1. bölüm · KAPAN

1. Bölüm

Literary Flaw

Bugün okulun ilk dönemiydi ve biz zaten bir hafta önceden eğitim sürecine başlamıştık.Daha hava aydınlanmamıştı banyoda boynumda ve elimdeki morlukları kapatıyordum bunların sebebi abimdi. Aslında birkaç yıl önce daha iyi bir insandı yine çok yakın değildik aramızda her zaman bir mesafe vardı ama şu son iki yıldır şiddet de başlamıştı. İçip içip eve gelir sudan sebeplerden bağırıp çağırırdı. Birkaç kez evden kaçtım ama yine beni bulup getirdi. Bazen çalışmama bile laf etse de paranın tamamını o aldığı için çok üstünde durmuyordu. Uzun kahverengi saçlarımı örüp ucunu tokayla bağlayıp aynadaki yansımama baktım gözlerimin altını kapadığım için şanslıydım yoksa madde kullanıyor gibi görünüyordum çünkü hastalık ve stresten çökmüştüm biraz daha banyoda oyalanıp banyodan çıktım üstümde boğazlı beyaz bluz altımda da jean vardı üstüme kabanımı giyip anahtarımı alıp evden çıkacaktım ki abim seslenmişti yarı baygın bir şekilde "Bu akşam parayı çekip getir" ağzında gevelediği bu cümle neredeyse bizim tek düzgün diyaloğumuzdu.

Derin bir nefes alıp evden çıktım. Beni rahatlatan ve özgür hissettiğim tek yere gidiyordum. Yıldız Anaokulunun önünde durdum tebessüm etmekten kendimi alamadım. Bu dönem yeni bir sınıfa başlıyordum 3 sınıfımız vardı ve geçen yıl benim minikler mezun olmuştu. İçeriye girip iş arkadaşlarımla selamlaştım burada iyi anlaştığım bir tek Zeynep vardı "Bilge bana yardım eder misin?" Zeynep'in olduğu yere bakarken panoya bir şeyler astığını gördüm gülümseyerek yanına gittim beraber panoyu tamamlamaya çalışıyorduk "Nasılsın ?" diye sordum "İyi sayılır...Müdür değişecekmiş biliyor muydun" dedi sessizce,kaşlarımı çattım kafamı hayır anlamında salladım "Okulu bir iş adamı satın almış. Hem de çocuğu için inanabiliyor musun?" sesini baya alçaltarak konuşmuştu. Şaşırmıştım çünkü okulun sahibi de baya varlıklı bir kadındı devretmesine ve bizim bu olanlardan son dakika haberimiz olmasına da şaşırdım "İnşallah cimri birisi değildir maaşımıza zam yapacaktı" dedim üzgün bir şekilde. Paranın hepsini abime vermek zorunda kalıyordum eğer zam gelirse en azından birkaç ay zammı ben alırdım giyecek hiçbir şeyim kalmamıştı ve abim hiçbir faturayı ödemediği için evde ne sıcak su ne de elektrik vardı onları da en azından ödeyebilirdim. Bence yaparlar yoksa aldığımız maaş çok çok az kalır piyasaya göre" bir an duraksadı bir şey söyleyecek gibi oldu ama o sırada çocuklar gelmeye başlamıştı birbirimize gülümseyip sınıflarımıza geçtik. Gelen çocuklardan bazıları sıkıntı çıkarmasa da bazıları ağlamaya başlamıştı ve veliler endişeleniyordu minik kız annesini bırakmak istemiyordu annesi de zaten bırakmasına fırsat vermiyordu dizimin üstüne çöktüm onunla göz teması etmek için çekingen bir şekilde bana baktı aynı zamanda annesinin elini bırakmıyordu

"Adın ne ? benim adım Bilge senin yeni öğretmeninim" dedim sakince

burnunu çekerek "A-dım Berrak" dedi r leri bastırarak

"Çok güzel bir ismin varmış.Biliyor musun Berrak bugün beraber bahçede beslediğimiz tavşana bakacaktık ve bahçedeki parkı gördün mü orada arkadaşlarınla oyun oynayabilirsin" gözündeki ışıldamayı gördüm elimi uzattım

"Gelmek ister misin annen burada bekleyecek söz veriyorum" dedim

"B-ben geleyim o zaman.Anne ben gideyim tavşana bakacakmışız" dedi annesine dönerek beraber sınıfa geçtik

Sınıf 10 kişilikti ama hala bir tanesi gelmemişti zaman kaybetmemek için sabah egzersizi için ekipmanlarını yardımcım Hazal'la hazırlamaya başlamıştım.Kapı aniden açıldığında, simsiyah takım elbisesiyle dimdik durarak içeriye giren o adamı gördüğümde kaşlarımı çatarak ona yöneldim. Ancak dikkatimi çeken başka bir şey vardı. Kapının arkasında, bacağında saklanan çocuğu fark ettim. Eksik öğrenci nihayet gelmişti. Adam bana doğru döndüğünde gözlerine baktığımda yutkundum. Sadece gözlerine bakmam bile ona karşı bir çekildiğimi hissetmeme neden olmuştu.

"Merhaba," dedim. "Ben Bilge, sınıfınızın öğretmeniyim."
Sadece birkaç kelime söyleyebilmiştim. Adam ise hiçbir şey demeden elini uzattı. "Akın Demirkan," dedi. Elimi sıktığında, gözleri başka bir şeye sabitlenmişti. Elimdeki morlukları fark etmişti panikle, elimi çekip çocuğa eğildim.
"Merhaba, adın ne?" diye sordum. Çocuk, utanarak başını Akın'ın bacağına gömdü.
"Adım Kuzey," dedi.

Gülümsedim. "Tanıştığıma memnun oldum, Kuzey. İçeride beraber egzersiz yapacağız ve sonra da bahçeye çıkıp parkta oyun oynayacağız. Bizimle gelmek ister misin?"
"Kaydırak da mı var?" diye sordu, umut dolu bir şekilde.
"Elbette, kaydırak da var," dedim ve elimi uzattım.
Kuzey, elimi tutarak içeriye girdi. Kapıya doğru döndüğümde Akın hâlâ kapıda duruyordu. Yavaşça yanıma geldi, gözlerimle buluştuğunda aramızdaki elektriklenme fark edilmeyecek gibi değildi, en azından benim için öyleydi baştan aşağıya bunu hissedebiliyordum.

"Bir şey mi diyecektiniz?" diye sordum güçlükle.Akın, hafifçe kafasını salladı. "Kuzey hassas bir çocuk. Onu zorlamayın" dedi. "Zaten kağıtlarda yazıyor, baktıysanız. Ne demek istediğimi anlarsınız" dediğinde Kuzey için hayatında ters giden bir şeyler olduğunu tahmin edebilmiştim "Anladım, merak etmeyin. Okudum verdiklerinizi," dedim ama bana verilen bir kağıt yoktu ortada bunu aklımın bir köşesine not ettim müdürden bunu isteyecektim.Akın, Sanki yalan söylediğimi anlamış gibi bakışları daha da sertleşti.Onun bu hali içimdeki korkuyu ortaya çıkarmıştı panikle arkamı ona dönüp sınıfın ortasına doğru ilerledim

Sınıfa geri döndüğümde Kuzey'in gülümseyerek arkadaşlarıyla tanışmaya çalıştığını gördüğümde gülümsedim.Derin bir iç çekerek kapıyı kapattım ve sınıfıma geri döndüm. Yardımcım, sınıftaki çocuklara etkinlik yaptırıyordu bende ona katıldım.Akın Bey'in morluklarıgörmesine rağmen hiç sormaması içimi rahatlatsa da içten içe sormasını bekledimbelki de Kuzey için bu kadar korumacı davranmasını gördüğümde aynısını benimiçinde yapacağı düşüncesinden kendimi alamadım. En ufak sevgi gördüğümde içteniçe kıskanıyordum işte.

"Her şey yolunda mı, öğretmenim?" yardımcımın sesiyle irkildim.

"Evet, her şey yolunda" dedim. "Teşekkür ederim."

Çocuklar öğlen uykusuna yattığında ben de müdürün odasına çıktım.Kapıya tıklatıp içeri girdim "Meral hanım müsait misiniz?" dediğimde başını salladı "Bugün Kuzey'in amcası bana verilen kağıtlardan bahsetti.Onları alabilir miyim?" "Ah tabi tatlım hemen veriyorum" diyerek çekmecesini karıştırırken bir yandan da "Bende seninle bu konu hakkında konuşacaktım Bilge.Okulun yeni sahibi Akın Bey ve Kuzey'e çok dikkat etmeni istiyorum Akın bey çok korumacı bir adam ve biraz pimpirikli." diyerek elindeki kağıtları bana verdi."Teşekkür ederim" diyerek odadan çıktığımda şok olmuştum çünkü yeni sahibinin o olduğunu bilmiyordum daha lüks okullar varken neden burasını tercih ettiğini anlayamamıştım.Kağıtları incelerken annesiyle babasını 1.5 yıl önce kaybettiğini okuduğumda gözlerimin dolmasına engel olamadım.Daha önce de ebeveynlerini kaybetmiş bir öğrencim vardı.Sınıfa gitmeden önce kendime kahve almak için mutfağa girdim.Zeynep ve Hazal da ordaydı gülümseyerek selamladım.

Hazal"Kuzey senin sınıfındaymış" dedi

"Evet çok tatlı bir çocuk" dedim.

Zeynep de benim yanıma tezgaha doğru geldi "Bilge sana bir şey sorcaktım" dedi sessizce

"Sor" dedim

"Ali abin yani nasıl oldu aranız" dedi.Şaşırmıştım çünkü bu okulda Zeynep'le çalışalı nerdeyse 4 yıl olacaktı ama daha önce hiç abimi sormamıştı.

"İyi" diyebildim sadece

"Geçen gün bizim evin orada gördüm" dedi çekingen bir tavırla

"İşi vardır belki" dedim ama içime bir sıkıntı düşmüştü.Acaba Zeynep'i rahatsız mı etmişti ama eğer öyle bir şey olsaydı bana söylerdi ya da ailesine söylerdi bir şekilde olay çıkardı kulağıma gelirdi diye düşündüm.

Zeynep başını sallayıp kahvesini alıp "Eee sen neler yapıyosun hiç anlatmıyosun" dedi

"Anlatılacak bir şey yok ki evden işe" dedim "Sende ne var ne yok annenlerden taşınacaktın" dedim Zeynep daha önce evlenip boşanmıştı çocuğu yoktu ama eski eşi onu rahat bırakmıyordu.

" Taşınacaktım ama biliyosun durumları annem istemiyor hiç ama böyle de olmuyor bunalıyorum çok" duraksadı "Belki annemi ikna edersem aynı eve çıkarız" bu fikir midemde bir sıcaklık hissetmeme sebep oldu.O kadar çok isterdim ki ama abim beni öldürürdü herhalde.Burukça gülümsedim "Belki" dedim.Kahvelerimizi içerken Hazal'ın yanımızdan gittiğini yeni fark etmiştim.

Aradan geçen saatlerde sınıfta sıkıntı çıkaran bir çocuk yoktu ama Kuzey çok sinirli bir çocuktu istediği olmayınca ağlayıp istediğini yaptırtmaya çalışsa da bir şekilde atlatmıştım.Öğrencileri birbir yolcu ediyordum son iki öğrencim kalmıştı Mina Kuzey'e doğru yaklaşıp ona dokunup "ebe" diye bağırdı Kuzey'de onu kovalarken bende onları izliyordum sınıfta.Eve gideceğimi düşününce karnıma kramplar giriyordu bu düşünceyi unutmaya çalışarak kafamı salladım.Mina'nın babasının geldiğini duyunca Mina'yı durdurup montunu giydirdim.

Onu da yolcu ederken babası "Nasıl ağladı mı" diye sordu

"hayır hiç ağlamadı yemeğini de tam olarak yedi size bildirim gelmiş olması lazım" dedim gülümseyerek.

"O kadar para veriyoruz bir de sizden duyalım dedik" dedi ters bir şekilde

Bu tarz velilere alışkın olduğum için gülümsemekle yetindim.O da bir şey demeden arabasına doğru ilerledi zaten içeride Kuzey kalmıştı onun yanına doğru ilerledim

"Yarın da seni bekliyor olacağım Kuzey seninle oyun oynamaya bayıldım" dedim gözleri parlıyordu Akın'a ne kadar çok benzediğini düşündüm.

Gözleri ve ağız yapısı aynı Akın'dı."Evet bende erkenden geleceğim" dedi.

Saatime baktığımda ne kadar geciktiğini fark ettim.Sabah da geç kalmışlardı zaten.Kuzey sandalyeden fırlayıp kapıya doğru koştuğunda Akın'ın geldiğini anladım.

"Amcaaa çok geç kaldın"

"Geldim aslanım birkaç işim çıktı ama söz bundan sonra dikkat edicem"

"Olsun Bilge öğretmenimle çok eğlendim yarın da gelebilir miyim?" dediğinde gözleri bana kaydı

"Tabi geliriz aslanım benim" deyip anlından öptü

"İyi akşamlar Bilge hanım" dediğinde gülümsemeye çalışarak

"İyi akşamlar Akın bey" dedim.

Onlar kapıdan çıkarken omuzlarım düştü.Hem çok yorulmuş hemde bu sıcak yerden çıkmak istemiyordum.Zeynep kapıdan seslenerek "İyi akşamlar Bilge ben çıkıyorum çok geç kaldım annemlere yardım edecektim" cevabımı beklemeden koşturarak çıktı.Diğer arkadaşlar da çıkarken bende sınıfı topladım zaten çoğunu yardımcım yapmıştı.Her sınıfta bir öğretmen bir de yardımcı duruyordu bu sayede çocukları idare etmek daha kolaydı.

Akın

Aklım hala öğretmen kızdaydı elindeki morlukları fark ettiğimde panikleyip geri çekilmişti.Sıkıntıyla nefes verdim.Normalde sikimde olmazdı ama Kuzey'in öğretmeni olduğu için endişeleniyordum.Böyle bir öğretmeni olsun istemiyordum ama onu bugün hiç olmadığı kadar mutlu görmüştüm.

"Amca duuurrr sınıfta bonbonumu unuttum" diye bağırdı

"Aslanım yarın alırız olmaz mı?"

"Ama onsuz uyuyamam ki" diyerek dudak büktü.

"Tamam ben gidip alırım siz eve gidin olur mu?" dediğimde gülümseyerek bana baktı

"Tamam olur" öne doğru eğilip "Sami eve gidin siz ben okula geri dönüyorum arkadaki arabaya bineceğim" dedim.Genelde bu kadar çok arabayla gezmezdim ama söz konusu Kuzey olunca mecbur kalıyordum.Arabadan inip arkadaki araca geçtim."Siz taksiyle dönün koççum ben bunu alıyorum" dedim.Arabaya yerleşip geriye döndüm.Okulun önünde durduğumda beni rahatsız eden bir şeyler olduğunu sezdim.İçerisi neredeyse kapkaranlıktı Kuzey'in sınıfına ilerledim arkası dönük telefonla konuşan Bilge'yi gördüğümde içeri girmedim merakıma yenik düşmüştüm.Titrek bir nefes verdi "Bende bilmiyorum şimdi eve de gitmek istemiyorum durumları biliyorsun.Bir de okulun sahibi değişti bu yeni dönemde zam alacaktık o da yalan oldu" dedi neredeyse ağlayacaktı.Onunda paragöz olduğunu anlamıştım diğerlerinden farkı yoktu."Çağla biliyosun işte abim...o alıyor ve ben engel olamıyorum şimdi eve gidicem bugün parayı eksik görünce kim bilir ne olacak" dedi karşıdan cevap gelmiş olacak ki

"soğuk suyla duş almaktan geçen ay hastanelik oldum.Bir de sırtımdakileri doktor görünce polisi aradı sonrasında bir şey çıkmadı ama yine acısını benden çıkardı işte.Mecburen faturayı ödeyeceğim bu ay" dediğinde kafam karışmıştı.

Daha fazla dinlemek istesem de oyuncağı alıp gitmek istiyordum. Boğazımdan yalancı bir öksürük yaptığımda yerinden sıçradı "Tamam ben seni arayacağım" deyip telefonu kapadı.

"Akın bey bir şey mi oldu" dedi yüzündeki endişeyi gördüğümde niyeyse hoşuma gitmişti

"Hayır Kuzey'in oyuncağı burda kalmış küçük peluş bir kaplan" dedim.

"Ah evet onu ayırmıştım" diyerek odanın köşesinde ilerledi bende ona biraz daha yaklaştım.Oyuncağı olduğu yerden alıp döndüğünde ona çok yakındım oyuncağı bana doğru uzattığında bu sefer boynundaki morlukları fark etmiştim içimde onu koruyup kollamak isteyen bir taraf oluşmuştu gözleri o kadar korkak bakıyordu ki bunu ona yapan piç kurusunu bulduğumda elimden sağ çıkamayacak .Elindeki oyuncağı alırken

"Bunlar ne" dedim elindeki morluğu kastederek

"Çocuklar işte oynarken falan çarpıyorum" dedi gülümsemeye çalışarak

.Yalan söylediği o kadar belli oluyordu ki sinirden gülmemek için dudaklarımı bastırdım.

"Boynunda ki de mi çarparak oldu" dediğimde iyice kızardığını fark edebiliyordum.

"Şey biraz sakarım ben saçımı falan yaparken yaktım" dediğinde geriye çekildim "Kızsal şeyler işte düzleştirici falan" diyerek kendini açıklamaya devam etti

"Seni eve bırakacağım.Hazırlan" dediğimde "Çok teşekkür ederim ama bu hem uygun olmaz hem de evim çok yakın" dedi "Neyin uygun olup olmayacağına sen mi karar veriyosun" bir şey demesine fırsat vermeden "Çantanı al dışarıda seni bekliyorum" dedim.

Bilge

"Çantanı al dışarıda seni bekliyorum" diyerek cevap vermeme fırsatım olmadan dışarı çıktı.Sinirlenmiştim ama sakinleşmeye çalıştım çünkü o buranın sahibiydi ona ters bir cevap vermem demek işten her an atılmam demekti. Çantamı toparlayıp sınıfımı kilitledim en son çıkarken alarmı kurup dış kapıyı kitledim.Sabahları Hazal açıyordu akşamları da ben kapatıyordum okulu.Arabaya yaslanmış Akın'ı görünce yine o his beni elegeçerdi.Midem kasıldı.Yüzüne daha dikkatli bakabildim arabaya yürürken yüzü oldukça kemikliydi gözleri kahverengiydi ama o kadar koyu duruyordu ki ilk bakışta siyah sanılabilirdi.Arabanın önüne geldiğimde o şoför koltuğuna geçti bende yan tarafa.Gereğinden fazla gergindim

"Ev ne tarafta"

"burdan dümdüz gidin çıkan ilk sokağa saptıktan sonra inşaat var onun ilerisinde" tamam der gibi kafasını salladı.

"Kuzey nasıl sınıfta zorluk çıkardı mı ?" dedi

"Aslında yaşına göre fazla sinirli bence içinde atamadığı bir şey var diye düşünüyorum genelde bu yaşlarda 4-6 yaş arasında inatçı olurlar ama bu Kuzey de biraz fazla" dedim yumuşatarak "Evet zor zamanlar geçirdi" dedi sadece

Sormak istiyordum ama ağzımı açamadım iyice gerildim çünkü eve gidiyordum ve parayı çekmemiştim.Evin sokağına girdiğimizde "İlerideki kırmızı apartman" dedim.Apartmanın önünde durduğunda "Teşekkür ederim" dedim kafasını salladı yine.

Tam inecekken "Maaşı sıkıntı etme eskisine göre yüzde olarak daha fazla zam yapılacak" dediğinde donakaldım

.Beni dinlemişti sınıfta."Siz beni mi dinlediniz" dedim olduğum yerde

"Dinlemek değil de kulak misafiri oldum diyelim" dediğinde iyice sinirlenmiştim.

"Bir daha geldiğinizde kulak misafiri de olmayın bir özelim var sevgilimle de konuşuyor olabilirdim" dedim.

Cevap vermesine izin vermeden aşağıya indim apartmana doğru ilerledim ve içeri girdiğimde arabanın lastik sesini duydum.Şimdi içeri girersem kavga edecektik parayı çekmemiştim ama geri dönüp çeksem bu sefer çok geç kaldığım için kavga edecektik oflayarak kapıyı açıp içeri girdim oturma odasına doğru ilerlerken evde birden fazla kişi olduğunu fark ettim.Arkadaşlarını-yani ayyaşları- toplamıştı eve "Ooo bu fıstık kim Ali" dedi abime dönerek

"Doğru konuş lan kız kardeşim" dedi ağzını yayarak.Sesindeki o alaycı tınıyı tanıyordum, yine içmişti. Gözleri bulanık, bakışları kaygandı.

Bir şey demeden odama geçeceğim sırada arkamdan abimin geldiğini duydum "Bilge para nerde" dedi neredeyse kelimeler ağzından zor çıkıyordu. Bu, abimin yeni bir tarzıydı; korkutucu, telaşlı ve o kadar yabancı. Ama tanıyordum; bu, içkinin ardındaki o aciz haliydi.

"Okuldan geç çıkınca çekemedim" dediğimde yüzüme inen tokatla, her şey bir anda yerle bir oldu. Tam olarak ne olduğunu anlamadan yere düşmüştüm. Sadece, burnumda ve çenemdeki acıyı hissettim.

"Lan sen benim söylediğimi yapmadığında ne olduğunu bilmiyor musun" diyerek belindeki kemeri çıkarmaya başlamıştı "A-abi dur nolur yapma" Sözlerim havada asılı kaldı, gerisi geldi. Vurdukça, her darbe biraz daha yıkıyordu. Her bir çığlık daha yüksek çıkıyordu ama ben sanki bir yerde boğuluyordum. Ayağa kalkmaya çalıştım, ama o kadar canım yanıyordu ki, vücudum istemedi. En son ayağa kalktığımda, sesindeki nefret bana çarptı. "Orospu seni görmediğimi mi zannediyosun o arabayla geldiğini" söylenerek çantama doğru ilerleyip bütün kartlarımı alıp odanın kapısını da üstüme kitledi.Kendimi yatağa attığımda gözlerim kapanıyordu.

---------------------------------------------------------------

Uyandığımda çoktan sabah olmuştu bile başım öyle bir zonkluyordu ki gözlerimi açmakta zorlanıyordum soğuktan donmuştum sanki,her yerim ağrıyordu.Dün neler olduğunu düşününce kapalı gözlerimden yaşlar akmaya başladı.Artık kararımı vermiştim; bu evden gitmem gerekiyordu. Daha ne kadar böyle devam edebilirdim ki? Bunu düşünmek bile bir tür işkenceye dönüşmüştü. Ya bir gün ölecektim, ya da sakat kalacaktım. Hangi ihtimalin daha kötü olduğunu bile bilmiyordum. Ama artık bir şeyler yapmam gerekiyordu.Yavaşça yataktan kalkmaya çalıştım ama sırtım öylesine yanıyordu ki, sanki her adımda kanıyormuş gibi hissediyordum. Vücudumun her tarafı sızlıyordu, özellikle de sırtım. Üstüne bir de ateşim vardı, başımın içi kaynıyordu adeta.

Kapıyı açmaya çalıştım ama kitli olduğunu fark ettim. Dün abim çıkarken kapıyı kilitlemişti; kesin içeride sızıp kalmıştı. Bu anı bildiğimi sanıyordum, biliyordum. Eğer şimdi ses çıkarırsam, yeniden dövme ihtimali çok yüksekti. O yüzden sessiz kalmaya karar verdim.Odamın camını açtım. İkinci kattaydık, bu yüzden aşağıya atlamam hiç de zor olmazdı. Ama cesaretim yoktu, korkuyordum. Bunu yapmayı göze alacak mıyım? Ya bir şey olursa? Ya düşersem? Ama bir yandan da, başka bir yolum yok gibi hissediyordum.

Akın

Sabaha kadar gözlerime uyku girmemişti Geceyi, Bilge'yi araştırarak geçirdim; her köşe, her detay kafamda bir bulmacanın parçası gibi dönüp duruyordu. Fakat bulduklarım... içimde bir şeyler paramparça oldu.Abisinin yüzünü gördüğümde bir anda her şey yerli yerine oturdu. Kardeşimin öldüğü an, karşı taraftan gelen arabayı hatırladım. Çalıntıydı araba, adamı ve yanındaki kızı yakalayamamıştık. Kız... Kızın yüzü net değildi , hatırlamıyordum. Ama adam... Adamın yüzünü net bir şekilde hatırlıyordum. Muhtelemen kız Bilge'ydi.Bunu düşününce midem ekşidi bir yanım öyle olmasını istemiyordu ama öfke gözümü döndürmüştü artık. Son bir yıldır sanki bir sıçan deliğindeydi, her sokak, her gölgeyi aradık o piçi bulabilmek için bakmadığımız hiçbir yer kalmamıştı. Ama her şeyde bir iz bırakılır, değil mi? Bilge'yi benden saklayamamıştı.

Ve sonra düşündüm, bir an için gözlerim boş boş ekranı izlerken, bir sarsıntı yaşadım: Bilge'yi ve o puştu kendi ellerimle öldürecektim.

Bilge'yi öldürmek için kafamda binbir tane seneryo yazıyordum o incecik boynunu sıktığımı ve son nefesini verirken beni görmesini düşünürken Can araba camını tıklattı "Abi kız camdan aşağıya atlayacak" demesiyle arabadan çıktım.Gece uyku tutmayınca arabayla Bilge'nin evinin önüne geldim.Evde hiçbir ışık açık değildi Ali apartmandan çıkarken arkasında da bir it sürüsü vardı.O kadar çok haplanmışlardı ki gözlerinin önünü görmüyorlardı onlara arabayla çarpıp üstünden yüzlerce kez geçmek istesem de bu kadar kolay bir ölümü hak etmediğini düşündüm onlar evden çıktıktan birkaç saat sonra yine eve geri dönmüşlerdi.Sabah saat altı bile yoktu Bilge dünkü kıyafetleriyle pencerenin dışına çıkmış dudağının patladığını burdan görebiliyordum.Siktir.Sırtı kan içindeydi beyaz bluzun neredeyse tamamı kan vardı.Beni aşağıda görünce daha da panikledi

"Akın bey burada ne işiniz var" dedi.

"Öyle geziniyordum buralarda" dedim "Senin orda ne işin var intihar mı edeceksin" daha da korkup parmaklıklara sıkı sıkı tutundu parma boğumları beyazlamıştı.Aslında çok yüksek değildi ama düşerse muhtelemen bir yerleri kırılırdı.Bu düşünce beni gülümsetecekti ama kendimi tuttum.

"Gezmek için ilginç bir seçim" dedikten sonra "Odamın kapısı kitliydi" dedi

"Evdeki birisine seslenseydin" dedim

"Onlar sanırım yok" dedi yine yalan söylüyordu sesinde hala belirsizlik vardı bunu gözlerini kırpıştırmasından ve söyleme biçiminden kolaylıkla anlayabiliyordum.

"Atla seni tutacağım" dedim dudakları şaşkınlıktan o şeklini alırken fark etmeden ağlamaya da başlamıştı.Derin bir nefes verdim

"Korkma seni tutabilirim bana güven"

"hıhı tamam" dedikten sonra bir elini bıraktı ama bir eliyle tutunarak aşağıya sarkıyordu

"Hadi Bilge seni tutacağım tamam mı" dedim sesimdeki kararlılığa güvenerek

diğer elini de bıraktıktan sonra kucağımdaydı gözlerini iyice sıkmıştı yakından bakınca burnunun üstündeki çilleri fark ettim sonra gözlerim dudaklarına kaydı.Kan içindeydi."Güzelim iyisin bak seni tuttum" dedim.Yavaşça gözlerini açtı yine yaşlar aktı "Teşekkür ederim" dedi boğukça sonra onu indirdim.

"Neler olduğunu anlatacak mısın?" dedim

"Abimle biraz tartıştık" duraksadı ve hemen " ama önemli bir şey değil" dedi

"Sırtında o tartışmadan mı?" sinirlerime hakim olmaya çalışıyordum

"Biraz abarttı ama çok acımıyor" dedi yine yalan söylüyordu ve ateşi de vardı.

"Yürü gidiyoruz hastaneye"

"Hayır hastane olmaz" dediğinde bi an da gözüm döndü

" Abi kız hastanede tedavi olmak istememiş onunda durumu kötüymüş ama kendine dokundurtmamış"

Can'ın sözleri kulağımda çınlarken elimin altındaki Bilge'nin boynunu sıktığımı fark etmemiştim."Arabaya bin" dedim o kadar sert bir şekilde sıkmıştım ki elimi çektiğimde öksürerek nefes almaya çalıştı."S-sen ne yap-" öksürüğü yine sözünü bölmüştü onu kucağıma alıp arabaya doğru götürdüm.Zaten çok yakındı onu arka koltuğa atıp "hastaneye" dedim.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her hafta 3 bölüm yükleyeceğim beklemede kalın