Bölümler 20Şu an: 13. Bölüm — Kuzey Ormanının Sırrı
- 1 1. Bölüm — Yeni Gelen598 kelime
- 2 2. Bölüm — İlk Görev637 kelime
- 3 3. Bölüm — Karanlığın Ardındaki Yabancı1.009 kelime
- 4 4. Bölüm — Düşmanımın Gözleri1.367 kelime
- 5 5. Bölüm — Saklanan Gerçekler1.147 kelime
- 6 6. Bölüm — Gölgelerin Ardındaki Tehlike1.407 kelime
- 7 7. Bölüm — Kayıp Bebek1.330 kelime
- 8 8.Bölüm — Aynı Gece, İki Yabancı1.752 kelime
- 9 9.Bölüm — Küllerin Altındaki Sır1.431 kelime
- 10 10.Bölüm — Uyanan Karanlık1.638 kelime
- 11 11. Bölüm — Fısıldayan Mühür1.162 kelime
- 12 12. Bölüm — Lanetin İlk İzleri908 kelime
- 13 13. Bölüm — Kuzey Ormanının Sırrı824 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14. Bölüm — Kayıp Annenin Sesi793 kelime
- 15 15. Bölüm — Gerçeğin Kapısı822 kelime
- 16 16. Bölüm — Babam Dediğim Yabancı823 kelime
- 17 17.Bölüm — İkizlerin Sırrı1.066 kelime
- 18 18.Bölüm — İki Taşıyıcının Laneti998 kelime
- 19 19.Bölüm — Babamın Gölgesi1.190 kelime
- 20 20.Bölüm — Karanlığın İçindeki Işık1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece yarısına birkaç dakika kalmıştı.
Luna, odasında yatağın kenarında oturmuş, elindeki zarfı tekrar tekrar okuyordu.
“Gerçek anneni bulmak istiyorsan, gece yarısı kuzey ormanına gel.”
“Gerçek annen...”
Bu iki kelime zihninden çıkmıyordu.
Luna'nın annesiyle ilgili bildiği tek şey, onun hayatının ilk yıllarında yanında olmadığıydı. Professor ona annesi hakkında fazla konuşmamış, Luna da zamanla soru sormayı bırakmıştı.
Ama şimdi her şey değişiyordu.
Kapı hafifçe çalındı.
Luna başını kaldırdı.
— Kim?
— Benim.
Lucas.
Luna kapıyı açtı.
Lucas'ın üzerinde siyah bir mont vardı. Elinde ise o metal parça duruyordu.
— Hazır mısın?
Luna başını salladı.
— Hayır.
Lucas hafifçe gülümsedi.
— Ben de değilim.
Luna istemeden gülümsedi.
— O zaman neden gidiyoruz?
— Çünkü bazen hazır olmayı beklersek gerçeği hiçbir zaman öğrenemeyiz.
Luna birkaç saniye sustu.
— Ya orada gerçekten annemle ilgili bir şey varsa?
Lucas'ın yüzündeki ifade yumuşadı.
— O zaman cevabını alırsın.
— Ya cevap hoşuma gitmezse?
— En azından artık ne olduğunu bilirsin.
Luna montunu aldı.
— Gidelim.
İkisi sessizce merkezden çıktı.
Fakat onları koridorun karanlığından izleyen biri vardı.
Martin.
Luna'nın arkasından bakarken yüzünde endişeli bir ifade vardı.
Stella yanına geldi.
— Onları gördün mü?
Martin başını salladı.
— Kuzey ormanına gidiyorlar.
Jack de yanlarına geldi.
— Professor izin verdi mi?
— Hayır.
Stella kaşlarını çattı.
— O zaman neden durdurmadın?
Martin bir süre sustu.
— Çünkü Luna'nın cevaba ihtiyacı var.
---
Kuzey ormanı geceleri normalden çok daha sessizdi.
Luna ve Lucas ağaçların arasından ilerlerken ay ışığı dalların arasından güçlükle geçiyordu.
Bir süre sonra Luna durdu.
— Burada.
Lucas etrafına baktı.
— Nereden biliyorsun?
Luna cevap veremedi.
Göğsünün içinde garip bir sıcaklık hissetmişti.
Sanki orman onu tanıyordu.
Bir adım daha attığında ağaçların arasında eski taşlardan yapılmış küçük bir geçit ortaya çıktı.
Taşın üzerinde aynı sembol vardı.
Luna elini sembole yaklaştırdı.
Lucas hemen:
— Dikkatli ol.
Luna dokundu.
Bir anda gözlerinin önünde görüntüler belirdi.
Genç bir kadın...
Uzun kahverengi saçları vardı.
Kollarında küçük bir bebek tutuyordu.
Kadının yüzünden yaşlar süzülüyordu.
— Çok üzgünüm...
Luna nefesini tuttu.
Görüntü değişti.
Aynı kadın, bir adamın karşısında duruyordu.
Adam öfkeliydi.
— Beni kandırdın!
Kadın ağlayarak cevap verdi:
— Sana gerçeği söylemekten korktum.
— Sen bir cadısın!
Luna'nın gözleri büyüdü.
— Cadı...
Görüntü tekrar değişti.
Bu kez küçük bir bebek yatağı vardı.
Kadın bebeğe yaklaşarak alnından öptü.
— Seni asla unutmayacağım.
Sonra kapı açıldı.
Kadın bir an durdu.
Bebeğe son kez baktı.
— Bir gün seni bulacağım.
Görüntü aniden kayboldu.
Luna sendeledi.
Lucas onu kolundan tuttu.
— Luna!
Luna birkaç saniye konuşamadı.
Sonra fısıldadı:
— Annem...
Lucas dikkatle baktı.
— Ne gördün?
— Annemi gördüm.
Lucas'ın gözleri büyüdü.
— Emin misin?
— Evet.
Luna'nın sesi titriyordu.
— Ama... o bir cadı.
Lucas bir şey söyleyemeden taşın üzerindeki sembol yeniden parladı.
Bu kez yerde gizli bir kapı açıldı.
Lucas şaşkınlıkla baktı.
— Bunu daha önce görmemiştik.
Luna yavaşça:
— Çünkü bu kapının açılması için benim dokunmam gerekiyordu.
İkisi aşağıya indi.
Merdivenlerin sonunda küçük, eski bir oda vardı.
Odanın ortasında bir masa bulunuyordu.
Masanın üzerinde eski bir kutu vardı.
Luna kutuyu açtı.
İçinden bir fotoğraf çıktı.
Fotoğraftaki kadın, Luna'nın gördüğü kadındı.
Fotoğrafın arkasında bir yazı vardı:
“Luna'ya.”
Luna'nın elleri titredi.
— Bu... benim için.
Fotoğrafın yanında küçük bir mektup duruyordu.
Luna mektubu açtı.
İlk satırı okuduğunda gözleri doldu.
“Eğer bunu okuyorsan, hayatta olduğunu öğrenmişim demektir.”
Luna'nın nefesi kesildi.
Lucas sessizce yanında durdu.
Luna okumaya devam etti.
“Seni terk ettiğimi düşünmeni istemiyorum. Seni bıraktığım gün, seni bir daha göremeyeceğimi sandım.”
Luna'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
— Neden?
Mektubun devamında tek bir cümle vardı:
“Seni koruyabilmek için senden uzaklaşmak zorunda kaldım.”
Luna başını kaldırdı.
— Beni korumak için mi?
Lucas mektuba baktı.
— Devamı var.
Luna sayfayı çevirdi.
Fakat ikinci sayfa yoktu.
Yırtılmıştı.
Luna şaşkınlıkla:
— Hayır...
Lucas kutunun içini aradı.
— Başka bir şey olmalı.
Tam o sırada dışarıdan bir dal kırılma sesi geldi.
İkisi de dondu.
Lucas hemen karanlığa baktı.
— Yalnız değiliz.
Luna fotoğrafı ve mektubu cebine koydu.
— Kim olabilir?
Ağaçların arasından birkaç gölge hareket etti.
Lucas'ın gözleri karardı.
— Şirket.
Bir anda dışarıdan güçlü bir ışık geldi.
Lucas Luna'nın önüne geçti.
— Arkama geç.
Luna ellerini kaldırdı.
Hava etraflarında dönmeye başladı.
— Bu sefer kaçmayacağım.
Lucas ona baktı.
— Ben de.
Tam saldıracakları sırada gökyüzünde şimşek çaktı.
Ama gökyüzünde bulut yoktu.
Luna'nın gözleri büyüdü.
— O şimşek...
Lucas da yukarı baktı.
İkinci bir şimşek yere düştü.
Bu kez Luna'nın ellerinden yayılan ışıkla birleşti.
Luna çığlık atarak ellerini tuttu.
— Lucas!
Lucas ona doğru koştu.
— Luna!
Havanın içindeki elektrik bir anda bütün ormana yayıldı.
Gölgedeki kişiler geri çekildi.
Ve uzaklardan bir kadın sesi duyuldu:
— Luna! Gücünü serbest bırakma!
Luna dondu.
Bu sesi daha önce hiç duymamıştı.
Ama kalbi onu tanıyordu.
— Anne...?
Ormanın derinliklerinden cevap geldi:
— Kızım...
Lucas Luna'ya baktı.
Luna'nın gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Fakat aynı anda ormanın diğer ucunda bir adam telefonunu kapattı.
Luna'nın biyolojik babası, ekranındaki görüntüyü izliyordu.
Yüzündeki ifade değişti.
— Onu bulmuş.
Bir an sessiz kaldı.
Sonra soğuk bir sesle konuştu:
— Luna'nın annesi geri dönmüş.
Ve ilk kez yüzündeki korku açıkça belli oldu.
Bölüm etkileşimi
