Bölümler 20Şu an: 18.Bölüm — İki Taşıyıcının Laneti
- 1 1. Bölüm — Yeni Gelen598 kelime
- 2 2. Bölüm — İlk Görev637 kelime
- 3 3. Bölüm — Karanlığın Ardındaki Yabancı1.009 kelime
- 4 4. Bölüm — Düşmanımın Gözleri1.367 kelime
- 5 5. Bölüm — Saklanan Gerçekler1.147 kelime
- 6 6. Bölüm — Gölgelerin Ardındaki Tehlike1.407 kelime
- 7 7. Bölüm — Kayıp Bebek1.330 kelime
- 8 8.Bölüm — Aynı Gece, İki Yabancı1.752 kelime
- 9 9.Bölüm — Küllerin Altındaki Sır1.431 kelime
- 10 10.Bölüm — Uyanan Karanlık1.638 kelime
- 11 11. Bölüm — Fısıldayan Mühür1.162 kelime
- 12 12. Bölüm — Lanetin İlk İzleri908 kelime
- 13 13. Bölüm — Kuzey Ormanının Sırrı824 kelime
- 14 14. Bölüm — Kayıp Annenin Sesi793 kelime
- 15 15. Bölüm — Gerçeğin Kapısı822 kelime
- 16 16. Bölüm — Babam Dediğim Yabancı823 kelime
- 17 17.Bölüm — İkizlerin Sırrı1.066 kelime
- 18 18.Bölüm — İki Taşıyıcının Laneti998 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19.Bölüm — Babamın Gölgesi1.190 kelime
- 20 20.Bölüm — Karanlığın İçindeki Işık1.123 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah olduğunda merkez binada alışılmadık bir sessizlik vardı.
Profesör Adrian, gece Victor Blackwood'dan aldığı mesajı kimseye göstermemişti. Ancak mesajın ardından sabaha kadar eski belgeleri incelemişti.
Özellikle de Luna ve Lucas'ın taşıdığı sembollerle ilgili kayıtları...
Çalışma odasının kapısı açıldı.
İçeri Martin girdi.
— Profesör Adrian, bizi çağırmışsınız.
Profesör Adrian başını kaldırdı.
— Evet. Herkes gelsin. Önemli bir şey buldum.
Birkaç dakika sonra Luna, Lucas, Marry, Jack ve Stella da odadaydı.
Profesör Adrian masanın üzerindeki eski kitabı açtı.
— Dün gece Luna ve Lucas'ın sembollerinin aynı anda tepki verdiğini gördünüz. Bunun nedenini araştırdım.
Luna kollarını göğsünde birleştirdi.
— Ve?
Profesör Adrian sayfayı çevirdi.
— Bu semboller sıradan bir işaret değil. Eski bir büyü mührü. İki farklı kan bağına bağlanmış.
Lucas kaşlarını çattı.
— Bizim kan bağımıza mı?
— Evet. Luna'nın annesinin geldiği büyü dünyasında bu mühür, iki taşıyıcıyı birbirine bağlamak için kullanılmış.
Luna şaşkınlıkla annesine baktı.
— Sen bunu biliyor muydun?
Annesi başını iki yana salladı.
— Mührün varlığını biliyordum ama senin üzerinde olduğunu bilmiyordum.
Profesör Adrian devam etti:
— Bu lanetin ilk taşıyıcısı Victor Blackwood. İkinci taşıyıcısı ise Luna.
Lucas araya girdi.
— Peki benim sembolüm?
Profesör Adrian birkaç saniye sustu.
— Sen de Victor'un deneyleri yüzünden bu mührün etkisine girmişsin. Ancak senin durumun Luna'dan farklı.
— Nasıl farklı?
— Victor, seni kaçırdıktan sonra üzerinde yaptığı deneylerle karanlık gücünü uyandırdı. Fakat bu gücün nereden geldiğini kendisi bile tam olarak bilmiyor olabilir.
Luna'nın yüzü gerildi.
— Yani hepimiz Victor'un yüzünden mi buradayız?
Profesör Adrian cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
— Bir kısmımız onun yüzünden burada. Ama bundan sonra ne yapacağımıza biz karar vereceğiz.
Öğleden sonra Luna, annesiyle birlikte eski kulübeye gitti.
Annesi bir süredir söylemek istediği şeyleri saklıyordu.
— Luna, sana anlatmam gereken başka bir şey var.
Luna ona döndü.
— Nedir?
Kadın pencerenin önünde durdu.
— Babanla tanıştığımda onun bir insan olduğunu biliyordum. Benim dünyamda insanlarla büyücülerin birlikte olması hoş karşılanmazdı. Ama onu sevmiştim.
Luna sessizce dinledi.
— Hamile olduğumu öğrendiğimde çok korktum. Babanın gerçeği öğrenince nasıl tepki vereceğini bilmiyordum. Sonunda ona anlattım. Büyücü olduğumu ve doğacak çocuğumuzun sıradan bir çocuk olmayabileceğini söyledim.
— Peki o ne yaptı?
Annesinin gözleri uzaklara daldı.
— Önce inanmadı. Sonra gücümü gördü. O günden sonra bana eskisi gibi bakmadı.
Luna'nın yüzünde öfke belirdi.
— Beni istemedi mi?
— Seni istemediğini söyleyemem. Ama gücünü öğrenince her şey değişti. Sen doğduğunda çok küçüktün. Doktorlar yaşama ihtimalinin düşük olduğunu söyledi. Seni kaybettiğimi düşündüm.
Luna'nın gözleri doldu.
— Ben yaşarken sen öldüğümü sandın.
Annesi başını salladı.
— Evet. Seni terk etmedim kızım. Seni kaybettiğimi sandım.
Luna bir süre sessiz kaldı.
Sonra annesine sarıldı.
— Keşke daha önce karşılaşsaydık.
— Keşke...
Aynı saatlerde merkez binada Marry, Lucas'ın odasına gitti.
Elinde eski bir fotoğraf vardı.
— Sana bir şey göstereceğim.
Lucas fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta bebek hâlindeki Marry ve Lucas yan yana yatıyordu. İkisinin de üzerinde aynı hastane bilekliği vardı.
Lucas uzun süre fotoğrafa baktı.
— Gerçekten ben miyim?
Marry gülümsedi.
— Evet. Annem saklamış.
Lucas fotoğrafın arkasını çevirdi.
Elena'nın el yazısıyla yazılmış bir not vardı:
“İki küçük mucizemiz. Bir gün birlikte büyüyeceğiniz günleri hayal ediyorum.”
Lucas'ın yüzündeki ifade değişti.
— Beni beklemiş mi?
Marry'nin gözleri doldu.
— Sanırım hep beklemiş.
Lucas fotoğrafı dikkatlice masaya bıraktı.
— Onunla tanışmak istiyorum.
— Ben de.
Tam o sırada kapı tıklatıldı.
Martin içeri girdi.
— Sizi rahatsız etmiyorum, değil mi?
Marry başını çevirdi.
— Hayır, gel.
Martin elindeki dosyayı masaya bıraktı.
— Profesör Adrian, Victor'un şirketinde yeni bir hareketlilik tespit etmiş. Bir şey hazırlıyorlar.
Lucas ayağa kalktı.
— Ne hazırlıyorlar?
Martin dosyayı açtı.
— Eski deney merkezlerinden birini yeniden aktif hâle getirmişler.
Lucas'ın yüzü karardı.
— Orası benim tutulduğum yer.
Marry şaşkınlıkla ona baktı.
— Tekrar oraya mı gideceğiz?
Lucas cevap verdi:
— Bu kez kaçmak için değil.
Akşamüstü Luna ve Lucas bahçede buluştu.
Luna'nın kolundaki sembol hâlâ hafifçe parlıyordu.
Lucas yanına oturdu.
— Annenle konuştun mu?
— Evet. Bilmediğim çok şey varmış.
— Bana da öyle geliyor.
Luna ona döndü.
— Marry'yle konuştun mu?
Lucas başını salladı.
— Evet. Fotoğraf gösterdi. Bebeklik fotoğrafımızı...
— Nasıl hissettin?
Lucas bir süre düşündü.
— Garip. Bir yanım mutlu, bir yanım da yıllarımı kaybettiğimi düşünüyor.
Luna hafifçe gülümsedi.
— Bundan sonra yeni anılar biriktirebilirsin.
Lucas ona baktı.
— Sen de benim yanımda olursan belki.
Luna'nın yanakları hafifçe kızardı.
— Zaten buradayım.
Lucas gülümsedi.
Ancak o anda ikisinin sembolleri yeniden parladı.
Bu kez ışık çok daha güçlüydü.
Luna bir anda ayağa kalktı.
— Lucas!
Etraflarında rüzgâr dönmeye başladı. Lucas'ın ayaklarının altındaki gölgeler uzayarak duvarlara doğru yayıldı.
Luna ellerini kaldırdı.
— Kontrol edemiyorum!
Lucas ona yaklaşmaya çalıştı.
— Luna, bana bak!
— Yaklaşma!
— Luna!
Lucas elini uzattı.
Luna'nın gözleri bir anlığına tamamen farklı bir ışıkla parladı. Rüzgârın arasından su damlaları yükseldi. Gökyüzünde kısa süreli bir ışık çaktı.
Sonra her şey bir anda durdu.
Luna dizlerinin üzerine çöktü.
Lucas hemen yanına geldi.
— İyi misin?
Luna nefesini toparlamaya çalıştı.
— Az önce... Ne yaptım ben?
Lucas başını iki yana salladı.
— Bilmiyorum. Ama yalnız değilsin.
Bu sırada Victor Blackwood'un şirketinde...
Karanlık bir odada büyük ekranlar açıktı.
Ekranlardan birinde Luna, diğerinde Lucas görünüyordu.
Victor masanın başında duruyordu.
Yanındaki çalışan konuştu:
— İki taşıyıcının sembolleri aynı anda aktifleşti. Mühür tamamen uyanmak üzere.
Victor ekrana yaklaştı.
— Güzel.
— Peki ya kızınız?
Victor'un yüzünde soğuk bir ifade belirdi.
— Luna'nın gücü henüz tamamlanmadı.
— Onu buraya getirelim mi?
Victor bir süre düşündü.
— Hayır. Bu kez kendisi gelecek.
Çalışan şaşırdı.
— Nasıl?
Victor ekrandaki Lucas görüntüsüne baktı.
— Çünkü ona kaybettiğini sandığı ailesini geri vereceğim.
Sonra masanın üzerindeki eski bir fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta bebek hâlindeki Lucas vardı.
Victor fotoğrafı masaya bıraktı.
— Herkesin bir zayıf noktası vardır. Luna'nınki de artık belli.
Gece yarısına doğru Marry'nin telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.
“Anneni görmek istiyorsan yarın saat 20.00'de eski deney merkezine gel. Tek başına.”
Marry'nin elleri titredi.
Mesajın altında ikinci bir cümle vardı:
“Bu kez kardeşini kaybetmek istemiyorsan kimseye haber verme.”
Marry hızla mesajı kapattı.
Ama kapının dışında birinin onu izlediğinden habersizdi.
Koridorun karanlığında duran kişi telefonunu cebine koydu.
Ve kendi kendine fısıldadı:
— Artık saklanmanın zamanı bitti.
Bölüm sonu.
Bölüm etkileşimi
