21. bölüm · Karanlıktaki Aydınlık

Bölüm 20

Elif Çiftci

Ertesi sabah dağ evinin pencerelerinden sızan güneş ışığı, salondaki sessizliği bozmaya yetmemişti. Alex, neredeyse hiç uyumamıştı. Sabaha karşı gelen Nick ile birlikte saatlerdir çalışma odasında kapalı kapılar ardında konuşuyorlardı.
"Abi, bu çok riskli," dedi Nick sesini alçak tutmaya çalışarak. "Ece delirmiş. Kadın resmen yengemin özgürlüğüyle seni tehdit ediyor. İstediklerini yapıyormuş gibi görünmek yengemi daha çok şüphelendirir."
Alex masanın üzerindeki flash belleği elinde çevirirken gözlerini kararttı. "Şüphelensin Nick. Arya bu videonun varlığını da, Ece'nin tehditlerini de şu an öğrenmeyecek. Onun zaten omuzlarında yeterince yük var, bir de hapis korkusuyla yaşamasına izin vermem. Ece'nin şirket pozisyonunu iade et, o evi de onun üzerine devret."
"Peki ya... evlilik meselesi?" diye sordu Nick yutkunarak.
Alex buz gibi bir sesle fısıldadı: "O zamana kadar o flash belleğin asıl kopyalarını bulup Ece'yi tamamen bitirmiş olacağız. Şimdi çık, Arya uyanmadan seni buralarda görmesin."
Nick başıyla onaylayıp sessizce evden ayrıldı. Alex derin bir nefes alıp mutfağa geçti, taze kahve demledi ve Arya’nın en sevdiği pankeklerden hazırladı. Evin içini güzel bir koku sarmıştı.
Tam o sırada Arya merdivenlerden yavaş adımlarla indi. Üzerinde bol bir hırka vardı, gözlerindeki o eski derin korku biraz olsun hafiflemiş gibiydi ama yüzünde hala durgun bir ifade vardı.
Alex mutfak tezgahından dönüp gülümsedi. "Günaydın güzelim. Tam zamanında indin, pankekler yeni bitti."
Arya masaya doğru yürüdü, sandalyeyi çekip oturdu. "Günaydın," dedi fısıltıyla. Alex ona doğru yaklaşıp kahve fincanını önüne bırakırken, Arya bardağı iki eliyle kavrayıp sıcaklığını hissetmeye çalıştı. Alex elini yavaşça Arya'nın omzuna koydu, Arya bu kez kaçmadı ama Alex'e doğru da yaslanmadı. Sadece bakışlarını kahvesine dikti.
"Bugün biraz daha iyi görünüyorsun," dedi Alex, sandalyeyi yanına çekip otururken. "Gözlerin daha canlı."
Arya fincanından bir yudum aldıktan sonra kafasını kaldırdı. Alex'in gözlerinin içine baktı. O an, günlerdir ilk defa yüzünün kenarında çok hafif, neredeyse belirsiz bir tebessüm belirdi. "Dün gece... kabus görmedim. Uzun zaman sonra ilk defa rahat uyudum."
Alex bu küçük gülümsemeyi görünce içindeki o büyük sıkıntının hafiflediğini hissetti, o da içtenlikle gülümsedi. "İşte duymak istediğim buydu. Zamanla her şey geçecek karıcım, ben yanındayım."dedi ve Arya'nın yanağından öptü
Arya'nın gülümsemesi yavaşça kayboldu, gözlerinde yine o çözemediği düşünceli ifade belirdi. "Geçecek değil mi Alex? Yani... ben yine eski Arya olabilecek miyim?"
Alex uzanıp Arya'nın elini sıktı. "Sen her zaman benim Aryamsın. Kendine haksızlık etme."
Arya elini yavaşça geri çekip tabağındaki pankekle oynamaya başladı. "Alex... Sabah kapı sesi duydum sanki. Erken saatte biri mi geldi?"
Alex'in gözleri bir anlığına kasıldı ama ses tonunu hiç bozmadı. "Yok güzelim, rüzgardandır. Ormanın içindeyiz, kapılar bazen çarpıyor. Ben bir kontrol ederim."
Arya şüpheci bir bakışla Alex’i süzdü. Alex’in yüzündeki o aşırı sakin, korumacı ifadenin arkasında bir şeylerin gizlendiğini seziyor gibiydi ama üstüne gitmedi. "Tamam," dedi sadece.
Alex ayağa kalkıp masadaki boşları toplarken arkasını döndü. Arya arkasından ona bakarken, içindeki o garip hissi bastırmaya çalıştı. Alex ise mutfak tezgahına yaslanmış, cebindeki telefona Ece’den gelen yeni mesajın bildirimine bakıyordu. Sır odanın içinde büyüyor, aralarındaki o sessiz mesafe, Arya’nın her şeyden habersiz attığı hafif adımlarla derinleşiyordu.