40. bölüm · Gün Işığı

38. Bölüm: Hain

Melis Mısra

Bölümler
1 Giriş 2 Giriş Devamı 3 1. Bölüm: Gün Batımım 4 2. Bölüm: Yol 5 3. Bölüm: Zihnin Sırrı 6 4. Bölüm: Gizemli Gece 7 5. Bölüm: Hayal 8 6. Bölüm: İşaret 9 7. Bölüm: Yakınlık 10 8. Bölüm: Sen Kimsin 11 9. Bölüm: İçimi Kaplayan Sis 12 10. Bölüm: Silik Hafıza 13 11. Bölüm: Uyanış 14 12. Bölüm: Daha Güçlü 15 13. Bölüm: Uçurtma 16 14. Bölüm: İlk İz 17 15. Bölüm: Gizemli Gerçek 18 16. Bölüm: Sihirli Işık 19 17. Bölüm: Sürpriz 20 18. Bölüm: Sandık 21 19. Bölüm: Geçidin Çağrısı 22 20. Bölüm: Sırrımız 23 21. Bölüm: Işık Huzmesi 24 22. Bölüm: Orman 25 23. Bölüm: Ormandaki Muhafız 26 24. Bölüm: Kaçış 27 25. Bölüm: Yakaladım 28 26. Bölüm: Tehlikenin Başlangıcı 29 27. Bölüm: Bir Tuhaflık Var 30 28. Bölüm: Kısır Döngü 31 29. Bölüm: İpucu 32 30. Bölüm: Geldim 33 31. Bölüm: Kaçışın 34 32. Bölüm: Ephermus 35 33. Bölüm: İlk Büyü 36 34. Bölüm: Kayıp Hatıralar 37 35. Bölüm: Beş Süvari 38 36. Bölüm: Güneşin Varisi 39 37. Bölüm: Kardeşler 40 38. Bölüm: Hain 41 39. Bölüm: Yakalanış 42 40. Bölüm: Gün Işığından Sır 43 41. Bölüm: Aidis’e Dönüş 44 42. Bölüm: Güneş Şehri 45 43. Bölüm: Saray 46 44. Bölüm: Gerçekler 47 45. Bölüm: İmha Planı 48 46. Bölüm: Büyük Kaçış 49 47. Bölüm: Kayıp 50 48. Bölüm: Son Büyü 51 49. Bölüm: Son Geçit 52 50. Bölüm: Savaş 53 51. Bölüm: Güneşin Çocukları 54 52. Bölüm: Yüzleşme 55 53. Bölüm: Büyük Seçim 56 54. Bölüm: Coşku 57 55. Bölüm: Başlangıç ( Sezon Finali )

Elis
Öğlen saat 12.00’de uyandım.Kalbim hâlâ bu sabah yaşadığım heyecanla atıyordu. Arel beni öptükten sonra misafir odasına gidip uyumuştu. O anı düşündükçe istemsizce gülümsüyordum.Neyse ki annemle babam hiçbir şey duymamıştı.Yatağımdan kalkıp banyoya gittim. Evin içinde derin bir sessizlik vardı. Koridordan yürürken yalnızca ayak seslerim yankılanıyordu.Bugün okula gitmek zorundaydım.Artık gitmeyeli çok olmuştu.Neredeyse bir aydır okula gidemiyordum ve ailemin bundan haberi yoktu.Onlar benim ara sıra okula gittiğimi sanıyordu.Evde olmadığım zamanlarda ise arkadaşlarımla buluştuğumu söylüyordum.Bazen de Max ve Daisy’de kaldığımı söyleyerek durumu geçiştiriyordum.Onlara yalan söylüyordum.Bu durum vicdanımı rahatsız ediyordu ama başka seçeneğim yoktu.Lavabodaki aynaya baktım.Yüzüm hâlâ kıpkırmızıydı.Arel’in yaptığı aklıma geldikçe utancımdan gülümsüyordum.Elllerimi yüzüme götürüp yanaklarımı ovuşturdum.Sonra kendime hafifçe bir tokat attım.— Kendine gel, Elis…diye mırıldandım.Derin bir nefes aldım.Üzerimi giyindim.Çantamı hazırladım.Büyü kitabını yine dikkatlice çantamın en alt kısmına sakladım.Kimsenin onu görmesine izin veremezdim.Evden çıkarken annem mutfaktan bana seslendi.— İyi dersler kızım.— Sağ ol anne.Gülümseyerek evden çıktım.Lexis’in karanlık sokaklarında yürümeye başladım.Yapay gökyüzü yine griydi.Sokak lambaları gündüz olmasına rağmen yanmaya devam ediyordu.Aidis’ten gelen kirli sular dar sokakların kenarlarından ağır ağır akıyordu.İnsanların yüzünde yine aynı umutsuz ifade vardı.Ama bu kez içimde küçük de olsa bir umut taşıyordum.Çünkü artık yalnız değildim.Yine de her şeye rağmen dikkatli olmam gerekiyordu.Arel’in abileri bizden şüphelenebilirdi.En küçük hata ikimizin de sonu olabilirdi.Bu düşüncelerle okulun kapısına vardım.Her şey dışarıdan bakınca eskisi gibiydi.Ama ben artık eskisi gibi değildim.
Arel
Uyandım.Saat öğlen 14.00 olmuştu.Normalde bu saate kadar hiç uyumazdım.Geç kalkmayı hiç sevmezdim.Ama o kadar bitkindim ki istemediğim saatlerde uyanmıştım.Baltazar’ın yaptığı işkenceler hâlâ vücudumda hissediliyordu.Sırtımdaki yaralar hafifçe sızlıyor, hareket ettikçe canımı yakıyordu.Yavaşça yataktan kalktım.Perdeyi araladım.Camdan dışarı baktım.Lexis her zamanki gibi sessizdi.İnsanlar işlerine gidiyor, kimse kimsenin yüzüne bile bakmıyordu.Tam perdeyi kapatacakken dışarıda duran birini fark ettim.Şapkalı bir adamdı.Uzun boyluydu.Siyah bir palto giymişti.Yüzünün büyük kısmı şapkasının gölgesinde kalıyordu.Birine çok benzetmiştim.Ama çıkaramıyordum.Adam hiç kıpırdamadan bana bakıyordu.Gözlerini üzerimden ayırmıyordu.Ben de ona bakmaya başladım.Dakikalar geçmiş gibiydi.Neden bana öyle bakıyordu?Kimdi?Baltazar’ın adamlarından biri miydi?Yoksa abilerimin gönderdiği başka bir muhafız mıydı?İçime kötü bir his çöktü.Tam pencereye biraz daha yaklaşacakken…Adam yavaşça arkasını döndü.Ve dar sokakların arasında gözden kayboldu.Sinir olmuştum.Bir şeylerin ters gittiğini hissediyordum.
Elis
Okula varmıştım.Koridorlar her zamanki gibi kalabalıktı.Öğrenciler birbirleriyle konuşuyor, gülüyor ve sınıflarına yetişmeye çalışıyordu.Sanki Lexis’te hiçbir şey olmamış gibiydi.Ders başlamıştı.Sırama oturdum.Öğretmen tahtaya bir şeyler yazıyordu.Ama benim aklım sürekli Arel’deydi.Acaba şimdi ne yapıyordu?Yaraları biraz olsun iyileşmiş miydi?Tam düşüncelere dalmışken yan sıramdan hafif bir fısıltı duydum.Max ve Daisy bana doğru eğilmişti.İkisi de oldukça tedirgin görünüyordu.Daisy yavaşça konuştu.— Hey Elis… Sana bir haberim var.Şaşkınlıkla ona baktım.— Ne oldu?Daisy sesini biraz daha kıstı.Sanki biri bizi dinliyormuş gibi etrafına baktı.Sonra kulağıma doğru eğildi.— Lexis’te Aidis Kralı adına çalışan bir casus varmış. Bu sabah haberlerde gördük. Lexis’in haini olarak haberlere çıktı.Bir anda kalbim hızlandı.Nefesim düğümlendi.Casus…Bu kelime beynimde yankılanmaya başladı.İlk aklıma gelen kişi Arel olmuştu.Ya onu kastediyorlarsa?Ya biri Arel’in gerçek kimliğini öğrenmişse?Boğazım kurudu.Ellerim istemsizce titremeye başladı.Tam Daisy’ye bir şey soracakken okulun hoparlörlerinden metalik bir ses yükseldi.— Dikkat, dikkat… Tüm öğrencilerin ders bitiminden sonra okul bahçesinde toplanmaları zorunludur. Önemli bir güvenlik duyurusu yapılacaktır.Sınıfta bir anda uğultu başladı.Herkes birbirine bakıyordu.Ben ise içimde büyüyen tek bir düşünceyle donup kalmıştım.Acaba bu duyuru gerçekten bir casus hakkında mıydı… Yoksa hedef Arel miydi?