Bölümler 20Şu an: 1. Bölüm — Yeni Gelen
- 1 1. Bölüm — Yeni Gelen598 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm — İlk Görev637 kelime
- 3 3. Bölüm — Karanlığın Ardındaki Yabancı1.009 kelime
- 4 4. Bölüm — Düşmanımın Gözleri1.367 kelime
- 5 5. Bölüm — Saklanan Gerçekler1.147 kelime
- 6 6. Bölüm — Gölgelerin Ardındaki Tehlike1.407 kelime
- 7 7. Bölüm — Kayıp Bebek1.330 kelime
- 8 8.Bölüm — Aynı Gece, İki Yabancı1.752 kelime
- 9 9.Bölüm — Küllerin Altındaki Sır1.431 kelime
- 10 10.Bölüm — Uyanan Karanlık1.638 kelime
- 11 11. Bölüm — Fısıldayan Mühür1.162 kelime
- 12 12. Bölüm — Lanetin İlk İzleri908 kelime
- 13 13. Bölüm — Kuzey Ormanının Sırrı824 kelime
- 14 14. Bölüm — Kayıp Annenin Sesi793 kelime
- 15 15. Bölüm — Gerçeğin Kapısı822 kelime
- 16 16. Bölüm — Babam Dediğim Yabancı823 kelime
- 17 17.Bölüm — İkizlerin Sırrı1.066 kelime
- 18 18.Bölüm — İki Taşıyıcının Laneti998 kelime
- 19 19.Bölüm — Babamın Gölgesi1.190 kelime
- 20 20.Bölüm — Karanlığın İçindeki Işık1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akşamın sessizliği, şehrin dışındaki eski binanın etrafını sarmıştı.
Burası dışarıdan bakıldığında sıradan, terk edilmiş bir bina gibi görünüyordu. Ancak içeride durum tamamen farklıydı.
Burası Profesörün ekibinin merkeziydi.
Geniş salonun ortasında Martin, önündeki bilgisayardan gelen verileri inceliyordu. Yeşil gözleri ekrandaki sayılara odaklanmıştı.
"Her şey normal görünüyor." dedi.
Yanındaki Stella kollarını bağlayarak ona baktı.
"Normal dediğin şey bizim için ne zamandır normal?"
Martin hafifçe gülümsedi.
"Senin için hiçbir şey normal değil."
Stella gözlerini devirdi.
Salonun diğer tarafında Jack, kum torbasına çalışıyordu. Turuncu saçları alnına düşmüş, ellerini hızlı hareketlerle savuruyordu.
Bir anda yumruğunu ileri doğru savurdu.
Alevler ellerinin çevresinde kısa süreliğine parladı.
"Jack!"
Martin'in sesiyle Jack durdu.
"Ne?"
"Duvarı yakma."
Jack ellerine baktı.
"Yakmadım."
Stella duvara baktı.
"Henüz."
Tam o sırada kapı açıldı.
Luna içeri girdi.
Dalgalı kahverengi saçları omuzlarına düşüyordu. Kahverengi gözleri odadakileri tek tek süzdü. Pencereden içeri giren ışık gözlerine vurduğunda gözleri daha açık kahverengi görünüyordu.
"Yine mi kavga ediyorsunuz?"
"Biz kavga etmiyoruz." dedi Jack.
Stella hemen araya girdi.
"Onlar kavga ediyor."
Luna gülerek başını salladı.
"Anladım."
Martin ona baktı.
"Luna, Profesör seni çağırdı."
"Şimdi mi?"
"Evet."
Luna'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Bir şey mi olmuş?"
"Sanmıyorum."
Luna Profesörün bulunduğu odaya doğru ilerledi.
Kapıyı çaldı.
"Gel."
Luna içeri girdiğinde Profesör masasının başında duruyordu.
"Luna, sana birinden bahsetmem gerekiyor."
Luna merakla ona baktı.
"Kimden?"
Profesör birkaç saniye sessiz kaldı.
"Bugün ekibe yeni biri katılıyor."
"Yeni biri mi?"
"Evet. Adı Marry."
Luna'nın yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
"Bir kız mı?"
Profesör başını salladı.
"Elektrik ve hız konusunda oldukça güçlü. Güçlerini kontrol etmeyi öğrenmesi gerekiyor."
"Ne zaman geliyor?"
"Şimdi."
Luna şaşırdı.
"Şimdi mi?"
Profesör cevap vermeden kapının açılma sesi duyuldu.
İkisi de dışarı baktı.
Koridorda sarışın bir kız duruyordu.
Düz sarı saçları omuzlarına kadar uzanıyor, mavi gözleri etrafı dikkatle inceliyordu.
Profesör ona doğru döndü.
"Marry."
Marry hafifçe gülümsedi.
"Merhaba."
Profesör Luna'ya baktı.
"Luna, bu Marry Diaz."
Luna elini uzattı.
"Ben Luna."
Marry onun elini sıktı.
"Memnun oldum."
İlk bakışta Marry oldukça sıcak görünüyordu.
"Umarım burada alışabilirim." dedi.
Luna gülümsedi.
"Alışırsın. Biz biraz tuhafız ama alışıyorsun."
Marry güldü.
"İyi."
Tam o sırada salondan yüksek bir ses geldi.
"Martin! Şuna bak!"
Martin'in sesi duyuldu.
Profesör başını iki yana salladı.
"Sanırım ekibin geri kalanıyla tanışmanın zamanı geldi."
Luna ve Marry salona girdiler.
Martin ilk olarak Marry'ye baktı.
Marry'nin gözleri de ona çevrildi.
Bir anlığına ikisi de sustu.
Marry'nin yüzünde belli belirsiz bir şaşkınlık oluştu.
Sonra gülümsedi.
"Sen Martin'sin, değil mi?"
"Evet."
"Profesör senden bahsetti."
Martin başını salladı.
"Memnun oldum."
Marry'nin bakışları birkaç saniye daha onun üzerinde kaldı.
Sonra Stella yanlarına geldi.
"Ben Stella."
"Marry."
Jack de elini kaldırdı.
"Jack."
Marry gülerek ona baktı.
"Senin hakkında da bahsetti."
Jack kaşını kaldırdı.
"İyi şeyler söylemiştir umarım."
Stella araya girdi.
"Söylemedi."
Jack ona ters ters baktı.
Luna gülmeye başladı.
Marry de onlara bakarken kendini ilk kez gerçekten rahat hissetti.
Ama gözleri tekrar Martin'e kaydı.
Martin o sırada bilgisayarın başına geçmişti.
Marry'nin bakışları birkaç saniye onun üzerinde kaldı.
Kimse bunu fark etmedi.
Henüz.
Gece ilerlediğinde Profesör, Marry'nin güçlerini test etmek için ekibi dışarı çıkardı.
Marry elini kaldırdı.
Parmaklarının arasında küçük elektrik kıvılcımları oluştu.
Bir anda göz açıp kapayıncaya kadar bulunduğu yerden birkaç metre uzağa geçti.
Jack şaşkınlıkla baktı.
"Vay."
Stella gülümsedi.
"Hızlıymış."
Marry'nin yüzünde gururlu bir gülümseme oluştu.
Martin ise dikkatle onu izliyordu.
"Kontrolün iyi."
Marry ona döndü.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
Marry'nin yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.
Luna ise birkaç metre ötede rüzgârı kontrol ederek havada dönen yaprakları izliyordu.
Bir an için Marry, Luna'ya baktı.
Sonra tekrar Martin'e.
İçinde henüz adını koyamadığı bir his oluşmuştu.
Ama bunun ileride nelere dönüşeceğini henüz bilmiyordu.
Hiçbiri bilmiyordu.
Çünkü o gece ekibe yalnızca yeni bir üye katılmamıştı.
Ekibin geleceğini değiştirecek kişi de içeri girmişti.
Bölüm etkileşimi
