38. bölüm · Hayatımdaki Narsist
Bölüm 37
Ambulansın kapıları açılır açılmaz sağlık görevlileri avluya girdi.
— Hasta nerede?
Eren hemen ayağa kalktı.
— Burada!
Sağlık görevlileri Hasan Bey'in yanına çöktü.
— Beyefendi, beni duyuyor musunuz?
Hasan Bey gözlerini aralamaya çalıştı ama sesi çıkmadı.
Emine Hanım olduğu yerde ağlıyordu.
— Ne olur kurtarın onu...
Sağlık görevlilerinden biri diğerine baktı.
— Tansiyonu çok düşük. Nabız da düzensiz.
Volkan'ın yüzü bembeyaz oldu.
— Ne demek düzensiz?
— Lütfen geri çekilin.
Murat kardeşlerinin önüne geçti.
— Hepiniz çekilin!
Serkan annesinin yanına gidip onu tuttu.
— Anne, sakin ol.
Emine Hanım oğlunun koluna sarıldı.
— Babanı kurtarsınlar oğlum...
— Kurtaracaklar.
Ama Serkan'ın kendi sesi titriyordu.
Hasan Bey sedyeye alınırken bir anda gözlerini açtı.
Bakışları kalabalığın arasında dolaştı.
Önce Emine Hanım'ı gördü.
Sonra oğullarını.
Sonra Aysema'yı.
Kızının yüzündeki korkuyu görünce kaşları hafifçe çatıldı.
— Ay...
Sesi duyulmayacak kadar kısıktı.
Aysema bir anda ileri atıldı.
— Baba!
Emine Hanım onu kolundan tuttu.
— Dur kızım.
Aysema ağlayarak,
— Bir kere göreyim.
Emine Hanım kızına baktı.
Sonra Hasan Bey'e.
— Görür.
Aysema sedyeye yaklaştı.
Hasan Bey'in gözleri kızının üzerinde durdu.
Aysema dizlerinin üzerine çöktü.
— Baba... ne olur bana kız. Bağır, çağır ama böyle yapma.
Hasan Bey'in parmakları hafifçe hareket etti.
Aysema onun elini tuttu.
— Ben buradayım.
Hasan Bey dudaklarını oynattı.
— Kızım...
Aysema'nın gözlerinden yaşlar boşandı.
— Buradayım baba.
Hasan Bey bir şey daha söylemek istedi.
Ama sesi çıkmadı.
Sağlık görevlisi hemen müdahale etti.
— Hanımefendi, lütfen geri çekilin.
Aysema elini bırakamadı.
— Baba...
Eren gelip Aysema'nın omzuna dokundu.
— Aysema, bırak. Oyalama .
Aysema istemeyerek ayağa kalktı.
Sedyenin ambulansa doğru götürülmesini izledi.
Emine Hanım da arkasından koştu.
— Hasan!
Ambulansın kapıları kapandı.
Sireni yeniden duyuldu.
Araç avludan hızla çıkarken herkes olduğu yerde kaldı.
Volkan birkaç saniye boyunca ambulansın arkasından baktı.
Sonra başını çevirdi.
Bakışları yeniden Kerem'e geldi.
Kerem hâlâ duvarın yanında duruyordu.
Burnundan akan kan gömleğinin yakasına kadar inmişti.
Cemal Bey oğlunun önüne geçti.
— Volkan.
Volkan dişlerini sıktı.
— Çekil.
— Hayır.
— Çekil dedim!
Cemal Bey bu kez daha sert konuştu.
— Bir kez daha eline silah alırsan karşında ben olurum.
Volkan'ın gözleri parladı.
— Sen oğlunu mu savunuyorsun, beni mi tehdit ediyorsun?!
— Oğlumu savunmuyorum. Seni kendinden kurtarmaya çalışıyorum.
Volkan bir an sustu ama ,
Volkan'ın çenesi gerildi.
— Çekil önümden.
— Çekilmeyeceğim.
— Cemal Bey, çekil!
— Yeter!
Bu kez ses Eren'den geldi.
Eren hızla Volkan'ın yanına yürüdü.
— Yeter artık!
Volkan ona döndü.
— Sen karışma Eren.
— Karışacağım!
Eren'in sesi titriyordu. Gözleri dolmuştu.
— Babam orada canıyla uğraşıyor, siz hâlâ burada kavga ediyorsunuz!
Kimse konuşmadı.
Eren nefes nefese devam etti.
— Babamı hastaneye götürüyorlar! Siz ne yapıyorsunuz?
Eren'i ilk kez böyle görüyorlardı.
— Yeter! Hepiniz yeter!
Volkan'ın öfkesi bir anlığına söndü.
Eren'in gözlerinden yaş süzüldü.
— Babamın başına ne geldiğini bilmiyoruz. Doktorun ne diyeceğini bilmiyoruz. Ama siz hâlâ Kerem'e saldırıyorsunuz!
Serkan başını öne eğdi.
Eren bu kez Volkan'a baktı.
— Sen de abi . Silahı bırakıp babamızın peşinden gideceksin.
Volkan birkaç saniye sustu.
Elindeki silaha baktı.
Sonra ağır ağır aşağı indirdi.
Salih hemen yanına yaklaşıp silahı elinden aldı.
— Bana ver.
Volkan itiraz etmedi.
Eren derin bir nefes aldı.
— Hadi.
Murat hemen kapıya yöneldi.
— Hastaneye gidiyoruz.
Serkan annesinin yanına koştu.
— Anne, hadi.
Emine Hanım hâlâ ağlıyordu.
— Hasan...
— Anne, yetişeceğiz.
Aysema olduğu yerde kalmıştı.
Yüzü hâlâ ağlıyordu.
Saçları dağılmış, dudağının kenarındaki kan kurumuştu.
Kerem ona baktı.
— Aysema.
Aysema başını kaldırdı.
— Ne?
— Hadi.
Aysema'nın gözleri hastanenin yolunu düşünür gibi uzaklaştı.
— Babam...
— Gideceğiz.
Nermin Hanım hemen yanına geldi.
— İyi olacak kızım korkma .
Aysema başını salladı.
— İnşallah.
Cemal Bey oğluna baktı.
— Kerem, sen de geliyorsun.
Kerem şaşırdı.
— Baba...
— Hastaneye gideceğiz Kerem!
Kerem başını eğdi.
— Tamam.
---
Konağın avlusunda birkaç dakika içinde büyük bir hareketlilik başladı.
Çalışanlar kapıları açıyor, arabalar hazırlanıyordu.
Gelinler çocukları odalara götürmüş, ağlayanları susturmaya çalışıyordu.
Bir yandan da aileden haber alan akrabalar telefonla birbirlerini arıyordu.
— Hasan Bey hastaneye kaldırılmış.
— Ne olmuş?
— Kalbiyle ilgili bir şey olmuş galiba.
— Hangi hastane?
— Acile götürmüşler.
Haber, konağın dışına çıktığı gibi bütün aileye yayıldı.
---
Hastaneye ilk varan ambulans olmuştu.
Arkasından Hasan Bey'in ailesinin arabaları peş peşe acil servisin önünde durdu.
Emine Hanım arabadan iner inmez koştu.
— Hasan nerede?
Görevli onu içeri yönlendirdi.
— Acil müdahalede.
Emine Hanım'ın dizleri titredi.
Murat koluna girdi.
— Anne, yavaş.
— Bırak beni.
— Anne...
— Babanın yanına gitmem lazım.
Serkan da yanlarına geldi.
— İçeri alamazlar.
Emine Hanım oğlunun göğsüne vurdu.
— Baban orada!
Serkan annesine sarıldı.
— Biliyorum anne.
Biraz geride Volkan duruyordu.
Yüzündeki öfke gitmişti.
Yerini korku almıştı.
Az önce elinde silah olan adam, şimdi ellerini birbirine kenetlemiş, acil servis kapısına bakıyordu.
Eren yanına geldi.
— Abi...
Volkan cevap vermedi.
— Haber varmı?
Volkan başını iki yana salladı.
— Yok.
İlk kez sesi bu kadar küçüktü.
---
Aysema hastanenin kapısından içeri girdiğinde nefesi kesildi.
Her yerde beyaz duvarlar vardı.
İnsanlar koşuşturuyordu.
Bir hemşire sedyeyle geçti.
Bir doktor hızlı adımlarla başka bir bölüme yöneldi.
Aysema'nın elleri buz gibiydi.
Nermin Hanım hemen elini tuttu.
— İyi misin?
Aysema başını salladı.
— Değilim.
— Otur biraz.
— Hayır.
Aysema acil müdahale odasının kapısına baktı.
— Babamın yanında olmak istiyorum.
Nermin Hanım'ın gözleri doldu.
— Şu an giremezsin.
Aysema fısıldadı.
— Beni görmek bile istemiyordur Belkide.
Kerem birkaç adım geride duruyordu.
Yüzündeki kan hâlâ temizlenmemişti.
Salih onun yanında bekliyordu.
Melis de Aysema'nın yanına geçti.
— iyi düşün, iyi olsun .
Aysema'nın gözleri doldu.
— Herkes benden nefret ediyor.
Melis hemen başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Abilerim...
— Şu an öfkeliler.
— Babam...
Melis sustu.
Aysema'nın gözleri yeniden acil servisin kapısına kaydı.
— Babam beni affetmeden giderse?
Melis'in boğazı düğümlendi.
— Böyle düşünme.
— Ama ya...
Nermin Hanım araya girdi.
— Aysema.
Aysema ona baktı.
— Baban yaşayacak. Şimdi sadece bunu düşün.
Aysema başını salladı.
Ama gözyaşlarını durduramadı.
---
Bir süre sonra hastanenin koridoru daha da kalabalıklaştı.
Hasan Bey'in kardeşleri geldi.
Kuzenleri geldi.
Emine Hanım'ın yakınları geldi.
Sülalenin yaşlılarından biri bastonuyla koridorun köşesine oturdu.
— Ne olmuş Hasan'a?
Murat kısa cevap verdi.
— Bizde bilmiyoruz.Doktorlar müdahale ediyor.
Kadın ellerini yüzüne götürdü.
— Allah yardımcısı olsun.
Başka biri Aysema'ya baktı.
Sonra Kerem'e.
Bir şey söylemek istedi ama Emine Hanım'ın ağlayan halini görünce sustu.
Kısa sürede herkes aynı şeyi anlamıştı.
Bir şey olmuştu.
Hem de çok büyük bir şey.
Ama kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyordu.
Kerem duvarın yanında tek başına duruyordu. Gözleri koridorun diğer ucundaki Aysema'ya kaydı.
Aysema annesinin yanında oturuyordu.
Kollarını karnının üzerinde birleştirmişti.
Saatler geçiyordu.
Kimse yerinden ayrılmıyordu.
Emine Hanım bir ara gözlerini kapatıp dua etmeye başladı.
Volkan koridorda ileri geri yürüyordu.
Serkan sürekli acil servis kapısına bakıyordu.
Murat sessizce oturuyordu.
Eren herkesin arasında gidip geliyor, su getiriyor, annesini sakinleştirmeye çalışıyordu.
Aysema ise tek kelime etmeden bekliyordu.
Kerem onun birkaç metre uzağındaydı.
İkisinin arasında yalnızca birkaç adım vardı.
Ama sanki aralarında koca bir dünya duruyordu.
Bir ara Aysema başını kaldırdı.
Kerem'le göz göze geldiler.
Aysema'nın gözleri doldu.
Kerem sadece başını eğdi.
Buradayım.
Diyemedi.
Ama bakışı bunu söylüyordu.
Tam o sırada acil müdahale kapısı açıldı.
Herkes aynı anda ayağa kalktı.
Doktor dışarı çıktı.
Emine Hanım hemen önüne geçti.
— Doktor?
Doktor maskesini indirdi.
— Hasan Bey'in durumunu stabilize ettik.
Herkes aynı anda nefes aldı.
Ama doktorun yüzü hâlâ ciddiydi.
— Fakat önümüzdeki birkaç saat kritik.
Volkan'ın sesi titredi.
— Yanına girebilir miyiz?
— Şimdilik yalnızca bir kişi.
Emine Hanım hiç düşünmeden,
— Ben, dedi.
Doktor başını salladı.
— Kısa süreliğine.
Emine Hanım kapıya yöneldi.
Tam içeri girecekken durdu.
Arkasına baktı.
Gözleri Aysema'yı buldu.
Aysema'nın yüzü bembeyazdı.
Emine Hanım birkaç saniye kızına baktı.
Sonra gözlerini kaçırıp içeri girdi.
Aysema'nın gözlerinden yaş süzüldü.
— Artık annem hâlâ bana kızıyor.
Nermin Hanım elini tuttu.
— Şu an kızgınlığından çok korkuyor.
Aysema başını eğdi.
Bir eli yeniden karnına gitti.
Bu kez farkında bile değildi.
Kerem uzaktan bunu gördü.
Gözleri Aysema'nın eline takıldı.
Sonra hemen başını çevirdi.
Çünkü ikisinin de bildiği bir şey vardı.
Bu hastanenin koridorunda hiç kimseye başka bir gerçek anlatılamazdı.
