48. bölüm · Gün Işığı
46. Bölüm: Büyük Kaçış
Arel
Aidis’in korumaları bu videoyu görünce bir an dona kaldılar. Yüzlerindeki şaşkınlığı açıkça görebiliyordum. Kelvis’in kendi ağzından çıkan sözleri duymuşlardı. Artık onlar da Lexis’in başına geleceklerden haberdardı. Fakat bu şaşkınlığın ne kadar süreceğini bilmiyordum.Onların boşluğundan faydalanıp koşmaya başladık.Elis hemen yanımdaydı. Elini tuttum ve koridorun sonuna doğru bütün gücümüzle koşmaya başladık. Ayak seslerimiz sarayın taş duvarlarında yankılanıyordu. Arkama dönüp baktığımda korumaların da bizi fark ettiğini gördüm.Peşimizden gelmeye devam ettiler.Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu. Elis’in elini bırakmak istemiyordum. Bir yandan koşuyor, bir yandan da nereye gideceğimizi düşünüyordum.Gizli sığınağın oraya inmemiz gerekiyordu.Fakat sarayın koridorları birbirine o kadar çok benziyordu ki yanlış bir yere sapmıştık. Bir an için nereye gittiğimizi bile anlayamadım.— Elis, buradan!Elis arkamdan geliyordu.Farklı bir odaya girdik. Odanın içerisinde aşağı doğru uzanan dar bir merdiven vardı. Daha önce bu yolu hiç kullanmamıştım ama bizi sığınağa götürebilecek başka bir yol da yoktu.Merdivenlerden aşağı indik.Her basamakta ayak seslerimiz daha fazla yankılanıyordu. Arkadan gelen korumaların sesleri de gittikçe yaklaşıyordu.Sonunda hizmetli odasına vardık.Nefes nefese kalmıştık.Tam o an korumalar hizmetli odasının önünde belirdi.Elis’e baktım.O da bana baktı.Artık kaçacak çok az yerimiz kalmıştı.Hemen sığınağın girişine yöneldik.Kapıyı açıp içeri girdik ve hızla aşağı indik.Fakat korumalar peşimizden gelmeye devam ettiler.Siryus arkada kalmıştı.Bir an durup arkamı çevirdim.Onu göremiyordum.İçimde bir endişe oluştu.Ama Siryus’un kendisini koruyabileceğini biliyordum.Neyse ki o başının çaresine bakardı.Elis’le birlikte sığınağın daha derinlerine doğru ilerledik. Koridor gittikçe kararıyor, duvarlardaki meşalelerin ışığı arkamızda kalıyordu.Tam o sırada sarayın üst taraflarından Kelvis’in sesi duyuldu.Alarm hâlâ çalıyordu.Kelvis öfkeyle bağırıyordu:— Hey, korumalar! Derhal sarayı ve her çıkışı kapatın. Her şeyi hemen kontrol altına alın!Sesini duyduğum anda içimdeki korku daha da büyüdü.Babam artık kaçtığımızı biliyordu.Bizi bulmaları an meselesiydi.Elis’in elini daha sıkı tuttum.Sığınağın çıkışına ulaşmamız gerekiyordu.Bir an sonra koridorun sonunda hafif bir ışık gördüm.Çıkış!İçimde kısa bir umut belirdi.Sonunda sığınaktan çıkmak üzereydik.Fakat tam kapıya ulaşacakken…Karşımızda korumalar belirdi.Olduğumuz yerde durduk.Nefesim kesildi.Elis’in yüzündeki korkuyu görebiliyordum. Onu arkamda tutmaya çalıştım. Korumaların ellerinde silahları vardı.Bir adım bile atamıyorduk.Bizi tamamen sıkıştırmışlardı.İçlerinden biri öne çıktı.Bana doğru baktı.Sonra sert bir ses tonuyla:— Efendi Arel, bizle gelmezseniz yanınızdaki kızı öldürürüz.diyip tehdit ettiler.O an içimde büyük bir öfke yükseldi.Elis’e baktım.Onu yine benim yüzümden tehlikeye atmıştım.Ama bu kez geri adım atmayacaktım.Ne olursa olsun onu koruyacaktım.Korumalara doğru baktım.Sesimi mümkün olduğunca kararlı çıkarmaya çalıştım.— Ben sizle hiçbir yere gelmeyeceğim. Siz masum bir insanı öldürmezsiniz.Sözlerim sığınağın taş duvarlarında yankılandı.Bir an herkes sessiz kaldı.Korumaların yüzlerine baktım.İçlerinden birinin elindeki silahı kaldırdığını gördüm.Elis’in elini tuttum.Kalbim çok hızlı atıyordu.“Yapamazlar.”Kendimi buna inandırmaya çalışıyordum.“Sadece bizi korkutmaya çalışıyorlar.”Ama gözlerindeki kararlılık bunun yalnızca bir tehdit olmadığını söylüyordu.Elis’e dönüp baktım.Yüzü bembeyaz olmuştu.Onun korktuğunu görmek içimi parçalıyordu.Bir adım daha geri çekildik.Arkamızda duvar vardı.Artık kaçabileceğimiz hiçbir yer yoktu.Sığınağın çıkışı tam önümüzdeydi ama birkaç adım ötemizde duran korumalar bizi oraya bırakmayacaktı.Elis’in elini bırakmadım.Ne olursa olsun…Onu yalnız bırakmayacaktım.Bir anda korumalardan biri silahını doğrulttu.Gözlerim büyüdü.Zaman sanki birkaç saniyeliğine yavaşladı.Elis’e doğru döndüm.Onu korumak için önüne geçmeye çalıştım.Tam o anda…Pat!Silah sesi sığınağın içinde yankılandı.Ses o kadar güçlüydü ki kulaklarım uğuldadı.Elis’in elini hâlâ tutuyordum.Fakat o an ne olduğunu anlayamamıştım.Sadece karşımızdaki korumaların yüzlerinde oluşan şaşkınlığı gördüm.Bir şey olmuştu.Ama ne olduğunu bilmiyordum.Sanki bütün dünya o tek silah sesinin ardından durmuştu.Elis’e baktım.O da bana bakıyordu.Gözlerinde korku vardı.Fakat korumaların arkasında…Bir hareket gördüm.Bir gölge…Ve o gölgenin kim olduğunu anlamaya çalışırken içimde tek bir düşünce belirdi:Bu kaçış henüz bitmemişti.
