52. bölüm · Karanlıktaki Aydınlık

Bölüm 48

Elif Çiftci

Ertesi sabah, Tarık’ın holding binasındaki devasa ofisinde tam anlamıyla bir deprem yaşanıyordu. Tarık, masasının üzerindeki kristal kül tablasını fırlatıp duvarda tuzla buz etti. Karşısında başı eğik, tir tir titreyen koruma müdürüne doğru kükredi:
"Nasıl olur lan?! Tek bir gecede en büyük lojistik ağımın evrakları, hard diskleri nasıl çalınır?!"
Koruma müdürü yutkundu, sesi titriyordu. "Efendim... Kameraları eski kayıtta döndürmüşler, fark edemedik. Tam müdahale edecekken elektrikleri kestiler ve sis bombası kullandılar. Kim olduklarını göremedik bile, hayalet gibiydiler."
Tarık öfkeden deliye dönmüş bir halde camdan dışarı baktı. Yumruklarını o kadar sıkıyordu ki tırnakları avcuna batıyordu. İçindeki o karanlık şüphe yavaş yavaş büyüdü. "Hayalet falan değil..." diye fısıldadı kendi kendine, gözleri kısıldı. "Bunu sıradan bir hırsız yapamaz. Benim paravan şirketlerimin yerini, içindeki kasayı ancak içeriden biri bilebilir..." Aklına aniden bir gün önce odasını basan Alex geldi ama o tek başınaydı. Yoksa arkasında başka birileri mi vardı? "Şehirdeki tüm adamları ayağa kaldırın! Kimin nerede ne nefes aldığını öğreneceğim!"
Aynı saatlerde, şehrin öbür ucundaki o eski depoda tamamen farklı bir hava vardı. Masanın üzerinde Burak’ın bilgisayarına bağlı olan o çalıntı hard disk duruyordu.
Burak ekrandaki yeşil kodların akışını izlerken büyük bir zafer gülümsemesiyle arkasına yaslandı. "Çocuklar, bu bir hard disk değil, resmen bir hazine. Tarık’ın yurt dışındaki yedi farklı gizli hesabının şifreleri ve o hesaplara bağlı paravan isimler burada."
Nick heyecanla masaya vurdu. "Yani adamı resmen sıfırlayabiliriz?"
"Adım adım," dedi Alex, Arya’nın sabah tazelediği sargılı elini masaya koyarak. Gözleri Burak’ın ekranındaydı. "Önce o paraları donduracağız. Tarık’ın piyasaya olan borçları birikiyor, nakit akışı kesildiği an altındaki zemin kaymaya başlayacak."
Arya, sıcak kahve kupalarından birini Alex’in önüne bırakıp yanına oturdu. Gözlerinde aylar sonra ilk defa rahat bir nefes almış olmanın huzuru vardı. "Tarık şu an odasında deliye dönmüştür. Herkesten şüpheleniyordur."
Alex kahvesinden bir yudum alıp Arya’ya baktı, yüzünde sert ama gururlu bir ifade belirdi. "Bırakın şüphelensin. O bizi öldü sanırken, biz onun imparatorluğunu tuğla tuğla yıkacağız."