40. bölüm · KABUK
41. Benim Işığım
41. Bölüm – Benim Işığım
Gözlerimi kapattığımda karanlık görmeyi bekliyordum.Ama bu kez karanlığın içinde bir görüntü belirdi.Önce bulanıktı.Sonra yavaş yavaş netleşti.Küçük bir kız çocuğu vardı.Saçları dağılmıştı.Üzerinde pijamaları vardı.Ve yüzünde korkuyla karışık bir merak…Bir anda onu tanıdım.Lisa.Ama bu Lisa değildi.En azından benim tanıdığım Lisa değildi.Sekiz yaşındaydı.Onu izlerken içimde garip bir his oluştu.Sanki uzun zamandır kaybettiğim bir şeyi yeniden bulmuştum.Küçük Lisa etrafına bakıyordu.Burası onun dünyası değildi.Gökyüzü mavi değildi.Bulutlar yoktu.Etrafında yalnızca sonsuz bir karanlığın içinde süzülen ışıklar vardı.Milyonlarca küçük ışık…Küçük kız korkuyla bir adım geri çekildi.“Anne?”Sesinin yankısı boşlukta kayboldu.Sonra bir ışık diğerlerinden ayrıldı.Yavaşça ona doğru geldi.Lisa kaçmadı.Sadece başını kaldırıp ona baktı.“Sen kimsin?”Işık cevap vermedi.Çünkü o zaman henüz konuşmayı bilmiyordu.Ben de o anı izlerken fark ettim.O ışık…Bendim.Küçük Lisa elini uzattı.Parmakları ışığa değdi.Ve dünya bir anda değişti.Bir sıcaklık hissettim.İlk kez.Bir kalp atışı…Bir insanın nefesi…Bir çocuğun korkusu…Hepsi aynı anda içime doldu.Lisa’nın küçük bedeniyle benim ışığım birbirine karıştı.Bir anlığına…İkimiz de aynı şeydik.Ne tamamen insan…Ne tamamen ışık.Sadece iki varlık…Birbirine dokunmuştu.Sonra güçlü bir ışık patladı.Lisa gözlerini kapattı.Ben de ondan ayrıldım.Küçük kız yere düştü.Gözlerini açtığında artık kendi odasındaydı.Yatağının üzerindeydi.Annesi kapının önünde ona sesleniyordu.Lisa ağlamaya başladı.Ama neden ağladığını bilmiyordu.Çünkü yaşadıklarını hatırlamıyordu.Yalnızca bir rüya sanmıştı.Görüntü kayboldu.Gözlerimi açtım.Nefes alamıyormuşum gibi hissettim.Lisa’nın zihninde gördüğüm şey…Bir rüya değildi.Gerçekti.“Lisa…”İçimden ona seslendim.“Ne oldu?”“Biz daha önce karşılaşmışız.”Uzun bir sessizlik oldu.Sonra Lisa’nın sesi titreyerek geldi.“Ne?”“Sen sekiz yaşındayken…”Cümlemi tamamlayamadım.Çünkü Lisa’nın zihninde başka bir görüntü belirdi.Küçük bir kız…Karanlık bir dünya…Ve mavi bir ışık.Lisa da görüyordu.“Ben bunu hatırlıyorum.”“Neyi?”“Bir rüya sanmıştım.”Sessiz kaldım.“Ama gerçekmiş.”Lisa’nın sesi titriyordu.“Sen miydin?”Bir süre cevap veremedim.Sonra fısıldadım.“Evet.”Lisa derin bir nefes aldı.“Demek seni yıllar önce tanıyordum.”“Sen beni tanımıyordun.”“Ben de seni tanımıyordum.”“Ama birbirimizi bulmuştuk.”Lisa sustu.Sonra çok eski bir cümleyi hatırlamaya çalışır gibi konuştu.“Rüyamda benim üzerime geçen…”Birden sustu.Cümlenin devamını hatırlayamıyordu.Ben de nedenini bilmiyordum.Ama o yarım cümle içimde garip bir his bıraktı.Sanki gelecekte bir gün…Bu cümlenin devamını ikimiz de hatırlayacaktık.Lisa aynanın karşısına geçti.Kendi yüzüne baktı.“Çocukken seni gördüm.”“Evet.”“Sonra seni unuttum.”“Hayır.”Lisa şaşırdı.“Unutmadın.”“Nasıl?”“Beni hatırlamadın ama beni içinde taşıdın.”Lisa’nın gözleri doldu.“Sen benim ilk ışığımdın.”Bu kez ben sustum.Çünkü o cümleyi duyduğumda içimde bir şey değişti.Yıllardır neden insanlara baktığımda hiçbir şey hissetmediğimi…Neden Lisa’nın yanında başka türlü olduğumu…Neden onun bedeninde kendimi ilk kez tamamlanmış hissettiğimi…Artık biraz olsun anlıyordum.O benim ilk insanımdı.Ben de onun ilk ışığıydım.Ve belki de…Bu yüzden iki kalbimiz hiçbir zaman gerçekten birbirinden ayrılamamıştı.Lisa aynadaki yansımasına baktı.Ben de onun gözlerinin içinden kendimi gördüm.“Ben seni bugün bulmadım, Lisa.”Bir an durdum.“Sen benim ışığımdın.”
