11. bölüm · Hayatımdaki Narsist

Bölüm 11

Lavinya Stepen

Hasan Tekinoğlu'nun son sözüyle Aysema'nın bütün direnci kırıldı.

“Baba, ne olur…”

Hasan Bey kızının gözlerine bakmadı.

“Arabaya bin.”

Aysema başını iki yana salladı.

" Ama Kerem"

Volkan sertçe araya girdi.

“Sen bırak onu önce kendini düşün.”

Aysema ona döndü.

“Beni buraya sen getirdin abi.”

Volkan bir an sustu.

Çünkü bu cümle doğruydu.

Ama öfkesi hâlâ dinmemişti.

Murat Aysema'nın yanına geldi.

“Hadi bak sabrımı zorlama kemiklerini kırarım.” dedi dişlerinin arasından

Aysema geri çekildi.

“Ben gitmek istemiyorum.”

Murat bu kez daha sert konuştu.

“Onu bize öldürtmek mi senin niyetin”

Kerem bir adım öne çıktı.

“İstemiyorsa zorlamayın.”

Volkan yeniden ona dönecek gibi oldu.

Serkan hemen koluna girdi.

“Abi yeter. Eve dönelim.”

Hasan Tekinoğlu kesin konuştu.

“Volkan, Serkan, Eren. Kız kardeşinizi arabaya götürün.”

Aysema ağlayarak başını salladı.

“Hayır!”

Eren kardeşine yaklaştı.

“Aysema, ne olur.”

“Ağbi, beni götürmeyin…”

Eren'in yüzü düştü.

Çünkü kardeşinin korktuğunu görüyordu.

Ama babasının kararına karşı çıkacak gücü kendinde bulamıyordu.

Murat arabanın kapısını açtı.

“bin.”

Aysema sonunda çaresizce arabaya bindi.

Kapı kapandı.

Camdan Kerem'e baktı.

Kerem olduğu yerde duruyordu.

Gözleri Aysema'daydı.

Aysema'nın dudakları titredi.

“Kerem…”

Kerem uzaktan başını salladı.

“Ben seni bulacağım.”

Volkan bunu duydu.

Yüzü yeniden sertleşti.

Ama bu kez hiçbir şey söylemedi.

Araba hareket etti.

Aysema arka koltukta ağlayarak otururken İzmir'in ışıkları yavaş yavaş geride kaldı.

---

Konağa vardıklarında gece çoktan çökmüştü.

Avlu kapısı açıldı.

Arabalar içeri girdi.

Aysema arabadan indiğinde dizlerinin bağı çözülmüş gibiydi.

Emine Hanım kapıda bekliyordu.

Kızını görür görmez ona doğru koştu.

“Aysema!”

Aysema annesine sarıldı.

“Anne…”

Emine Hanım kızının saçlarını okşadı.

“Ne oldu size? Neden böyle döndünüz?”

Hasan Bey sertçe cevap verdi.

“İçeri geç.”

Emine Hanım kocasının yüzüne baktı.

Bir şeylerin çok kötü gittiğini anlamıştı.

Aysema annesinin eline sarıldı.

“Anne beni gönderme.”

Emine Hanım'ın gözleri doldu.

“Ben ne yapabilirim kızım…”

Aysema'nın sesi kırıldı.

“Hiç değilse beni dinle.”

Tam o sırada Murat araya girdi.

“Kızına sor ne halt yemiş .”

Aysema Murat'a baktı.

“Abi?”

Murat sustu.

Aysema'nın yüzünde büyük bir kırgınlık oluştu.

“Ben size ne yaptım?”

Murat'ın sabrı tükendi.

“Bize ne yaptın mı?”

Sesi yükseldi.

“Bunca zaman sevgili yapmışsın üstüne bir de hepimizi onun karşısına aldın!”

Aysema ağlayarak cevap verdi.

“Ben sadece sevdim!”

Murat bir anda öfkesine yenildi ve kardeşine sertçe vurdu.

Emine Hanım çığlık attı.

“Murat!”

Aysema sendeleyip geri çekildi.

Gözlerinden yaşlar boşaldı.

“Abi…”

Murat'ın yüzündeki öfke bir anda yerini pişmanlığa bıraktı.

Ama çok geçti.

Hasan Bey sertçe oğluna baktı.

“Yeter.”

Eren hemen Aysema'nın yanına geçti.

“Tamam, kimse dokunmayacak artık.”

Serkan da Murat'ın önüne geçti.

“Abi çık biraz.”

Volkan olduğu yerde durmuştu.

Aysema onun gözlerine baktı.

Bu kez Volkan da bakışlarını kaçırdı.

Çünkü sabah Kerem'e vurmuştu.

Şimdi Murat'ın Aysema'ya vurduğunu görmüştü.

Ve bir anda bütün gün boyunca savunduğu şeyin ne kadar çirkin bir hale geldiğini fark etmişti.

Hasan Bey ağır bir sesle konuştu.

“Bu evde kimse birbirine el kaldırmayacak.”

Sonra Aysema'ya döndü.

“Ama bundan sonra kurallar olacak.”

Aysema'nın gözleri korkuyla büyüdü.

“Ne kuralları?”

Hasan Bey cevap vermeden önce diğer oğullarına baktı.

Murat, Serkan, Eren ve Volkan sessizdi.

“Okula gitmeyeceksin.”

Aysema'nın yüzü bembeyaz oldu.

“Ne hayır baba.”

“Kararım bu.”

Aysema annesine döndü.

“Anne…”

Emine Hanım ağlıyordu.

Ama kocasına karşı çıkamadı.

Hasan Bey devam etti.

“Telefonun da bende kalacak.”

Aysema hemen cebine sarıldı.

“Hayır!”

Volkan derin bir nefes aldı.

“Telefonunu ver Aysema.”

“Abi ne olur…”

“Ver.”

Aysema telefonu çıkardı.

Ama tam uzatacakken annesi araya girdi.

“Hasan Bey, kız zaten korkmuş durumda.”

Hasan Bey ona baktı.

“Kimse karışmasın.”

Zeynep Hanım sustu.

Ama gözleri Aysema'daydı.

Aysema telefonunu babasına verdi.

Hasan Bey telefonu Murat'a uzattı.

“Bu sende dursun.”

Murat telefonu aldı.

Aysema'nın gözleri doldu.

Artık Kerem'le hiçbir şekilde konuşamayacağını düşünüyordu.

Ama o sırada Annesi sessizce Aysema'nın yanına yaklaştı.

“Kızım.”

Aysema başını kaldırdı.

“Ben buradayım.”

Bu cümle Aysema'nın içini biraz olsun rahatlattı.

---Tekinoğlu Konağı'nda o geceden sonra kimse doğru düzgün uyumadı.

Aysema odasında sessizce ağlıyor, elindeki yastığı göğsüne bastırıyordu.

Telefonu artık yanında değildi.

Okul düşüncesi bile içini acıtıyordu.

Kerem'in yüzü gözlerinin önünden gitmiyordu.

“Ben senden vazgeçmeyeceğim.”

Sesi hâlâ kulaklarındaydı.

Ama Aysema ne yapacağını bilmiyordu.

Sabah olduğunda Hasan Tekinoğlu oğullarını çalışma odasına çağırdı.

Murat, Volkan, Serkan ve Eren karşısındaki sandalyelere oturdular.

Hasan Bey masanın başında sessizce durdu.

“Dün gece olanlardan sonra bir karar vermemiz gerekiyor.”

Murat hiç beklemeden konuştu.

“Bence Aysema okula gitmemeli.”

Eren hemen başını kaldırdı.

“Hayır.”

Murat ona döndü.

“Sen karışma.”

“Karışırım abi.”

Serkan da Eren'in yanında durdu.

“Ben de Aysema'nın okuldan alınmasına karşıyım.”

Volkan sertçe konuştu.

“Okula giderse o çocukla tekrar görüşecek.”

Serkan başını salladı.

“Görüşürse konuşuruz. Ama okuldan almak başka.”

Murat sinirle masaya elini koydu.

“Sen anlamıyorsun Serkan. Kızın aklı başında değil şu an.”

Eren sertçe cevap verdi.

“Bence asıl aklı başında olmayan biziz.”

Odadaki hava gerildi.

Volkan kardeşine baktı.

“Ne demek istiyorsun?”

Eren derin bir nefes aldı.

“İzmir'e kendi isteğiyle gitti. Okudu. Hayat kurdu. Şimdi sevgilisi çıktı diye bütün hayatını elinden alıyoruz.”

Murat kaşlarını çattı.

“Biz onu koruyoruz.”

“Hayır abi.”

Eren'in sesi bu kez daha sakindi.

“Onu cezalandırıyoruz.”

Bu cümle Volkan'ın yüzünü değiştirdi.

Hasan Bey oğullarını sessizce dinliyordu.

Serkan da konuşmaya başladı.

“Baba, ben de Kerem'i tanımıyorum. Ben de bu ilişkiyi doğru bulmuyorum belki. Ama Aysema'nın okulunu bırakması doğru değil.”

Murat başını iki yana salladı.

“Ben kararımı verdim.”

Volkan da Murat'a destek verdi.

“Ben de.”

Hasan Bey ikisine baktı.

“İkiniz de okuldan alınmasını mı istiyorsunuz?”

Murat net konuştu.

“Evet.”

Volkan da başını salladı.

“Evet.”

Hasan Bey uzun süre düşündü.

Sonunda derin bir nefes aldı.

“Bu hafta okula gitmeyecek.”

Eren hemen itiraz etti.

“Baba!”

Hasan Bey elini kaldırdı.

“Bu hafta sadece.”

Serkan da huzursuzca arkasına yaslandı.

“Peki sonra?”

Hasan Bey cevap vermedi.

Murat ile Volkan birbirlerine baktılar.

İkisi de kararın devam edeceğini düşünüyordu.

Eren ise bunun geçici bir karar olduğuna inanmak istiyordu.

---

Aysema bu konuşmadan habersizdi.

Odasında pencerenin önünde oturuyordu.

Kapı hafifçe açıldı.

İçeri Zeynep Hanım girdi.

Aysema başını kaldırdı.

“Yenge…”

Zeynep Hanım kapıyı kapattı.

“Bir şey getirdim.”

Elindeki telefonu gösterdi.

Aysema'nın gözleri büyüdü.

"Telefon”

Zeynep Hanım başını salladı.

“Çabuk konuş.”

Aysema'nın elleri titreyerek telefonu aldı.

Numarayı çevirdi.

Birkaç saniye sonra Kerem'in sesi duyuldu.

“Alo?”

Aysema'nın gözleri doldu.

“Kerem…”

“İyi misin?”

“Değilim.”

Kerem'in sesi değişti.

“Ne yaptılar?”

“Telefonumu aldılar.”

“Okula gidecek misin?”

Aysema sustu.

Sonra ağlayarak konuştu.

“Galiba gitmeyeceğim.”

Kerem uzun süre sessiz kaldı.

“Ben geleceğim.”

Aysema hemen cevap verdi.

“Hayır.”

“Niye?”

“Babamlar çok kızgın.”

“Umurumda değil.”

Aysema'nın kalbi hızlandı.

“Kerem…”

“Sen yalnız kalırken ben İzmir'de oturup beklemeyeceğim.”

Aysema ağladı.

“Beni daha çok zor durumda bırakma.”

Kerem sakinleşti.

“Tamam. Seni zor durumda bırakmayacağım.”

Bir süre sustu.

Sonra:

“Ama ailemle konuşacağım.”

Aysema şaşırdı.

“Ne yapacaksın?”

“Senin ailene geleceğiz.”

Aysema'nın nefesi kesildi.

“Hayır Kerem!”

“Ben senden vazgeçmeyeceğim.”

Zeynep Hanım kapıya baktı.

“Telefonu kapat.”

Aysema son kez fısıldadı.

“Kerem…”

“Buradayım.”

“Seni seviyorum.”

“Ben de seni.”

Telefon kapandı.

Aysema gözyaşlarını silerken Zeynep Hanım telefonu geri aldı.

“Ne yapacak?”

Aysema korkuyla baktı.

“Ailesiyle buraya gelecek.”

Zeynep Hanım'ın gözleri büyüdü.

“Ne?”

“İzmir'den gelecekler.”

Zeynep Hanım derin bir nefes aldı.

“Bu ev bugün daha da karışacak.”

---

İki gün sonra…

Tekinoğlu Konağı'nın büyük demir kapısının önünde siyah bir araç durdu.

Aracın içinden önce Cemal Bey indi.

Ardından Nermin Hanım.

Sonra Kerem.

Cemal Bey konağın yüksek taş duvarlarına baktı.

“Burası mı?”

Kerem başını salladı.

“Evet baba.”

Nermin Hanım oğlunun koluna dokundu.

“Umarım kavga etmeye gelmiyoruz.”

Kerem sakin ama kararlıydı.

“Ben Aysema'yı almaya değil, ailesiyle konuşmaya geldim.”

Cemal Bey başını salladı.

“Doğru olan da bu.”

Kerem derin bir nefes aldı.

Sonra kapıya doğru yürüdü.

Zile bastı.

Kapıyı çalışan kadınlardan biri açtı.

Kadın karşısındaki üç kişiye bakınca şaşırdı.

“Buyurun?”

Cemal Bey sakin bir sesle konuştu.

“Biz Kerem'in ailesiyiz. Aysema'nın ailesiyle görüşmeye geldik.”

Kadının yüzü bir anda değişti.

Çünkü isimleri duymuştu.

“Bir dakika.”

Kapı kapandı.

İçeride haber birkaç saniye içinde yayıldı.

“Kerem gelmiş.”

“Annesi babası da yanında.”

Volkan bunu duyduğu anda ayağa kalktı.

Murat da sandalyesinden kalktı.

Serkan derin bir nefes verdi.

Eren ise şaşkınlıkla kapıya baktı.

Hasan Tekinoğlu ağır ağır ayağa kalktı.

“Gelsinler.”

Kapı yeniden açıldı.

Kerem ve ailesi içeri girdi.

Kerem'in gözleri doğrudan Aysema'yı aradı.

Ama Aysema görünmüyordu.

Volkan birkaç adım öne çıktı.

“Sen.”

Kerem durdu.

“Ben.”

Volkan'ın bakışları sertti.

“Buraya ne için geldin?”

Kerem sakinliğini bozmadı.

“Ayşema için.”

Murat hemen araya girdi.

“Burası onun ailesinin evi. Senin gelip burada hesap sormaya hakkın yok.”

Cemal Bey ilk kez konuştu.

“Biz hesap sormaya gelmedik.”

Nermin Hanım da sakin bir sesle ekledi.

“Çocuklarımız birbirini seviyor. Biz de aile olarak konuşmaya geldik.”

Hasan Tekinoğlu uzun süre onları inceledi.

Sonra eliyle salonu gösterdi.

“Oturun.”

Herkes yerine geçti.

Volkan ise ayakta kaldı.

Kerem de onun karşısında durdu.

İki adamın bakışları çarpıştı.

Ve üst katta…

Aysema odasının kapısının arkasında sessizce ağlıyordu.

Çünkü Kerem gerçekten gelmişti.

Ama aşağıda onu bekleyen şeyin aşk mı…

Yoksa yeni bir savaş mı olduğunu bilmiyordu.

Aşağıdan Volkan'ın sert sesi duyuldu.

“Benim kardeşimi sizden önce biz tanıyoruz.”

Cemal Bey sakin bir şekilde cevap verdi.

“Belki de mesele tam olarak bu.”

Volkan kaşlarını çattı.

Cemal Bey devam etti.

“Bazen insan çok sevdiğini korurken onun yerine yaşamaya başlar.”

Salondaki herkes sustu.

Hasan Tekinoğlu'nun bakışları oğluna döndü.

Ve o anda Aysema'nın hayatındaki en büyük hesaplaşmanın ilk cümlesi söylenmiş oldu.