55. bölüm · Karanlıktaki Aydınlık

Bölüm 51

Elif Çiftci

Odanın küçük penceresinden içeri sızan gri sabah ışığı, geceyi boyayan o karanlık ve loş ambiyansı yavaşça dağıtıyordu. Dışarıdaki sağanak yağmur yerini sakin, huzurlu bir çiselemeye bırakmıştı.
Alex, yatağın içinde sırtüstü uzanmış, tek kolunu Arya’nın başının altına yastık niyetine yerleştirmişti. Arya ise başını onun çıplak göğsüne yaslamış, eli hala Alex’in kalbinin üzerinde duruyordu. Gece boyu deponun o dar odasında yankılanan soluk soluğa inlemeler, yerini ikisinin düzenli ve huzurlu nefes alışverişlerine bırakmıştı.
Alex, parmak uçlarıyla Arya’nın çıplak omzunu ve sırtını incitmekten korkar gibi usulca okşarken, bakışları çarşafın üzerindeki o küçük, kırmızı lekeye kaydı. O an zihninde her şey durdu. Dün gece yaşanan o dizginlenemez tutku, o vahşi ve sınırları zorlayan kavuşma... Arya için sadece 3 aylık bir hasretin patlaması değil, hayatında ilk kez bir erkeğe, ruhunu ve bedenini teslim ettiği o nihai andı. Arya hayatında ilk defa bir adamla beraber olmuştu ve o adam kendisiydi.
Alex’in kalbinde bambaşka bir sızının, koruyucu bir sahiplenme duygusunun büyüdüğünü hissetti. Arya’nın hayatındaki "ilk" adam olmanın ağırlığı, gururu ve yükü, onun o sert, acımasız savaşçı maskesini tamamen eritmişti. Gözleri doldu, içini derin bir minnet duygusu kapladı.
Arya, onun göğsünün kasılmasından uyandığını anlayarak başını hafifçe kaldırdı. Gözleri hala uykuluydu ama o dün geceki tutkunun sıcaklığı bakışlarında aynen duruyordu. Alex'in bakışlarındaki o derin, koruyucu değişimi fark edince bakışlarını hafifçe kaçırdı, yanakları usulca kızardı.
"Günaydın," diye fısıldadı Arya, sesi dün geceki inlemelerden dolayı pürüzlü ve kısıktı.
Alex, iki elini onun yüzünün iki yanına yerleştirip parmak uçlarıyla şefkatle yanağını okşadı. Eğilip Arya’nın dudaklarına, dün gecenin o hoyratlığından tamamen uzak, son derece narin, yavaş ve adeta onun tenini kutsar gibi bir öpücük kondurdu.
"Neden bana söylemedin güzelim?" diye fısıldadı Alex, sesi adeta kadifemsi bir yumuşaklığa bürünmüştü. "Bu senin ilkinmiş... Bilseydim sana karşı çok daha dikkatli, çok daha yumuşak olurdum. Canını yaktım mı?"
Arya, kızaran yüzünü onun göğsüne gizleyerek hafifçe tebessüm etti ve elini Alex’in kalbine koydu. "Pişman değilim," dedi sesi titreyerek. "Aksine... Hayatım boyunca ait olmak istediğim tek yer zaten senin yanındı Alex. İlk kez... Ve son kez... Sadece seninle olmasını istedim. Dün gece o kadar çok hasret doluyduk ki, bunu düşünüp durmanı ya da çekinmeni istemedim. Canım yansa bile seninle yanmaya değerdi."
Alex, onun bu sözleriyle içindeki tüm duvarların yıkıldığını hissetti. Alnını Arya’nın alnına yasladı ve derin bir nefes aldı. "Benim için ne kadar özel olduğunu kelimelerle anlatamam," diye mırıldandı. "Seni canım pahasına koruyacağım Arya. Bu dünyada sana zarar verebilecek tek bir güce bile artık izin vermeyeceğim. Sen benim her şeyimsin."
Tam o sırada odanın kapısına iki kez sertçe vuruldu. İçerideki o büyülü, duygusal ve şefkatli hava, Burak’ın kapının arkasından gelen ciddi sesiyle bir anda bölündü:
"Alex! Arya! Uyanmanız lazım. Nick bilgisayardan Tarık'ın ana sunucusuna sızmayı başardı. Bir hareketlilik var, hemen aşağı inmelisiniz."
Alex derin bir nefes verip Arya’ya döndü, gözlerindeki koruyucu bakışla gülümsedi. "Görünüşe göre yeraltı dünyası bizi rahat bırakmıyor," dedi. "Toparlanıp inelim."
Arya, Alex’in kadını olarak uyandığı bu ilk sabah, dışarıdaki savaşa karşı içinde en büyük gücü hissediyordu. Hızla yataktan kalkıp giyinmeye başladılar.