1. Bölüm: O Sabah

Vaveyla Yazarı: Alina Lala

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm: O Sabah

1. BÖLÜM

O Sabah

Hayatımın ne zaman değişmeye başladığını soracak olursanız, size büyük bir olaydan bahsedemem.

Bir kaza değildi.

Bir yarışma değildi.

Bir mucize hiç değildi.

Sadece sıradan bir okul günüydü.

En azından ben öyle sanıyordum.

O sabah gözlerimi açtığımda saat sekizi biraz geçiyordu.

Alarmım çalmamıştı bile.

Zaten öğlenciydik.

Okulumuz saat 13.00'te başlıyor, 18.40'ta bitiyordu. Bu yüzden sabahın erken saatlerinde yataktan fırlayıp hazırlanmak zorunda değildim.

Yorganı üzerimden atıp birkaç saniye tavana baktım.

Yeni bir okul yılı.

Yeni bir sınıf.

Yeni bir başlangıç.

Belki de hiçbir şey değişmeyecekti.

Belki de her şey her zamanki gibi olacaktı.

O sırada bunların hiçbirini bilmiyordum.

Yataktan kalkıp perdeleri açtım.

Karşımda kocaman bir bahçe ya da kilometrelerce uzanan bir arazi yoktu.

Apartmanların arasından görünen normal bir sokak vardı.

Çünkü ben aslında şehir dışında, devasa bir malikânede yaşamıyordum.

Okula yakın, sıradan bir apartman dairesinde yaşıyordum.

Dışarıdan bakıldığında herhangi bir öğrencinin ailesiyle yaşayabileceği türden bir evdi.

Ve bunu özellikle böyle seçmiştim.

Çünkü gerçek hayatımı okulda kimse bilmiyordu.

Vourn ailesinin kim olduğunu bilen biri, benim kim olduğumu da öğrendiği anda hayatımın tamamen değişeceğini biliyordum.

Ben ise bunu istemiyordum.

Okuldaki insanların benimle soyadım için konuşmasını istemiyordum.

Ailemin parası yüzünden bana farklı davranmalarını istemiyordum.

Birinin benimle arkadaş olurken önce ailemi düşünmesini istemiyordum.

Bu yüzden okul hayatımda sadece Asya'ydım.

Normal bir öğrenciydim.

En azından öyle görünüyordum.

Gerçek evimiz ve malikânemiz şehirden uzakta, çok daha farklı bir yerdeydi. Ama okuluma gidip gelmek için orada yaşamam mantıklı değildi.

Üstelik herkesin dikkatini çekmek de istemiyordum.

Bu yüzden bu apartman dairesi benim küçük sırrımdı.

Yatağımın kenarına oturdum.

“Yeni yıl...” diye mırıldandım.

Sonra kendi kendime güldüm.

Sanki yeni yılın bana ne yapacağını biliyormuşum gibi.

Dolabımı açtım.

Okul formamı çıkardım.

Gömleğimi giydim, eteğimi düzelttim ve aynanın karşısına geçtim.

Saçlarımı toparladım.

Bir süre kendime baktım.

“Tamam.”

Çantamı hazırlamak için masama geçtim.

Defter.

Kitap.

Kalemlik.

Matematik defteri.

Türkçe defteri.

Fen defteri...

Hepsini kontrol ettim.

Sonra telefonumu elime aldım.

Ekrana baktım.

Birkaç saniye sonra telefonu masanın üzerine bıraktım.

Okulda telefon kullanmak yasaktı.

Hatta götürmek bile yasaktı.

Bu yüzden telefonum bütün okul günü boyunca evde kalacaktı.

Çantamı omzuma taktım.

Saat daha on bire bile gelmemişti.

Acele etmeme gerek yoktu.

Mutfakta kendime kahvaltı hazırladım.

Bir yandan da okulun ilk günüyle ilgili düşünüyordum.

Acaba sınıfta kimler olacaktı?

Herkes değişmiş miydi?

Öğretmenler nasıl olacaktı?

Yeni birileri gelecek miydi?

Bunları düşünürken kapının önünde durdum.

Ayakkabılarımı giydim.

Çantamı aldım.

Son kez eve baktım.

Sonra dışarı çıktım.

---

Okulun yakınında yaşadığım için yolum uzun değildi.

Normalde birkaç dakikalık bir yürüyüş yetiyordu.

Apartmandan çıktığımda sokak oldukça sakindi.

Hava güzeldi.

Bir süre kaldırım boyunca yürüdüm.

Okula yaklaştıkça öğrenci sayısı artmaya başladı.

Uzaktan birkaç tanıdık yüz gördüm.

Biri el salladı.

Ben de karşılık verdim.

Okulun kapısından içeri girdiğimde tanıdık kalabalıkla karşılaştım.

Her yer öğrencilerle doluydu.

Birileri sınıfını arıyor, birileri arkadaşlarına bir şey anlatıyor, birileri de daha ilk günden ders programından şikâyet ediyordu.

Ben de sınıfıma doğru ilerledim.

Kapının önüne geldiğimde içeriden tanıdık bir ses duydum.

“Asya!”

Başımı çevirdim.

Miray bana doğru geliyordu.

“Günaydın!”

“Günaydın.”

Bana baştan aşağı baktı.

“Forman düzgün.”

“Seninki de.”

“Ben zaten her zaman düzgünüm.”

“Tabii.”

İkimiz de güldük.

Sonra birlikte sınıfa girdik.

Sıramı bulup çantamı bıraktım.

Sınıftaki herkes yavaş yavaş yerleşiyordu.

Bazıları arkadaşlarıyla konuşuyor, bazıları sıranın üzerinde bir şeyler çiziyor, bazıları da öğretmenin gelip gelmediğini kontrol ediyordu.

Ben de Miray'la konuşmaya başladım.

“Bu yıl çok zor olacakmış,” dedi.

“Kim söyledi?”

“Bilmiyorum.”

“E o zaman neden inanıyorsun?”

“Çünkü okulda her yıl biri bunu söylüyor.”

“Sonra da normal çıkıyor.”

“Evet.”

Gülmeye başladık.

Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.

Öğretmen içeri girdi.

Herkes yavaş yavaş yerine geçti.

“Günaydın arkadaşlar.”

“Günaydın öğretmenim.”

Öğretmen masasına doğru ilerledi.

“Umarım güzel bir yıl geçiririz.”

Sınıftan birkaç kişi aynı anda:

“İnşallah...”

Öğretmen gülümsedi.

“Daha ilk günden umutsuz olmayın.”

Sınıfta hafif bir gülüşme oldu.

Ben de gülümsedim.

Her şey normaldi.

Gerçekten normaldi.

Ta ki öğretmen sınıf listesini eline alana kadar.

“Bu arada,” dedi, “sınıfımıza bu yıl iki yeni öğrenci katılıyor.”

Sınıftaki konuşmalar bir anda başladı.

“Kim?”

“Bilmiyorum.”

“Erkek mi?”

“Kız mı?”

Miray bana doğru eğildi.

“Yeni kişiler geliyor.”

“Duydum.”

“Acaba kim?”

“Birazdan öğrenirsin.”

Öğretmen kapıya baktı.

“Girebilirsiniz.”

Kapı açıldı.

İlk olarak bir çocuk içeri girdi.

Ben onu tanımıyordum.

Arkasından ikinci kişi göründü.

Ve...

Bir anda donup kaldım.

Sanki sınıftaki bütün sesler kesilmişti.

Gözlerim büyüdü.

Nefesimi tuttuğumu fark ettim.

Karşımda duran kişiyi dünyanın neresinde görsem tanırdım.

Yedi yıl.

Tam yedi yıl olmuştu.

Ama o yüzü unutmak mümkün değildi.

“Leo...”

Adını istemeden fısıldadım.

Leo'nun bakışları sınıfın içinde dolaştı.

Sonra beni gördü.

Yüzündeki ifade bir anda değişti.

Gülümsedi.

O tanıdık gülümseme.

“Çiçeğim.”

Yerimden kalktım.

“Sen...”

Başka hiçbir şey söyleyemedim.

Leo çantasını yere bıraktı ve doğrudan bana doğru geldi.

Ben de ona sarıldım.

Yedi yılın özlemi birkaç saniyede üzerimden geçmiş gibiydi.

“Gerçekten sen misin?” diye sordum.

“Yok, hologramım.”

Gülerek ona vurdum.

“Salak!”

“Özlemişsin beni.”

“Çok.”

“Ben de seni.”

Bir süre daha sarıldık.

Sonra sınıftaki fısıldaşmaları duymaya başladım.

“Sevgilisi mi?”

“Çocuğa çiçeğim dedi.”

“Bence sevgilisi.”

Geri çekilip sınıfa baktım.

“Bir saniye!”

Herkes sustu.

“Bu benim sevgilim değil.”

Miray kaşlarını kaldırdı.

“Eee?”

“İkizim.”

Sınıfın tamamından neredeyse aynı anda:

“NE?”

Kahkahayı bastım.

Leo da gülüyordu.

Miray bana doğru geldi.

“Senin ikizin mi var?!”

“Evet.”

“Bunu neden bilmiyorum?”

“Çünkü hiç sormadın.”

“Sen de söylemedin!”

“Doğru.”

Miray Leo'ya baktı.

“Gerçekten ikiz misiniz?”

Leo başını salladı.

“Evet.”

“Hiç benzemiyorsunuz.”

Leo ellerini iki yana açtı.

“Ben de bunu yıllardır duyuyorum.”

Ben araya girdim.

“İki dakika otuz yedi saniye küçük.”

Leo hemen bana döndü.

“Bunu söylemesen olmaz mı?”

“Hayır.”

Sınıftan birkaç kişi güldü.

“İki dakika otuz yedi saniye mi?”

“Evet.”

“Nasıl bu kadar kesin biliyorsun?”

“Çünkü ikizim.”

“Bunu biliyoruz!”

Hepimiz gülmeye başladık.

O sırada öğretmen ikinci öğrenciyi gösterdi.

“Ve diğer öğrencimiz de Alex.”

Alex sınıfa doğru birkaç adım attı.

Onu görünce gülümsedim.

“Alex.”

Alex de bana baktı.

“Selam, Asya.”

Leo hemen araya girdi.

“Beni görünce sarıldın, Alex'i görünce sadece selam mı?”

Alex güldü.

“Ben yedi yıl boyunca kayıp değildim.”

“Doğru.”

Alex bana yaklaşıp kısa bir sarılmayla selam verdi.

Sınıftaki birkaç kişi yine şaşkın bakıyordu.

Öğretmen sınıftaki boş yerlere baktı.

“Tamam. Alex, sen şu boş sıraya geçebilirsin.”

Alex başını salladı.

“Tamam öğretmenim.”

Yerine geçti.

Öğretmen bu kez Leo'ya döndü.

“Sen de...”

Leo hemen bana baktı.

“Ben Asya'nın yanına oturabilir miyim?”

Öğretmen gülümsedi.

“Olur.”

Leo çantasını alıp yanıma geldi.

Sandalyeye oturdu.

“Yedi yıl sonra aynı sırada.”

Ona baktım.

“Garip.”

“Güzel ama.”

Gülümsedim.

“Evet.”

Öğretmen derse başladı.

Fakat ilk on dakika boyunca sınıfta kimsenin aklı derste değildi.

Herkes Leo'yu ve Alex'i merak ediyordu.

Ben ise bir yandan tahtaya bakıyor, bir yandan yanımdaki ikizime alışmaya çalışıyordum.

Yedi yıl boyunca hayatımın bir parçası eksikti.

Şimdi ise yanımda oturuyordu.

Ders sırasında Leo defterinin kenarına bir şey yazdı.

Kâğıdı bana doğru itti.

“Hâlâ kalemlerini kaybediyor musun?”

Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.

Altına yazdım.

“Hâlâ başkalarının eşyalarını izinsiz alan sen misin?”

Kâğıdı ona geri verdim.

Leo okudu.

Sonra bana baktı.

Sessizce güldü.

Öğretmen bize doğru döndüğünde ikimiz de hemen önümüze baktık.

“Bir sorun mu var?”

“Yok öğretmenim.”

“Yok öğretmenim.”

Aynı anda söyleyince sınıftan yine gülüşmeler yükseldi.

Öğretmen başını iki yana salladı.

“Daha ilk dersten başladınız.”

Leo bana eğilip fısıldadı.

“Özlemişim bunu.”

Ben de hafifçe gülümsedim.

“Ben de.”

---

İlk ders bittiğinde zil çaldı.

Sınıf bir anda hareketlendi.

Herkes dışarı çıkmaya başladı.

Miray hemen yanıma geldi.

“Tamam.”

“Ne tamam?”

“Şimdi sorgu zamanı.”

“Miray...”

“Hayır. Yedi yıl boyunca senden gizlenen bir ikizin olduğunu öğrendim. Açıklama istiyorum.”

Leo güldü.

“Bence önce ona su ver.”

“Sen sus.”

Leo ellerini kaldırdı.

“Tamam.”

Miray bana döndü.

“Nerede yaşıyordu?”

“Yurt dışında.”

“Niye?”

“Uzun hikâye.”

“Kaç dil biliyor?”

Leo araya girdi.

“Çok.”

Miray gözlerini kıstı.

“Senin gibi mi?”

“Benden daha çok.”

“Tamam, siz ikiniz kesinlikle aynı aileden geliyorsunuz.”

Ben güldüm.

O sırada Alex de yanımıza geldi.

“Benim de sorgulanmam gerekiyor mu?”

Miray ona baktı.

“Sen şimdilik bekleyebilirsin.”

Alex başını salladı.

“Teşekkür ederim.”

Koridora çıktık.

Sınıfın önünde herkes bir şeyler konuşuyordu.

Ben de arkadaşlarımla yürürken bir anda karşı taraftan gelen birkaç kişinin arasından tanıdık bir yüz gördüm.

Az önce sınıfta bana kısa süreliğine bakan çocuk.

Bu kez daha yakından gördüm.

Arkadaşlarıyla konuşuyordu.

Bir an göz göze geldik.

Sonra ikimiz de bakışlarımızı başka yere çevirdik.

Miray hiçbir şey fark etmedi.

Ben de üzerinde durmadım.

Sonuçta bu sadece bir bakıştı.

Sadece sınıftaki herhangi bir öğrencinin bakışı.

Adını bile doğru düzgün bilmiyordum.

O çocuğun hayatımda ne kadar önemli bir yere sahip olacağını bilseydim...

Belki o an biraz daha dikkatli bakardım.

Ama bakmadım.

Çünkü o gün benim için önemli olan başka şeyler vardı.

Leo'nun geri dönmesi.

Alex'in sınıfımıza gelmesi.

Yeni bir okul yılı.

Ve kimsenin benim gerçek kimliğimi öğrenmemesi.

En azından planım buydu.

Öğle saatleri boyunca her şey normal ilerledi.

Dersler başladı.

Teneffüsler geçti.

Leo sınıfa alışmaya başladı.

Alex kendi yerine yerleşti.

Arkadaşlarım yeni gelen ikisine sorular sormaya devam etti.

Ben de uzun zamandır ilk kez gerçekten mutlu hissediyordum.

Saatler ilerledi.

Son dersin sonlarına doğru sınıfın penceresinden dışarı baktım.

Güneş yavaş yavaş batmaya hazırlanıyordu.

Bir okul günü daha bitmek üzereydi.

Ben ise bunun sadece sıradan bir gün olduğunu düşünüyordum.

Oysa o gün...

Hayatımın senaryosundaki ilk sayfa açılmıştı.

Ve ben henüz kimin kalemi tuttuğunu bilmiyordum.

Çünkü bu normal değildi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.