4. bölüm / 6
Hayatımın Senaryosunu Kim Yazıyor?3. Bölüm: Tesadüfler
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm: Tesadüfler
3. BÖLÜM
Tesadüfler
Ertesi sabah uyandığımda aklımdaki ilk şey okul değildi.
Leo'ydu.
Daha doğrusu, dün yaşananların gerçekten yaşanıp yaşanmadığıydı.
Yedi yıl boyunca hayatımın bir yerinde hep eksik olan kişi bir anda geri dönmüştü.
Üstelik artık uzakta değildi.
Aynı okuldaydı.
Aynı sınıftaydı.
Hatta aynı sıradaydı.
Bunun nasıl bir his olduğunu anlatmak zordu.
Mutluluk vardı.
Şaşkınlık vardı.
Biraz da tedirginlik.
Çünkü Leo'nun dönüşüyle birlikte geçmişimden bir parça yeniden hayatıma girmişti.
Ve geçmiş, bazen insanın sandığından çok daha fazla şeyi beraberinde getirirdi.
Hazırlanırken dün sınıfta olanları düşündüm.
Herkesin Leo'yu merak etmesini...
Alex'in sessizce sınıfa alışmasını...
Ve Miray'ın ikisini de sorguya çekmesini.
Özellikle de Alex'i.
Nedenini bilmiyordum ama dün Miray'ın Alex'e diğer insanlara davrandığından biraz daha farklı davrandığını fark etmiştim.
Belki de sadece yeni bir arkadaş edinmek istediği içindi.
Başka bir anlam yüklemem için hiçbir sebep yoktu.
Çantamı alıp evden çıktım.
Okula vardığımda koridorlar henüz tamamen dolmamıştı.
Sınıfa girdiğimde ilk gördüğüm kişi Alex oldu.
Pencereden dışarı bakıyordu.
Beni görünce başını çevirdi.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Çantamı sırama bırakırken gözüm istemsizce onun yanındaki sıraya kaydı.
Leo henüz gelmemişti.
“Leo nerede?”
“Birazdan gelir.”
Başımı salladım.
Tam o sırada kapıdan Miray girdi.
Elinde birkaç defter vardı.
Bizi görünce doğrudan yanımıza geldi.
“Günaydın.”
“Günaydın,” dedim.
Alex de ona baktı.
“Günaydın.”
Miray bir an durdu.
Sanki Alex'in ona cevap vereceğini beklemiyormuş gibi şaşırdı.
Sonra gülümsedi.
“Bugün erken gelmişsin.”
“Sen de.”
“Ben zaten erken gelirim.”
Alex hafifçe güldü.
“Dün öyle görünmüyordu.”
Miray kaşlarını kaldırdı.
“Daha dün tanıştık ve şimdiden laf mı sokuyorsun?”
“Laf sokmadım.”
“Bence soktun.”
“Bence sen öyle düşündün.”
İkisine baktım.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra istemsizce gülümsedim.
Daha dün tanışmışlardı.
Ama şimdiden birbirlerine takılmaya başlamışlardı.
Miray bana döndü.
“Niye gülüyorsun?”
“Hiç.”
“Kesin bir şey düşünüyorsun.”
“Hayır.”
Alex de gülümsedi.
“Bence düşünüyor.”
“Sen de sus.”
İkisi aynı anda güldü.
Tam o sırada Leo sınıfa girdi.
“Ne kaçırdım?”
“Hiçbir şey,” dedim.
Miray hemen yerine geçti.
Alex de pencereden uzaklaşıp sırasına oturdu.
Ben Leo'ya bakarken onun da birkaç saniyeliğine Alex ve Miray'a baktığını fark ettim.
Ama hiçbir şey söylemedi.
---
İlk ders her zamanki gibi hızlı başladı.
Öğretmen konu anlatırken sınıf yavaş yavaş sessizleşti.
Ben not alıyordum.
Yanımda Leo dikkatle defterine bir şeyler yazıyordu.
Arada bir birbirimize bakıp gülümsüyorduk.
Yedi yıl sonra aynı sınıfta olmak hâlâ garip geliyordu.
Ama güzel bir gariplikti.
Teneffüste sınıftan çıktığımızda koridor kısa sürede kalabalıklaştı.
Ben Miray'la yürürken arkamızdan Alex'in geldiğini fark ettim.
Bir süre sonra Miray'ın elindeki defterlerden biri yere düştü.
Alex hemen eğilip defteri aldı.
“Bu senin.”
Miray defteri alırken gülümsedi.
“Teşekkür ederim.”
“Rica ederim.”
İkisi birkaç saniye birbirine baktı.
Ben onları izliyordum.
Miray'ın yüzündeki gülümseme biraz farklıydı.
Alex'in bakışı da.
Ama ikisi de bunun farkında değil gibiydi.
Ya da belki ben fazla anlam yüklüyordum.
Miray yeniden yürümeye başladığında koluma girdi.
“Ne?”
“Hiç.”
“Bana öyle bakma.”
“Nasıl bakıyorum?”
“Bir şey anlamış gibi.”
Gülmemek için kendimi tuttum.
“Ben hiçbir şey anlamadım.”
“İyi.”
“Gerçekten.”
Bana şüpheyle baktı.
Sonra Alex'e döndü.
Alex de tam o sırada bize bakıyordu.
Göz göze geldiklerinde ikisi de aynı anda başka tarafa baktı.
Bu kez gerçekten gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
---
Günün geri kalanı sakin geçti.
En azından dışarıdan bakıldığında.
Leo sınıfa alışıyordu.
Alex arkadaş edinmeye başlamıştı.
Miray ise nedense Alex'in olduğu her yerde daha fazla konuşuyordu.
Ben de bunu fark etmemiş gibi davranıyordum.
Henüz.
Çünkü bazı şeylerin adını erken koymak onları bozabilirdi.
Belki aralarındaki şey sadece arkadaşlıktı.
Belki birkaç gün sonra birbirlerinden tamamen sıkılacaklardı.
Belki de...
Bilmiyordum.
Tek bildiğim, o gün Alex'in Miray'a bakarken yüzünde oluşan küçük gülümsemeydi.
Ve Miray'ın onunla konuşurken gözlerini kaçırması.
İkisi henüz bunun farkında değildi.
Ben de henüz bilmiyordum.
Ama bazı hikâyeler büyük bir olayla başlamaz.
Bazen sadece bir defterin yerden alınmasıyla...
Bir bakışla...
Bir gülümsemeyle...
Ve hiç kimsenin önemsemediği küçük bir tesadüfle başlar.
O gün de öyle oldu.
Ve birkaç hafta sonra bu iki insanın birbirine bakışlarının artık tesadüf olmadığını hepimiz anlayacaktık.
Ama şimdilik...
Onlar sadece iki yeni arkadaştı.
En azından biz öyle sanıyorduk.
Bölüm etkileşimi
