Karanlığın İçindeki Işık 🌙⚡ kitap kapağı

8. bölüm / 20

8.Bölüm — Aynı Gece, İki Yabancı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 8.Bölüm — Aynı Gece, İki Yabancı

Luna, sabah gözlerini açtığında aklındaki ilk şey gece aldığı mesajdı. Telefonunu komodinin üzerinden alıp mesajların ekran görüntüsünü tekrar kontrol etti. Fakat ortada hiçbir şey yoktu. Gönderen numara da görünmüyordu. Sanki biri onunla hiç iletişime geçmemişti.

Yatağında doğrulup derin bir nefes aldı.

"Eski hastane… Gerçek aile… Lucas…"

Bütün bunlar birbirine bağlı olmalıydı. Ancak Luna'nın en çok merak ettiği şey, Lucas'ın ailesiyle ilgili söylenenlerdi. Eğer şirket ona geçmişi hakkında yalan söylemişse, Lucas neden hâlâ onların emirlerini yerine getiriyordu?

Belki de gerçeği bilmiyordu.

Bu düşünce Luna'nın aklına takılıp kaldı.

Üzerini değiştirip odasından çıktığında Martin koridorda onu bekliyordu. Elinde iki bardak kahve vardı.

"Birini sana getirdim."

Luna şaşırdı.

"Benim için mi?"

"Hayır, koridordaki hayalet için. Tabii ki senin için."

Luna bardağı alıp hafifçe gülümsedi.

"Bugün fazla konuşkansın."

"Sen de fazla düşüncelisin. Bir şey mi oldu?"

Luna'nın gülümsemesi kayboldu. Martin'in gözlerinin içine baktığında ona her şeyi anlatmak istedi. Yıllardır birbirlerini tanıyorlardı ve Martin'e güveniyordu. Ama mesajı gönderen kişi özellikle kimseye güvenmemesini söylemişti.

Üstelik bu kişinin kim olduğunu bilmiyordu.

"Hayır, sadece dün gece iyi uyuyamadım."

Martin onu birkaç saniye inceledi.

"Luna, beni kandırmaya çalışırken gözlerini kaçırıyorsun."

"Öyle bir şey yok."

"Şimdi de yaptın."

Luna kahvesinden bir yudum aldı.

"Martin, gerçekten önemli bir şey yok."

Martin daha fazla üstelemedi ama ona inanmadığı belliydi.

"Tamam. Fikrini değiştirirsen buradayım."

Luna başını salladı.

Martin uzaklaşırken kendisini kötü hissetti. Ona yalan söylemek istemiyordu. Ancak bu gece neyle karşılaşacağını öğrenmeden kimseyi tehlikeye atmak da istemiyordu.

Kahvaltı salonunda Jack, Stella'ya bir şey anlatıyordu. Stella gülmemek için dudaklarını birbirine bastırırken Marry karşılarında oturmuş telefonuyla ilgileniyordu.

"Sonra ne oldu?" diye sordu Stella.

Jack gururla arkasına yaslandı.

"Sonra adam bana baktı ve kaçtı."

Stella kaşlarını kaldırdı.

"Jack, adam senden kaçmadı. Senin saçların alev alınca korktu."

Jack'in yüzündeki gurur kayboldu.

"Bu ayrıntıyı neden söylüyorsun?"

"Çünkü doğru olan bu."

Luna masaya otururken güldü.

"En azından sonunda bir işe yaramışsın."

Jack ona ekmeğini uzattı.

"Al, bunu ye. Belki karnın doyunca biraz daha az konuşursun."

Luna ekmeği aldı.

"Senin gibi biriyle aynı ekipte olduğum için her gün şükrediyorum."

"Ben de senin için aynı şeyi söylüyorum."

Stella başını iki yana salladı.

"Siz ikiniz bir gün birbirinizi gerçekten öldüreceksiniz."

"Önce Jack'i seçiyorum." dedi Luna.

"Ben de seni." diye karşılık verdi Jack.

Martin gülerek masaya oturdu. Marry başını kaldırıp ona baktı.

"Bugün birlikte çalışacak mıyız?"

Martin başını salladı.

"Önce dün gece bulduğumuz kayıtları inceleyeceğiz. Sonra Profesörün verdiği görevleri yaparız."

Marry gülümsedi.

"Harika."

Luna kahvaltısını yaparken sessiz kaldı. Birkaç saat içinde eski hastanenin nerede olduğunu öğrenmesi gerekiyordu. Ancak bunu açıkça araştırırsa Martin şüphelenebilirdi.

Kahvaltıdan sonra bilgisayarların bulunduğu odaya geçti. Hastanenin kodunu arşivlerde arattığında eski bir sağlık kuruluşunun kaydına ulaştı. Bina yıllar önce kapatılmış, dosyalarının bir kısmı başka bir merkeze taşınmıştı.

Adresini not etti.

Tam bilgisayarı kapatacakken arkasından bir ses duydu.

"Ne araştırıyorsun?"

Luna hızla döndü. Marry kapının yanında duruyordu.

"Eski hastane kayıtlarına bakıyorum."

Marry'nin gözleri ekrana kaydı.

"Neden?"

"2009 yılındaki doğum kayıtlarının nerede tutulduğunu öğrenmeye çalışıyorum."

Marry birkaç saniye sessiz kaldı.

"İkiz bebeklerle ilgili olanlar mı?"

"Evet."

Marry kollarını bağladı.

"Belki de o dosyaları artık bulamayız. Yıllar geçmiş."

Luna sandalyesinden kalktı.

"Belki. Ama denemeden bilemeyiz."

Marry ona dikkatle baktı.

"Bu kadar merak etmenin sebebi Lucas mı?"

Luna cevap vermedi.

Marry hafifçe gülümsedi.

"Onun için endişeleniyor musun?"

"Onu tanımıyorum bile."

"Ama sürekli onu düşünüyorsun."

Luna'nın kaşları çatıldı.

"Marry, birinin neden düşmanımız olduğunu anlamaya çalışmak, ondan hoşlandığım anlamına gelmez."

Marry hemen başını salladı.

"Öyle demek istemedim."

"Öyleyse ne demek istedin?"

Marry cevap vermekte zorlandı. Sonunda omuz silkti.

"Sadece merak ettim."

Luna bilgisayarı kapattı.

"Merakını başka bir şeyle giderebilirsin."

Marry'nin yüzündeki gülümseme silindi. Luna odadan çıktığında arkasından baktı. Luna'nın kendisine karşı neden bu kadar mesafeli olduğunu anlayamıyordu.

Belki de Luna herkese böyle davranıyordu.

Ya da belki Marry, insanların kendisine yakınlaşmasını sağlamak için fazla çaba harcıyordu.

Akşam yaklaştığında Lucas, gizli tesisteki odasında oturuyordu. Önündeki masada eski hastanenin adresi yazılıydı. Gönderilen mesajı tekrar tekrar okumuş, gönderen kişiyi bulmaya çalışmıştı ama hiçbir sonuç elde edememişti.

Kapı açıldı. İçeri şirketin yöneticisi girdi.

"Bu akşam görev yerin değişti. Profesörün ekibini takip edeceksin."

Lucas başını kaldırdı.

"Başka bir görevim var."

"Artık yok."

Lucas'ın bakışları sertleşti.

"Ne zamandan beri görevlerimi senin keyfine göre değiştiriyorsun?"

Adam ona yaklaştı.

"Unutma, Lucas. Seni biz yetiştirdik. Sahip olduğun her şeyi bize borçlusun."

Lucas ayağa kalktı.

"Bunu bana her söylediğinde sana biraz daha az inanıyorum."

Adamın yüzü gerildi.

"Ne dedin?"

Lucas gözlerini ondan ayırmadı.

"Beni duydun."

Birkaç saniye boyunca odada sessizlik oldu. Sonunda adam kapıya yöneldi.

"Bu gece seni izleyeceğiz. Sakın hata yapma."

Kapı kapandığında Lucas masadaki adresi cebine koydu.

Şirketin kendisini izleyeceğini biliyordu. Yine de eski hastaneye gidecekti.

Çünkü ilk defa kendi geçmişini başkasının anlattıklarıyla değil, kendi gözleriyle öğrenmek istiyordu.

Gece yarısına doğru Luna, kimseye haber vermeden merkezden ayrıldı. Yanına yalnızca telefonunu ve küçük bir el fenerini almıştı. Martin'e yalan söylemek istemediği için odasına bir not bırakmayı düşündü ama sonra vazgeçti.

Martin peşinden gelirse tehlikeye girebilirdi.

Eski hastaneye vardığında saat gece yarısını geçmişti. Binanın çevresindeki demir çitler paslanmış, giriş kapısının bir tarafı yerinden çıkmıştı. Rüzgâr, ağaçların dallarını birbirine çarpıyor, terk edilmiş binanın içinden tuhaf sesler geliyordu.

Luna yutkundu.

"Harika. Tam da sevdiğim ortam."

Korkusunu bastırıp kapıdan içeri girdi.

El fenerini açarak koridorda ilerledi. Duvarlarda eski tabelalar, yerde kırılmış cam parçaları vardı. Bir zamanlar hastane olan bu yer, şimdi unutulmuş bir binadan ibaretti.

Koridorun sonundaki duvarda silinmeye yüz tutmuş bir yazı gördü.

DOĞUM VE YENİDOĞAN SERVİSİ

Luna'nın kalbi hızlandı.

Tam o sırada arkasından bir ses geldi.

"Buraya gelmemen gerekiyordu."

Luna hızla döndü.

Lucas karanlığın içinden çıktı.

Luna bir adım geri çekildi.

"Sen de mi buradasın?"

Lucas kaşlarını çattı.

"Demek seni de çağırdılar."

Luna şaşkınlıkla ona baktı.

"Seni de mi?"

Lucas telefonunu çıkarıp mesajı gösterdi. Luna kendi telefonunu çıkararak ekranı kontrol etti. Mesajlar silinmişti ama ikisinin de aynı yere çağrıldığı artık açıktı.

Luna'nın yüzü ciddileşti.

"Birisi ikimizi de buraya getirmek istiyor."

Lucas başını salladı.

"Ve bunu neden yaptığını bilmiyoruz."

Luna kollarını bağladı.

"Belki de geçmişinle ilgili bir şey biliyordur."

Lucas'ın yüzü aniden sertleşti.

"Sen benim geçmişim hakkında ne biliyorsun?"

"Hiçbir şey. Ama şirketin sana yalan söylediğini düşünüyorum."

Lucas bir anda ona yaklaştı.

"Ne dedin?"

Luna geri çekilmedi.

"2009 yılında ikiz bebeklerin doğduğunu ve birinin kaybolduğunu gösteren bir kayıt bulduk. Kayıp bebeğin sen olabileceğini düşünüyoruz."

Lucas'ın yüzündeki ifade değişti. Bir süre konuşamadı.

"İkiz mi?"

"Evet."

Lucas başını iki yana salladı.

"İmkânsız. Bana ailemin beni istemediği söylendi."

Luna'nın sesi yumuşadı.

"Ya sana yalan söyledilerse?"

Lucas gözlerini ondan ayırmadı. Öfke, şaşkınlık ve korku aynı anda yüzüne yansıyordu.

"Yıllarca onların beni terk ettiğine inandım."

Luna sessizce onu dinledi.

"Belki de seni terk etmediler."

Lucas'ın bakışları karardı.

"Onları savunma."

"Onları savunmuyorum! Sadece gerçeği bilmiyoruz diyorum."

Lucas birkaç saniye boyunca Luna'ya baktı. Sonra yüzünü çevirdi.

"Gerçeği bulacağım."

"Ben de."

İlk defa aynı amaç için aynı yerde duruyorlardı. Fakat aralarındaki güvensizlik hâlâ devam ediyordu.

Tam o sırada koridorun sonundan bir kapının kapandığı duyuldu.

Luna irkildi.

"Burada başka biri var."

Lucas hemen gölgelerin hareketini hissetti. Elini kaldırdığında karanlık, koridorun duvarlarına yayıldı.

"Arkamda kal."

Luna kaşlarını çattı.

"Bana emir verme."

"Şu anda tartışmanın sırası değil!"

Sesleri kesildiğinde uzaktan ayak sesleri duyuldu. Lucas karanlığın içine karışarak ortadan kayboldu. Luna ise el fenerini kapatıp duvara yaslandı.

Birkaç saniye sonra iki kişinin konuşmasını duydular.

"İkisi de geldi mi?"

"Şimdilik evet."

"Dosyayı bulurlarsa her şey ortaya çıkar. Onları durdurun."

Luna'nın nefesi kesildi. Lucas yeniden yanında belirdi ve işaret parmağını dudaklarına götürdü.

Sesler yaklaşmaya devam ediyordu.

Lucas, Luna'nın bileğini hafifçe tutup onu yan koridora çekti. Luna elini kurtarmak istedi ama onun ciddi ifadesini görünce sessiz kaldı.

İkisi, kapısı aralık eski bir odaya girdiler. Lucas kapıyı yavaşça kapattı.

Oda karanlıktı. Luna sırtını duvara yaslamış, duyduğu konuşmaları düşünüyordu.

"Kim bunlar?" diye fısıldadı.

"Bilmiyorum."

"Şirketinden olabilirler mi?"

Lucas cevap vermedi.

Luna ona baktı.

"Lucas?"

"Şirketim benim hakkımda bazı şeyleri saklıyor olabilir. Ama bu insanların kim olduğunu bilmiyorum."

Luna'nın bakışları yumuşadı.

"Demek sen de gerçeği bilmiyorsun."

Lucas ona döndü.

"Bu, bana güvenebileceğin anlamına gelmez."

Luna hafifçe başını salladı.

"Biliyorum."

Bir an boyunca göz göze kaldılar. Luna, Lucas'ın gözlerinde daha önce fark etmediği bir şey gördü. Kendisinden saklamaya çalıştığı bir kırgınlık vardı.

Lucas ise Luna'nın kendisine korkuyla değil, anlamaya çalışan bir ifadeyle baktığını fark etti.

Bu, alışık olduğu bir şey değildi.

Tam konuşacakken odanın dışından bir ses yükseldi.

"İçerideler!"

Lucas hemen Luna'nın elini bıraktı.

"Buradan çıkmamız gerekiyor."

"Ya dosya?"

"Önce buradan sağ salim çıkalım."

Lucas gölgelerini genişletti. Karanlık, odanın kapısını kaplayan bir perde gibi yayıldı. Luna avuçlarını kaldırarak koridor boyunca güçlü bir rüzgâr gönderdi. Dışarıdaki kişilerin dengesi bozulunca ikisi de diğer çıkışa doğru koştu.

Arka kapıya ulaştıklarında Luna'nın önüne bir adam çıktı. Adam elindeki cihazı kaldırdı ve cihazdan güçlü bir ışık yayıldı. Lucas'ın gölgeleri aniden dağıldı.

Lucas sendeledi.

"Luna, geri çekil!"

Adam Luna'ya doğru ilerlerken Lucas yeniden gölgelerini toplamaya çalıştı. Ancak cihazın ışığı gücünü bastırıyordu.

Luna ellerini kaldırdı. Koridordaki hava hızla dönmeye başladı. Şiddetli bir rüzgâr adamın elindeki cihazı savurdu. Cihaz yere düşüp duvara çarptı.

Işık söndü.

Lucas yeniden gölgelerin içine karıştı ve Luna'yı kolundan çekerek dışarı çıkardı.

İkisi hastanenin arkasındaki boş alana ulaştıklarında durdular. Luna nefes nefeseydi.

"Bu geceyi hiç unutmayacağım."

Lucas ona baktı.

"Ben de."

Luna bir süre sustuktan sonra sordu:

"Şimdi ne yapacaksın?"

Lucas gökyüzüne baktı.

"Geçmişimi araştıracağım. Şirketin benden sakladığı her şeyi öğreneceğim."

"Ben de sana yardım edebilirim."

Lucas başını ona çevirdi.

"Neden?"

Luna bu soruya hemen cevap veremedi. Çünkü kendisi de tam olarak bilmiyordu. Belki geçmişinde kendisine benzeyen birini görüyordu. Belki de Lucas'ın gerçekten kötü biri olup olmadığını anlamak istiyordu.

"Çünkü kimsenin kendi hayatı hakkında yalanlarla yaşamasını istemiyorum."

Lucas uzun süre ona baktı.

"Bir gün bu kararından pişman olabilirsin, Luna."

Luna hafifçe gülümsedi.

"Belki. Ama bu benim kararım."

Uzakta bir araba farı göründü. Lucas başını o yöne çevirdi.

"Gitmeliyim."

Luna ona seslendi.

"Lucas!"

Genç durdu ama arkasını dönmedi.

"Eğer gerçekleri öğrenirsen… bana da anlatır mısın?"

Lucas birkaç saniye sessiz kaldı.

"Belki."

Sonra gölgelerin arasına karışarak ortadan kayboldu.

Luna arkasından bakarken kalbinin neden bu kadar hızlı attığını anlayamıyordu. Bu gece Lucas'ı ilk defa yalnızca bir düşman olarak görmemişti.

Onun da korkuları vardı.

Onun da cevaplara ihtiyacı vardı.

Ve Luna, kendi isteğiyle onun yanında kalmayı seçmişti.

Aynı gece, Marry odasında uyuyordu. Telefonu komodinin üzerinde titreştiğinde gözlerini araladı. Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.

2009 yılındaki kayıp bebek dosyasını araştırmayı bırak.

Marry yatağında doğruldu.

Dosyayı araştırmıyordu. Üstelik bu konuyu kimseyle konuşmamıştı.

Ardından ikinci mesaj geldi.

Bu sır senin sandığından daha yakın.

Marry'nin elleri soğudu.

Mesajları tekrar okudu. Bir süre sonra telefonunu kapatıp yorganını üzerine çekti. Kendisine söylenenleri anlamlandıramıyordu.

2009 yılındaki kayıtlar…

Kayıp bebek…

İkizler…

Marry'nin aklına bir ihtimal geldi ama hemen başını iki yana salladı.

"Hayır. Bunun benimle ilgisi olamaz."

Fakat telefonu yeniden titrediğinde, gelen son mesaj bütün düşüncelerini altüst etti.

Bir gün ikizinin kim olduğunu öğreneceksin.

Marry ekrana bakakaldı.

Çünkü hayatı boyunca kendisini tek çocuk sanmıştı.

Ve şimdi biri ona, aslında bir ikizi olduğunu söylüyordu.

8. Bölüm Sonu 🌙⚡

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…