51. bölüm · Gün Işığı

49. Bölüm: Son Geçit

Melis Mısra

Bölümler
1 Giriş 2 Giriş Devamı 3 1. Bölüm: Gün Batımım 4 2. Bölüm: Yol 5 3. Bölüm: Zihnin Sırrı 6 4. Bölüm: Gizemli Gece 7 5. Bölüm: Hayal 8 6. Bölüm: İşaret 9 7. Bölüm: Yakınlık 10 8. Bölüm: Sen Kimsin 11 9. Bölüm: İçimi Kaplayan Sis 12 10. Bölüm: Silik Hafıza 13 11. Bölüm: Uyanış 14 12. Bölüm: Daha Güçlü 15 13. Bölüm: Uçurtma 16 14. Bölüm: İlk İz 17 15. Bölüm: Gizemli Gerçek 18 16. Bölüm: Sihirli Işık 19 17. Bölüm: Sürpriz 20 18. Bölüm: Sandık 21 19. Bölüm: Geçidin Çağrısı 22 20. Bölüm: Sırrımız 23 21. Bölüm: Işık Huzmesi 24 22. Bölüm: Orman 25 23. Bölüm: Ormandaki Muhafız 26 24. Bölüm: Kaçış 27 25. Bölüm: Yakaladım 28 26. Bölüm: Tehlikenin Başlangıcı 29 27. Bölüm: Bir Tuhaflık Var 30 28. Bölüm: Kısır Döngü 31 29. Bölüm: İpucu 32 30. Bölüm: Geldim 33 31. Bölüm: Kaçışın 34 32. Bölüm: Ephermus 35 33. Bölüm: İlk Büyü 36 34. Bölüm: Kayıp Hatıralar 37 35. Bölüm: Beş Süvari 38 36. Bölüm: Güneşin Varisi 39 37. Bölüm: Kardeşler 40 38. Bölüm: Hain 41 39. Bölüm: Yakalanış 42 40. Bölüm: Gün Işığından Sır 43 41. Bölüm: Aidis’e Dönüş 44 42. Bölüm: Güneş Şehri 45 43. Bölüm: Saray 46 44. Bölüm: Gerçekler 47 45. Bölüm: İmha Planı 48 46. Bölüm: Büyük Kaçış 49 47. Bölüm: Kayıp 50 48. Bölüm: Son Büyü 51 49. Bölüm: Son Geçit 52 50. Bölüm: Savaş 53 51. Bölüm: Güneşin Çocukları 54 52. Bölüm: Yüzleşme 55 53. Bölüm: Büyük Seçim 56 54. Bölüm: Coşku 57 55. Bölüm: Başlangıç ( Sezon Finali )

Elis
Arel dalmıştı. Gözleri bir noktaya sabitlenmişti ama aslında hiçbir şeyi görmüyor gibiydi. Siryus’un ölümü onu derinden sarsmıştı. Birkaç dakika önce kollarının arasında tuttuğu insan artık yanında değildi. Bunu kabullenmek onun için çok zordu.Onu kolundan tutup kendine getirmeye çalıştım.— Arel…Sesimi duyunca başını yavaşça bana çevirdi. Gözlerinin içindeki acıyı görebiliyordum. Bir şey söylemek istiyor gibiydi ama kelimeler ağzından çıkmıyordu.— Arel, gitmemiz gerekiyor.Bu kez başını hafifçe salladı.Birlikte saraydan dışarı çıktık.Dışarı çıktığımızda gördüğümüz manzara karşısında ikimiz de olduğumuz yerde kaldık. Yer ikiye ayrılmıştı. Sanki toprağın derinliklerinde yıllardır saklanan bir güç sonunda uyanmış ve yeryüzünü parçalamıştı.Ortada bir geçit vardı.Uzaktan bu kadar görünüyordu.Geçidin çevresinde hâlâ parlak ışıklar dolaşıyordu. Işıklar bazen kayboluyor, bazen yeniden ortaya çıkıyordu. Geçidin içi ise sanki başka bir dünyanın kapısıydı. İçeriden gelen ışık yüzüme vuruyor, gözlerimi kısmama neden oluyordu.Yıllardır yalnızca hikâyelerde duyduğumuz o geçit gerçekten açılmıştı.Aidis ile Lexis’i birbirinden ayıran sınır artık eskisi gibi değildi.Arel bir süre geçide baktı. Ardından bana döndü ve seslendi:— Elis hemen buradan benim gizli üssüne gidelim beni takip et.Başımı salladım.Arel’in peşinden yürümeye başladım.Onun adımlarında eskisi gibi bir güç yoktu. Sanki her adımında Siryus’un yokluğunu hissediyordu. Ben de hiçbir şey söylemeden yanında yürüyordum. Bazen insanın söyleyebileceği hiçbir söz olmazdı. Bazen yalnızca yanında olmak yeterdi.Arel’in yanında kalmam gerektiğini biliyordum.Çünkü artık onu yalnız bırakamazdım.
Arel
Büyük bir trajedinin şokunu yaşıyordum.Kendimi bitmiş ve tükenmiş hissediyordum. Bedenim yürümeye devam ediyordu ama zihnim hâlâ Siryus’un yanında kalmıştı.Gözlerimi her kapattığımda onu görüyordum.Beni korurken…Bana kızarken…Bana yol gösterirken…Ve son kez bana bakarken…Siryus benim öz abilerimden daha çok bana abilik yapmıştı. Adeta öz abilerimden daha öte biriydi benim için.Gerçek ailemin kim olduğunu artık çok daha iyi anlamıştım.Gerçek ailem sadece Siryus’tu.Bunu fark etmiştim.Şimdi ise o yoktu.Artık Beş Süvari olmuştu dört Süvari.Bu düşünce bile içimi parçalıyordu.Siryus her zaman çok iyi kalpli biri olmuştu. Her zaman beni koruyup bana sahip çıkmıştı. Bazen yaptığım şeylere kızmış, bazen beni uyarmış, bazen de hiçbir şey söylemeden yanımda durmuştu.Ama bu sefer benim onu korumam gerekirken koruyamamıştım.Onu kurtaramamıştım.Bu düşünce içimi kemiriyordu.Keşke birkaç saniye önce davranabilseydim.Keşke onun önüne ben geçebilseydim.Keşke…Ama hiçbir keşke Siryus’u geri getirmeyecekti.Artık o yoktu.Onu çok özleyecektim.Bundan emindim.İçimde büyük bir boşluk vardı. Sanki yıllardır yanımda taşıdığım bir parçam koparılmıştı. Ne kadar güçlü görünmeye çalışırsam çalışayım, Siryus’un yokluğu içimdeki her şeyi acıtıyordu.Ama şimdi tüm bunları düşündükçe içim acıyordu, ama sırası değildi.Çünkü geçit açılmıştı.Ve büyük bir savaş bizi bekliyordu.Siryus’un ölümü boşuna olmamalıydı.Onun bana söylediği son sözleri unutamazdım.“Elis’i sakın kaybetme.”Bu sözler zihnimde tekrar tekrar yankılanıyordu.Elis’e baktım.Yanımda yürüyordu.Gün Işığım…Siryus’un son isteği buydu.Onu korumalıydım.Lexis’i kurtarmalıydım.Aidis’i değiştirmeliydim.Ve bütün bunların sonunda özgür ve barışçıl bir dünya yaratmalıydım.Artık bunun için savaşacaktım.Elis’le birlikte yürümeye devam ettik.Bir süre sonra gizli üssümün bulunduğu bölgeye ulaştık. Burası diğer yerlerden daha sessizdi. Çevrede neredeyse hiç kimse yoktu. Eski taş duvarların arasından ilerledik. Bir süre sonra gizli girişin bulunduğu yere geldik.Kapıyı açtım.Elis arkamdan içeri girdi.Üssüme vardık.Fakat içeri girdiğimiz anda bir şeylerin ters olduğunu hissettim.Hava fazlasıyla sessizdi.İçeride normalde olması gereken o küçük sesler bile yoktu. Sanki bütün oda nefesini tutmuştu.Elis’e baktım.O da benim gibi etrafa bakıyordu.Bir adım daha attım.Sonra karşımızda gölgeler belirdi.Olduğum yerde durdum.Elis’in elini tuttum.Karşımızda dört kişi vardı.Kalbim hızla çarpmaya başladı.Onları tanıyordum.Siryus’un ölümünden sonra geriye kalan Beş Süvari’nin dördü karşımızdaydı.Bir an boyunca kimse konuşmadı.Sanki bütün dünya sessizliğe gömülmüştü.Hels…Fargus…Baltazar…Ve Mevis…Dördü de karşımızda duruyordu.Bakışları üzerimizdeydi.Elis’in elini daha sıkı tuttum.İçimdeki korkuyu belli etmek istemiyordum. Fakat onların buraya nasıl geldiğini düşünüyordum. Gizli üssümü yalnızca birkaç kişi biliyordu.Biri onlara burayı söylemiş olmalıydı.Ya da bizi takip etmişlerdi.Hangisi olduğunu bilmiyordum.Ama artık bunun bir önemi yoktu.Karşımızda dört Süvari vardı.Ve Siryus yoktu.Bir zamanlar beş kişi olan Süvariler artık dört kişiydi.Ama bu dört kişi bile fazlasıyla tehlikeliydi.Elis’in parmaklarının titrediğini hissettim.Ben de korkuyordum.Ama onun önünde geri adım atamazdım.Siryus’un anısı buna izin vermezdi.Birbirimize baktık.Sonra karşımızdaki dört kişiye döndük.Ölüm kulağımıza fısıldıyordu.Ve bu kez kaçacak hiçbir yerimiz yoktu.