39. bölüm · Karanlıktaki Aydınlık

Bölüm 36

Elif Çiftci

Arya, arkasında darmadağın olmuş bir mafya meclisi bırakarak odanın devasa kapısından çıkıp gittiğinde, içerideki ölümcül sessizlik devam ediyordu. Baronlar ve korumalar hâlâ şaşkınlığı üzerlerinden atamamışken, Alex’in gözü kapıdan başka hiçbir şeyi görmüyordu.
Yavaşça arkasını döndü. Gözlerindeki öfke, odadaki tüm o acımasız liderleri dize getirecek kadar keskindi. Masadaki her bir barona ve özellikle öz babasına tek tek bakarak, odadaki havayı adeta buz kestiren o son uyarısını yaptı:
"Onu duydunuz. Kimseden korktuğu yok. Ama benden korkmanız için size tek bir sebep vereyim: Eğer o kadının saçının tek bir teline dokunursanız, eğer ona zarar vermeyi aklınızdan bile geçirirseniz, yeraltı dünyası falan dinlemem, buradaki herkesi ve bütün şehri ellerimle yakarım!"
Alex, odadaki hiç kimsenin tek bir kelime etmesine fırsat vermeden arkasını döndü ve fırtına gibi odadan fırladı.
Büyük holding binasının uzun, loş ışıklı koridorunda Arya’nın topuk sesleri yankılanıyordu. Adımları hızlı ve kararlıydı. Alex, aralarındaki mesafeyi birkaç büyük adımla kapatıp ona yetişti. Ani bir refleksle uzanıp Arya’yı kolundan tuttu ve güçlü bir hamleyle kendine doğru çekti.
Arya, sırtı sertçe koridorun duvarına yaslanırken kendini bir anda Alex’in o tanıdık, nefes kesici aurasının içinde buldu. Aralarındaki mesafe santimlere inmişti. Alex’in gözlerinde öfkeyle karışık derin bir korku ve endişe vardı. Sesi, koridorda bastırılmış bir feryat gibi yankılandı:
"Neden bugün buraya geldin? Sen canına mı susadın Arya?! Orada kimlerin oturduğunun, nasıl adamlar olduğunun farkında değil misin sen?!"
Arya, gözlerini milim bile kırpmadan Alex’in gözlerinin içine baktı. Bakışlarında ne o eski kırılganlık vardı ne de korku. Kolunu sert ve ani bir hareketle Alex’in güçlü pençesinden geriye doğru çekti. Ses tonu, aralarındaki tüm o köprüleri yıkacak kadar mesafeli ve dikti:
"Bırak beni, Alex! Sakın bir daha bana dokunma."
Üzerindeki ceketi hafifçe düzelterek Alex’e doğru bir adım daha yaklaştı. "Ben oraya kimlerin oturduğunu çok iyi bilerek geldim. Ama senin unuttuğun bir şey var; beni o namluların önüne atan zaten bu hayatın kendisiydi. Artık benim için endişelenmeyi bırak, çünkü ben kendimi korumayı çok iyi öğrendim."
Alex, karşısında duran bu değişmiş, yaralarından yepyeni bir zırh kuşanmış kadına bakarken içindeki o hayranlık ve acı birbirine karıştı. Arya arkasını dönüp koridorda yürümeye devam ederken, Alex ilk defa birini tamamen kaybetmenin eşiğinde olduğunu hissetti.