4. bölüm · KAPAN

4.Bölüm

Literary Flaw

Bilge

Sonraki sözlerini duyduğumda, nefesim kesildi: "O kızların hiçbiri, tekrar ediyorum, hiçbiri benim için bir anlam ifade etmiyor. Ama sen..." Sesi alçalmış, bir fısıltıya dönmüştü. Aramızdaki mesafe kapanıyordu. Gözlerim onun yüzüne kitlenmişti, ama kaçmakla kalmak arasında sıkışıp kalmış gibiydim. "Seninle bir maskeye ihtiyacım yok " dediğinde ellerini yüzümde hissettiğim an içimdeki tüm düşünceler birbirine karıştı. Kalbim hızla çarpıyordu. Korku, evet, ama aynı zamanda başka bir şey... Derinlerde bir yerde beni öpmesini istediğimi biliyordum.

O bana doğru eğilirken tüm bedenim dondu. Gitmek için bir adım atsam yapabilir miydim? Hayır. Ayaklarım yerinden kıpırdamıyordu. Akın'ın nefesi dudaklarıma değdiği an, her şey bulanıklaştı. Ve o an dudaklarımız birleştiğinde, içimdeki her his patladı: korku, öfke, tutku...

Direnmek istedim, ama o an bunu yapamayacak kadar güçsüzdüm. O kadar yakındı ki, tüm kontrolü elinde tuttuğunu biliyordum. Ama bu anın içinde kaybolmaktan başka çarem yoktu. Kalbim göğsümde çılgınca atıyordu. Onun bu kadar yoğun hissettirmesi beni şaşırtıyordu. Kendime kızmalıydım belki, ama yapamıyordum. Kendimi ona bırakırken, içimdeki korkunun fısıldadığı şeyi susturmaya çalıştım: Akın'a güvenebilecek misin? ama o an bu sorunun cevabını umursamayacak kadar kendimden geçmiştim.

Akın geri çekildiğinde yüzünde bir sırıtış vardı bunu odadaki karanlıkta bile fark edebiliyordum.Her şey karmakarışık olmuştu "Ben eşyalarımı toplayayım" diyebildim elimdeki telefonun ışığıyla bir zamanlar hayaller kurduğum,ağladığım bu odada gerçekten hoşlandığım birisiyle öpüşmüştüm...Dudaklarım hala onun dudaklarının sıcaklığını hisseder gibiydi. Kalbim deli gibi çarparken, zihnim bir türlü susmuyordu. Az önce olan şey, gerçekten istediğim bir şey miydi?

Elim birkaç eşyayı rastgele toplarken titriyordu. Akın'ın sessizliği beni rahatsız ediyordu, ne düşündüğünü anlayamıyordum, ama bu sessizliğin içinde bir şey vardı; bana hâlâ hükmettiğini hissettiren bir şey.

Telefonun ışığını dolaba çevirdim. Birkaç kıyafet, bir kitap,cüzdan... Bu küçük detaylar bile içimi sıkıştırmaya yetiyordu. Bir zamanlar burada ne kadar korkup ağladığımı düşündüm. Şimdi ise Akın yanımda olduğu için kendimi güvende hissediyordum . Elim masanın çekmecesine uzanırken, Akın'ın sesi arkamdan yankılandı "Acele et" cevap vermeden birkaç eşyamı da bez çantaya doldurdum son bir kez odama bakıp Akın'a doğru döndüm kapıya yaslanmış bana bakıyordu.

"Gidelim işim bitti" ona doğru yürürken.Evden çıktığımızda hava iyice kararmıştı.Arabaya bindiğimizde ise aramızdaki sessizlik iyice büyüdü ve bu sessizliği bozmak için elim radyoya gitti ve rastgele bir şarkıyla yola devam ettik "Mayın tarlasında dolaşıp durmuşum aşk sanıp da herkes arkamda bağırmış kimseyi duymamışım..." şarkı sözleri kulağımda çınlarken yolu izledim.

Mağazaların olduğu büyük bir avm'ye vip girişle otoparka girdik.Arabadan indiğimizde Akın yanıma gelip elini belime koydu hemen ve içeri geçtik öyle mağazalara dışarıdan bakarken Akın sessizliği bozdu "Hadi yemek yiyelim ben çok acıktım" kafamı olur anlamında sallayıp restorant kısmına doğru ilerledik ve sıkıcı diyebileceğim bir yere oturduk.Menü geldiğinde gözlerim yemeklerin olduğu kısımda bakınırken "Burasının Siyah Trüf Risottosu çok güzeldir denemek ister misin?" dediğinde olur anlamında kafamı salladım.Akın siparişleri verirken gözlerim onun yüzüne kitlenmişti.Çok...yakışıklı bir adamdı aynı zamanda korkutucu ölümcül koyu kahverengi gözleri her an her şeyi yerle bir edecekmiş gibiydi.

"Beni bu kadar sevdiğini belli etme güzelim"

"Hiç de bile arkandaki yakışıklı adama bakıyordum" dediğimde gözleri sinirden köpürmüştü aniden arkasına döndüğünde arkadaki duvarda aynayla göz göze geldi onun bu halini görünce kahkahamı tutamadım bana döndüğünde gözleri yumuşamıştı ve belli belirsiz gülümsüyordu.

Yemeklerimiz gelince tadını beğenip beğenmeyeceğimi merakla bakan bir çift göz eşliğinde yemeye koyuldum "mmm çok güzel" dedim.Tatmin olmuş bir şekilde o da kendi yemeğine başladı.

"Akın"

"Efendim"

"Annenle baban yaşıyor mu?" bu sorumla gözlerinde bir an için tereddüt gördüğümü sandım ama hemen cevap verdi.

"Evet onlar memlekette.Seninkiler?"

"Annem Adana'da başka birisiyle evli babamı 10 yıl önce kaybettik"

"Bilge...Çok üzgünüm"

"Üzülecek bir şey yok çok zaman geçti insan...bir süre sonra her şeye alışıyor"

"Sen güçlü bir kızsın eminim her şeyin üstesinden gelmişsindir.Üniversiteyi burda İstanbul'da mı okudun"

"Evet burda okudum abimi yalnız bırakmak istememiştim o zamanlar"

"Anladım"

"Sen neler yapıyosun yani hastane ve okul satın almak dışında" yüzünde kibirli bir gülümseme belirdi

"Benim ana işim lojistik.Ama yıllar içinde çok büyüttüm emek verdim işime daha sonra ihalelere girmeye başladım."

"Yani... o haberler doğru değil silah kaçaklığı falan" dedim sesimi kısarak.Bu hareketime gülümsemişti "Silah kaçaklığı falan... Kim çıkardı o yalanları bilmiyorum ama saçmalık işim tamamen yasal yoksa içeride olurdum değil mi?" kafamı onaylarcasına salladım.Yemeğimizi yedikten sonra mağazalara doğru ilerledik,tam yürürken Akın elimi tuttu bu hareketiyle kalbimi hızlandırdı nefes alışlarım düzensizleşti.Bu küçük hareketiyle midemdeki kelebekleri hareketlendirdi.

"Nereye bakmak istersin güzelim" İlerideki mağazayı göstererek "Buraya bakalım mı ?" dedim oraya doğru giderken elimi tutuşu biraz daha da sıkılaştı.Mağazaya girdiğimizde bakınmaya başladığımda Akın elimi bırakıp mağazanın ortasındaki koltuğa geçmişti. Çok hoş elbiseler vardı ama etiketteki fiyatları görünce vazgeçiyordum denemekten Akın mağazadaki ortada deri koltuğa yayılmış beni izliyordu ufak bir bakış attığımda gülümsedi ben de karşılık verip elbiselere geri döndüm.Bir tanesini elime aldım beyaz kare yaka uzun kollu yaka kısmı taşlarla işli mini bir elbiseydi çok güzeldi ama etiketteki elli bin fiyatı görünce sıkıntıyla oflayıp yerine bıraktım.Akın'a doğru ilerledim:

"Başka bir yere bakabilir miyiz?"

"Bakalım güzelim beğenmedin mi?"

"Yok beğenmedim" dedim yalan söyledim.

"Yalan söylediğin çok belli oluyor biraz üstünde çalışman gerekiyor."

"Nasıl yani" dediğimde bir eliyle saçımı kulağımın arasına sıkıştırdı ve kulağıma doğru eğildi.

"Tıpkı o gün sana verdiğim kağıtları okuduğunu söylediğindeki gibi" yanaklarım iyice kızarmıştı okulun ilk günü Kuzey için verdiği kağıtları okuduğumu söylemiştim bunu nasıl yapıyordu? beni tamamen şeffaf bir şekilde görmeyi.Cevap vermemi beklemeden "Sorun ne söyle bakalım, halledemeyeceğim hiçbir şey yok özellikle de sen istediğinde" cümlesini bitirir bitirmez içimde bir şeyler hareketlendi,ve bunu çok sık yapmaya başlamıştı.

"Akın buradaki şeyler çok..." biraz duraksadım çünkü utanmıştım "pahalı" diyebildim.Akın belli belirsiz gülümser gibi oldu yanımıza bir kadın geldiğini fark etmemiştim bile Akın'a dönüp

"İstediğiniz her şeyi hazırladım Akın bey" diyerek poşetleri Akın'a verdi

"Bunlar ne" dedim anlamamıştım.

"Dokunduğun her şeyi aldım yavrum" dediğinde gözlerim kocaman açılmıştı.İçimdeki mahcubiyet öfkeye dönüştü.Bu sırada Akın'da ayağa kalkmış gitmeye hazırlanıyordu ki "Akın" diyebildim.

"Efendim yavrum"

"Bu yaptığın için teşekkür ederim ama ben bunları almak istemiyorum.Geri verelim" dedim ne kadar öfkelensemde sesimi yumuşak tutmaya çalışmıştım.Akın anlamayan gözlerle bana bakıyordu.

"Neden ?"

"Çünkü bunları sana geri ödeyemem ve ben sana karşı zaten birçok şey borçluyum beni evine aldın,yeni bir telefon verdin,beni abimden korudun şimdi bu yaptığın şeyler bana çok fazla ve...İlişkimiz ya da aramızdaki bu şey her neyse şu an bunları almak beni kötü hissettiriyor" dedim bir çırpıda.Akın bana şaşırmış gibi bakıyordu bunu çözememiştim çünkü bunları almayacağımı ya da beni kötü hissettireceğini bildiğini zannediyordum.

"Gel" deyip beni mağazadan dışarı çıkardı. "Bak Bilge bu söylediğin şeylerin hepsini içimden geldiği için yapıyorum.Seni evime aldım çünkü bunu ben istedim,telefon almam ya da başka şeyler almam ve alacak olmamdan neden rahatsızlık duyuyorsun ve bunları bana neden geri ödeme gibi bir düşüncedesin anlamış değilim.Ayrıca bu aramızdaki şey bir 'ilişki' ve ben benim olana ne istersem onu alırım" dediğinde aklım sadece son cümlesindeki 'benim olana' cümlesine takılmıştı bunu Akın'ın ağzından duymak midemdeki kelebekleri tekrar harekete geçirsede bir tarafımdaki rahatsızlığıda ortaya çıkarmıştı.

"Ben senin değilim Akın" dediğimde gözleri beni neredeyse delip geçecekti.

"Sana kimin olduğunu hatırlatacağım" derken yüzündeki sırıtış hiç hoşuma gitmemişti.Daha fazla uzatmak istememiş olacak ki elimi tutup otoparka doğru yürümeye başladık.Arabaya bindiğimizde telefonumu çıkarıp Çağla'yı aramak istemiştim neredeyse üç hafta olacaktı ve hiç konuşmuyorduk.Numarasını hatırlamaya çalıştım birkaç dakika sonra telefonunu çaldırdım.

"Alo kimsiniz"

"Benim Bilge"

"Bilge!! seni kaç defa aradım biliyor musun? okulada geldim ama yoktun sanmıştım ki..." öldüğümü zannetmişti ya da abimin beni bir tür komaya soktuğunu gerçi çok da farklı bir şey olmamıştı beş gün hastanede yatmıştım.Araba koltuğunda kıpırdandığımda Akın'ın gözlerini yüzümde hissedebiliyordum.

"Evet zaten onun gibi bir şey oldu ama iyiyim abim telefonumu aldığı için seni arayamamıştım"

"Bilge..." biraz duraksadı sesinden üzüntüsünü anlayabiliyordum "Neden bize gelmedin sana kaç kere söyledim değil mi?! şimdi neredesin söyle seni alayım hemen bize"

"Şu an kalacak bir yer buldum seninde müsait olduğun bir gün buluşmak istiyordum"

"Nerede kalıyosun"

"Buluşunca anlatırım uzun bir konu"

"Tamam canım pazar gününe ne dersin?"

"Olur haberleşelim!" telefonu kapadığımda Akın bana döndü ve hiçbir şey sormadan cevap ister gibi bakıyordu

"Ne"

"Kimdi o"

"Çağla arkadaşım.Bu olaylardan konuşamamıştık hiç"

"Hmm anladım yakın mısınız Çağla'yla"

"Evet hemde çok yakınız.Bizim annelerimiz arkadaştı çocukluk arkadaşım Çağla"

"Tanışmak isterim" dediğinde içimden sıcacık bir şey akıp geçti.Bu adam beni ne kadar korkutsa da ne kadar ilişkimiz için hızlı ilerlediğini düşünsem de ona karşı koyamadığımı fark ettim.

Eve vardığımızda Kuzey çoktan uyumuştu bende odama gideceğim sırada belimi iki el kavrayıp beni kendine doğru çektiğinde bu kişinin Akın olduğunu anladım "Akın bırak! birisi görecek şimdi!" "Görsün güzelim gizlimiz mi var?" dedi beni kendine doğru çevirirken.Güldüm "Ben odama gideyim yoruldum" tek kaşını kaldırdı ve cıkcıkladı

"Odamıza demek istedin yani" yanaklarım alev almıştı

"Nasıl yani?"

"Ayrı yatmayacağız"

"Ama"

"Aması yok bugünlük tek yatabilirsin ama bundan sonraki günlerde beraber yatacağız ayrı yatmak yok" dedi kesin konuşuyordu ve bu sinirlerime dokunuyordu.Gözlerimi kıstım ona bakarken

"Birlikte yatmak yok Akın Demirkan" dedim bir kaşımı kaldırırken

"Göreceğiz" deyip kendi odasına doğru giderken.

Odama çıkmadan önce mutfakta bir bardak su içmek için oraya doğru yöneldim.Suyu bardağa doldururken abim aklıma geldi kaç hafta olmuştu ve tek kelime daha etmemiştik.Alt dudağımı dişlerken onu aramayı ya da en azından mesaj atmayı düşünüyordum bana ne kadar kötülük yaparsa yapsın o bu hayattaki tek ailemdi ve aradan zaman geçtikçe onu kendi içimde affetmeye başladığımı düşünüyordum.Suyumu içip kendi odama doğru çıktığımda Akın'ın telefonla odasında konuştuğunu duydum etrafı kontrol ettim kimsenin olmadığını fark ettiğimde biraz daha kapıya doğru yaklaştım içeride Can vardı bunu sesinden tanımıştım.

"Abi kıza kendini kaptırmış gibisin" dedi Can

"Siktir ordan Can sanki bilmiyormuşsun gibi konuşusuyosun" dedi Akın tükürürcesine Can'ın ne cevap verdiğini tam olarak duyamamıştım ama cümlenin sonlarına doğru gelirken

".....Cengiz Ali'yi vurmuş ama ölmüş mü bilmiyorum abi" dediğinde kalbimdeki ağrı şiddetlenmeye başlamıştı.Kesik kesik nefes alıyordum ellerim titremeye başlamıştı bu benim abim olabilir miydi? Akın kendi adamına vurdurtmuş olabilir miydi "Sen benimsin benim olana istediğimi alırım..." bu cümlesi kulaklarımda yankılandı,gözünü bu kadar aşk bürümemiştir bunu biliyordum ama bu adam güç gösterisi yapmayı sevdiğini biliyordum bana almak istediği şeylerden sonra...

"Bunu iyice araştır.Heyet'te dengeler değişecek gibi haftaya sana söylediğim yeri ayarla okuldakilerle yemek yiyeceğiz"

"Nasıl değişecek abi"

"Başa ben geçeceğim,en tepeye orası benim hakkım ve hakkım olanı alacağım"

"İhale ne olacak abi"

"Halledeceğim ama ondan önce halletmem gereken işler var yarın şirkete gelemeyeceğim sabah hazır ol beraber gideceğiz"

daha fazla dinlemek istesemde her an kapının açılması korkusuyla kendi odama girdim yatağın üzerindeki poşetleri görünce sinirle bir nefes verdim ve onları odanın bir köşesine yere koydum sadece evden getirdiğim eşyalarımı çıkartıp yerleştirdim.Sonra üstümü çıkardım,üzerime beyaz bir tişort ve eşofman geçirdim ve kendimi yatağa attım telefonu elime aldım duyduklarımdan sonra abimi aramamak gibi bir seçeneğim olmadığını anlamıştım numarasını tuşladım ve aramaya başladım.

çaldı,çaldı,çaldı...

"Alo kimsin" dedi tanıdığım bir kadın sesiydi bu Zeynep...

"Zeynep" dedim fısıltıyla hemen sonra abimin sesi geldi

"Ne var ne arıyosun"

"Abi oradaki Zeynep mi"

"Sikik sikik konuşma Bilge, Zeynep değil." desede ben kimin sesini duyduğumu iyi biliyordum

"Ben seni merak ettim" dediğimde bir kahkaha patlattı

"Beni merak ettin he! o adamın altında yatarken aklına gelmedim sanıyordum noldu seni şutladı mı ?" bu cümlesi midemin ekşimesine sebep oldu

"Onunla yatmıyorum abi!"

"Bana abi deme sen aynı annen gibi bir orospusun Bilge seni gördüğüm yerde öldürmekten çekinmem bir daha beni rahatsız etme" cevap vermeme fırsat vermeden telefonu suratıma kapadı.

Yediklerim ağzıma geliyordu,vücudumun titrediğini hissediyordum.Yatağın içinde cenin pozisyonuna gelip gözyaşlarımın yanaklarımı ıslatmasına izin verdim.Bütün hayatım gözlerimin önünden geçerken en çok da kendi başıma ayakta duramayışıma ağlamak istedim tek başıma hiçbir şey başaramamak,babamın ölümüne engel olamadım,abimin beni sevmesini beceremedim o beni istemedikçe ben daha da uzaklaşarak onu o karanlık tarafa daha da çok ittim,üniversitede sevgilimin beni aldatmasına engel olamadım ,iş yerinde bana yapılan mobbinge ve her türlü haksızlığa sesimi çıkartmadım hep boyun eğdim,bir gün geldi kendime bile sahip çıkamadığım o gün Akın karşıma çıktı.Akın öyle bir zamanda gelmişti ki her şey rahatsız edici derecede kusursuzdu ben yine kendim değil Akın'a sığınarak bir şeyler yapmaya çalışıyordum.Hıçkırıklarım ağzımdan kaçarken kendimi sessiz olmaya zorladım her zamanki gibi.Bir an sanki eski odamda abim sesimi duymasın diye kendimi sıktığım günlere döndüğümü hissettim,sanki artık dayanacak gücüm kalmamıştı bunca zamandır hastaneden çıktıktan sonra hep iyiymişim gibi davrandım hıçkırıklarımın sesi daha da yükselirken artık çığlıklara dönüşmüştü ağlamamı durduramıyor nefesim kesiliyordu yattığım yerde.

"Bilge" sesini duydum ama kime ait olduğunu ayırt edemiyordum

"Bilge! noldu söylesene bir yerinde bir şey mi oldu!" omuzlarımdan tutulup sarsılmaya başlamıştım ama gözümdeki yaşlardan sanki hiçbir şey göremiyordum.

Akın

Çalışma odamda ihale için çalışmaya başlamıştım ki Bilge'nin odasından sesler duymuştum hemen kalkıp odasına girdiğimde arkası dönüp sarsılarak ağladığını fark ettiğimde kalbimin göğsüme sığmadığını fark ettim hemen yanına gidip onu kendime doğru çevirdim

"Bilge!"

"Bilge! noldu söylesene bir yerine bir şey mi oldu!" ellerimle omuzlarından tutup gözlerimle vücudunu kontrol etmeye çalışıyordum görünürde bir şey yoktu.

"Güzelim sakinleş bak ben yanındayım hadi anlat bana noldu" hiç cevaap vermeyip daha da fazla ağlamaya başlamıştı nefes alamıyordu.Onu tutup sarıldım ve saçlarını okşamaya başladım,kendimi o kadar çaresiz hissediyordum ki elimden hiçbir şey gelmiyordu onu kim ya da ney bu hale getirdiyse canına okuyacaktım. "Bilge güzelim sakinleş bak ben varım sana kimse bir şey yapamaz" Vücut ısısının yükseldiğini fark ediyordum.Elimle anlına dokunduğumda yandığını fark ettim hemen onu kucağıma alıp banyoya götürdüm.Ilık suyu açıp onu küvetin içine koydum bir elimde duş başlığı diğeriyle de küvetin tıpasını taktım.Bana hiç itiraz etmiyor gözleri öylece boş karşıya bakıyordu ağlaması durmuştu ama gözündeki yaşlar dinmemişti acı çektiği her halinden belliydi içimde derinlerde bir ses ' belki de kardeşini öldürdüğü için vicdan azabı çekiyordur' dişlerimi sıktım ve bu düşünceyi bastırmaya çalıştım.Bilge'yi ancak ben üzebilirdim ben dağıtabilirdim ve yine ben yanında olabilirim...

"Bilge güzelim korkutuyosun beni lütfen bir şey söyle" gözleri bana kaydı derin bir iç çekti

"Abimi aradım" dediğinde çenem seğirmeye başlamıştı acaba onu kaçırdığımda benim olduğumu anlamış mıydı? gerçi cengiz ona söylemiştir benim kaçırıp dövdüğümü.Devam etmesini beklerken suyu kapadım küvet dolmuştu biraz burda kalsa iyi olurdu üzerindeki beyaz tisort üstüne yapışmış göğüsuçlarını belli ederken kan beynime gitmemeye başlamıştı ki Bilge'nin sesiyle ona döndüm.

"Açtı açan kişi abim değildi,Zeynep'ti"

"Zeynep mi ?"

"Okulda çalışan arkadaşım onun sesi olduğuna eminim hemen sonra telefonu abim aldı ve" dedi tekrar hıçkırıkların arasına gömüldü

"Tamam Bilge'm sakin ol tamam mı anlatmak zorunda değilsin" desemde kafasına iki yana salladı ve kendini toparlamaya çalıştı.

"Bana annem gibi birisi olduğumu söyledi" bakışları gözlerimle buluştuğunda Bilge'nin kalbinin ne kadar acıdığını görebiliyordum.Bilge'yi araştırdığımda annesinin babasını aldattığını ve sonrasında babasının kendini öldürdüğünü biliyordum ama bunu Bilge bilmiyordu.

"Annem babamı aldatmıştı" dediğinde içimden bir şeyler koptuğunu hissediyordum.

"Bilge sen asla onun gibi olamazsın,senin o sikik abinin söylediği hiçbir şey doğru değil bunu sana romantik bir şekilde söylemiyorum.Seni ilk gördüğüm günden beri senin..." cümlemi bitiremeyecek gibiydim "İyi birisi olduğunu biliyordum" yalan.yalan.yalan. Sonra kalkıp havluyu aldım ve çıkmasına yardım ettim.Onu yatağa götürmeden önce temiz kıyafetlerini ona verip banyonun dışına çıkarken arkam dönük "Şimdi giyin seni bekliyorum güzelim" kapının önüne çıktığımda Bilge'yi düşündüm onu öyle çaresiz bir halde görünce kalbimin olduğunu hatta acıdığını fark ettim.Sikeyim.Sikeyim.Sikeyim.Ben bu kızın neler yaptığını her defasında unutuyordum en iyisi en kısa zamanda onu mahvedip hayatımdan çıkarmak olduğunu biliyordum.Kardeşimin ölümü omuzlarımda daha da fazla ağırlık yapmıştı ve en kötüsü ben Bilge ve kardeşim arasında kalmıştım.Onun böyle bir şeye karışmış olması hatta bunu bilerek yapmış olmasına asla ihtimal veremiyordum ama o gece gördüğüm o kız Bilge'ye çok benziyordu ve benim onun kalbini dağıtmak parçalara ayırmaktan başka çaremin olmadığını hatırlayınca boğazımda bir yumru oluştu.Bilge banyodan çıktıktan sonra yatağına doğru ilerleyip yattı.Siktir onu bu şekilde bırakamazdım,şimdi değil.

Gidip bende onun yanına yattım ve kendime doğru çektim sıkıca sarıldım,saçlarıyla oynamaya başladıktan 1-2 dakika sonra nefes alışverişleri yavaşladı.Uyuduğunu anlamıştım,ben nasıl bir bataklığa bulaşmıştım bilmiyordum yutkunmaya çalıştım ama boğazımdaki yumru gitmiyordu.

Bilge sabaha kadar kollarımın arasında sıçrayarak,bazen yarı uyanık ağlayarak geçirmişti ve ben sabaha kadar hiç uyumayıp onu izlemiştim.Yüzü minicik kalmıştı tam dudağının bir köşesinde çok silik bir ben vardı,kirpikleri çok gürdü elmacık kemikleri belirgin ve...uyurken çok güzel görünüyordu.Bilge'yi uyandırmadan onun odasından çıkmıştım sabah uyandığında beni görmesini istememiştim ne kadar onunla birlikte uyumayı istesemde içimdeki düşünceler beni ikiye bölüyordu.