23. bölüm · Hayatımdaki Narsist
Bölüm 23
Ders bittiğinde üniversitenin koridorları yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı.
Günün son dersinden çıkan öğrenciler ellerindeki kitaplarla merdivenlere yöneliyor, bazıları kantine uğramak için koridorlarda oyalanıyordu. Akşam güneşi geniş pencerelerden içeri vuruyor, camların ardından görünen gökyüzü turuncudan mora doğru dönüyordu.
Aysema çantasını omzuna taktı.
Bütün gün kendisini taşıyan gücün artık tükendiğini hissediyordu.
Sabahki kahvaltıdan sonra biraz toparlanmış gibi olmuştu ama saatler ilerledikçe bedenindeki ağırlık yeniden çökmüştü. Başının içinde hafif bir uğultu vardı. Midesi zaman zaman bulanıyor, göğsünün ortasında anlamsız bir sıkışma oluşuyordu.
Tam çıkışa doğru yürürken telefonu titredi.
Ekrana baktı.
Murat Abim— Görüntülü arama.
Aysema olduğu yerde kaldı.
Parmakları soğudu.
— Kim? diye sordu Melis.
Aysema telefonu ona gösterdi.
Melis'in yüzü hemen ciddileşti.
— Aç.
— Annem mi söyledi acaba?
— Belki.
— Ya anladıysa?
Melis onun elini tuttu.
— Önce açalım. Sonrasına bakarız.
Salih de yanlarına geldi.
— Biz biraz kenara çekilelim. Rahat konuş.
Kerem telefon ekranına baktı.
— Aç.
Aysema derin bir nefes aldı.
Saçlarını düzeltti.
Yüzüne ellerini sürdü.
Sonra aramayı kabul etti.
Ekranda Murat'ın yüzü belirdi.
Arkasında konağın salonu görünüyordu.
Murat yalnız değildi.
Volkan, Serkan ve Eren de yanındaydı.
Aysema'nın kalbi bir anda hızlandı.
— Murat abi...
Murat onu görünce kaşlarını çattı.
— Kızım.
Volkan hemen yaklaştı.
— Aysema, annem seni kötü görmüş bizi de endişelendirdi.
Aysema zoraki bir gülümseme yaptı.
— Neyim var ki? Annem işte abartıyor abi.
Serkan:
— Bembeyazsın ama
Eren de ekrana doğru eğildi.
— Gözlerinin altına bak. Çökmüş resmen.
Aysema'nın bakışları kaçtı.
— Biraz yorgunum sabah annemle babamada söyledim, sınavlar yoğun derslerimi yetiştiremiyorum uyku saatlerim şaştı o yüzdendir.
Murat:
— Annem söyledi zaten.
Aysema'nın kalbi sıkıştı.
— Ne söyledi kim bilir .
Murat telefonu biraz kendisine doğru çekti.
— Seni bugün görmüş. Yüzünün solgun olduğunu, gözlerinin altlarının çöktüğünü söyledi. Hep hazır yediğin için oluyormuş böyle dedi gülümseyerek.
Volkan araya girdi.
— Bir de son zamanlarda sürekli ders çalışıyormuşsun.
Aysema başını salladı.
— Sınavlar var. Evet biraz hazır yemek yemeyi bırakmam lazım .
Serkan:
— Sınav var diye insan kendini bu hâle getirir mi ya.
Aysema cevap vermedi.
Tam o sırada annesinin sesi uzaktan duyuldu.
— Ver bana telefonu.
Murat telefonu annesine uzattı.
Aysema annesini ekranda görünce yutkundu.
— Kızım...
Aysema hafifçe gülümsedi.
— Anne.
Annesi birkaç saniye hiçbir şey söylemeden kızının yüzüne baktı
—Hafta sonu konağa geliyorsun. Biraz dinlen ye iç toparlan .
— Anne sınavlarım var dedim ya size ne konağa gelmesi.
— itiraz istemiyorum
Aysema sustu.
Annesi başını iki yana salladı.
— itiraz kabul etmiyorum.
Kızım, böyle hastalanacaksın.
— Hastalanmam anne.
— Nereden biliyorsun?
— İyiyim.
Annesi iç çekti.
— Sen çocukken de böyleydin. Bir yerin ağrır, “iyiyim” dersin. Yüzün bembeyaz olur, “iyiyim” dersin.
Aysema'nın gözleri doldu.
Annesi devam etti:
— Dediğim gibi konağa geliyorsun.
Aysema'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Anne...
— Gel kızım.
— Sınavlarım var.
— İki gün.
— Ama...
— İki gün ders çalışmazsan dünya yıkılmaz.
Annesinin sesi bu kez yumuşadı.
— Gel. Anne yemekleri ye. Biraz dinlen. Seni gözümün önünde göreyim.
Aysema'nın boğazı düğümlendi.
— Anne, gerçekten iyiyim.
— Ben senin iyiliğini yüzünden anlayamıyor muyum?
Aysema cevap veremedi.
Annesi telefonu Murat'a uzattı.
Murat:
— Annemin gönlü olsun. Hafta sonu seni almaya gelirler.
Aysema'nın kalbi hızlandı.
— Hepiniz mi?
Volkan güldü.
— Dördümüz birden gelirsek arabaya sığmazsın.
Serkan:
— Ben gelirim.
Eren:
— Ben de gelirim.
Murat:
— İki gün kalırsın. Sonra yine İzmir'e dönersin.
Aysema dudaklarını birbirine bastırdı.
— Tamam.
— Söz mü?
Annesi tekrar ekrana yaklaştı.
— Bak, hafta sonu sana sevdiğin yemeklerden yapacağım.
Aysema'nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
— Tamam anne.
— Biraz kilo almış göreyim seni.
Aysema hafifçe güldü.
— Tamam.
— Kendine dikkat et.
— Ederim.
Telefon kapandı.
Ekran karardı.
Aysema birkaç saniye boyunca telefonuna baktı.
Sanki kapatılan telefonla birlikte konağın bütün ağırlığı yeniden omuzlarına binmişti.
Melis yavaşça yanına geldi.
— Aysema...
Aysema gözlerini sildi.
— Onlara nasıl yapabildim ben bunu ...
Melis ona sarıldı.
— Olan oldu . Senin hayatın kimseyle bişey yapmadın sen .
Salih de yanlarına geldi.
— İki gün mü kalacaksın .
Aysema başını salladı.
— Evet.
Tam o sırada Kerem konuştu.
Sesi sakindi.
Ama cümlesi değildi.
— Gitmeyeceksin.
Aysema yavaşça ona döndü.
— Ne?
Kerem ona baktı.
— Hafta sonu gitmeyeceksin.
Aysema birkaç saniye anlam veremedi.
— Nasıl gitmeyeceğim?
— Gitmeyeceksin işte.
— Kerem...
— İki gün de olsa benden uzaklaşmanızı istemiyorum.
Aysema'nın kaşları çatıldı.
— Ama ailem.
Aysema'nın sesi titredi.
— Ne diyeceğim ben onlara .
— Gitmeyeceğini söyle.
— Nasıl?
Kerem omuzlarını hafifçe kaldırdı.
— Bir bahane buluruz.
Aysema'nın yüzündeki ifade değişti.
— Ne bahanesi?
— Ne bileyim. Üniversite gezisi var dersin. Sınavım var dersin.
Aysema başını iki yana salladı.
— Zaten hasta olduğumu düşünüyorlar. Tamam dedikden sonra geri vazgeçmem şüphelelendirir.
— O zaman başka bir şey söyle.
— Kerem...
— Ne?
Aysema'nın sesi yükselmedi.
Ama ilk kez netleşti.
— Sen içinde bulunduğumuz durumum farkındamısın Kerem . Zaten kocaman bir sır saklıyorum onlardan zaten onlara yakışan bir evlat ,kardeş olamadım , üstüne bide saçma spaan küçük yalanlarla kandıramam.
Kerem'in bakışları sertleşti.
— Şimdi mi geldi aklın başına hayırdır . Kandıracaksın gerekirse.
Aysema'nın içindeki bir şey o anda koptu.
Belki günlerdir biriken bütün cümleler, bütün korkular, bütün suskunluklar aynı anda boğazına yükseldi.
— Hayır kandirmayacağım.
Kerem öfkeyle bir iki adım yaklaştı aysema'ya.
_O zaman bu kadar cesursan olanı biteni anlatacaksın dedi ve kolunu sertçe tuttu Aysema'nın ve bağırarak devam etti ;
_ Ara hadi abilerini.
Aysema ilk kez gözlerini kaçırmadı.
— Kerem.
Melis ve Salih birbirlerine baktılar.
Yanlarına yaklaşıp sakin olun artık eve gidelim orada konuşun dediler.
Kerem'in yüzü gerildi.
Aysema'nın sesi titriyordu ama geri çekilmiyordu.
— Benim ailem.
Bir adım geri attı.
— Benim kararım.
Kerem'in gözleri sertleşti.
Aysema bunu gördü.
Bir an korktu.
Ama bu kez korkusuna rağmen konuşmaya devam etti.
— Sen benim yerime karar veremezsin.
Kerem hiçbir şey söylemedi.
Sadece baktı.
O bakış Aysema'nın bütün cesaretini bir anlığına sarsmaya yetti.
Melis hemen yanına geldi.
Aysema'nın koluna hafifçe dokundu.
Salih de sakin bir sesle:
— Tamam. Şimdi tartışmayalım.
Kerem gözlerini Aysema'dan ayırmadan konuştu.
— Karnındaki çocuk benim . Ona birşey olursa seni abinlere bırakmam ben ...
Aysema'nın gözleri doldu , yutkundu.
Qq
Sessizlik.
Üniversitenin çıkış kapısından öğrenciler hâlâ gelip geçiyordu.
Dışarıda araçların sesi duyuluyor, akşamın serin havası açık kapıdan içeri giriyordu.
Dört kişi aynı yerde duruyordu.
Ama Aysema ilk kez kendi cümlesinin içinde yalnız değildi.
Çünkü söylediği şey çok basitti.
Ama hayatında ilk kez bu kadar ağırdı:
“Benim hayatım.”
Ve bu kez, o cümlenin arkasında durmaya çalışacaktı.
