Bölümler 20Şu an: 12. Bölüm — Lanetin İlk İzleri
- 1 1. Bölüm — Yeni Gelen598 kelime
- 2 2. Bölüm — İlk Görev637 kelime
- 3 3. Bölüm — Karanlığın Ardındaki Yabancı1.009 kelime
- 4 4. Bölüm — Düşmanımın Gözleri1.367 kelime
- 5 5. Bölüm — Saklanan Gerçekler1.147 kelime
- 6 6. Bölüm — Gölgelerin Ardındaki Tehlike1.407 kelime
- 7 7. Bölüm — Kayıp Bebek1.330 kelime
- 8 8.Bölüm — Aynı Gece, İki Yabancı1.752 kelime
- 9 9.Bölüm — Küllerin Altındaki Sır1.431 kelime
- 10 10.Bölüm — Uyanan Karanlık1.638 kelime
- 11 11. Bölüm — Fısıldayan Mühür1.162 kelime
- 12 12. Bölüm — Lanetin İlk İzleri908 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13. Bölüm — Kuzey Ormanının Sırrı824 kelime
- 14 14. Bölüm — Kayıp Annenin Sesi793 kelime
- 15 15. Bölüm — Gerçeğin Kapısı822 kelime
- 16 16. Bölüm — Babam Dediğim Yabancı823 kelime
- 17 17.Bölüm — İkizlerin Sırrı1.066 kelime
- 18 18.Bölüm — İki Taşıyıcının Laneti998 kelime
- 19 19.Bölüm — Babamın Gölgesi1.190 kelime
- 20 20.Bölüm — Karanlığın İçindeki Işık1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Luna, eski enerji istasyonundan döndüklerinden beri odasından çıkmamıştı.
Pencerenin önünde oturmuş, ellerine bakıyordu.
Hiçbir şey yapmıyordu.
Ama yine de odadaki perde hafifçe hareket ediyordu.
Luna derin bir nefes aldı.
— Dur...
Perde birkaç saniyeliğine sakinleşti.
Sonra masanın üzerindeki kalem kendi kendine yuvarlanıp yere düştü.
Luna irkildi.
— Ben bunu yapmadım.
Kapının önünden geçen Martin, içeriden gelen sesi duyup durdu.
— Luna?
Cevap gelmeyince kapıyı hafifçe araladı.
Luna hemen arkasını döndü.
— İyiyim.
Martin kaşlarını çattı.
— İyi görünmüyorsun.
— Sadece... güçlerimi kontrol etmekte zorlanıyorum.
Martin içeri girdi.
— Dün olanlardan sonra korkman normal.
Luna başını eğdi.
— Ya tekrar olursa?
— Olmayacak.
— Bunu nereden biliyorsun?
Martin birkaç saniye sustu.
— Çünkü seni tanıyorum.
Luna ona baktı.
Martin'in yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
— Sen insanlara zarar vermek isteyen biri değilsin.
Luna'nın gözleri doldu.
— Ya istemeden zarar verirsem?
Martin cevap vermeden önce kapının yanında duran Lucas'ı fark etti.
Lucas sessizce onları izliyordu.
Martin ona döndü.
— Sen ne zamandır oradasın?
Lucas omuz silkti.
— Birkaç saniyedir.
Luna hemen ayağa kalktı.
— Ne istiyorsun?
Lucas'ın bakışları Luna'nın ellerine kaydı.
— Konuşmamız gerekiyor.
Martin şüpheyle baktı.
— Ne hakkında?
Lucas cebinden küçük metal parçayı çıkardı.
Parça, eski istasyonda buldukları sembolle aynı işareti taşıyordu.
— Bunun hakkında.
Luna'nın yüzü değişti.
— Bu sembol...
Lucas başını salladı.
— Dün geceki kapıda da vardı.
Martin yaklaştı.
— Nereden aldın?
Lucas cevap vermedi.
Sonra gözlerini Luna'ya çevirdi.
— Dün sen kapıya dokunduğunda bir şey gördün.
Luna'nın nefesi kesildi.
— Nereden biliyorsun?
— Çünkü kapı açıldığı anda ben de bir şey hissettim.
Lucas metal parçayı avucunda sıktı.
— Ve o şey senin gücün değildi.
Odaya sessizlik çöktü.
Martin'in yüzündeki ifade değişti.
— Ne demek istiyorsun?
Lucas yavaşça konuştu.
— Bence Luna'nın güçleri sadece rüzgâr değil.
Luna başını kaldırdı.
— Bunu zaten biliyoruz.
— Hayır.
Lucas'ın sesi bu kez daha ciddiydi.
— Bence senin içinde başka bir şey var.
Tam o sırada odanın lambası titredi.
Üçü de tavana baktı.
Lamba bir kez daha yanıp söndü.
Sonra Luna'nın gözleri bir anlığına farklı bir renkte parladı.
Luna geri çekildi.
— Ne oluyor?
Lucas hemen ona doğru bir adım attı.
— Luna...
— Yaklaşma!
Lucas durdu.
Luna'nın etrafındaki hava hızla dönmeye başladı.
Perdeler havalandı.
Masadaki kitaplar yere düştü.
Martin bağırdı:
— Luna, sakin ol!
— Yapamıyorum!
Hava daha da güçlendi.
Lucas gözlerini Luna'dan ayırmadı.
— Bana bak.
— Lucas...
— Bana bak.
Luna istemeden gözlerini ona çevirdi.
Lucas sakin bir sesle konuştu.
— Kaçmıyorum.
Luna'nın etrafındaki hava yavaş yavaş azalmaya başladı.
— Neden benden korkmuyorsun?
Lucas birkaç saniye sustu.
— Çünkü senin gücünden korkmakla senden korkmak aynı şey değil.
Luna'nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Tam o anda kapı açıldı.
Professor içeri girdi.
— Luna!
Herkes ona döndü.
Professor'un elinde eski bir dosya vardı.
Dosyanın üzerinde tek bir kelime yazıyordu:
L-01
Professor'un yüzü bembeyazdı.
Luna dosyaya baktı.
— O ne?
Professor cevap vermedi.
Luna birkaç adım attı.
— Bana söyleyin.
Professor dosyayı arkasına sakladı.
— Henüz değil.
— Neden?
— Çünkü elimde yeterli bilgi yok.
Luna'nın sesi titredi.
— Hep aynı şeyi söylüyorsunuz.
Professor gözlerini kaçırdı.
— Luna...
— Dün de aynı şeyi söylediniz. Önceki gün de. Bana sürekli bir şeyler saklıyorsunuz!
Martin araya girdi.
— Professor, artık ona gerçeğin bir kısmını bile olsa söylemelisiniz.
Professor derin bir nefes aldı.
— Biliyorum.
Tam konuşacakken bilgisayar ekranı kendiliğinden açıldı.
Ekranda tek bir cümle belirdi:
“KAN BAĞI AKTİFLEŞTİ.”
Professor'un yüzündeki bütün renk çekildi.
Lucas ekrana yaklaştı.
— Kan bağı mı?
Bir anda bilgisayar ekranı karardı.
Ardından başka bir dosya açıldı.
PROJE: EŞİK
TAŞIYICI: L-01
DURUM: UYANIŞ BAŞLADI
RİSK SEVİYESİ: KRİTİK
Luna ekrana bakarken fısıldadı:
— Ben... taşıyıcı mıyım?
Professor cevap vermedi.
Bu sessizlik, Luna'nın cevabı anlamasına yetmişti.
— Siz biliyordunuz.
Professor başını kaldırdı.
— Her şeyi değil.
— Ama bir şey biliyordunuz!
Luna'nın sesi yükseldi.
— Bana neden söylemediniz?
Professor'un gözleri doldu.
— Çünkü seni kaybetmekten korktum.
Luna'nın yüzündeki öfke bir anlığına yerini şaşkınlığa bıraktı.
— Beni kaybetmekten mi?
Professor başını salladı.
— Senin güçlerinin bilimsel bir açıklaması olmadığını fark ettiğimden beri... geçmişini araştırıyorum.
Lucas araya girdi.
— Ve ne buldun?
Professor cevap vermeden önce ekrandaki dosyanın altında yeni bir satır belirdi.
“LANET UYANIYOR.”
Luna'nın nefesi kesildi.
— Lanet?
Professor gözlerini kapattı.
Artık saklayacak hiçbir şey kalmadığını anlamış gibiydi.
— Evet.
Luna yavaşça sordu:
— Ben lanetli miyim?
Professor cevap vermekte zorlandı.
— Bunu henüz kesin olarak söyleyemem.
Lucas'ın elindeki metal parça aniden parlamaya başladı.
Luna'nın kolundaki küçük bir iz de aynı anda ışık verdi.
Lucas şaşkınlıkla Luna'nın koluna baktı.
— Bu mümkün değil...
Luna ona döndü.
— Ne?
Lucas metal parçayı gösterdi.
— Bu işaret... bende de var.
Martin'in gözleri büyüdü.
— Ne?
Lucas kolunu sıvadı.
Bileğinin iç kısmında, Luna'nın kolundaki işaretin aynısı vardı.
O anda odadaki bütün ışıklar söndü.
Karanlığın içinden bir ses duyuldu.
— İki taşıyıcı... aynı mühür...
Luna donup kaldı.
Lucas hemen gölgelerin içine baktı.
— Kim var orada?
Ses cevap vermedi.
Sadece yerde küçük bir zarf belirdi.
Luna eğilip zarfı aldı.
Üzerinde yalnızca şu yazıyordu:
“Gerçek anneni bulmak istiyorsan, gece yarısı kuzey ormanına gel.”
Luna'nın kalbi hızlandı.
Professor zarfı görünce bir anda ciddileşti.
— Hayır.
Luna ona baktı.
— Neden?
Professor'un sesi titriyordu.
— Çünkü kuzey ormanına giden herkes geri dönmedi.
Lucas Luna'nın yanına geçti.
— O zaman yalnız gitmeyecek.
Luna ona baktı.
Lucas'ın yüzünde kararlı bir ifade vardı.
— Bu kez birlikte gideceğiz.
Uzaklarda, karanlık bir odada bir kadın telefonunun ekranına baktı.
Mesajın ulaştığını görünce gözlerini kapattı.
Fısıldadı:
— Sonunda...
Telefonu kapatırken yüzünde hem korku hem umut vardı.
— Kızım, seni bulmaya çok yaklaştım.
Bölüm etkileşimi
