7. bölüm · KAPAN

7. Bölüm

Literary Flaw

Akın
Bilge’yi merdivenlerden inerken gördüğümde nutkum tutulmuştu. Yüzündeki makyaj, elbise ve dalgalı saçlarıyla ona cüretkâr bir hava katmıştı. Olduğundan daha fazla ateşli görünüyordu yine de gözlerine baktığımda onun korkmuş bir kedi yavrusu halini görebiliyordum. Aşağıya inip tam önümde durduğunda bakışlarımla onu soymuştum.
“Çok güzel olmuşsun” diyebildim bakışlarım yüzündeyken.
“Teşekkür ederim”
Yanımdan geçeceği sırada onu durdurdum.
“Çok güzel olmuşsun ama eksik olmuşsun” dediğimde yüzü bir an asıldı. Onu arkasında döndürüp saçlarını öne doğru aldığımda vücudu titredi. Aldığım pırlanta kolyeyi ona taktım, boynuna yumuşak bir öpücük kondurdum ve hemen yanımızdaki boy aynasına döndüğünde “Akın…Bu çok güzel teşekkür ederim” diyebildi.
“Hadi gidelim” dediğimde adımlarımız bahçedeki arabaya yöneldi. Bugün farklı bir araba seçmiştim. Siyah Maserati’ye doğru giderken Bilge’ye kaçamak bir bakış attığımda heyecanla arabaya baktığını gördüm, bu beni keyiflendirmişti. Bilge’nin kapısını açıp onun oturduğundan emin olduktan sonra şoför koltuğuna geçtim. Bugün gideceğimiz yemekte söyleyeceklerim karşısında Bilge’nin ne tepki vereceğini merak ediyordum. Telefonum titrediğinde arabayı çalıştırmadan gelen mesaja baktım, amcamdan bir mesaj gelmişti
“Bu işi bitir Akın bu iş çok uzadı”
Amcamda benim planlarımdan haberi vardı, kardeşim öldükten sonra birbirimize çok destek olmuştuk çoğu şeyi beraber yapar, babamdan daha yakındık. Heyet’te yükselmemde de payı çok büyüktü bu yüzden ona çok şey borçluydum Bilge’ye olan zaafımı anlamış olmalıydı ki bu kadar net bir mesaj atmıştı. Sıkıntıyla bir nefes verip mesajına “tamam” yazıp yolladım. Bilge bana doğru dönüp “Bir sıkıntı mı var?”dediğinde suçluluk hissettiğimi fark ettim.
“Hayır kelebek, sadece iş” dedim. Yola çıktığımızda iyice gaza asılmıştım. Maserati’nin motoru, gecenin sessizliğini hırçın bir homurtuyla deldi. Yol boyunca konuşmadık. Sadece lastiklerin asfalta değdiğinde çıkardığı keskin sesi duyabiliyordum. Bilge, bana bir şey sormasa da göz ucuyla beni izlediğini hissediyordum. O bakış, beni hem sakinleştiriyor hem de içimdeki huzursuzluğu daha da büyütüyordu. Kafamdaki düşünceler birbirine karışıyordu. Amcamın mesajı, yüreğimde ağırlık yapmıştı. "Bu işi bitir”. Birkaç hafta öncesinde Bilge’ye nasıl bir cehennem yaşatacağımı düşünürken şimdiyse onun tek bir gözyaşı dökmesini istemiyordum. Bu ikilem beni ikiye parçaya bölüyordu. Aynı zamanda Rusya’yla olan toplantımı bu sabah yapmıştım tam olarak istediğim gibi ilerlediği söylenemez ama kötüde gitmemişti, fazla inatçıydılar ikna etmem biraz zaman alacak gibi duruyordu. Şirketime baskın düzenlenmesinden sonra Can ve Hakan’ı yakaladığımız adamı sorguya çekmelerini söylemiştim hiçbir şey öğrenememiştik adam zaten yaralıydı ve sorgu sırasında ölmüştü, elimde hiçbir delil olmamasına rağmen kimin yaptığını biliyordum bu Cengiz’in işiydi. Bu adamın kıskançlığını fazla hafife almıştım.
“Kolun nasıl oldu” düşüncelerimi Bilge’nin sesi bölmüştü.
“Daha iyi güzelim”
“Kuzey ne zaman gelecek?” bu sorusuyla çenem kasılmıştı. Çünkü Kuzey geri döndüğünde Bilge hayatımda olmayacaktı. Bu düşünceyle göğsüm sıkışmıştı.
“Bir süre daha orada kalacak” diyebildim Bilge kafasını tamam anlamında salladığında, otelin önüne geldiğimizde, Bilge’nin elinin hafifçe titrediğini fark ettim. Ona destek olmak için elini tuttum ve güven vermek istercesine parmaklarımı onun parmaklarının etrafında sıktım. Arabadan indiğimizde, otelin önündeki birkaç magazinciyi fark ettim. Flaşlar birbiri ardına patlarken, Bilge’nin belini kavrayıp adımlarını hızlandırmasına yardımcı oldum. Nihayet içeri girdiğimizde, yemeğin olacağı kısma doğru ilerledik. Bilge’nin gerildiğini hissediyordum, muhtemelen Zeynep burada olacağını bildiği için geriliyordu. Masaya doğru ilerlerken herkesin gelmiş olduğunu kapıdan girerken fark etmiştim “Akın bu kadar insan neden burada” toplam yirmi beş kişi vardı “Sponsorlarım” kısaca cevapladım. Ben masanın başına geçerken Bilge’de hemen yanımda yerini almıştı.
Bilge
Masaya oturduğumuzda etrafı inceleme fırsatı buldum burası büyük gösterişli bir yerdi tepemizde kocaman kristal avize her yerde altın sarısı detaylarıyla sarayları andırıyordu. Garsonlar servis yaparken herkes birbiriyle konuşuyordu. Masada gözlerim gezinirken Zeynep’in bakışlarını yakaladım. Hemen bakışlarını kaçırdı bende Akın’ın diğer yanında benim de karşımda bulunan adamla sohbetini dinlemeye başladım.
“Projeni duyunca heyecanlandım Akın”
“Buna sevindim”
Ne projesiydi acaba diye düşünürken garson önümdeki kadehi kırmızı şarapla doldurdu. İçmeyeli çok uzun zaman olmuştu gerçekten, bir yudum aldığımda hafif ekşimsi tat boğazımı yakarken rujumun kadehe bulaşmasını izledim. Arada Akın’ın bakışlarını üzerimde hissediyordum. Yanımda oturan beyefendi bana dönerek “Sizde okulda öğretmensiniz sanırım”
“Evet” dedim gülümseyerek
Adamın bir şey diyeceği sırada Akın’ın sesiyle herkes susmuş Akın’a dönmüştü.
“Burada hepimizin ortak amacı, bir sonraki nesli daha iyi bir geleceğe hazırlamak. Şu ana kadar okulumuz kendi çapında iyi bir şekilde hizmet verdi. Ancak bu yeterli değil. Ben, bu okulu büyütmek ve daha kapsamlı bir eğitim modeli sunmak istiyorum. Bu doğrultuda, okulun yanındaki iki binayı da satın aldım. Böylece çocuklarımız anaokulundan sonra ilkokula aynı kampüste, yeni binalarda devam edebilecekler.
Ayrıca, yalnızca özel üyelerimizin çocuklarının eğitim görebileceği, üst düzey güvenlik önlemleriyle desteklenen bir sistem kurmayı hedefliyorum. Hepinizin içinin rahat olmasını istiyorum. Ancak önemli bir kararımı da sizlerle paylaşmam gerekiyor: Okulumuz bu hafta kapanacak.
Bu, bir son değil, aksine daha büyük bir başlangıç. Çok daha güçlü, çok daha kapsamlı bir projeyle yola çıkıyoruz. Bu süreçte desteğinizin bizim için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.”
Söylediklerini duyunca şok olmuştum etrafta alkışlar yükselirken ben kadehimdeki şarabı bitirmeyi tercih ettim. Bana bunlardan hiç bahsetmemiş olmasına kırılmıştım açıkçası Onu hayatımın merkezine koymuşken, onun beni nereye koyduğunu sorgulamadan edemiyordum. Akın hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum en basitinden beni de davet ettiği bu gecede çalıştığım okulun kapanacağını daha önceden duymayı isterdim. Akın’ın elinin bacağımda hissetmemle ona doğru döndüm.Fark ettim ki herkes ayaklanmıştı
“Davet alanına geçelim” kafamı tamam anlamında sallayıp ayaklandım. Kafamı hafifçe sallayarak ayağa kalktım. Etrafımızdaki herkes yerlerinden kalkmış, başka bir salona doğru yöneliyordu. Akın, belime destekleyici bir dokunuşla yol gösterdi. Adımlarımızı atarken, sessizce içimde bir mücadele veriyordum. Ona bu kadar yakınken bile, neden bu kadar uzak hissettiğimi sorguluyordum.
Yeni salona girdiğimizde, atmosfer daha da resmiydi. Şık bir açık büfe, büyük yuvarlak masalar ve kristal avizeler göz kamaştırıcıydı. İnsanlar küçük gruplar halinde sohbet ediyor, kadehlerini tokuşturuyorlardı.
“Biraz konuşmamız gerek,” dedim nihayet, Akın’a bakarak.
“Tabii ki,” dedi, beni sessiz bir köşeye çekerek. Yüzündeki sakin ifade, bir şeyler hissettiğini ele vermiyordu.
“Akın, okulun kapanacağını şimdi mi öğrenmem gerekiyordu?” dedim, sesim normalden biraz daha sertti. “Benim de çalıştığım okul hakkında bu kadar önemli bir şeyi neden daha önce söylemedin?”
Akın, derin bir nefes aldı. Ellerini cebine sokarak bir an duraksadı, sonra bana dönüp sakin bir şekilde konuştu.
“Burası yeri değil Bilge” sinirlenmişti.
“Neresi yeri peki?”
“Evimiz” dediğinde titrek bir nefes verdim sorun çıkarmamak için arkamı döndüğümde bileğimden yakaladı
“Nereye?”
“Lavaboya, iznin varsa” dedim alaycı bir şekilde. Akın bir an duraksadı, gözlerini benden ayırmadan bileğimi bıraktı. Aramızdaki gerilim, bulunduğumuz kalabalığa rağmen neredeyse elle tutulur bir hâl almıştı. Kalbim hızlı atarken, kendimi toparlayıp birkaç adım attım. Ama arkamdan onun bakışlarını hissediyordum. Lavaboda kendimi toparlamaya çalışırken kapının açıldığını fark ettim. Akın’ın olduğunu düşündüğüm için dönüp bakmadım, ama ses tanıdık değildi.
“Böyle güzel bir kadını yalnız görmek büyük bir şans,” dedi alaycı bir sesle.
Kaşlarımı çatarak hızla arkamı döndüm. Karşımda, gecede Akın’ın birkaç iş konuşması yaptığı adamlardan biri duruyordu. Yaşça Akın’dan biraz büyük görünüyordu, pahalı bir takım elbise giymiş ve elinde bir içki vardı. Gözleri beni rahatsız edici bir şekilde süzüyordu.
“Beni yalnız bırakır mısınız?” dedim, sesi mümkün olduğunca soğuk tutmaya çalışarak.
Adam bir adım daha yaklaştı, yüzünde arsız bir gülümseme vardı. “Korkmana gerek yok. Sadece biraz sohbet etmek istiyorum.”
“İlgilenmiyorum,” dedim net bir şekilde, ama kalbim hızla atmaya başlamıştı. Adamın yüzündeki gülümseme daha da genişledi.
“Akın’ın yanında ne bulduğunu anlamıyorum o adam senin sonun olacak tıpkı kardeşinin de sonunu getirdiği gibi” dedi küçümser bir tavırla. “Senin gibi bir kadına çok daha iyi davranabilecek birini hak ediyorsun.”
Ona daha sert bir şey söylemek üzereydim ki, aniden biri kapıyı çaldı. Adam biraz geri çekildi ama gözleri hâlâ üzerimdeydi. Kapıyı açıp dışarı çıktı, gitmeden önce bir kez daha bana baktı ve “Teklifimi düşün,” dedi alaycı bir sesle.
Kapı kapandıktan sonra derin bir nefes aldım. Ellerimi lavabonun kenarına dayadım, titrediğimi fark ettim. Sakinleşmeye çalışarak birkaç saniye durdum. Akın’a bunu anlatmalı mıydım? İçimde bir tereddüt vardı, ama bu durumu görmezden gelemeyeceğimi biliyordum.
Lavabodan çıkıp davet alanına doğru yürüdüm. Akın’ı kalabalığın arasında hemen buldum. Birisiyle hararetli bir şekilde konuşuyordu gözleri bana değdiğinde karşısındaki adamdan izin isteyip bana doğru döndü.Bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı.
“Ne oldu?”
“Bir şey olmadı”
“Bana yalan söyleme Bilge!”
“Lavabodayken…” yutkundum çünkü Akın’ın sorun çıkartmasını istemiyordum. Sanki düşüncelerimi okumuş gibi
“Sorun çıkarmayacağım tamam mı hadi söyle”
“Bir adam girdi ve sarkıntılık etti” Akın’ın gözlerinden ateş çıkacaktı neredeyse
“Nerede o göster bana” etrafa bakındım ama göremedim.
“Burada değil” dedim bakışlarım etrafı tararken o sırada Akın’ın telefonu çaldı
“Hemen geliyorum bir yere ayrılma”

Akın
Telefonum çaldığında arayan Can’dı birkaç adım öteye Bilge’nin beni duyamayacağı kadar uzaklaşmıştım.Onu görebiliyordum garsonun taşıdığı tepsiden bir kadeh daha içki aldığında telefonu cevapladım
“Söyle Can”
“Abi bir şey öğrendim ama…sakin ol”
“Uzatma söyle” dedim
“Hani senin kız varya abi Bilge” adını Can’ın ağzından duyunca kalbim teklemişti.
“Evet” diyebildim bu sırada Bilge elindeki içki bardağından büyük yudumlar alıp bana gülümsüyordu.
“Bugün arkadaşının yanına gideceğini söylemişti.Biraz önce Hasan aradı arkadaşının hiç gelmediğini söyleyince içkillendim abi” benden cevap gelmeyince devam etti
“Cengiz’le buluşmuş abi fotoğrafları atıyorum sana” dediğinde kanımın kaynadığını hissediyordum. Bilge bana yalan söylemişti üstüne gidip Cengiz’le buluşmuştu, belki de tüm bu hareketleri beni etkilemek içindi bende ona inanmıştım. Kardeşimle onun arasında kalmıştım salak gibi bu tuzağa nasıl düşmüştüm. Telefonu kulağımdan çekip Can’ın gönderdiği fotoğrafları görünce öfke bütün bedenimi ele geçirmişti. İlk fotoğrafta ikisi masada karşılıklı oturuyor birkaç dosyaya bakıyorlardı. Boğazıma bir yumru oturmuştu, vücudum acıyordu sanki.İkinci fotoğrafta Cengiz’e gülümseyen bir Bilge vardı. Onu mahvedecektim, benden kurtuluşu yoktu hem de bu gece Bilge’ye cehennemi yaşatacaktım. Yüzümdeki sırıtış giderek büyümüştü.

Bölümü nasıl buldunuz??