patron. Deniz tarafındaki devriye sayısı yok denecek kadar az. Ancak oraya yaklaşmak için bot kullanmamız lazım ve yağmur dindiği için projektörlere yakalanma riskimiz yüksek."
Arya, masanın kenarına tutunarak öne doğru eğildi. Boynundaki morlukları tamamen unutmuş, gözlerindeki o kararlı intikam ateşiyle haritaya bakıyordu. "Eğer projektörlerin güç kaynağını kesersek denizden sızabiliriz," dedi net bir sesle. "Bunu ben yapabilirim. Limanın batı tarafındaki trafo merkezini biliyorum."
Alex anında başını kaldırıp Arya’ya sert bir bakış attı. Dün gece onun kadınlığıyla, onun o ilk ve kutsal teslimiyetiyle öyle bir bütünleşmişti ki, şu an onu değil bir tehlikenin içine atmak, yanından bir saniye bile ayırmak istemiyordu. "Hayır," dedi Alex, sesi tartışmaya kapalıydı. "Sen benimle kalıyorsun Arya. Trafoya Burak gidecek."
Burak hafifçe gülümsedi. "Benim için hava hoş. Trafoyu patlatır, ana kapıdaki adamların dikkatini üzerime çekerim. Siz o sırada denizden sızıp Tarık’ın saklandığı ana ofise girersiniz."
Alex, Burak’ın planını kafasında tarttı ve onaylar anlamda başını salladı. Ardından arkasındaki büyük demir dolaba doğru yürüdü. Dolabın kapağını sertçe açtığında, içeride dizili olan ağır makineli tüfekler, susturuculu tabancalar ve çelik yelekler ortaya çıktı. Alex, en güvendiği siyah susturuculu HK416 piyade tüfeğini alıp şarjörünü kontrol etti. Metalik kurma kolunun çıkardığı o tok ses, deponun içinde yankılandı.
Yüzünü ekibe döndü. "Herkes çelik yeleklerini giysin. Silahları doldurun. Bu gece o limandan ya Tarık’ın cesediyle çıkacağız ya da hiçbirimiz dönmeyeceğiz."
Arya, Alex’in yanına gidip dolaptan kendi hafif makineli silahını aldı. Gözleri Alex’in gözleriyle birleştiğinde, aralarındaki o dün geceden kalan bağ ikisine de ölümcül bir güç veriyordu. Artık kaçış yoktu; geri sayım başlamıştı.