20. bölüm · Hayatımdaki Narsist

Bölüm 20

Lavinya Stepen

Gün boyunca o cümle Aysema'nın zihninde dönüp durmuştu.

Kerem'e söyleyecek miyim?

Ama bu sorunun arkasında başka bir soru daha vardı.

Söylersem ne olacak?

Aysema bunu düşündükçe göğsünün ortasında ağır bir taş büyüyordu.

Kerem'in tepkisinden korkuyordu.

Ama yalnızca Kerem'den değildi korkusu.

Babası...

Abileri...

Özellikle de yıllardır evin içinde varlığını hissettiği o sert otorite...

Onların öğreneceği günün nasıl olacağını düşünmek bile nefesini kesiyordu.

Kendi ailesini tanıyordu.

Bir şeyin yanlış olduğunu düşündüklerinde nasıl baktıklarını biliyordu.

Babası bir kez sustuğunda, o sessizliğin bazen bağırmaktan daha ağır olduğunu biliyordu.

Abilerinin öfkeli bir bakışı bile yıllardır üzerinde görünmez bir sınır oluşturmuştu.

Ve şimdi o sınırın çok ötesine geçmişti.

Üstelik artık yalnızca kendi hayatıyla ilgili bir sır değildi bu.

Karnında taşıdığı bir hayat vardı.

Aysema sabah hastaneden döndüğünden beri bunu düşünüyordu.

Ya babam öğrenirse?

Ardından başka bir düşünce geliyordu.

Ya abilerim öğrenirse?

Sonra daha kötüsü:

Ya Kerem'in söyledikleri gerçek olursa ve ailem onunla birlikte olduğumu da öğrenirse?

O zaman bunun yalnızca bir hamilelik haberi olmayacağını biliyordu.

Ailesinin gözünde yıllardır korunan bütün sınırlar yıkılacaktı.

Aysema'nın gözleri doldu.

— Ben korkuyorum, dedi.

Melis karşısındaki koltukta oturuyordu.

— Biliyorum.

— Kerem'den korkuyorum.

Melis başını salladı.

— Biliyorum.

Aysema'nın sesi daha da kısıldı.

— Ama babamdan da korkuyorum.

Melis sustu.

Aysema devam etti.

— Abilerimden de. Korku bedenimi ele geçirdi sanki oto kontrolü mü kaybettim.

Parmaklarını birbirine geçirdi.

— Onların bunu öğrendiği günü düşünemiyorum.

— Aysema...

— Ne yaparlar bilmiyorum.

— Önce öğrenmelerine izin vermeyeceğiz.

Aysema acı acı gülümsedi.

— Sonsuza kadar saklayamam ki.

Melis cevap vermedi.

Çünkü bu konuda Aysema haklıydı.

Bir süre sonra Salih geldi.

Melis ona her şeyi anlattığında Salih'in yüzündeki şaşkınlık kısa sürdü.

Asıl endişesi Aysema'nın yüzüne baktığında ortaya çıktı.

— Kerem biliyor mu?

— Hayır.

— Ailen?

Aysema hemen başını salladı.

— Hayır.

Salih birkaç saniye sustu.

— Hangisinden daha çok korkuyorsun?

Aysema'nın gözleri doldu.

— İkisinden de.

Salih'in yüzü ciddileşti.

Aysema ilk kez yüksek sesle söylemeye cesaret etti:

— Kerem beni bırakmazsa ne olacak bilmiyorum.

Bir an durdu.

— Ama ailem öğrenirse de ne olacağını bilmiyorum.

Sesi titredi.

— Ben iki tarafın arasında kaldım.

Salih başını salladı.

— O yüzden bugün vereceğin kararın korkuyla verilmemesi gerekiyor.

Aysema ona baktı.

— Peki ne yapacağım?

— Önce Kerem'e söyleyeceksin.

Aysema'nın yüzü gerildi.

Salih devam etti.

— Çünkü bu gerçeği başka birinden öğrenmesi daha büyük bir sorun yaratabilir.

Melis de başını salladı.

— Ben de böyle düşünüyorum.

Aysema uzun süre düşündü.

Sonunda:

— Tamam.

Telefonunu eline aldı.

— Söyleyeceğim.

---

Akşam olduğunda Melis'in evinde hava ağırlaşmıştı.

Salih salonda oturuyor, Melis mutfakta sessizce çay hazırlıyordu.

Aysema pencerenin önündeydi.

Telefonu avucunun içindeydi.

Bir süre dışarıdaki ışıklara baktı.

İzmir'de insanlar akşamlarını yaşıyordu.

Birileri yemek yiyordu.

Birileri eve yetişmeye çalışıyordu.

Bir çocuk babasının elini tutarak kaldırımda yürüyordu.

Aysema'nın gözleri doldu.

Kendi babasını düşündü.

Küçüklüğünde elinden tuttuğu günleri.

Sonra abilerini düşündü.

Onların korumacı tavırlarını.

Bazen boğucu gelen ama kendince bir sınır çizen o kardeşlik hâlini.

Şimdi hepsinin karşısında nasıl duracağını bilmiyordu.

“Hamileyim.”

Bu iki kelimeyi babasının karşısında söylemek...

Aysema'nın midesini yeniden bulandırdı.

Ama artık geri dönüş yoktu.

Kerem'e söylemesi gerekiyordu.

Arama tuşuna bastı.

Telefon çaldı.

— Alo?

Kerem'in sesi geldi.

Aysema derin bir nefes aldı.

— Kerem...

— efendim

— Bugün doktora gittim.

Kerem'in sesi değişti.

— doktora gittim derken. Melis değil sen muayne oldun degil mi ?

Aysema birkaç saniye sustu.

— Evet dün bayıldım. Bu sabah da kustum.

— Peki niye yalan söyledin aysema . Ben doktora gidiyorum desen de gidebilirdin.

— Evet ama önce emin olmak istedim .

— Neyden emin olmak istedin. Aysema ne oluyor ne dedi doktor çıldırtma adamı anlat.

Aysema gözlerini kapattı.

— Hamileyim.

Sessizlik.

Kerem birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

— Ne... Ne dedin sen ?

— Hamileyim.

Kerem derin bir nefes aldı.

— Aysema emin misin ? Nasıl yani ya .

— Kan testi pozitif çıktı.

Yine sessizlik.

Sonra Kerem'in sesi şaşırtıcı biçimde yumuşadı.

— Çocuğumuz mu olacak şimdi . Baba mı oluyorum ben ?

Aysema'nın gözlerinden yaş süzüldü.

— Evet.

— Aysema ... Ne dedi doktor, nasıl bebek, neden bana daha önce söylemedin?

— Çünkü korktum.

Kerem hemen sordu:

— Yeter ama artık korktum, korktum, korktum. Ben seni aevmekten korumaktan başka ne yaptım sana.
Keremin sesi sertleşmiş ve yükselmişti.

Aysema sustu.

— Birdaha benden bişey saklamayacaksın özellikle bana aid birşeyi duydun mu ?

— Duydum...

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonra Kerem:

— Peki ailen?

Aysema'nın kalbi bir anda sıkıştı.

— Onlar tabi ki bilmiyor.

— Öğrenirlerse ne olacak biliyorsun. Seni de beni de yaşatmazlar ama artık işin içinde çocuğum var sana ve ona kimsenin zarar vermesine izin vermem.

Aysema'nın nefesi kesildi.

Kerem artık daha da ürkütücü olacaktı.
Aslında kerem Aysemayı onun doğup büyüdüğü kültürü biliyordu.

Aysema'nın neden yıllardır bu kadar dikkatli yaşadığını.
Kerem'in sesi sakindi. Ve devam etti .

— Babanın ne düşüneceğini de biliyorsun, abilerinin ne yapacağını da.

Aysema'nın gözleri doldu.

— Lütfen...

— Ben sana gerçeği söylüyorum.

— Onları bana karşı kullanma.

— Kullanmıyorum olacakları söylüyorum sana.

Kerem'in sesi yumuşadı.

— Seni korumaya çalışıyorum.

Aysema gözlerini kapattı.

İşte yine aynı cümle.

Koruyorum.

Kerem'in ağzından çıktığında korumak ile kontrol etmek arasındaki sınır yine kayboluyordu.

— Beni ailemden mi koruyorsun dedi Aysema.

Kerem sustu.
Sesi titredi Aysema'nın ve devam etti.

— Onlar öğrenirse hayatımın ne hâle geleceğini biliyorum . Senin hayatınında ama Beni önce kendinden koru .

Kerem'in sesi buz kesti ve bağırmaya başladı .

— seni öldürecek olan çocuğunu ve babasını öldürecek olan ben değilim o sığ görüşlü ailen . Ben sadece sevdim seni ilk koynuna girdiginde benmi zorladım seni , ikimizde istedik karı koca olduk senle şimdi suçlu benmiyim ? Seni seven korumaya çalışan benken bana kendinden koru mu diyorsun sen ?

Aysema'nın kaşları çatıldı. Korktu ,yutkundu. Kerem öfkesi telefondan fırılayacak gibiydi. Zoraki cevap verdi kereme ürkek sesle.

— Kerem sakin ol . Ben öyle demek ...
Kerem dinlemedi bile.

—" Sen ne olsun istiyorsun" şöyle bakalım dedi aynı öfkeyle .

Aysema'nın içine tuhaf bir ağırlık çöktü. Cesaretini topladı ve ;
_Kürtaj olmak istiyorum böylece ailem öğrenmez ve zamanla seni kabul ettirebiliriz belki .
Kerem çıldırdı sesi yelefindan çıkıyor Salih ve Melis bağırmasını duyuyordu artık .

— Sen benim çocuğumu mu öldürmek istiyorsun. Sen ne dediginin farkındamısın. O çocuk sadece senin değil anladın mı sende oda benimsiniz ve çocuğum doğacak anladın mı?
Diye bağırdı.
Salih kalktı aysema'dan telefonu aldı ve kerem sakin ol kardeşim bunları sakince yüzyüze konuşursunuz. Bak kız hamile stres yaşamaması lazım dedi .
Kerem kısa bir sessizlikten sonra:

— "Tamam geliyorum oraya" dedi.

— Salih" tamam" dedi telefonu kapattılar.
Kerem 'in hali Aysema'yı sakinleştirmediği gibi ...
Tam tersine, daha önce yaşadığı her şeyi hatırlattı.

Emir.

Kolu.

Tehditleri.

Telefonları.

Sorgulamaları.

Korkuları.

Aysema Keremle aile mi olacaktı?

Aile.

Onun için aile, babasının sessiz bakışlarıydı.

Abilerinin korumacı ama sert tavırlarıydı.

Konağın ağır kapılarıydı.

Söylenmeyen kurallardı.

Ve şimdi Kerem de aynı kelimeyi kullanıyordu.

Aysema ilk kez bunun ne kadar ürkütücü olduğunu fark etti.

İki tarafta da kendisini sahiplenmek isteyen insanlar vardı.

Ama ortada kendisi vardı.

Ve karnında henüz kimsenin bilmediği küçücük bir hayat.
Melis yanına geldi.

— Sen ona bakma bir yolunu bulacağız.

Aysema gözlerini kaldırdı.

— Ailemin öğrenmesinden korktuğumu anladı ve onların yapacaklarını bildiği için bana yükleniyor . Dedi

— "Melis tamam bırak şimdi onu bir duş al dinlen biraz" dedi.
Salih uzaktan izliyordu.

Aysema elini karnına koydu . Gözlerini kapattı.

Çünkü artık korkusunun iki ayrı yüzü vardı.

Bir tarafta Kerem.

Diğer tarafta babası ve abileri.

Ve Aysema, hayatında ilk kez ikisinin arasında ezilmeden kendi tarafını bulması gerektiğini hissediyordu.

Henüz nasıl yapacağını bilmiyordu.

Ama artık biliyordu ki...

Kendi hayatını kurtarmak için önce kendi hayatının sahibi olduğunu hatırlaması gerekiyordu.