14. bölüm · Hayatımdaki Narsist
Bölüm 14
Üniversitenin son günüydü.
Kampüsün geniş merdivenlerinde öğrenciler birer ikişer dağılıyor, bazıları birbirlerine sarılıp tatil planlarından bahsediyor, bazılarıysa son kez fotoğraf çekiliyordu.
Aysema fakültenin kapısından çıktığında elindeki dosyaları göğsüne bastırdı.
Bir yıl önce buraya ilk geldiğinde her şey yabancıydı.
Şimdi ise kampüsün her köşesinin bir anısı vardı.
Kerem'le ilk karşılaştıkları merdiven...
Birlikte kahve içtikleri kantin...
Ders çıkışlarında saatlerce oturdukları bahçe...
Aysema'nın yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
“Sonunda bitti!”
Melis arkasından gelip omzuna vurdu.
Aysema dönüp güldü.
“Bitti gerçekten.”
Melis kollarını iki yana açtı.
“Birinci sınıfı atlattık!”
“Şimdi sıra tatilde.”
Melis'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Senin için tatil mi?”
Aysema iç çekti.
“Dalga geçme.”
“Ben dalga geçmiyorum. Sen yarın konağa gidiyorsun.”
Aysema'nın gülümsemesi biraz söndü.
“Biliyorum.”
“Kerem'i de göremeyeceksin.”
Aysema cevap vermedi.
Melis onun yüzüne bakıp yumuşadı.
“Bu gece bizde kal. Salih ve keremi de çağırırız.”
Aysema şaşırdı.
“Ne?”
“Bizde kal. Ev arkadaşlarım bu gece ailelerinin yanına gitti. Ev boş.”
Aysema tereddüt etti.
“Melis kalamam hemde keremler olacak abim falan haber vermeden beni almaya gelirse …”
“Bir gece. Yarın zaten konağa geçeceksin.”
Aysema yine hayır dese de melisin uzun ısrarları sonucu
Sonra istemsizce gülümsedi ve ağzından
“Peki.” çıkmış bulundu.
Melis sevinçle koluna girdi.
“İşte şimdi tatil başladı!”
Akşamüstü birlikte eve gittiler.
Melis'in evi kampüse çok uzak değildi. Üç katlı eski bir apartmanın ikinci katındaydı. Eve girdiklerinde içerisi her zamankinden sessizdi.
Ayakkabılarını çıkarıp salona geçtiler.
Melis çantasını koltuğa attı.
“Bak, bugün bütün gece bizim.”
Aysema gülerek:
“Bütün gece derken?”
“Film, oyun, abur cubur, dedikodu…”
Aysema başını salladı.
“Çocuk gibisin.”
“Sen de çok ciddisin.”
Melis mutfağa geçip dolapları açtı.
“Ne yiyeceğiz?”
“Sen ne bulursan.”
“Çok güzel. Misafirlikte tam istediğim cevap.”
Bir süre sonra masa cips, çikolata, pizza kutuları ve içeceklerle doldu.
Aysema telefonunu masanın üzerine bıraktı.
Ekranda Kerem'in adı görünüyordu.
Melis hemen fark etti.
“Ne zaman geliyor?”
Aysema'nın yüzü kızardı.
“Bilmiyorum.”
“Mesaj attı mı?”
“Birazdan geleceğini söyledi.”
Melis sırıttı.
“Senin şu yüzünün kızarmasına bayılıyorum.”
“Sus.”
Tam o sırada kapı çaldı.
Aysema'nın kalbi bir anda hızlandı.
Melis kahkahayla kapıya koştu.
“Gelmiştir.”
Kapıyı açtığında Kerem elinde küçük bir poşetle duruyordu.
“Geç kaldım mı?”
Melis kenara çekildi.
“Tam zamanında.”
Kerem içeri girdiğinde gözleri hemen Aysema'yı buldu.
Aysema da ona baktı.
Bir yılın bütün özlemi sanki o birkaç saniyede yeniden ortaya çıkmıştı.
Kerem gülümsedi.
“Merhaba.”
Aysema'nın sesi hafifçe titredi.
“Merhaba.”
Melis ikisinin arasındaki sessizliği fark edip araya girdi.
“Tamam, tamam. Romantik bakışma faslını sonra yaparsınız.”
Aysema utandı.
Kerem güldü.
Salih de biraz sonra geldi.
Elinde birkaç film ve oyun vardı.
“Hazır mısınız?”
Melis ellerini çırptı.
“Başlıyoruz!”
Önce oyun oynadılar.
Salonda yere minderler atılmıştı.
Melis sürekli kuralları değiştiriyor, Salih itiraz ediyor, Kerem gülerek ikisini izliyordu.
Aysema da uzun zamandır olmadığı kadar rahat hissediyordu.
Bir ara Melis'in yaptığı saçma bir hamle yüzünden herkes kahkahaya boğuldu.
Aysema gülmekten gözlerinden yaş gelene kadar güldü.
Kerem ona bakıp gülümsedi.
“Uzun zamandır böyle güldüğünü görmemiştim.”
Aysema ona baktı.
“Yanindasin ve biri bizi görecek korkumuz yok.”
“Sen hep böyle gül."
“Sen de hep yanımda ol.”
Kerem'in yüzündeki gülümseme yumuşadı.
Bir süre birbirlerine baktılar.
Melis hemen yastığı Kerem'e fırlattı.
“Kesin şunu! Oyundayız.”
Herkes yeniden güldü.
Gece ilerlediğinde ışıkları kapatıp korku filmi açtılar.
Salon karanlıktı.
Televizyonun ışığı yüzlerine vuruyordu.
Film ilerledikçe Melis birkaç kez bağırdı.
Salih onunla dalga geçti.
“Filmi sen seçtin.”
“Ben korkmuyorum.”
Tam o sırada filmde ani bir ses yükseldi.
Melis çığlık attı.
Aysema da refleksle Kerem'e sokuldu.
Kerem gülmemek için kendini zor tuttu.
“İyi misin?”
Aysema başını salladı.
“Biraz.”
Kerem kolunu onun omzuna koydu.
“Buradayım.”
Aysema onun omzuna yaslandı.
Filmin geri kalanını neredeyse böyle izlediler.
Gece yarısını geçtiğinde Melis esnedi.
“Tamam. Artık uyuyoruz.”
Salih de ayağa kalktı.
“Ben diğer odaya geçerim.”
Melis Kerem'e baktı.
“Sen de burada kal.”
Kerem şaşırdı.
“Ne?”
“Ev zaten boş.”
Aysema hemen:
“Melis saçmalama…”
Melis güldü.
“Ne var? İki kişi aynı yatakta uyuyamaz mı?”
Aysema'nın yüzü kızardı.
“Ben yani olmaz…”
Salih de gülümseyerek araya girdi.
“Abartmayın. Sadece uyuyacaksınız.”
Kerem Aysema'ya baktı.
“İstemiyorsan—”
Aysema başını iki yana salladı.
“Hayır istememek değilde uygun olmaz .”
Melis rahatladı.
“Aysema gerçekten zor bir insansin.”
Bir süre sonra salon sessizleşti. Melis Aysemaya "hadi" der gibi bir bakış attı ve;
Melis ve Salih kendi odalarına çekildi.
Aysema ile Kerem ise misafir odasına geçtiler.
Oda küçüktü.
Tek kişilik yatağın yanında dar bir koltuk vardı.
Aysema yatağın kenarında oturmuş ellerini birbirine kenetlemişti.
Kerem kapının yanında duruyordu.
“İstersen ben koltukta yatarım.”
Aysema başını kaldırdı. Hiç birşey demedi.
Kerem yanına oturdu.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonra Aysema başını onun omzuna koydu.
Kerem kolunu onun etrafına sardı.
“Yarın gidiyorsun.”
Aysema'nın sesi kısıktı.
“Evet.”
“Bütün yaz seni göremeyeceğim.”
“Ben de seni göremeyeceğim.”
Kerem onu biraz daha kendine çekti.
Aysema gözlerini kapattı.
İkisi de birbirlerine sarılmış halde uzun süre öyle kaldılar.
Sonra birbirlerine baktılar.
Aralarındaki mesafe giderek azaldı.
İlk öpücük kısa ve çekingen oldu.
Aysema'nın kalbi o kadar hızlı atıyordu ki Kerem'in bile bunu hissedeceğini düşündü.
Birbirlerinden ayrıldılar.
Aysema nefesini tuttu.
Kerem onun yüzüne baktı.
“İyi misin?”
Aysema başını salladı.
"Bilmiyorum"
Ama ikisi de yeniden birbirlerine yaklaştı.
Bu kez öpüşmeleri daha uzun sürdü.
Aysema'nın elleri titriyordu.
Kerem onu incitmemek için yavaş davranıyordu.
Ama o gece aylardır biriktirdikleri özlem, korku ve sevgi birbirine karışmıştı.
Bir noktadan sonra ikisi de durup düşünmekte zorlandı.
Birbirlerine olan yakınlıkları daha da derinleşti.
Ve sonunda birlikte oldular.
Sonrasında oda sessizdi.
Aysema bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra yüzünü ellerinin arasına kapattı.
Omuzları titremeye başladı.
Kerem hemen doğruldu.
“Aysema?”
Aysema cevap vermedi.
Gözyaşları parmaklarının arasından süzülüyordu.
Kerem'in yüzü değişti.
“Aysema ağlama lütfen ”
Aysema ağlayarak başını salladı.
“Ben… biz ne yaptık kerem?.”
Kerem elini tutmaya çalıştı.
“Aysema…”
“Ben aileme ne diyeceğim?”
Sesi parçalanmıştı.
“Ben kendime onlara bunu nasıl yaptım?”
Kerem'in gözleri doldu.
“Özür dilerim Aysema gerçekten Özür dilerim.”
“Senin suçun değil.” dedi Aysema.
“Ama seni ağlatmak istemedim.”
Aysema gözyaşlarını silmeye çalıştı.
“Ben çok korkuyorum.”
Kerem ona yaklaştı.
“Bak bana.”
Aysema bakmadı. Kerem daha yüksek bir sesle " bana bak "dedi.
Aysema güçlükle gözlerini kaldırdı.
Kerem'in sesi bu kez çok kararlıydı.
“Bu benim için sıradan bir şey değildi.”
Aysema sessizce ağlamaya devam etti.
“Ben seni seviyorum.”
Kerem onun ellerini tuttu.
“Ve seni bu yüzden yarı yolda bırakmayacağım.”
Aysema başını iki yana salladı.
“Ama ailem…”
“Biliyorum.”
“Abilerim, babam volkan abim...”
Kerem bir an sustu.
Sonra ciddi bir sesle:
“Onlardan korkmuyorum.”
Aysema ağlamanın arasında hafifçe
“Seni öldürürler.”diyebildi .
Kerem alnını onun alnına yasladı.
“ Ne olursa olsun seni yalnız bırakmayacağım.”
Aysema gözlerini kapattı ve ;
"Bana söz ver "dedi.
"Bin kere söz "diye cevap verdi kerem.
Aysema tekrar ona sarıldı.
İkisi uzun süre konuşmadan öyle kaldılar.
O gece ikisi de uyumakta zorlandı.
Çünkü artık aralarındaki aşkın geri dönüşü olmayan bir noktaya geldiğini ikisi de biliyordu.
Ve ertesi sabah Aysema Tekinoğlu Konağı'na dönecekti.
Ailesinin karşısına hiçbir şey olmamış gibi çıkacaktı.
Ama artık içinde yalnızca Kerem'in sırrını değil…
Hayatının yönünü değiştirecek başka bir sırrı da taşıyor olabilirdi.
