25. bölüm / 35
HÎFA 760 Gramlık Bir Mucizenin HikâyesiÖZEL BÖLÜM. CENNET KUŞUM HÜMA'YA
Bölümler 35Şu an: ÖZEL BÖLÜM. CENNET KUŞUM HÜMA'YA
- 1 İTHAF241 kelime
- 2 1. BÖLÜM Rüya554 kelime
- 3 1. BÖLÜM Bir Rüya ile Başlayan Hikâye654 kelime
- 4 1. BÖLÜM. İkizler640 kelime
- 5 1. BÖLÜM İki Haftada bayram696 kelime
- 6 1. BÖLÜM. Korkunun Gölgesi463 kelime
- 7 1. BÖLÜM. Bayram sabahına doğru744 kelime
- 8 1. BÖLÜM. Beklemek de imtihanın bir parçası485 kelime
- 9 1. BÖLÜM. Doğumhane478 kelime
- 10 1. BÖLÜM. İki küçük kalp1.271 kelime
- 11 2 BÖLÜM . Bir baba olarak ilk Bekleyişim806 kelime
- 12 2 BÖLÜM . iki kuvözün başında1.802 kelime
- 13 2 bölüm O Telefon1.178 kelime
- 14 2 bölüm Hüma'nın hikâyesi1.160 kelime
- 15 2 bölüm Cennet kuşum Hüma1.236 kelime
- 16 2 bölüm. Zaman hiç durur mu?1.136 kelime
- 17 2 Bölüm. KIZIMI BIRAKMAM1.165 kelime
- 18 2 BÖLÜM. HÜMA MELEK OLDU1.173 kelime
- 19 2 BÖLÜM. İKİ YARIMIMIN ARASINDA1.055 kelime
- 20 2 BÖLÜM. BİRİ CENNETTE DİĞERİ YOĞUN BAKIMDA975 kelime
- 21 2 BÖLÜM. MELEĞİMİ SON KEZ GÖRMEYE DOĞRU900 kelime
- 22 2 BÖLÜM. CENNET KOKULU KIZIM1.057 kelime
- 23 2 BÖLÜM. SON YOLCULUĞUNA KIZIMIN1.055 kelime
- 24 2 BÖLÜM. HÜMA'YI TOPRAĞA EMANET ETTİĞİM GÜN1.073 kelime
- 25 ÖZEL BÖLÜM. CENNET KUŞUM HÜMA'YA1.321 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 3 BÖLÜM Hifa'nın yanında Hüma'nın özlemiyle1.503 kelime
- 27 3 BÖLÜM Hüma'dan hifaya uzanan eller1.296 kelime
- 28 3 BÖLÜM. Taburculuk haberi ve gözlerdeki sınav1.412 kelime
- 29 3 BÖLÜM. Hifa'nın gözleri için1.688 kelime
- 30 3 BÖLÜM. Eve dönüşün sevinci1.837 kelime
- 31 3 BÖLÜM. Kızımın ameliyat kapısında1.183 kelime
- 32 3 BÖLÜM. Kızımı kardeşinin yanına götürdüm457 kelime
- 33 3 BÖLÜM. Dönmeye çalışması466 kelime
- 34 3 BÖLÜM. Yine Bir Ameliyat Bekleyişi742 kelime
- 35 3 BÖLÜM. Kızım büyüyordu503 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
HÜMA'YA — CENNET KUŞUMA
Kızım Hüma'm...
Nereden başlayacağımı bilmiyorum.
Sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki...
Bazen içimde biriktirdiğim kelimeler birbirine karışıyor. Sana söylemek istediğim cümleler boğazımda düğümleniyor. Bazen sadece adını söylemek bile yetiyor.
Hüma...
Sen benim kızımsın.
Ben senin babanım.
Belki sen bu dünyada bana hiç “baba” diyemedin.
Belki sana sarılıp seni kucağımda saatlerce tutamadım.
Belki saçlarını okşayamadım.
Belki küçücük ellerinin parmağımı kavradığını hissedemedim.
Belki seni evimizin kapısından içeri sokup, “Kızım, geldin mi?” diyemedim.
Ama kızım...
Ben seni daha doğmadan sevdim.
Seni hiç görmeden sevdim.
Sadece varlığını bilmek bile benim için dünyadaki en büyük mutluluklardan biriydi.
İkiz olduğunu öğrendiğim gün iki kızım olacağını düşündüm.
İki tane küçük kalp...
İki tane küçük hayat...
İki tane kızım...
Ben o günlerde geleceği düşünüyordum.
Sizi eve götüreceğim günü düşünüyordum.
Sizi kucağıma alacağım günü düşünüyordum.
Hifa'yla yan yana büyüyeceğinizi düşünüyordum.
Belki kavga edecektiniz.
Belki birbirinizin oyuncaklarını alacaktınız.
Belki biriniz ağlarken diğeri de ağlayacaktı.
Belki ikiniz de aynı anda bana doğru koşup,
“Baba!”
diye bağıracaktınız.
Ben bunları hayal ettim kızım.
Ben sizin geleceğinizi hayal ettim.
Ama hayat bana başka bir yol çizdi.
Seni kucağıma almak için beklerken seni toprağa emanet etmek zorunda kaldım.
Bunu hâlâ anlatmakta zorlanıyorum.
Bazen düşünüyorum da...
İnsan bir evladını kaybettiğinde gerçekten ne yapıyor?
Hayat devam ediyor.
İnsan konuşuyor.
Yürüyor.
Yemek yiyor.
İşe gidiyor.
İnsanların arasında duruyor.
Ama içindeki bir yer...
Sanki hep aynı günün içinde kalıyor.
Benim içimde de bir yer o gün kaldı.
Seni ilk gördüğüm o küçücük küvözün yanında.
O minicik bedenine baktığım anda.
Sana ilk kez “kızım” dediğim anda.
Sonra seni son kez gördüğüm o yerde...
Ve şimdi senin mezarının başında.
Kızım, seni hâlâ çok özlüyorum.
Hem de kelimelerle anlatamayacağım kadar.
Bazen düşünüyorum:
“Acaba Hüma şimdi kaç yaşında olurdu?”
Bunu hesaplıyorum.
Sonra gözümün önüne sen geliyorsun.
Belki büyümüş olacaktın.
Belki saçların uzayacaktı.
Belki sana güzel elbiseler alacaktık.
Belki Hifa'yla yan yana oturup fotoğraflarınızı çekecektik.
Belki ikiniz de bana kızacaktınız.
Belki genç kız olduğunuzda,
“Baba, bize karışma.”
diyecektiniz.
Ben de içimden gülerek,
“Daha dün küçücüktünüz.”
diyecektim.
Bunların hiçbirini yaşayamadık.
Ama ben yine de bunları hayal ediyorum.
Çünkü sen benim kızımsın.
Ve bir baba, kızının yaşayamadığı yılları bile hayal ediyor.
Biliyor musun kızım...
Seni bazen rüyalarımda görüyorum.
İki defa gördüm seni.
İlk rüyamda seni biliyordum.
Sen Hüma'ydın.
Ama küçücük değildin.
Yaklaşık beş yaşlarındaydın.
Uzun saçların vardı.
Bir sandalyede oturuyordun.
Ben sana baktım.
Ve içimde hiçbir şüphe olmadan,
“Kızım...”
diye seslendim.
Senin Hüma olduğunu biliyordum.
Uyandığımda ise uzun süre o rüyanın etkisinden çıkamadım.
Çünkü seni hiç o yaşta görmedim.
Benim zihnimde sen hep küçücük kaldın.
Ama rüyamda büyümüştün.
Belki de kalbim bana senin büyüyebileceğin yılları gösterdi.
Bilmiyorum.
Ama seni o şekilde görmek bana çok başka bir duygu yaşattı.
İkinci rüyam ise daha farklıydı.
Bir yolda gidiyordum.
Bir bina vardı.
Birkaç katlıydı.
Yoldan binaya doğru köprü gibi uzanan merdivenler vardı.
Annenin de orada olduğunu biliyordum.
Ona doğru yürüyordum.
Sonra seni ve Hifa'yı gördüm.
Annenizin bir kolunda Hifa vardı.
Diğer kolunda sen...
Hüma'm...
İkiniz de yanındaydınız.
Annen bana gülerek,
“Uğur, bak kızlarımızın ikisi de yanımızda.”
diyordu.
Ben rüyada seni kaybettiğimizi biliyordum.
Ama seni orada görünce...
İçim sevinçle doldu.
Sonra ağlayarak geri döndüm.
Ama bu ağlamak üzüntüden değildi.
Sevinçten ağlıyordum.
Çünkü rüyamda iki kızım da annesinin yanındaydı.
İş yerinden bir abi de rüyamda yolda beni bekliyordu.
Yanına gittim ve ona:
“Abi, kızlarımın ikisi de annelerinin yanında.”
dedim.
Sonra hüngür hüngür ağlamaya başladım.
O da bana,
“Ağlama kardeşim.”
deyip sarıldı.
Rüyada bile senin artık olmadığını biliyordum.
Ama yine de seni görmek...
İki kızımı bir arada görmek...
Bana tarif edemeyeceğim bir mutluluk verdi.
Belki de insanın özlemi uykusunda bile peşini bırakmıyor kızım.
Ben seni uyurken bile arıyorum.
Bazen bir video görüyorum.
Bazen bir çocuk görüyorum.
Bazen küçücük bir bebeğin elini görüyorum.
Bazen bir baba kızına sarılıyor.
İçimden bir şey geçiyor.
“Keşke...”
Sadece o kelime bile yetiyor.
Keşke sen de bana sarılsaydın.
Keşke bir gün koşarak bana gelip:
“Baba!”
deseydin.
Ben o sesi duymayı çok istedim kızım.
İkinizin birden bana doğru koşmasını istedim.
Hifa bir taraftan...
Sen diğer taraftan...
Ben de ikinizi kollarımın arasına almak istedim.
Belki de hayatımın en büyük hayali buydu.
İki kızımın bana sarılması.
Benim babalık duygusunu sizinle doyasıya yaşamam.
Ama sen bana kısa bir zamanda çok büyük bir duygu yaşattın.
Ben sen doğduğun anda baba oldum.
Sen dünyaya geldiğin anda benim hayatım değişti.
Seni kaybettiğim gün ise başka bir şey öğrendim:
Bir insanın kalbinde bir evladın yeri, onun yaşadığı yıllarla ölçülmüyormuş.
Sen çok kısa yaşadın.
Ama benim kalbimde bıraktığın yer kocaman.
Seninle geçirdiğim zaman çok azdı.
Ama seni özlediğim zaman...
Sanki bir ömür.
Kızım, sana bir şey söylemek istiyorum.
Sana karşı içimde hiçbir isyan yok.
Ben Allah'a kızgın değilim.
Senin bize Allah tarafından verildiğine inanıyorum.
Bize seni verdi.
Bize annelik ve babalık duygusunu yaşattı.
Bize iki kız nasip etti.
Sonra seni yine O'na emanet ettik.
Ben bunu kabullenmeye çalışıyorum.
Çünkü sen benim için Allah'ın bana verdiği bir emanettin.
Ve ben seni yine Allah'a emanet ettim.
Ama kızım...
Kabullenmek başka, özlemek başka.
Ben seni özlüyorum.
Çok özlüyorum.
Annen de seni çok özlüyor kızım.
Seni karnında taşıdığı ilk günden beri sana büyük bir sevgiyle bağlandı. Seni dünyaya getireceği günü, seni kucağına alacağı anı, kokunu içine çekeceği zamanı hayal etti. Sen doğduğunda annelik duygusunu bütün kalbiyle yaşadı. Seni kaybettiğimiz gün onun da kalbinde hiç kapanmayacak bir yara açıldı.
Annen seni her zaman sevdi ve sevmeye devam ediyor.
Bazen senin fotoğraflarına bakıyor.
Bazen sessizce seni düşünüyor.
Bazen gözleri doluyor ama yine de seni kalbinde sevgiyle taşıyor.
Sen onun da kızımsın.
Onun kucağına doyamadan, onun sevgisine doyamadan bu dünyadan ayrıldın belki; ama bil ki annenin sevgisi sana hep ulaştı. O seni hiç unutmadı. Seni her zaman kendi evladı, kendi canı olarak gördü.
Bazen mezarına gitmek istiyorum.
Yanına oturup seninle konuşmak istiyorum.
Sana günümü anlatmak istiyorum.
Hifa'yı anlatmak istiyorum.
Anneni anlatmak istiyorum.
Annenin seni ne kadar sevdiğini, seni nasıl özlediğini ve kalbinde seni nasıl taşıdığını anlatmak istiyorum.
Seni ne kadar özlediğimizi anlatmak istiyorum.
Belki cevap vermeyeceksin.
Belki sesini hiç duyamayacağım.
Ama ben yine de konuşmak istiyorum.
Çünkü sen benim kızımsın.
Ben de senin babanım.
Bir gün...
Bir gün yeniden buluşacağımıza inanmak istiyorum.
O gün seni ilk defa kucağıma alıyormuşum gibi sarılmak istiyorum.
Bu dünyada yarım kalan ne varsa orada tamamlamak istiyorum.
Sana doya doya sarılmak...
Kokunu içime çekmek...
Saçlarını okşamak...
Ve belki de ilk kez gerçekten:
“Baban geldi kızım.”
demek istiyorum.
Sen de bana koş.
Hiç bekletme beni.
Küçücük ellerinle boynuma sarıl.
Ben seni bırakmayayım.
Sen de beni bırakma.
Çünkü ben seni bu dünyada çok kısa tanıdım.
Ama seni bir ömür seveceğim.
Hüma'm...
Cennet kuşum...
Pamuk kızım...
Sen benim hiç eskimeyecek özlemimsin.
Sen benim kalbimin bir köşesinde hep yaşayacaksın.
Hifa büyüdükçe seni ona anlatacağım.
“Senin bir ikizin vardı kızım.”
diyeceğim.
“Adı Hüma'ydı.”
diyeceğim.
“Baban onu çok sevdi.”
diyeceğim.
“Annen de onu çok sevdi.”
diyeceğim.
“Seni de çok seviyoruz.”
diyeceğim.
Ve bir gün Hifa da seni anlayacak.
Belki mezarının başında benimle oturacak.
Belki sana çiçek getirecek.
Belki sana kendi hayatını anlatacak.
O gün ikinizi yan yana düşünmek bile içimi hem yakacak hem de ısıtacak.
Çünkü siz ikiniz benim kızlarımsınız.
Biri yanımda...
Biri kalbimde.
Ama aslında ikiniz de kalbimdesiniz.
Hüma...
Seni unutmayacağım.
Seni unutmam mümkün değil.
Sen benim ilk kızlarımdan birisin.
Sen benim cennet kuşumsun.
Ve ben senin babanım.
Belki sana hiç “Baba” dedirtemedim.
Ama sen bana hayatım boyunca taşıyacağım o kelimeyi verdin:
Babalık.
Bunun için sana teşekkür ederim kızım.
Annen de senin sayende anneliğin ne demek olduğunu, bir evladın kalpte nasıl sonsuza kadar yaşadığını öğrendi. Sen onun kalbinde de hep yaşayacaksın. O da seni her zaman sevecek, özleyecek ve dualarında anacak.
Şimdi sen orada huzurla uyu.
Ben burada Hifa'nın yanında olmaya devam edeceğim.
Senin kardeşine sahip çıkacağım.
Onu koruyacağım.
Onu seveceğim.
Annenle birlikte onu büyütürken seni de kalbimizde yaşatacağız.
Ve her ne kadar içimizdeki boşluk hiçbir zaman tamamen dolmayacak olsa da, senin için güçlü olmaya çalışacağız.
Çünkü senin kardeşin bize emanet.
Biz de onu sana emanet ettik.
Önce Allah'a...
Benim iki güzel kızım...
Bir gün yeniden buluşacağımıza inanarak yaşayacağız.
O güne kadar...
Sen benim cennetimde,
ben senin dünyadaki baban olarak...
Birbirimizi bekleyeceğiz.
Seni çok seviyoruz Hüma'm.
Baban ve Annen
Bölüm etkileşimi
