57. bölüm · Gün Işığı
55. Bölüm: Başlangıç ( Sezon Finali )
Arel
– Hey, Elis! Uyan, uyan artık!
Elis’in yerde hareketsiz bir şekilde yattığını görünce içimde büyük bir korku oluşmuştu. Birkaç saniye önce gözlerimin önünde bayılmıştı. Onu tutmuş, yere düşmesini engellemiştim. Şimdi ise gözlerini açmasını bekliyordum.Bir süre sonra göz kapakları hafifçe hareket etti.Elis yavaşça gözlerini açtı.– Elis?Ona doğru biraz daha yaklaştım.Elis gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Etrafına bakındı. Sanki nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu. Yüzünde garip bir ifade vardı. Bir şey görmüş gibiydi.– İyi misin?Elis bir süre bana baktı.Sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştı.Her şey normalmiş gibi yaptı ama değildi.Bunu hemen anlamıştım.Elis’in yüzündeki ifade değişmişti. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim bir korku vardı. Sanki az önce gördüğü şey, içinde yıllardır kapalı duran bir kapıyı açmıştı.– Elis, ne oldu?Cevap vermedi.Bir süre sessiz kaldı.Ben de onu zorlamak istemedim. Ancak içimdeki his, bunun sıradan bir bayılma olmadığını söylüyordu. Elis’in gözlerinde gördüğüm şey yalnızca korku değildi.Özlem de vardı.Elis sonunda başını kaldırdı ve doğrudan gözlerimin içine baktı.Sonra içini dökmeye başladı.– Arel, annem ve babam yaşıyor. Onları zaman kapsülüne hapsedip farklı bir diyara yollamışım, yedi yaşındayken.Bir an ne diyeceğimi bilemedim.Sanki duyduğum cümleler zihnimde yankılanıyordu.Annesi ve babası…Yaşıyorlardı.Yıllardır ölü olduklarını düşündüğümüz insanlar aslında bir yerde hayattaydı.Elis’in yedi yaşındayken yaşadığı olayların ne kadar büyük olduğunu şimdi daha iyi anlıyordum. İlk büyü gücü o zaman ortaya çıkmıştı. Onları kurtarmak için zamanı kullanmış ve farklı bir diyara göndermişti.Ama hangi diyara?Neden oraya göndermişti?Ve daha da önemlisi…Onları geri getirmek mümkün müydü?Elis’e bakarken zihnimde yüzlerce soru oluştu.Tam ona bir şey söyleyecekken yerin altından gelen derin bir uğultu duyuldu.Önce çok hafifti.Sonra giderek yükseldi.Kaşlarımı çattım.– Bu da ne?Bir anda bulunduğumuz yer sarsıldı.Elis de benim gibi dengesini kaybetti. Yakınımızdaki taşlar yerlerinden oynadı. Duvarlardan küçük parçalar koparak yere düştü.Ardından yerde büyük bir sarsıntı olmuştu.Bu sıradan bir sarsıntı değildi.Toprak adeta canlıymış gibi hareket ediyordu.İnsanların çığlıkları duyulmaya başladı. Meydandaki coşku bir anda kaybolmuş, yerini korkuya bırakmıştı. Az önce huzur içinde yaşayan insanlar şimdi ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.Sarsıntı giderek güçleniyordu.Yer ayaklarımızın altında titriyordu.Birbirimize baktık.İkimiz de aynı şeyi düşünüyorduk.Bir şeyler ters gidiyordu.Çok büyük bir deprem bize doğrudan yaklaşıyordu.Ama bu yalnızca bir deprem miydi?İçimde açıklayamadığım bir korku oluştu.Sanki dünyanın kendisi bize bir şey anlatmaya çalışıyordu.Sanki geçmişte yaşanan bütün olaylar yalnızca daha büyük bir şeyin habercisiydi.Elis’in annesi ve babasının hâlâ hayatta olduğunu öğrenmiştik.Aidis’in yönetimi değişmişti.Lexis ve Aidis halkı artık birlikteydi.Barışın geldiğini düşünmüştük.Ama belki de çok erken sevinmiştik.Çünkü uzaklardan gelen o uğultunun içinde başka bir şey daha vardı.Kötücül bir his.Karanlık ve ağır bir his…Daha kötücül bir düşman bize doğru geliyordu.Bunu nereden bildiğimi bilmiyordum.Ama içimdeki her şey bana aynı şeyi söylüyordu.Bu yaşananların hiçbiri tesadüf değildi.Bir şey yaklaşıyordu.Ve biz henüz onun ne olduğunu bile bilmiyorduk.Elis’e baktım.O da bana bakıyordu.İkimiz de susuyorduk.Çünkü söyleyecek hiçbir söz, hissettiğimiz korkuyu anlatmaya yetmiyordu.O an anladım.Bu bir son değildi.Daha başlangıçtı.
Son Ara Bölüm
Sayın Gün Işıkları, buraya kadar geldiyseniz sizlere teşekkür eder ve tebriklerimi sunarım.Henüz bitmedi.Daha başlangıç.Sırada ne var acaba?Tabii ki bilinmezlik!Yeni şafağa hoş geldiniz.Gün ışığından gölgesine uzanan hikâyemiz şafakta devam edecek…
