6. bölüm / 6
Hayatımın Senaryosunu Kim Yazıyor?5. Bölüm: Küçük Ayrıntılar
Bölümler 6Şu an: 5. Bölüm: Küçük Ayrıntılar
5. BÖLÜM
Küçük Ayrıntılar
Ertesi gün okula giderken aklımda tek bir şey vardı.
Yağmur.
Daha doğrusu, dün okul çıkışında yaşananlar.
Miray'ın Alex'in şemsiyesinin altına girerken yüzünün aldığı ifade gözümün önünden gitmiyordu.
Ben bunu fark etmiştim.
Leo da fark etmişti.
Muhtemelen sınıftaki birkaç kişi daha fark etmişti.
Ama Miray'ın kendisi fark etmiş miydi, ondan emin değildim.
Belki de gerçekten hiçbir şey yoktu.
Belki ben fazla anlam yüklüyordum.
Okulun kapısından içeri girdiğimde düşüncelerimi bir kenara bırakmaya çalıştım.
Koridor her zamanki gibi kalabalıktı. Birkaç kişi koşarak sınıfa yetişmeye çalışıyor, bazıları öğretmenin nöbetçi olup olmadığını kontrol ediyor, bazıları da daha ders başlamadan birbirleriyle tartışıyordu.
Sınıfa girdiğimde Leo çoktan gelmişti.
Sırasında oturmuş, önündeki kitabın sayfalarını çeviriyordu.
Beni görünce kitabı kapattı.
“Geç kaldın.”
“Daha ders başlamadı.”
“Ben yine de senden önce geldim.”
“Bununla gurur duyuyor musun?”
“Biraz.”
Çantamı sırama bırakıp oturdum.
Leo birkaç saniye bana baktı.
“Dün Mehmet'le ne konuştunuz?”
Başımı ona çevirdim.
“Ne?”
“Koridorda.”
“Not istedi.”
“Başka?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Leo.”
Gülmeye başladı.
“Tamam, tamam.”
“Senin başka işin yok mu?”
“Yok.”
“Harika.”
Tam o sırada Miray sınıfa girdi.
Bize yaklaşırken yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı.
Leo ona baktı.
“Bugün çok mutlusun.”
Miray hemen ciddileşti.
“Değilim.”
“Öylesin.”
“Değilim.”
Ben de gülmeye başladım.
Miray bana baktı.
“Sen de başlama.”
“Ben bir şey demedim.”
“Demen gerekmiyor.”
Çantasını sıraya bırakıp oturdu.
Birkaç dakika sonra Alex geldi.
Sınıfa girer girmez önce öğretmene, sonra arkadaşlarına selam verdi.
Ama yerine geçmeden önce Miray'ın sırasında durdu.
“Dün şemsiyeni unutmuşsun.”
Elindeki küçük şemsiyeyi uzattı.
Miray şaşırdı.
“Ben sende mi bıraktım?”
“Evet.”
“Ben fark etmemişim.”
“Belli.”
Miray şemsiyeyi aldı.
“Teşekkür ederim.”
Alex gülümsedi.
“Rica ederim.”
Sonra yerine geçti.
Miray birkaç saniye onun arkasından baktı.
Ben hiçbir şey söylemedim.
Ama Miray bana baktığında yüzündeki ifadeden ne düşündüğümü anlamış olacak ki hemen başını çevirdi.
---
Dersler başladığında sınıfın havası yavaş yavaş sakinleşti.
İlk dersin ortalarında öğretmen bir çalışma yapacağımızı söyledi.
İkişerli gruplar oluşturacaktık.
Sınıfta sandalyeler hareket etmeye, herkes kendine eş aramaya başladı.
Ben Miray'la aynı gruba geçeceğimi düşünüyordum.
Ama öğretmen isimleri kendisi belirlemeye karar verdi.
“İtiraz istemiyorum,” dedi gülümseyerek. “Herkes benim söylediğim kişiyle çalışacak.”
Sınıftan birkaç kişinin yüzü düştü.
İsimler okunmaya başladı.
Ben sıranın üzerinde kalemimi çevirirken öğretmeni dinliyordum.
Sonunda kendi adımı duydum.
“Asya ve Mehmet.”
Bir an elim durdu.
Başımı kaldırdım.
Mehmet de bana bakıyordu.
“Tamam,” dedi.
Ben de başımı salladım.
“Tamam.”
Sıralarımızı birbirimize yaklaştırdık.
Çalışmaya başladığımızda ilk birkaç dakika sadece soruların üzerinde durduk.
Mehmet düşündüğümden daha dikkatliydi.
Bir şeyi anlamadığında hemen geçmek yerine üzerinde duruyor, çözümünü bulana kadar uğraşıyordu.
“Burada yanlış yapmışsın,” dedim bir süre sonra.
Kağıda baktı.
“Nerede?”
“Şurada.”
Parmağımla gösterdim.
Bir süre inceledi.
Sonra başını kaldırdı.
“Doğru.”
“Demiştim.”
“Çok sevindin.”
“Biraz.”
Gülümsedi.
Sonra kalemini tekrar kağıda götürdü.
“Sen her zaman böyle misin?”
“Nasıl?”
“Bir şeyi bildiğinde belli ediyorsun.”
“Belki de emin olduğum şeylerde konuşuyorumdur.”
“Demek ki çok eminsin.”
“Evet.”
Bu kez ikimiz de güldük.
Çalışmaya devam ettik.
Dersin sonuna doğru öğretmen çalışmalarımızı kontrol etmek için sıraların arasında dolaşmaya başladı.
Bizim masaya geldiğinde kağıda baktı.
“Güzel olmuş.”
Mehmet bana baktı.
“Çoğunu Asya yaptı.”
“Abartma.”
Öğretmen gülümsedi.
“Birlikte yaptığınız belli.”
Sonra başka sıraya geçti.
Mehmet birkaç saniye sessiz kaldı.
“Bu arada teşekkür ederim.”
“Ne için?”
“Dün notlarını verdiğin için.”
“Önemli değil.”
“Benim için önemliydi.”
Başımı kaldırıp ona baktım.
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
“Rica ederim.”
Mehmet gülümsedi.
Sonra tekrar kağıda döndü.
Ama nedense o küçücük cümle günün geri kalanında aklımda kaldı.
---
Teneffüste sınıftan çıktığımızda Miray yanıma geldi.
“Ne oldu?”
“Ne olacak?”
“Mehmet'le çalıştınız.”
“Evet.”
“Nasıl geçti?”
“Normal.”
Miray yüzüme dikkatlice baktı.
“Normal mi?”
“Evet.”
“Emin misin?”
“Eminim.”
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra gülümsedi.
“Tamam.”
“Sen neden böyle davranıyorsun?”
“Nasıl?”
“Sanki bir şey biliyormuşsun gibi.”
“Ben bir şey bilmiyorum.”
“İyi.”
Tam o sırada Alex yanımıza geldi.
Miray'ın yüzündeki ifade yine değişti.
Bunu artık fark etmemek mümkün değildi.
Alex elindeki kitabı Miray'a uzattı.
“Bunu senin sıranda buldum.”
Miray kitabı aldı.
“Bugün her şeyi bende buluyorsun.”
“Çünkü sürekli bir şeyler unutuyorsun.”
“Belki de sen beni fazla takip ediyorsundur.”
Alex bir an sustu.
Sonra gülümseyerek:
“Belki.”
Miray'ın yüzü kızardı.
Ben istemsizce başka tarafa baktım.
Çünkü ikisinin arasında gerçekten bir şeylerin oluşmaya başladığını artık anlamıştım.
Henüz küçücük bir şeydi.
Bir bakış.
Bir gülümseme.
Birbirlerine takılmak için bahane aramaları.
Ama vardı.
Ve galiba ikisi de henüz bunun farkında değildi.
---
Günün son dersine geldiğimizde herkes yorulmuştu.
Sınıfın havası ağırlaşmış, pencereden giren akşam ışığı sıraların üzerine düşmeye başlamıştı.
Ben defterimi kapatırken Leo bana doğru eğildi.
“Bir şey söyleyeceğim.”
“Ne?”
“Mehmet.”
“Ne olmuş Mehmet'e?”
“Hiç.”
“Leo.”
“Tamam, bir şey demiyorum.”
“Zaten bir şey yok.”
“Ben bir şey var demedim.”
“Bakışından belli.”
Güldü.
“Sen kendini ele veriyorsun.”
“Sus.”
Zil çaldı.
Herkes toparlanmaya başladı.
Çantamı alıp ayağa kalktım.
Koridora çıktığımızda Alex ile Miray'ın biraz geride kaldığını gördüm.
Alex bir şey söylüyor, Miray gülüyordu.
Bu kez ikisine bakıp sadece gülümsedim.
Bazı hikâyeler daha başlamadan önce kendini belli ederdi.
Ama kimse ilk sayfalarda sonunu göremezdi.
Ben de göremiyordum.
Mehmet'le aramızda yalnızca birkaç kısa konuşma vardı.
Alex ve Miray henüz birbirlerini tanımaya çalışıyordu.
Leo ise yedi yıl sonra hayatıma geri dönmüştü.
Her şey küçücük ayrıntılardan oluşuyordu.
Ama o ayrıntıların bir gün kocaman bir hikâyeye dönüşeceğini henüz bilmiyordum.
Belki de hayatın en tehlikeli yanı buydu.
İnsan, hayatının değiştiği anı çoğu zaman yaşarken fark etmiyordu.
Bölüm etkileşimi
