19. bölüm · Hayatımdaki Narsist

Bölüm 19

Lavinya Stepen

Melis, Aysema'nın yüzünü bir kez daha soğuk suyla yıkadı.

— Yavaş...

Aysema ellerini lavabonun kenarına dayamış, başını öne eğmişti. Nefesi hâlâ düzensizdi.

Melis havluyu alıp yüzünü kuruladı.

— Bana bak.

Aysema güçlükle başını kaldırdı.

Melis'in karşısında gördüğü yüz, birkaç saat önceki Aysema değildi. Gözlerinin altındaki morluklar belirginleşmiş, teninin rengi neredeyse tamamen solmuştu.

— Dün de bayıldın, dedi Melis yumuşakça. Bugün de böyle kusuyorsun. Bir doktora görünmemiz gerekiyor.

Aysema hemen başını iki yana salladı.

— Hayır.

— Aysema...

— Gitmek istemiyorum.

— Neden?

Aysema gözlerini kaçırdı.

— Bilmiyorum.

Melis onun nedenini biliyordu.

Aslında çok iyi biliyordu.

— Önce seni doktora götüreceğim. Sonra ne yapacağımıza birlikte karar vereceğiz.

Aysema dudaklarını birbirine bastırdı.

— Kerem'e ne diyeceğiz?

Melis hiç düşünmeden cevap verdi.

— Ben söyleyeceğim.

Telefonunu eline aldı.

Aysema'nın yüzü gerildi.

— Ne söyleyeceksin?

— Bir yalan.

Aysema şaşkınlıkla baktı.

— Ne yalanı?

Melis hafifçe omuz silkti.

— Benim başım dönüyormuş. Tek başıma doktora gitmeye korkuyormuşum. Sen de benimle geliyormuşsun.

Aysema bir an sustu.

Sonra başını salladı.

— Kerem inanmaz.

— İnanacak.

— Nereden biliyorsun?

Melis'in yüzünde küçük, kararlı bir ifade belirdi.

— Çünkü onun sorgulamasına fırsat vermeyeceğim.

Telefonu çevirdi.

Aysema'nın kalbi hızlandı.

— Melis...

— Korkma.

Melis elini onun omzuna koydu.

— Sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Ben konuşacağım.

Telefon çalmaya başladı.

Birinci çalış.

İkinci.

Üçüncü.

Sonunda açıldı.

— Alo?

Kerem'in sesi geldi.

Melis sesini özellikle sakin tuttu.

— Kerem, benim.

— Ne oldu Melis hayırdır?

— Bir şey yok. Ama senden bir ricam var.

— Söyle.

— Sabah biraz kötü uyandım. Başım dönüyor. Aysema da benimle doktora gelecek.

Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.

— Aysema mı muayne olacak sen mi ?

Melis hiç duraksamadı.

— Ben
Kerem devam etti.
_ Dün bayılan oydu Melis siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Melis direk cevap verdi .
_ Olabilir Kerem bugün de ben kendimi iyi hissetmiyorum.
Kerem;
— Nereye gidiyorsunuz?

Melis beklediği soruyu duymuştu.

— Yakındaki özel hastaneye. Çok ciddi bir şey olduğunu düşünmüyorum ama yalnız gitmek istemedim.

Kerem'in sesi biraz yumuşadı.

— Şimdi mi?

— Evet. Birazdan çıkacağız.

— Ben geleyim.

Aysema'nın yüzündeki bütün renk çekildi.

Melis hemen cevap verdi.

— Senin dersin yok mu?

— Var ama...

— Gerek yok. Zaten çok oyalanmayacağız.

Kerem birkaç saniye sustu.

— Aysema yanımda mı?

Melis, Aysema'ya baktı.

Aysema nefesini tutmuştu.

— Yanımda.

— Ver telefonu.

Melis'in kalbi hızlandı.

Ama sesi değişmedi.

— Şu an lavaboda. Birazdan çıkarız. İstersen yolda konuşursun.

Kerem'in sesi yeniden sertleşecek gibi oldu.

— Tamam. Ama haber verin.

— Veririm.

— Hastaneye gidince de yaz.

— Tamam.

Telefon kapandı.

Melis telefonu yavaşça indirdi.

Aysema birkaç saniye konuşamadı.

— Ne dedi?

— Bir şey demedi.

— Kızmadı mı?

— Hayır.

Melis gülümsedi.

— Bak, sandığın kadar zor değil.

Aysema başını öne eğdi.

— Sonradan soracak.

— O zaman sonra düşünürüz.

Melis çantasını aldı.

— Şimdi önemli olan sensin.

Aysema gözlerini kapattı.

— Çok korkuyorum.

Melis ona sarıldı.

— Biliyorum.

Bu kez Aysema kendini tuttuğu yerden bıraktı.

Başını Melis'in omzuna yasladı.

— Ya gerçekten...

— Şşş.

Melis saçlarını okşadı.

— Daha hiçbir şey bilmiyoruz.

---

Hastanenin girişinden içeri girdiklerinde Aysema'nın adımları yavaşladı.

Beyaz ışıklar.

Dezenfektan kokusu.

Koridorda hızlı yürüyen hemşireler.

Bir köşede bekleyen yaşlı bir çift.

Danışmanın arkasında bilgisayarına bakan görevli...

Her şey fazlasıyla gerçekti.

Aysema bir anda durdu.

— Melis.

— Buradayım.

— Geri dönmek istiyorum.

Melis onun elini tuttu.

— Dönmeyeceğiz.

— Ya sonuç...

— Ne çıkarsa çıksın, yanında olacağım.

Aysema gözlerini kapattı.

Sonra küçük bir adımla ilerledi.

Muayene odasında doktor şikâyetlerini dinledi.

Dünkü bayılmayı, bugünkü kusmayı, baş dönmelerini ve adet gecikmesini tek tek not aldı.

— Son adet tarihinizi hatırlıyor musunuz?

Aysema bir süre düşündü.

— Tam olarak değil.

Doktor başını salladı.

— Sorun değil. Kan testiyle başlayalım. Özellikle beta-hCG değerine bakacağız. Gebelik varsa bu hormon kanda saptanabilir. Sonuca göre ultrasonla gebeliğin rahim içindeki yerleşimini ve gebelik haftasını değerlendireceğiz.

Aysema'nın parmakları birbirine kenetlendi.

Melis elini tuttu.

Kan alındı.

Sonra beklediler.

Dakikalar geçmek bilmiyordu.

Aysema bir ara telefonuna baktı.

Kerem'den mesaj gelmişti.

“Doktora girdiniz mi?”

Aysema mesajı açtı.

Cevap yazmadı.

Melis ekrana baktı.

— Şimdilik hiçbir şey söyleme.

Aysema başını salladı.

Bir süre sonra kapı açıldı.

Doktor içeri girdi.

Elindeki dosyaya baktı.

Sonra Aysema'nın karşısına oturdu.

— Aysema Hanım.

Aysema'nın kalbi hızlandı.

— Evet?

Doktor sakin bir sesle konuştu.

— Kan testiniz pozitif çıktı.

Aysema'nın kaşları hafifçe çatıldı.

— Pozitif...

Doktor başını salladı.

— Beta-hCG seviyeniz gebelikle uyumlu.

Aysema'nın nefesi kesildi.

Melis'in eli onun elinin içinde dondu.

Doktor devam etti.

— Yani gebesiniz.

O kelime odanın içinde çok sessiz söylendi.

Ama Aysema'nın içinde sanki büyük bir şey yıkıldı.

Gebesiniz.

Aysema'nın dudakları titredi.

— Ben...

Bir türlü devam edemedi.

Doktor sesini yumuşattı.

— İlk değerlendirmeye göre gebelik erken dönemde görünüyor. Kesin gebelik haftasını belirlemek için ultrason yapacağız. Ayrıca dünkü bayılma ve bugün yaşadığınız yoğun kusma nedeniyle sıvı kaybı ve diğer nedenleri de değerlendirmek önemli.

Aysema doktoru dinliyordu.

Ama kelimeler birbirine karışıyordu.

Gebelik.

Ultrason.

Hafta.

Sıvı kaybı.

Hiçbiri zihninde yer etmiyordu.

Çünkü artık tek bir şeyi biliyordu.

Hamileydi.

Elini karnının üzerine koydu.

Henüz hiçbir değişiklik yoktu.

Ama artık o karın ona eskisi gibi görünmüyordu.

Gözlerinden yaşlar süzüldü ve odadan çıktılar.

— Melis...

Melis ona sarıldı.

— Buradayım.

Aysema başını onun omzuna gömdü.

— Ben ne yapacağım?

Melis'in de gözleri dolmuştu.

Ama ağlamadı.

Çünkü Aysema'nın yanında güçlü kalması gerektiğini biliyordu.

— Önce nefes alacağız.

Aysema hıçkırarak konuştu.

— Kerem...

Melis'in yüzü bir anda ciddileşti.

— Ona hemen söylemek zorunda değilsin.

Aysema başını kaldırdı.

— Ama öğrenecek.

— Evet.

— Ve...

Sesi titredi.

— Beni bırakmayacak.

Melis onun ne demek istediğini anladı.

Bu cümlede sevinç yoktu.

Aksine korku vardı.

Aysema hamile olduğunu öğrendiği anda bile ilk düşündüğü şey bebeği değil, Kerem'in tepkisiydi.

Melis bunu fark edince Aysema'nın elini daha sıkı tuttu.

— Bak bana.

Aysema baktı.

— Bu haber senin hayatınla ilgili. Kararı verirken korkuyla hareket etmek zorunda değilsin. Hele Kerem'in korkusuyla hiç.

Aysema ağlamaya devam etti.

— Ben çok korkuyorum.

— Biliyorum.

Melis alnını onun alnına yasladı.

— Ama artık tek başına değilsin.

Aysema titriyordu.

Hastaneden çıkmadan önce Aysema telefonu eline aldı.

Kerem arıyordu.

Bir kez.

İki kez.

Üç kez.

Aysema'nın parmağı cevaplama tuşunun üzerinde kaldı.

Melis ona baktı.

— İstersen ben konuşurum.

Aysema başını salladı.

— Hayır.

Telefonu açtı.

— Alo?

Kerem'in sesi hemen geldi.

— Neredesin sen mesaj atıyorum cevap yok , telefon geç açılıyor ne halt ediyosun sen aysema.

Aysema gözlerini kapattı.

— Hastanedeyiz.

— Bu kadar geç dönecek ne oldu ? Nesi var melis'in.

— Önemli bir şey değil.

Kerem kısa bir sessizlikten sonra sordu:

— Sen iyi misin?

Aysema'nın boğazı düğümlendi.

Melis ona baktı.

Aysema cevap vermeden önce birkaç saniye sustu.

— İyiyim.

Kerem'in sesi bu kez daha dikkatliydi.

— Emin misin?

Aysema elini karnının üzerine koydu.

Henüz söylemeye hazır değildi.

— Eminim.

— Sende bir gariplik var sanki .

Aysema gözlerini kapattı.

— Eve dönünce konuşuruz.

Kerem'in sesi sertleşti.

— Aysema...

— Eve dönünce konuşacağız.

İlk kez telefonu o kapattı.

Ekran karardığında uzun süre ona baktı.

Melis yanına geldi.

— İyi misin?

Aysema derin bir nefes aldı.

Sonra çok kısık bir sesle söyledi:

— Hayır.

Elini yeniden karnına koydu.

— Ama artık neden korktuğumu biliyorum.