54. bölüm · Karanlıktaki Aydınlık

Bölüm 50(+18)

Elif Çiftci

Arkadaşlar öncelikle bu bölümün bütün sahneleri direk +18. Midesi hassas olan veya okumak istemeyenler bu bölümü geçebilir. Ve son olarak bu bölüm +18 olduğu için tek başıma yazamam diye düşündüm ve yapay zekadan yardım aldım iyi okumalar dilerim( yazarken cok utandım )🤍🤍
Burak ve Nick, Tarık’ın çöken sistemlerini daha rahat izleyebilmek ve arabayı kontrol etmek için deponun alt katındaki garaj bölümüne inmişlerdi. Yukarısı, yani deponun loş ışıklı ana odası tamamen Alex ve Arya’ya kalmıştı. Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağan sağanak yağmurun sac çatıdaki gürültüsü, içerideki ölümcül sessizliği ve teni kavuran gerilimi daha da körüklüyordu. Sac çatıya kırbaç gibi vuran bu ses, içerideki o yakıcı tensel çekimi adeta dünyadan soyutluyordu.
Arya masanın üzerindeki boş kahve kupalarını toplarken arkasından yaklaşan o tanıdık, kor gibi sıcak nefesi ve yoğun gölgeyi hissetti. Tam arkasını dönecekken, Alex’in güçlü elleri belini adeta bir mengene gibi kavradı. Alex, daha fazla tek bir saniye bile sabredemezmiş gibi Arya’yı arkasından sertçe çekip sırtını tamamen kendi göğsüne yasladı. Başını onun boynuna gömerek derin, titrek bir nefes aldı. Dudakları anında Arya’nın çıplak boynuna, tam şah damarının üzerine aç ve sabırsızca kapandı; tenini adeta emerek, soluksuz ve derin öpücükler bırakmaya başladı. Sıcak nefesi ve dudaklarının baskısı Arya’nın omurgasından aşağı baş döndürücü bir titreme gönderirken, Arya elindeki porselenleri tamamen unuttu. Kupalar büyük bir gürültüyle yere düşüp parçalanırken, ikisi de bunu duymadı bile. 3 aylık o ölümcül ayrılığın tüm hırsı, Alex’in her dokunuşunda kendini hissettiriyordu.
Alex, Arya’yı hızla kendine doğru çevirdi. Gözlerindeki o aylardır bastırılmış, aç ve vahşi arzu artık tamamen zincirlerinden boşanmıştı. Sağ elindeki sargıyı, sızlayan yarayı, dışarıdaki savaşı... Dünyadaki herhangi bir şeyi umursayacak durumda değildi. Tek istediği, önündeki kadının teninde tamamen yok olmaktı.
"Seni çok özledim," dedi Alex. Sesi arzu dumanıyla boğulmuş, hırıltılı, derin ve karanlık bir fısıltı halindeydi. "Sana dokunmadığım, kokunla sarhoş olmadığım, nefesini böyle tenimde hissetmediğim her gün beni diri diri yaktı Arya. Şimdi buradasın ve bu gecenin her saniyesinde bana ait olduğunu, teninin her zerresinde hissedeceksin."
Arya’nın gözleri doldu ama bu sefer hüzünden değil, içini saran o yoğun arzudan ve aşktandı. Bu yoğun ve dizginlenemez tutku karşısında tamamen teslim oldu. Parmaklarını çılgınca Alex’in tişörtünün altına soktu, tırnaklarını onun sıcak, gergin sırt kaslarına geçirerek onu kendine daha da çekti. "Sadece benim ol Alex..." diye inledi dudaklarına doğru, nefes nefese. "Ayların açlığını çıkar benden... Sadece beni öp, canımı yakarcasına öp."
Alex daha fazla bekleyemedi. Eğilip Arya’nın dudaklarına öyle sert, öyle aç ve son derece ateşli, tutkulu bir öpücük kondurdu ki, aralarındaki her şey bir anda havaya uçtu. Bu sıradan bir öpüşme değildi; dilleri birbirine açlıkla dolanan, birbirlerinin nefesini söküp alan tutku dolu bir savaştı. Odada sadece birbirlerinin dudaklarını emişlerinin o yoğun ve ıslak sesleri yankılanıyordu.
Alex, Arya’nın üzerindeki tişörtü tek bir hamlede yukarı doğru sıyırıp yırttı. Arya’nın çıplak göğüsleri deponun loş ışığında ortaya çıktığında Alex’in gözleri açlıkla parladı. Arya’yı belinden tek bir güçlü hamleyle kavrayıp havaya kaldırdı ve arkalarındaki eski ahşap masanın üzerine oturttu. Arya, bacaklarını anında Alex’in beline dolayarak çıplak gövdesini onun sert bedenine sımsıkı kilitledi. Alex, bir eliyle Arya’nın ıslak, dolgun kalçalarını kavrayıp onu masanın üzerinde kendine doğru daha da çekerken aralarındaki giysiler artık ikisine de fazla geliyordu. Çıplak tenleri birbirine değdiği an ikisinin de boğazından hırıltılı nefesler koptu.
Alex, Arya’yı masanın üzerinden kucağına alırken bacakları hala beline sımsıkı dolanmış haldeydi. Onu sarsmadan ama sarsılmaz bir şehvet gücüyle taşıyarak deponun arkasındaki o küçük, loş odaya doğru adımladı. Odanın kapısını ayağıyla iterek açtı ve içeri girdikleri an, Arya’yı yavaşça yatağın üzerine sırtüstü bıraktı. Kendisi de hiç vakit kaybetmeden onun üzerine eğildi. Giysilerinden tamamen kurtulmuş olan tamamen çıplak bedenleri, ten tene her temas ettiğinde odanın loş karanlığında adeta kıvılcımlar saçıyordu.
Alex, iki elini Arya’nın başının iki yanına yerleştirip ona yukardan baktı; gözleri arzu dumanıyla tamamen kararmış, nefesi düzensiz ve hırıltılıydı. Arya, kalçalarını yatakta hafifçe yukarı doğru esnetip Alex’in zonklayan, sert gövdesine tamamen mühürlenirken tırnaklarını Alex’in sırtındaki gergin kaslara derinlemesine geçirdi. Bu sert dokunuşla birlikte Alex’in boğazından derin, erkeksi bir inleme döküldü:
"Hh... Arya, beni delirtiyorsun..." diye fısıldadı, sesi şehvetten tamamen boğuklaşmıştı.
"Konuşma artık..." diyerek inledi Arya da, bacaklarını onun omuzlarına doğru daha da açıp kadınlığını tamamen ona sunarken. "Daha fazla bekleme, lütfen... Gir içeri, tamamen benim ol."
Alex, onun bu çıldırtıcı ve durdurulamaz davetiyle tamamen benliğini yitirmişti. Bir elini Arya’nın bacaklarının arasından aşağıya kaydırıp onun sırılsıklam, cayır cayır yanan, zonklayan tenine dokundu. Parmaklarıyla o en hassas noktayı sert ve ritmikçe uyardığında Arya yatakta adeta bir yay gibi irkildi, dudaklarının arasından yüksek, feryat edercesine bir inleme döküldü:
"Ahhh... Alex... Hhh... Çıldıracağım, lütfen gir artık, dayanamıyorum..."
Alex daha fazla sabredemedi. Çıplak kalçalarını iki eliyle sımsıkı kavrayıp, sertliğini tek ve büyük bir hamleyle Arya’nın sımsıcak, tamamen ıslanmış derinliklerine sonuna kadar, köküne kadar itti. O an ikisinin de dudaklarından aynı anda, soluk soluğa, kesik kesik derin ve sarsıcı inlemeler koptu. Çıplak tenlerin birbirine o ıslak, sert ve hızlı vuruşu odadaki tansiyonu ve libidoyu son seviyeye çıkardı.
"Ahhh! Alex... Çok büyük, tamamen içimdesin... Hhh..." diye çığlık attı Arya, zevkin etlerini kavuran yoğunluğuyla başını yastığa vurup kalçasını yukarı doğru esnetiken.
Alex, onun bu sımsıkı, etini boğan sıcak derinliğinde tamamen kontrolünü kaybetti. Kalçalarını anında sertleştirdi ve vahşi, ritmik bir tempoyla hızlandı. Her bir darbede Arya’nın bedenini yatağın başlığına doğru sertçe itiyor, etlerinin birbirine sertçe vurmasının çıkardığı o şaplak ve sıvı sesleri odanın duvarlarında yankılanıyordu. Alex’in sargılı sağ eli, acıyı tamamen unutmuş bir şekilde Arya’nın kalçasını kavrayıp onu kendi sert temposuna uyduruyor; her yukarı itişinde ikisinin de boğazından hırıltılı, vahşi inleme sesleri dökülüyordu.
"Sen benim cehennemimsin Arya..." diye hırıldadı Alex, alnından süzülen ter damlaları Arya’nın çıplak göğüslerine düşerken. Hamlelerini daha da derinleştirip vahşileştirdi, Arya’nın en derin noktasına her vurduğunda oda ikisinin senkronize inlemeleriyle sarsılıyordu: "Hhh... Ah... Arya, içisin sıcacık, beni bitiriyorsun..."
"Durma... Ah, tanrım... Alex, daha hızlı, daha sert vur... Hhh... Çıldırıyorum, gitmek üzereyim..." diye inledi Arya, bacaklarını onun beline daha da vahşi bir kenetlenmeyle kilitleyip vajinasının içindeki kaslarla Alex'in erkekliğini sımsıkı sıktı. Kalçasını onun her darbesine doğru çılgınca yukarı itiyordu.
Alex, onun boynundaki, köprücük kemiklerindeki o en hassas noktayı dişlerinin arasına alıp emerek derin, mor izler bırakırken hamlelerini en üst hıza, vahşi bir ritme çıkardı. Odanın içindeki şehvet, vajinal sıvılar ve ter kokusu birbirine karışıyordu. Arya, içindeki tüm kasların kasılmasıyla ve Alex'in her sert darbesiyle birlikte yüksek sesli, kesik kesik orgazm çığlıkları atarak ilk büyük boşalma dalgasıyla sarsıldı. Onun bu içinin delice kasılması Alex’i de sınırın ötesine itti; birkaç çok hızlı, sert ve köküne kadar olan darbenin ardından Alex de derin bir kükremeyle Arya’nın en derinlerine doğru sımsıcak ve yoğun bir şekilde boşaldı.
Ancak ayların biriken o devasa hasreti tek bir seferde bitecek gibi değildi. Alex, Arya’nın sıcaklığından ayrılmak istemiyormuş gibi, boşalmanın hemen ardından ağırlığını tamamen onun üzerine bıraktı. Göğüs kafesleri birbirine çarparken ikisi de nefes nefeseydi. Arya, bacaklarını hala Alex’in beline dolamış halde, titreyen elleriyle onun ıslak saçlarını geriye doğru taradı.
"Gitme," diye fısıldadı Arya, sesi orgazmın getirdiği o yorgunluk ve hazla tamamen pürüzsüzleşmişti. "İçimde kal."
Alex, onun bu sözleriyle gözlerinin içine baktı. Bakışlarındaki o kor ateş hala sönmemişti. "Hiçbir yere gitmiyorum," diye hırıldadı. Eğilip Arya’nın dudaklarına bu kez daha yavaş ama yine de son derece ıslak ve emici bir öpüşme başlattı. Dudakları birbirine sürrtünürken, Alex kalçasını hafifçe hareket ettirdi. İçindeki sertliği, Arya’nın sımsıcak ve kendi sıvılarıyla ıslanmış duvarlarında yeniden canlanmaya başladı.
Arya, onun bu hareketiyle birlikte gözlerini kapatıp derin bir iç çekti: "Ahhh... Alex..."
"Söylemiştim," dedi Alex, sesi arzuyla yeniden boğuklaşırken. "Bu gece teninde benden başka hiçbir şey kalmayacak."
Alex, Arya’yı yatakta ters çevirerek onun dizlerinin ve ellerinin üzerinde durmasını sağladı. Arya’nın çıplak, pürüzsüz kalçaları deponun loş ışığında tamamen gözler önüne serilirken, Alex arkasından yaklaşarak onun ince belini iki eliyle sıkıca kavradı. Parmaklarını Arya’nın kalçalarının arasına kaydırıp, oradaki yoğun ıslaklığı tamamen erkekliğinin üzerine ve Arya’nın kadınlığına yaydı.
Daha fazla bekleyecek sabrı kalmamıştı. Yeniden yükselen sertliğini, arkadan tek bir güçlü ve derin hamleyle Arya’nın sırılsıklam olmuş derinliklerine köküne kadar gömdü. Arya, bu ani ve derin girişle birlikte başını yatağa doğru eğerek yüksek sesle inledi:
"Ahhh! Tanrım... Alex, çok derindesin... Hhh..."
Alex, onun belini adeta morartacak bir güçle kavrayıp kalçasını sabırsızca, hızla ileri geri hareket ettirmeye başladı. Etlerinin birbirine her sert vuruşunda odada şaplak ve sıvı sesleri yankılanıyor, yağmur gürültüsünü tamamen bastırıyordu. Alex, hamlelerini daha da sertleştirerek ritmini en üst seviyeye çıkardı; her darbede Arya’nın bedeni yatakta ileri geri sallanıyor, inlemeleri deponun duvarlarında yankılanıyordu.
"Hhh... Ah... Arya... Çok darsın, çıldırtıyorsun beni," diye hırıldadı Alex, sırtındaki kaslar kasılırken.
Arya, arkasındaki adamın bu vahşi ve durdurulamaz temposu karşısında yatağın çarşaflarını parmaklarıyla paralarcasına sıktı. Kalçasını geriye, Alex’in her darbesine doğru delice itiyordu. Alex, elini onun karnının altından geçirip hassas noktalarını yeniden sertçe uyardığında, Arya zevkten deliye dönmüş bir halde çığlık attı. İçindeki kaslar Alex’in erkekliğini adeta boğarcasına sıkışırken, ikisi de ikinci kez o kaçınılmaz zirveye doğru hızla tırmandı.
Alex, son birkaç çok hızlı ve hoyrat darbenin ardından, derin bir inlemeyle Arya’nın kalçalarını kendine sımsıkı bastırdı ve sıcaklığını yeniden onun en derinlerine boşalttı. İkisi de yatağın üzerine, sırılsıklam ve tamamen tükenmiş bir halde yığıldı. Nabızları deli gibi atarken, aralarındaki libido ve tutku bu loş odada tüm hasreti dindirmişti.