2 BÖLÜM. MELEĞİMİ SON KEZ GÖRMEYE DOĞRU

Yazar: ugur Tatar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 2 BÖLÜM. MELEĞİMİ SON KEZ GÖRMEYE DOĞRU
  1. 1 İTHAF241 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM Rüya554 kelime
  3. 3 1. BÖLÜM Bir Rüya ile Başlayan Hikâye654 kelime
  4. 4 1. BÖLÜM. İkizler640 kelime
  5. 5 1. BÖLÜM İki Haftada bayram696 kelime
  6. 6 1. BÖLÜM. Korkunun Gölgesi463 kelime
  7. 7 1. BÖLÜM. Bayram sabahına doğru744 kelime
  8. 8 1. BÖLÜM. Beklemek de imtihanın bir parçası485 kelime
  9. 9 1. BÖLÜM. Doğumhane478 kelime
  10. 10 1. BÖLÜM. İki küçük kalp1.271 kelime
  11. 11 2 BÖLÜM . Bir baba olarak ilk Bekleyişim806 kelime
  12. 12 2 BÖLÜM . iki kuvözün başında1.802 kelime
  13. 13 2 bölüm O Telefon1.178 kelime
  14. 14 2 bölüm Hüma'nın hikâyesi1.160 kelime
  15. 15 2 bölüm Cennet kuşum Hüma1.236 kelime
  16. 16 2 bölüm. Zaman hiç durur mu?1.136 kelime
  17. 17 2 Bölüm. KIZIMI BIRAKMAM1.165 kelime
  18. 18 2 BÖLÜM. HÜMA MELEK OLDU1.173 kelime
  19. 19 2 BÖLÜM. İKİ YARIMIMIN ARASINDA1.055 kelime
  20. 20 2 BÖLÜM. BİRİ CENNETTE DİĞERİ YOĞUN BAKIMDA975 kelime
  21. 21 2 BÖLÜM. MELEĞİMİ SON KEZ GÖRMEYE DOĞRU900 kelime · Okuduğun bölüm
  22. 22 2 BÖLÜM. CENNET KOKULU KIZIM1.057 kelime
  23. 23 2 BÖLÜM. SON YOLCULUĞUNA KIZIMIN1.055 kelime
  24. 24 2 BÖLÜM. HÜMA'YI TOPRAĞA EMANET ETTİĞİM GÜN1.073 kelime
  25. 25 ÖZEL BÖLÜM. CENNET KUŞUM HÜMA'YA1.321 kelime
  26. 26 3 BÖLÜM Hifa'nın yanında Hüma'nın özlemiyle1.503 kelime
  27. 27 3 BÖLÜM Hüma'dan hifaya uzanan eller1.296 kelime
  28. 28 3 BÖLÜM. Taburculuk haberi ve gözlerdeki sınav1.412 kelime
  29. 29 3 BÖLÜM. Hifa'nın gözleri için1.688 kelime
  30. 30 3 BÖLÜM. Eve dönüşün sevinci1.837 kelime
  31. 31 3 BÖLÜM. Kızımın ameliyat kapısında1.183 kelime
  32. 32 3 BÖLÜM. Kızımı kardeşinin yanına götürdüm457 kelime
  33. 33 3 BÖLÜM. Dönmeye çalışması466 kelime
  34. 34 3 BÖLÜM. Yine Bir Ameliyat Bekleyişi742 kelime
  35. 35 3 BÖLÜM. Kızım büyüyordu503 kelime

İKİNCİ BÖLÜM
ONBİRİNCİ OTURUM — HÜMA'YI SON KEZ GÖRMEYE DOĞRU
Hifa'nın bulunduğu hastaneye doğru yola çıktık.
Yanımda eşimin kız kardeşi vardı.
Arabayı kullanırken aklımda yine iki kızım vardı.
Hüma...
Hifa...
Birisi artık bu dünyada değildi.
Diğeri ise hâlâ yoğun bakımdaydı.
Arabada götürdüğümüz küçücük süt bile benim için çok önemliydi. Çünkü o süt Hifa içindi. Onun yaşam mücadelesinin bir parçasıydı.
Hastaneye vardık.
Arabayı park ettim.
Sonra birlikte yoğun bakımın bulunduğu kata çıktık.
Yoğun bakımın kapısının önüne geldik.
Zile bastım.
Bir süre sonra hemşire kapıyı açtı.
Beni görünce:
“Süt getirdiniz mi?”
diye sordu.
“Evet.”
dedim.
Sonra bana:
“Hifa'nın babası mısınız?”
dedi.
Bu cümleyi duyduğumda içimde farklı bir his oluştu.
“Evet.”
dedim.
Çünkü artık hastanede kızımın adıyla konuşuluyordu.
Hifa...
Ben de artık sürekli onun adını söylüyordum.
“Hifa nasıl?”
diye sordum.
Ama hemşire:
“Doktorla görüşmeniz gerekiyor, biz bilgi veremiyoruz.”
dedi.
Saat yaklaşık 18.30 olmuştu.
Doktorun mesaisi bitmişti.
Doktor hastaneden ayrılmıştı.
Ama benim için saat önemli değildi.
Benim için hastanenin çalışma saati diye bir şey yoktu.
Çünkü benim kızım orada, küçücük bedeniyle yaşam mücadelesi veriyordu.
Ben sadece bir cümle duymak istiyordum.
“Hifa nasıl?”
Bu kadar.
İyi mi?
Kötü mü?
Solunumu nasıl?
Durumu nasıl?
Bir değişiklik var mı?
Benim için en küçük bilgi bile dünyadaki her şeyden önemliydi.
Hemşireye:
“Doktor yok, saat geç oldu, gitmiştir biliyorum.”
dedim.
“Sadece bilgi almak istiyorum.”
Çünkü ben oradan Hifa'nın nasıl olduğunu bilmeden ayrılamıyordum.
Bir baba olarak başka ne yapabilirdim?
Yanına giremiyordum.
Kucağıma alamıyordum.
Elini tutamıyordum.
Onu göremiyordum.
Geriye sadece onun hakkında bir şeyler öğrenebilmek kalıyordu.
Hemşire bir süre sonra:
“Şu an iyi.”
dedi.
Ardından:
“Solunumu aynı.”
dedi.
“Stabil.”
O anda içimde küçücük de olsa bir rahatlama oldu.
Tam anlamıyla rahat değildim.
Ama en azından Hifa'nın o anda kötüleşmediğini bilmek bana biraz nefes aldırdı.
“Şükür.”
diye düşündüm.
Ama içimde başka bir düşünce daha vardı.
Yoğun bakımın önüne her gelişimde Hüma aklıma geliyordu.
Çünkü daha dün...
Belki de birkaç saat önce...
Hüma da burada, böyle bir yerde yaşamaya çalışıyordu.
Ben onun yanına girmiştim.
Onu görmüştüm.
Onunla konuşmuştum.
Ona:
“Kızım, mücadele et.”
demiştim.
“Baban geldi.”
demiştim.
Ama şimdi Hüma yoktu.
Ve ben her yoğun bakım kapısının önüne geldiğimde ister istemez kızımı düşünüyordum.
İçimden:
“Acaba çok acı çekti mi?”
diye geçiriyordum.
“Acaba çok yoruldu mu?”
“Ufacık kalbi bütün o acıya nasıl dayandı?”
“O küçücük bedeni ne kadar mücadele etti?”
diye düşünüyordum.
Bazen insanın kafasına cevaplayamayacağı sorular geliyor.
Benim de öyleydi.
Hüma'nın acı çekip çekmediğini bilmiyordum.
Ama onu o hâliyle gördüğüm için, küçücük bedeninin ne kadar zorlandığını hayal edebiliyordum.
Kalbinin durduğunu biliyordum.
Kalp masajı yapıldığını biliyordum.
Ciğerinin patladığını biliyordum.
Tüp takıldığını biliyordum.
Benim için en ağır şeylerden biri de buydu.
Çünkü kızımın ne yaşadığını tam olarak bilemiyordum.
Sadece onun ne kadar mücadele ettiğini görebiliyordum.
Ve artık ona yardım edemiyordum.
Asansörü beklemeye başladık.
Yoğun bakımın önünden ayrılırken yine arkama baktım.
Hifa oradaydı.
Kızım oradaydı.
Ben ise aşağıya, başka bir kata doğru gidiyordum.
Asansör geldi.
Bindik.
Aşağı indik.
Güvenliğe doğru yürümeye başladım.
Ama aklım hâlâ Hüma'daydı.
O gün onu son kez görmeden önce içimde bir şey vardı.
Onu görmem gerekiyordu.
Kızımı görmeden oradan ayrılamazdım.
Güvenliğin yanına geldim.
Bir süre durdum.
Sonra:
“Bir şey rica edebilir miyim?”
dedim.
Onlar:
“Buyurun.”
dediler.
Ben:
“Kızımı görmek istiyorum.”
dedim.
Bir an durdum.
Sonra:
“Morgda...”
diye ekledim.
Bunu söylerken bile boğazım düğümlendi.
Çünkü “kızımı görmek istiyorum” demek bile benim için artık başka bir anlam taşıyordu.
Bir baba kızını görmek istiyordu.
Ama kızım artık yoğun bakımda değildi.
Morgdaydı.
Güvenlik görevlisi önce duraksadı.
Sonra:
“Dün vefat eden sizin kızınız mıydı?”
diye sordu.
“Evet.”
dedim.
Gözlerim dolmuştu.
O cümleyi söylemek bile içimi parçaladı.
“Ben kızımı görmek istiyorum.”
Bir süre sonra:
“Bir saniye, morg sorumlusuyla görüşeyim.”
dediler.
Beklemeye başladık.
Yaklaşık iki dakika kadar bekledik.
O iki dakika bana çok uzun geldi.
Çünkü aklımda sadece Hüma vardı.
Onu nasıl görecektim?
Nasıl olacaktı?
Onu görebilecek miydim?
Kucağıma verecekler miydi?
Yüzüne dokunabilecek miydim?
Onu son kez görebilecek miydim?
Bilmiyordum.
Ama bildiğim tek şey vardı:
Kızımı görmeden gitmek istemiyordum.
Sonunda bize bilgi verdiler.
“Bodrum kata inin.”
“Sağa dönün.”
“Güvenlik odası var.”
“Oraya geçin.”
“Sizi içeri alacaklar.”
dediler.
Hiç zaman kaybetmeden indik.
Ama aşağıya inerken içimde başka bir düşünce oluştu.
Kızımı görmeden önce abdest almak istiyordum.
Onun tertemiz bedenine bakarken temiz olmak istiyordum.
Belki...
Belki onu kucağıma verirlerdi.
Belki son kez ona dokunabilecektim.
Belki yüzüne bakabilecektim.
Belki onun küçücük bedenini kollarımın arasına alabilecektim.
Ve belki o zaman...
Adını kulağına yeniden söyleyebilecektim.
Belki ezan okuyabilecektim.
Çünkü ben onun babasıydım.
Onu dünyaya geldiği ilk saatlerde görmüş bir babaydım.
Şimdi ise onu son kez görmeye hazırlanıyordum.
Bu yüzden abdest almak istedim.
Kızımın karşısına öyle çıkmak istedim.
İçimde tarif edemediğim bir saygı ve sevgi vardı.
Hüma artık benim için sadece kaybettiğim bir evlat değildi.
O benim cennet kuşumdu.
Benim ilk kez baba olduğumu bana hissettiren küçücük kızdı.
Daha doğduğu gün bana babalığın ne demek olduğunu öğretmişti.
Ve şimdi ben onun son kez karşısına çıkmaya hazırlanıyordum.
Bir babanın kızına son kez bakmaya giderken taşıdığı duyguları kelimeler anlatmaya yetmiyordu.
Ben sadece içimden dua ediyordum:
“Allah'ım...”
“Bana güç ver.”
“Kızıma son kez güzelce bakabilmeyi nasip et.”
“Onu korkmadan, ağlamaktan kendimi kaybetmeden görebilmeyi nasip et.”
Ve belki de içimde en büyük dileğim şuydu:
“Allah'ım, kızımın yüzünü son kez gördüğümde, onun artık acı çekmediğini hissedebileyim.”
Çünkü onu o yoğun bakımda çok zor bir hâlde görmüştüm.
Küçücük bedeni mücadele etmişti.
Ben ise şimdi onu son kez görmeye hazırlanıyordum.
Ve bilmiyordum...
O kapının arkasında kızımı gördüğüm anda içimde neler kopacaktı.
Tek bildiğim şey vardı:
Hüma'yı görmeden gitmeyecektim.
Onu son kez görecektim.
Kızımın yüzüne bakacaktım.
Ve bir baba olarak ona son kez yaklaşacaktım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…