42. bölüm · Hayatımdaki Narsist
Bölüm 41
Aysema'nın sözleri, Kerem'i zaten tükenmiş olan sabrının son noktasına getirmişti. Kendi doğrusunu aysema'ya kabul ettirmeye çalıştıkça istediği cevabı alamadı.
Kerem'in öfkesi bir anda yüzüne vurdu.
Bir an için elini kaldırdı.
Aysema olduğu yerde dondu.
Kerem'in eli havada kaldı.
İkisi de birkaç saniye birbirine baktı.
Aysema'nın gözlerindeki korkuyu görünce Kerem'in yüzündeki öfke bir anlığına kırıldı.
Elini yavaşça indirdi.
Ama Aysema artık geri dönemiyordu.
Bir adım geriledi.
Sonra yatağın kenarına oturdu.
Omuzları titriyordu.
Kerem hiçbir şey söylemedi.
Aysema dizlerini kendine çekti. Kollarını bacaklarının etrafına sardı ve başını dizlerine gömdü.
Sessizce ağlamaya başladı.
Kerem birkaç adım uzakta öylece kaldı.
Az önce kaldırdığı eline baktı.
Vurmamıştı.
Ama Aysema'nın gözlerindeki korkuyu görmüştü.
Ve bazen insanın karşısındakine dokunmadan da canını yakabileceğini ilk kez bu kadar açık anlamıştı.
Aysema bir süre sonra yorgunluktan olduğu yerde kıvrılıp kaldı.
Gözyaşları dinmeden uykuya yenildi.
Kerem ise odanın diğer tarafında, sessizce onu izledi.
O gece ikisi de aynı odadaydı.
Ama aralarında, aşılması hiç kolay olmayacak kadar büyük bir mesafe vardı.
Kerem uzun süre yerinden kıpırdamadı.
Aysema'nın nefes alışlarını dinledi.
Uyuduğundan emin olunca yavaşça yatağa yaklaştı.
Bir süre başında bekledi.
Dağılmış saçlarına, gözyaşlarıyla ıslanmış yüzüne baktı.
Elini uzatmak istedi.
Ama vazgeçti.
Çünkü biraz önce o elin Aysema'yı nasıl korkuttuğunu görmüştü.
Sessizce geri çekildi.
Pencerenin önüne geçti.
Perdeyi aralayıp dışarı baktı.
İzmir gecesi sessizdi.
Kerem'in zihnindeyse tek bir cümle dönüp duruyordu.
*Sen hâlâ benim hayatımda söz sahibi olduğunu sanıyorsun.*
Gözlerini kapattı.
Aysema'nın haklı olup olmadığını düşünmek istemiyordu.
Ama ilk kez, kendi doğrularının karşısındaki insanı ne kadar yorduğunu görüyordu.
Yatağa dönüp baktığında Aysema hâlâ küçücük bir çocuk gibi kıvrılmış yatıyordu.
Kerem'in yüzündeki sertlik biraz olsun çözüldü.
Kendi kendine fısıldadı.
— Ben seni kaybetmek istemiyorum...
Aysema uykusunda hafifçe kıpırdandı.
Kerem sustu.
Sonra ışığı kapatıp odanın diğer tarafındaki koltuğa oturdu.
O gece yatağa girmedi.
Aysema'yı yalnız bırakmak istemiyordu.
Ama yanına yaklaşmaya da hakkı olmadığını düşünüyordu.
***
Sabah olduğunda ev hâlâ sessizdi.
İlk uyanan Nermin Hanım oldu.
Mutfağa geçtiğinde Cemal Bey de kısa süre sonra yanına geldi.
İkisinin de yüzünde uykusuzluğun izleri vardı.
Nermin Hanım çayın suyunu koyarken kocasına baktı.
— Gece hiç uyuyamadım.
Cemal Bey sandalyesine oturdu.
— Ben de.
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Nermin Hanım yavaşça sordu.
—Ne yapacağız çocukları?
Cemal Bey derin bir nefes verdi.
— Konuşuruz onlarla isterse burada bizimle yaşarlar istemezlerse ev tutarız.
Nermin Hanım başını eğdi.
— Ben Aysema'dan korkuyorum.
Cemal Bey ona baktı.
— Neden?
— Kızın gözlerinde dün gece başka bir şey vardı.
Sesi titredi.
— Sadece ailesini kaybetmenin acısı değildi.
Cemal Bey bir süre sustu.
— Farkındayım ama onun içinde kolay değil bir anda bütün hayatı değişti.
Tam o sırada üst kattan hafif bir kapı sesi geldi.
İkisi de başlarını kaldırdı.
Aysema uyanmıştı.
Ama aşağıya inmeye henüz cesaret edemiyordu.
Yatağın kenarında oturmuş, ellerini karnının üzerinde birleştirmişti.
İlk düşündüğü şey ailesiydi.
İkinci düşündüğü ise üniversitesiydi.
Ve sonra gözleri odanın diğer tarafındaki koltuğa takıldı.
Kerem orada uyuyakalmıştı.
Aysema birkaç saniye onu izledi.
Sonra gözlerini kaçırdı.
Çünkü bu evde daha ilk geceden anlamıştı:
Kavga bitmişti belki.
Ama asıl savaş şimdi başlıyordu.
Aysema birkaç dakika daha yatağın kenarında oturdu.
Sonra yavaşça ayağa kalktı.
Kerem hâlâ koltukta uyuyordu.
Onu uyandırmadan odadan çıktı.
Koridora geldiğinde telefonunu eline aldı. Bir an tereddüt ettikten sonra baba evinde çalışan Hatice Hanım'ı aradı.
Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldı.
— Alo?
— Hatice abla, benim. Babam nasıl?
Hatice Hanım'ın sesi bu kez daha rahattı.
— İyi kızım, çok şükür. Taburcu ettiler. Annenle abilerin şimdi onu eve getiriyor.
Aysema'nın gözleri doldu.
— Çok şükür.
— Doktor birkaç gün de evde dinlenmesini söylemiş.
Aysema derin bir nefes aldı.
— Herkes iyi değil mi ?
— İyi iyi merak etme sen.
— Tamam Hatice abla. Bir şey olursa beni ara.
— Ararım kızım.
Telefon kapandı.
Aysema telefonu yavaşça indirdi.
Babası eve dönüyordu.
İyiydi.
En azından şimdilik içindeki korku biraz olsun hafiflemişti.
Tam merdivenlere yönelmişti ki karnının alt tarafında hafif bir ağrı hissetti.
Adımı durdu.
Kaşlarını çattı.
Bir süre bekledi.
Sonra banyoya girdi.
Lavabonun önünde kendisini kontrol ettiğinde iç çamaşırındaki küçük kan lekesini fark etti.
Aysema'nın yüzü bir anda bembeyaz kesildi.
Elini karnına götürdü.
— Hayır...
Nefesi hızlandı.
Kanama çok azdı ama korkusu bir anda büyümüştü.
Gözlerinden yaşlar süzülürken lavabonun kenarına tutundu.
— Ne olur sende beni bırakma .
Tam o sırada koridordan Nermin Hanım'ın sesi geldi.
— Aysema?
Aysema hemen yüzünü silmeye çalıştı.
— Efendim?
Nermin Hanım birkaç adım daha yaklaştı.
— Aşağı gelmiyor musun kızım?
Aysema kapıyı açtığında Nermin Hanım onun yüzünü gördü.
Bir anda durdu.
— Ne oldu sana?
— Bir şey yok.
Nermin Hanım inanmadı.
Aysema'nın gözlerindeki korkuyu görmüştü.
— Aysema, bana bak.
Aysema gözlerini kaçırdı.
Nermin Hanım biraz daha yaklaştı.
— Ne oldu?
Aysema'nın dudakları titredi.
Sonunda çok kısık bir sesle,
— Biraz kanamam oldu, dedi.
Nermin Hanım'ın yüzü bir anda değişti.
— Ne?
Aysema hemen ekledi.
— Çok az... Ama korktum.
Nermin Hanım hiç vakit kaybetmeden elini tuttu.
— Tamam. Korkma. Önce sakin ol.
Aysema'nın gözleri yeniden doldu.
— Nermin anne, ya bebeğe bir şey olduysa?
Nermin Hanım onu kendine çekti.
— Olmadı. Daha hiçbir şey bilmiyoruz. Şimdi panik yapmayacağız.
Aysema başını onun omzuna yasladı.
Nermin Hanım ise bir yandan gelininin sırtını okşuyor, bir yandan da ne yapmaları sakinkestiriyordu.
Bu kez Aysema'nın yaşadığı korku, dün geceden kalan hiçbir şeyden daha küçük değildi.
Aysema, Nermin Hanım'ın desteğiyle yavaşça merdivenlerden indi.
Yüzündeki endişeyi saklamaya çalışıyordu.
Cemal Bey masanın başında oturuyordu.
Nermin Hanım önce Aysema'ya baktı, sonra Cemal Bey'in yanına geçti.
Sesini alçalttı.
— Cemal...
Cemal Bey başını kaldırdı.
Nermin Hanım sessizce;
— Aysema biraz önce çok az kanama olduğunu söyledi.
Cemal Bey'in yüzündeki ifade bir anda ciddileşti.
— Kanama mı?
— Çok azmış. Ama korktu kız.
Cemal Bey hemen Aysema'ya baktı.
Aysema gözlerini kaçırdı.
— Önce sakin olalım, dedi Cemal Bey. Kerem'e söyleyelim, doktora götürün.
Nermin Hanım başını salladı.
— Ben yukarı çıkıyorum.
***
Nermin Hanım yeniden üst kata çıktı.
Kerem hâlâ koltukta uyuyordu.
Yanına yaklaşıp omzuna hafifçe dokundu.
— Kerem...
Kerem gözlerini açtı.
— Ne oldu anne?
Nermin Hanım sesini mümkün olduğunca sakin tuttu.
— Korkma. Sadece Aysema'yla ilgili bir şey söyleyeceğim.
Kerem bir anda doğruldu.
— Ne oldu Aysema'ya?
— Biraz önce çok az kanaması olmuş. Aysema korkmuş. Cemal'le konuştuk, tedbir olsun diye doktora götürmeniz iyi olur.
Kerem'in yüzündeki uyku bir anda silindi.
— Kanama mı?
— Çok azmış oğlum. Hemen kötü bir şey düşünme.
Ama Kerem çoktan ayağa kalkmıştı.
— Nerede?
— Aşağıda.
Kerem hızla odadan çıktı.
Merdivenleri inerken sesi titriyordu.
— Aysema!
Aysema başını kaldırdı.
Kerem yanına geldi.
— İyi misin?
Aysema onu sakinleştirmeye çalıştı.
— İyiyim. Çok azdı.
Kerem'in elleri titriyordu.
— Çok az da olsa doktora gideceğiz.
Cemal Bey ayağa kalktı.
— Tabi... Tedbirimizi alalım.
Kerem Aysema'nın yanına geçti.
— Hemen geliyorum.
Kerem üst kata çıkıp eşofman takımı hızla giydi . Lavaboda elini yüzünü yıkayıp aynı hızla aysema'nın yanına indi .
_Hadi.
Aysema onun yüzüne baktı.
Kerem'in gözlerinde ilk kez öfkeden eser yoktu.
Sadece korku vardı.
— Kerem...
— Bir şey olmayacak.
Bunu Aysema'yı sakinleştirmek için söylüyordu.
Ama kendi sesindeki paniği kendisi de duyuyordu.
Nermin Hanım çantasını aldı.
— Ben de geliyorum.
Cemal Bey başını salladı.
— Siz gidin. Bana haber verin .
Kerem Aysema'nın elini tuttu.
Bu kez sıkmadan.
Sadece yanında olduğunu hissettirmek istercesine.
Birlikte kapıya yöneldiler.
Kerem'in aklında ise tek bir şey vardı:
*Bebeğimize bir şey olmasın.*
Kerem kapıyı açıp Aysema'nın dışarı çıkmasına yardım etti.
— Yavaş.
Aysema başını salladı.
Nermin Hanım da hemen arkasından geldi.
— İyi misin kızım?
— İyiyim Nermin anne.
Kerem tek kelime etmeden sürücü koltuğuna geçti.
Nermin Hanım arka kapıyı açtı.
— Gel kızım, sen arkaya otur.
Aysema arabaya bindi.
Nermin Hanım da yanına oturdu.
Kerem aynadan ikisine baktı.
Yüzü bembeyazdı.
— Tamammısınız?
Nermin Hanım başını salladı.
— Sür oğlum.
Araba hareket etti.
Kerem'in gözleri sürekli yoldaydı ama birkaç saniyede bir dikiz aynasından Aysema'ya bakıyordu.
— Kanama devam ediyor mu?
Aysema başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Ağrın?
— Çok hafif.
Kerem derin bir nefes aldı.
— Tamam.Şimdi öğreniriz.
Arka koltukta Nermin Hanım Aysema'nın elini tuttu.
— Korkma kızım.
Aysema'nın gözleri doldu.
— Korkuyorum.
Nermin Hanım elini daha sıkı tuttu.
— Korkma. Daha ne olduğunu bilmiyoruz. Belki hiçbir şey yoktur.
Aysema camdan dışarı baktı.
Bir süre sonra sesi titreyerek,
— Babam da eve gidiyormuş iyiymiş ,dedi.
Kerem'in elleri direksiyonda sıkılaştı.
— Çok şükür
— Yanında olmayı çok istiyorum.
Nermin Hanım cevap verdi.
— Baban iyi kızım , bunları konuşuruz şimdi bir doktora gidelim bakalım.
Aysema gözlerini kapattı.
Kerem aynadan ona baktı.
Bir şey söylemek istedi.
Ama söyleyemedi.
Arabanın içinde yalnızca motorun sesi vardı.
Bir süre sonra hastanenin ışıkları göründü.
Kerem hiç beklemeden aracı acilin önüne yanaştırdı.
Arabadan ilk o indi.
Arka kapıyı açıp Aysema'ya elini uzattı.
— Gel.
Aysema elini tuttu.
Nermin Hanım da diğer taraftan indi.
Üçü birlikte hastanenin kapısından içeri girdiler.
Kerem'in yüzündeki bütün öfke gitmişti.
Geriye yalnızca korku kalmıştı.
