5. bölüm / 6
Hayatımın Senaryosunu Kim Yazıyor?4. Bölüm: Bir Şeyler Değişiyor
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm: Bir Şeyler Değişiyor
4. BÖLÜM
Bir Şeyler Değişiyor
İnsan hayatındaki değişikliklere ne kadar hızlı alışabilirdi?
Bunu birkaç gündür düşünüyordum.
Leo'nun dönüşünden önce hayatımın nasıl olduğunu hatırlamaya çalıştığımda her şey çok daha sakin görünüyordu. Sabahları kendi hâlimde uyanıyor, okuluma gidiyor, arkadaşlarımla vakit geçiriyor ve akşam eve dönüyordum.
Sıradan bir hayat.
En azından dışarıdan bakıldığında.
Şimdi ise her şey aynı görünmesine rağmen hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Leo aynı sınıfta oturuyordu.
Alex her teneffüste bir şekilde bizim yanımıza geliyordu.
Miray ise Alex'in yanında olduğunda nedense normalden daha fazla gülümsüyordu.
Ben de bütün bunları fark etmemiş gibi davranıyordum.
Çünkü bazı şeyleri erkenden anlamlandırmak gerekmiyordu.
Belki de sadece yeni arkadaşlıkların ilk günleriydi.
Belki birkaç hafta sonra herkes birbirine alışacak ve bu kadar dikkat çekici gelmeyecekti.
O sabah okula geldiğimde sınıf henüz tamamen dolmamıştı.
Çantamı sırama bırakıp pencereden dışarı baktım.
Hava kapalıydı.
Yağmur yağacak gibi görünüyordu ama henüz tek bir damla bile düşmemişti.
Arkamdan bir sandalye çekildi.
Leo yanıma oturdu.
“Bugün hava garip.”
“Sen de fark ettin demek.”
“Ben meteoroloji uzmanıyım.”
Ona baktım.
“Daha dün hava güneşli olacak diye iddia ediyordun.”
“İnsan değişebilir.”
“İki günde mi?”
“Bazen.”
Gülümseyerek başımı çevirdim.
Leo'nun yeniden hayatımda olması gerçekten güzel bir şeydi.
Ama bazen onunla konuşurken yedi yılın üzerimizde bıraktığı boşluğu hissediyordum.
Çocukluğumuzdaki gibi her şeyi paylaşamıyorduk.
Henüz.
Belki zamanla yeniden eskisi gibi olacaktık.
Belki de hiçbir zaman tam olarak eskisi gibi olmayacaktık.
Bazı mesafeler, kapandıktan sonra bile iz bırakıyordu.
Sınıfa giren öğrencilerle birlikte düşüncelerim dağıldı.
Miray yerine geçerken elindeki kitapları sıranın üzerine bıraktı.
Tam oturacakken kitaplardan biri yere düştü.
Eğilmesine fırsat kalmadan Alex kitabı yerden aldı.
“Yine düşürdün.”
Miray kitabı onun elinden aldı.
“Yine mi?”
“Dün de düşürdün.”
“Sen beni mi takip ediyorsun?”
Alex gülümsedi.
“Hayır.”
“İyi.”
“Kitapların seni takip ediyor olabilir.”
Miray birkaç saniye ona baktı.
Sonra istemeden güldü.
“Çok komiksin.”
“Teşekkür ederim.”
“İltifat etmedim.”
“Ben öyle kabul ettim.”
Miray gözlerini devirdi ama yüzündeki gülümseme kaybolmadı.
Ben ise önümdeki deftere bakıyormuş gibi yapıyordum.
Leo dirseğiyle hafifçe koluma dokundu.
“Ne?”
“Hiç.”
“Gülüyorsun.”
“Gülmüyorum.”
“Gülüyorsun.”
Başımı iki yana salladım.
“Sen kendi işine bak.”
Leo'nun yüzündeki ifade her şeyi anladığını gösteriyordu.
Ama hiçbir şey söylemedi.
---
İlk iki ders oldukça sakin geçti.
Öğretmenler yeni dönemin konularını anlatıyor, biz de notlarımızı alıyorduk.
Leo zaman zaman bana bir şeyler soruyor, ben de ona sessizce cevap veriyordum.
Sınıfta yeni olmasına rağmen çok çabuk alışmıştı.
Alex de öyle.
Sanki yıllardır burada okuyorlarmış gibiydiler.
Teneffüs olduğunda sınıftan çıktım.
Koridorda ilerlerken arkamdan bir ses geldi.
“Asya.”
Döndüm.
Mehmet'ti.
Birkaç saniye ne söyleyeceğini düşünüyormuş gibi durdu.
“Ne oldu?”
“Bir şey soracaktım.”
“Tabii.”
Elindeki defteri bana uzattı.
“Dünkü konunun notları sende var mı?”
Deftere baktım.
Sonra ona.
“Var.”
Çantamdan defterimi çıkarırken garip bir şekilde heyecanlandığımı fark ettim.
Neden heyecanlandığımı bilmiyordum.
Sonuçta sadece not soruyordu.
Defteri açıp ilgili sayfayı buldum.
“Burada.”
Mehmet deftere baktı.
“Bunu yazabilir miyim?”
“Tabii.”
Defteri ona uzattım.
“Teşekkürler.”
“Önemli değil.”
Defteri aldı ama hemen gitmedi.
Bir an sessizce durdu.
Sonra gözleri koridorun diğer tarafına kaydı.
“Bu arada...”
“Ne?”
“İkizin gerçekten mi?”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Leo mu?”
Başını salladı.
“Evet.”
“Evet.”
“Ben ilk başta sevgilin sandım.”
Gülmemek için kendimi zor tuttum.
“Sınıftaki herkes öyle sandı.”
“Çocuğun sana ‘çiçeğim’ demesi normal değil ama.”
“Leo zaten normal değil.”
Mehmet güldü.
İlk kez onun güldüğünü bu kadar yakından görüyordum.
Nedense aklımda kaldı.
“Tamam,” dedi. “Ben defteri alayım.”
“Olur.”
Yanımdan geçip giderken arkasından baktım.
Bir süre sonra kendi kendime kızdım.
Ne yapıyordum ben?
Sadece konuşmuştuk.
Hepsi buydu.
---
Teneffüsün geri kalanında Miray'ı bulduğumda yüzünde tuhaf bir ifade vardı.
“Noldu?”
“Hiç.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Ona baktım.
“Alex nerede?”
Miray bir an durdu.
“Niye soruyorsun?”
“Ben sormadım. Sen cevap verdin.”
“Çünkü aklıma geldi.”
Gülmeye başladım.
“Tamam.”
“Ne?”
“Hiçbir şey.”
Miray gözlerini kıstı.
“Sen de garipleştin.”
“Ben mi?”
“Evet.”
Tam o sırada Alex koridorun ucunda göründü.
Miray'ın bakışları istemsizce ona kaydı.
Alex de onu fark etti.
Kısa bir an birbirlerine baktılar.
Sonra Alex yanımıza geldi.
“Buradasınız.”
Miray hemen normal görünmeye çalıştı.
“Evet.”
Alex elindeki kalemi ona uzattı.
“Bunu sıranda unutmuşsun.”
Miray kalemi aldı.
“Benim mi?”
“Evet.”
“Teşekkür ederim.”
“Rica ederim.”
Aralarında yine kısa bir sessizlik oldu.
Ben ikisine bakarken Miray birden bana döndü.
“Biz kantine gidiyoruz.”
“Biz mi?”
Alex gülümsedi.
“Benim haberim yoktu.”
Miray'ın yüzü hafifçe kızardı.
“Yani... beraber gidebiliriz.”
Alex birkaç saniye ona baktı.
Sonra başını salladı.
“Olur.”
İkisi birlikte uzaklaşırken arkasından baktım.
Leo yanıma geldi.
“Bir şey söylemeyeceksin, değil mi?”
“Hayır.”
“Güzel.”
“Sen ne düşünüyorsun?”
“Hiçbir şey.”
“Yalan.”
Leo güldü.
“Bence birbirlerinden hoşlanıyor olabilirler.”
“Daha birkaç gündür tanışıyorlar.”
“Bazen birkaç gün yeter.”
Başımı salladım.
“Bence arkadaşlar.”
Leo omuz silkti.
“Şimdilik.”
---
Dersler ilerledikçe günün nasıl geçtiğini anlamadım.
Saatler birbiri ardına ilerledi.
Son ders başladığında dışarıda yağmur nihayet başlamıştı.
Pencerelere vuran damlaların sesi sınıfın içine kadar geliyordu.
Herkesin dikkati biraz dağılmıştı.
Ben de bir süre dışarı baktım.
Yağmur, okulun bahçesindeki öğrencileri yavaş yavaş içeri çekiyordu.
Sonra gözüm sınıfın diğer tarafına kaydı.
Mehmet tahtaya bakıyordu.
Bir an göz göze geldik.
Bu kez bakışını kaçıran ben oldum.
Nedenini bilmiyordum.
Belki de onun bana bakarken ne düşündüğünü merak etmiştim.
Belki de hiçbir şey düşünmüyordu.
Zil çaldığında herkes bir anda toparlandı.
Çantalar kapandı.
Sandalyeler çekildi.
Günün yorgunluğu sınıfa yayıldı.
Ben de çantamı omzuma taktım.
Koridora çıktığımızda yağmur hâlâ yağıyordu.
Miray, Alex'in yanında yürüyordu.
Leo da benim yanımdaydı.
Dördümüz okul kapısında bir süre bekledik.
Alex dışarı baktı.
“Şemsiyen var mı?”
Miray başını salladı.
“Yok.”
Alex kendi şemsiyesini açtı.
“Gel.”
Miray bir an durdu.
“Gerek yok.”
“Yağmur yağıyor.”
“Koşarım.”
Alex gülümsedi.
“Sonra hasta olursun.”
Miray birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonunda şemsiyenin altına geçti.
“Tamam.”
Ben onlara bakarken Leo yanıma eğildi.
“Arkadaşlar.”
“Kesinlikle.”
İkimiz de gülmeye başladık.
Ama içimde başka bir şey vardı.
Mehmet'le konuştuğum o birkaç dakika aklımdan çıkmıyordu.
Bunun nedenini bilmiyordum.
Belki de sadece yeni bir arkadaşlık başlıyordu.
Belki de bundan daha fazlası vardı.
Henüz hiçbirimizin cevabı yoktu.
Ama bir şeylerin yavaş yavaş değişmeye başladığını hissedebiliyordum.
Leo'nun dönüşüyle başlayan değişim...
Alex ve Miray'ın arasında oluşan o küçük yakınlık...
Ve benim Mehmet'le ilk kez gerçekten konuşmam...
Hepsi küçük şeylerdi.
Önemsiz gibi görünen küçük şeyler.
Ama bazen insanın hayatını değiştiren şeyler tam da böyle başlardı.
Kimse fark etmeden.
Kimse adını koymadan.
Ve en önemlisi...
Kimse sonunu bilmeden.
Bölüm etkileşimi
