1. bölüm · Hayatımdaki Narsist

Bölüm 1

Lavinya Stepen

Tekinoğlu Konağı sabah ezanıyla birlikte uyanırdı.

Daha güneş doğmadan avluda çalışan kadınların ayak sesleri duyulmaya başlar, mutfaktan gelen tereyağı ve sıcak ekmek kokusu bütün konağı sarardı. İki katlı büyük taş ev yıllardır aynı düzenle yaşayan kalabalık bir aileye aitti.

Avlunun ortasında büyük bir dut ağacı vardı. Altına dizilmiş sedirler yaz akşamları dolup taşardı. Konağın üst katındaki uzun balkon bütün avluya bakıyordu. Demir işlemeli korkulukların arkasından bazen yalnızca Aysema’nın sessizliği görünürdü.

Mutfak sabahın erken saatlerinde bile hareketliydi.

Çalışan kadınlardan biri çayı dolduruyor, diğeri sıcak bazlamaları sofraya taşıyordu. Büyük yenge menemen yapıyor, küçük yenge çocukların peşinde koşturuyordu.

Aysema’nın annesi Emine Hanım ise her zamanki gibi mutfağın ortasında duruyor, herkesin eksiğini tamamlıyordu.

“Ayşema indi mi?” diye sordu Murat’ın eşi.

Emine Hanım iç çekti.

“Gece hiç uyumadı kız.”

Küçük yenge sessizce güldü.

“Heyecandandır anne.”

Emine Hanım cevap vermedi.

Çünkü bugün sadece üniversite sonuçları açıklanmayacaktı.

Bugün o evin dengesi de değişebilirdi.

Üst katta Aysema yatağında doğrulmuş, tavana boş gözlerle bakıyordu. Telefon komodinin üstünde duruyordu.

Üniversite sonuçlarının açıklanmasına dakikalar kalmıştı.

Kalbi sıkışıyordu.

Çünkü o evde bir kızın hayal kurması bile mesele olabilirdi.

“Ayşema!”

Annesinin sesi koridorda yankılandı.

“Kızım kahvaltıya gel, baban seni soruyor.”

“Geliyorum anne…”

Aysema aynanın karşısına geçti. Uzun koyu saçlarını düzeltirken ellerinin titrediğini fark etti.

Dün gece sabaha kadar dua etmişti.

Kazansın diye değil…

Gitmesine izin versinler diye.

Aşağı indiğinde uzun yemek masası çoktan dolmuştu.

Murat abi gazeteye bakıyordu. Serkan sessizce çay içiyor, Volkan telefonda biriyle sert sert konuşuyordu. Eren ise küçük yeğenini omzunda gezdiriyordu.

Aysema Volkan’ı görünce istemsizce yavaşladı.

Küçüklüğünden beri bütün abilerinden çekinirdi ama Volkan başka bir şeydi.

Onun siniri yalnızca sesiyle bile insanın içini titretebilirdi.

Aysema Volkan’ın bakışlarından bile korkardı.

Hasan Tekinoğlu masanın başında oturuyordu. Aysema içeri girince sert yüzü yumuşadı.

“Gel bakalım güzel kızım.”

Aysema hafifçe gülümsedi.

Babası ona böyle baktığında içindeki korku biraz azalırdı.

Tam yerine oturmuştu ki Volkan telefonu masaya bıraktı.

“Bugün açıklanıyor değil mi?”
Volkan’ın sesi duyulduğu anda sofradaki hava değişirdi.

Çalışan kadınlar bile onun yanında daha sessiz hareket ederdi. Küçük çocuklar ağlıyorsa susar, yengeleri göz göze gelmemeye çalışırdı.

Aysema ise küçüklüğünden beri Volkan’dan korkardı.

Diğer abileri kızsa da bir şekilde yumuşardı ama Volkan’ın öfkesi başka bir şeydi. Sertti. Keskin bakışlıydı. İnsan onun ne düşüneceğini anlayamazdı.

Aysema küçükken bir gün yanlışlıkla Volkan’ın odasına girip dosyalarını düşürmüştü. Volkan sadece sert bir şekilde adını söylemişti.

Ama Aysema korkudan bütün gece ağlamıştı.

O günden sonra Volkan’ın gölgesinden bile çekinir olmuştu.

Şimdi de abisinin bakışları üstüne çevrilince elleri buz kesti.

“Bugün açıklanıyor değil mi?”

Aysema sessizce başını salladı.

Volkan gözlerini birkaç saniye üstünde tuttu.

“O kadar şehir içi üniversite varken gidip başka yer yazmadın umarım.”

Aysema’nın boğazı düğümlendi.

Cevap veremedi.

Çünkü yalan söylemeyi beceremezdi.

Serkan çayından bir yudum aldı.

“Yakın yer iyidir. Kız kısmının ailesinden uzak kalmasına gerek yok.”

Aysema başını eğdi.

İçindeki heyecan yavaş yavaş korkuya dönüşüyordu.

Telefonu avucunun içinde titrediğinde kalbi yerinden çıkacak gibi oldu.

Ekrana baktı.

Kazandınız.

Nefesi kesildi.

Parmakları titreyerek ekrana dokundu.

İzmir.

Aysema’nın gözleri büyüdü.

Tam o anda Volkan elindeki çay bardağını masaya sertçe bıraktı.

“İzmir mi?”

Aysema korkuyla irkildi.

Volkan ayağa kalkınca sandalye taş zeminde sert bir ses çıkardı.

“Sen kafayı mı yedin?”

Aysema’nın gözleri anında doldu.

“Abi ben”

“Sus!”

Aysema bir anda sustu.

Kalbi deli gibi atıyordu.

Volkan sinirlendiğinde ona bakmaya bile korkardı.

“Tek başına başka şehre gidemezsin sen.”

Annesi hemen araya girdi.

“Volkan sakin konuş oğlum.”

“Ana sen karışma!”

Emine Hanım sustu.

Avluda ağır bir sessizlik oluştu.

Hasan Tekinoğlu hâlâ konuşmuyordu.

Ve onun susması Aysema’nın korkusunu daha da büyütüyordu.
Aysema nefes almakta zorlanıyordu.

Volkan’ın öfkesi büyüdükçe çocukluğundan beri içine yerleşen korku da büyüyordu.

Küçükken ne zaman yüksek ses duysa odasına kaçardı Aysema. Çünkü Volkan kızdığında evin duvarları bile gerilirdi sanki.

Şimdi de aynı hissi yaşıyordu.

Volkan sert adımlarla masanın etrafından dolaşıp Aysema’nın karşısında durdu.

“İzmir ne demek biliyor musun sen?”

Aysema başını kaldırmaya bile cesaret edemedi.

Parmaklarını dizlerinin üstünde sıktı.

“Ben sadece okumak istedim…”

Sesi o kadar kısıktı ki neredeyse duyulmadı.

Volkan sinirle güldü.

“Burda üniversite yok mu?”

“Ama benim bölümüm—”

“Cevap verme bana!”

Aysema korkuyla sustu.

Gözleri dolmuştu artık.

Murat gazeteyi masaya bıraktı.

“Volkan haklı.”

Aysema’nın kalbi biraz daha sıkıştı.

Murat abi genelde sakin olurdu. O konuşunca herkes susardı.

“Başka şehir kolay iş değil Aysema.” dedi ciddi bir sesle. “Sen tek başına yaşayamazsın.”

Serkan da çenesini sıkarak konuştu.

“Orda başına bir şey gelse kim yetişecek sana?”

Aysema gözlerini yere indirdi.

Kimse onun ne istediğini sormuyordu.

Herkes sadece korkuyordu.

Volkan öfkeyle devam etti.

“Biz seni bugüne kadar boşuna mı koruduk?”

Eren derin bir nefes verdi.

“Tamam da bağırıp korkutmanın anlamı yok.”

Volkan sertçe kardeşine döndü.

“Sen de mi destekliyorsun bunu?”

Eren birkaç saniye sustu.

Sonra Aysema’ya baktı.

Bakışları diğerleri kadar sert değildi.

“Aysema daha çocuk.” dedi sessizce. “Tek başına zorlanır.”

Aysema’nın içi kırıldı.

Eren bile tam yanında durmuyordu.

Hasan Tekinoğlu hâlâ sessizdi.

Ve onun susması sofradaki herkesi daha çok geriyordu.

Aysema sonunda cesaretini toplayıp babasına baktı.

“Baba…”

Sesi titriyordu.

“Ben size yanlış yapmam.”

Hasan Tekinoğlu derin bir nefes aldı.

Gözleri kızının yüzünde kaldı.

Belki de ilk kez onu büyümüş görüyordu.

Ama bu düşünce bile canını yakıyordu.

Volkan sertçe masaya vurdu.

“Ben göndermiyorum!”

Aysema korkuyla irkildi.

Volkan’ın sesi avluda yankılanırken çalışan kadınlar bile hareket etmeyi bırakmıştı.

“Bu konu burada kapanacak.”

Aysema’nın gözlerinden yaş süzüldü.

Ama ilk kez içinde küçücük bir şey direniyordu.

Gitmek istiyordu.

Hem de her şeyden çok.
Hasan Tekinoğlu elindeki çay bardağını yavaşça masaya bıraktı.

O an sofradaki herkes sustu.

Çünkü evde son sözü Hasan Tekinoğlu söylerdi.

Adam ağır bakışlarını kızına çevirdi.

“Aysema…”

Aysema korkuyla başını kaldırdı.

Babası birkaç saniye boyunca gözlerinin içine baktı.

“Gitmek istiyor musun gerçekten?”

Aysema’nın kalbi sıkıştı.

Tam konuşacakken gözleri istemsizce abilerine kaydı.

Önce Murat’a baktı.

Sonra Serkan’a…

Ama Volkan’a baktığı an nefesi boğazında düğümlendi.

Volkan sert bakışlarla ona bakıyordu.

Çenesi sıkılıydı.

Öfkesi yüzünden okunuyordu.

Aysema’nın içindeki bütün cesaret bir anda yok oldu.

Parmakları titremeye başladı.

Küçüklüğünden beri Volkan’ın öfkesi onun en büyük korkusuydu.

Volkan kızınca Aysema kendini küçücük hissederdi.

Şimdi de aynı olmuştu.

Başını yavaşça eğdi.

Sesi çıkmadı.

Konuşamadı.

Hasan Tekinoğlu kızının korkusunu fark etti.

Bakışları kısa bir an Volkan’a kaydı.

Sonra yeniden Aysema’ya döndü.

Adam kızının sessizliğinin cevabını anlamıştı.

Gitmek istiyordu.

Ama abilerinden korkuyordu.

Avludaki sessizlik daha da ağırlaştı.

Volkan sert bir nefes verdi.

“Baba bu daha çocuk.”

Murat da ciddi bir sesle konuştu.

“Başka şehir bize göre değil.”

Serkan başını salladı.

“Millet ne der sonra?”

Aysema gözlerini sıkıca kapattı.

Sanki herkes onun yerine karar veriyordu.

Ve o, kendi hayatı hakkında tek kelime bile söyleyemiyordu.
Aysema’nın gözlerinden yaşlar süzülürken bir anda ayağa kalktı.

Herkes şaşkınlıkla ona baktı.

Titriyordu.

Korkudan mı öfkeden mi kendisi bile bilmiyordu artık.

Volkan kaşlarını çattı.

“Ayşema otur yerine.”

Aysema ilk kez abisinin gözlerinin içine baktı.

“Gitmek istiyorum…” dedi titreyen bir sesle. “Abi ben okumak istiyorum.”

Bir anda avlunun havası değişti.

Volkan’ın yüzü karardı.

Aysema o bakışı görünce korkudan nefesi kesildi ama bu kez geri adım atamadı.

“Abi ne olur…”

Volkan sert adımlarla ona yaklaştı.

“Sen bana karşı mı geliyorsun şimdi?”

Aysema korkuyla geri çekildi.

“Ben sadece—”

ŞAK!

Tokadın sesi avluda yankılandı.

Aysema’nın başı yana savruldu.

Bir an boyunca herkes donup kaldı.

Emine Hanım çığlık attı.

“Volkan!”

Aysema korkuyla yüzünü tuttu.

Gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı.

Volkan çıldırmış gibiydi.

“Senin benim karşıma dikilecek cesaretin mi var!”

Tam yeniden üstüne yürürken Murat hızla ayağa kalktı.

“Volkan yeter!”

Serkan kolundan tuttu.

“Bırak kızı!”

Ama Volkan’ın öfkesi dinmiyordu.

“Kafasına kim soktu bunu ha?!”

Eren hızla Aysema’nın önüne geçti.

“Abi sakin ol!”

Aysema korkudan titriyordu.

Nefesi kesiliyor gibiydi.

Volkan hâlâ bağırıyordu.

“Ben hayattayken o kız başka şehre gidemez!”

Hasan Tekinoğlu sertçe ayağa kalktı.

“VOLKAN!”

Bu kez konağın duvarları bile sessizleşti.

Volkan öfkeyle nefes alıp verdi ama sonunda sustu.

Aysema ağlayarak geri çekildi.

Yanakları yanıyordu.

Ama canını en çok acıtan şey tokat değildi.

Volkan’ın gözlerinde ilk kez gerçekten korkutucu bir şey görmüştü.
Aysema ağlayarak yüzünü tutarken Volkan hâlâ öfkeyle nefes alıp veriyordu.

Avludaki herkes donmuş gibiydi.

Emine Hanım korkuyla kızına doğru yürüdü.

“Ayşema kızım…”

Ama Aysema ilk kez geri çekilmedi.

Gözlerinden yaşlar akarken titreyen ellerini yumruk yaptı.

Yanağı hâlâ yanıyordu.

Volkan sertçe bağırdı.

“Odana çık!”

Aysema korkudan irkildi.

Normalde o anda hemen giderdi.

Çünkü Volkan’a karşı gelmek ne demek çok iyi bilirdi.

Ama bu kez içinde büyüyen şey korkudan daha ağırdı.

“Gitmeyeceğim…”

Sesi titriyordu.

Volkan birkaç saniye donup kaldı.

Sanki duyduğuna inanamamıştı.

“Ayşema…”

Bu kez sesi daha karanlıktı.

Aysema ağlayarak başını kaldırdı.

“Ben okumak istiyorum abi!” diye bağırdı sonunda. “Ben nefes almak istiyorum!”

Volkan bir anda üstüne yürüdü.

“Sen bana ses mi yükseltiyorsun!”

Aysema korkuyla geri çekildi ama artık ağzından çıkanları durduramıyordu.

“Ben kötü bir şey yapmıyorum!”

Volkan öfkeyle kolundan tuttu.

Aysema acıyla irkildi.

“Volkan bırak kızı!” diye bağırdı Eren.

Ama Volkan dinlemiyordu.

“Kafanı kim doldurdu senin ha?!”

Aysema korkuyla kurtulmaya çalıştı.

“Abi canım acıyor…”

Volkan onu sertçe silkeledi.

“Sen daha benim sözümün üstüne konuşamazsın!”

Emine Hanım ağlayarak araya girmeye çalıştı.

“Yapma oğlum!”

Büyük yenge korkuyla çocukları arkasına çekmişti. Küçük yenge ağlamaya başlamıştı bile.

Murat hızla ayağa kalktı.

“Volkan yeter!”

Serkan kolundan tuttu.

“Bırak artık!”

Ama Volkan’ın öfkesi dinmiyordu.

Aysema korkudan titriyordu artık.

Volkan bir anda vurmaya başladı hızla vuruyor bağırıyordu. En son bir tane daha vurdu.

Aysema dengesini kaybedip taş zemine düştü.

Emine Hanım çığlık attı.

“Aysemaaa!”

Hasan Tekinoğlu öfkeyle ayağa kalktı.

“VOLKAN YETER!”

Volkan hâlâ sinirle bağırıyordu.

“Bu kız kontrolden çıkmış!”

Aysema yerde ağlarken Eren hemen yanına çöktü.

“İyi misin?”

Aysema cevap veremedi.

Hıçkırıkları nefesini kesiyordu.

Hasan Tekinoğlu bir anda Volkan’ın yakasına yapıştı.

“Ben burdayım ben kendine gel.!”

Avludaki herkes şok olmuştu.

Çünkü Hasan Tekinoğlu ilk kez oğluna bu kadar sert çıkıyordu.

Volkan hâlâ öfkeliydi.

“Ben onun kötülüğünü mü istiyorum!”

“Bu yaptığın korumak değil!” diye bağırdı Hasan Tekinoğlu. “Korkutmak!”

Aysema ağlayarak babasına baktı.

Ve ilk kez…
Babası da Volkan’dan korkmuş gibi görünüyordu.