8. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN
7. BÖLÜM
KEYİFLİ OKUMALAR
Yanlıştı.
Onunla burada, bu şekilde durmak yanlıştı.
Karan'ın yüzü yüzüme yaklaşırken beni öpmek için başını hafifçe eğdiğinde tepki veremiyordum. Eli hala yüzümdeydi.
Soğuk dudağını dudağımda hissettiğim an açılan tuvalet kapısıyla gözlerim sonuna kadar açıldı.
Birisi bizi görmüştü.
•
"Lara...abi.?"
Eslem'in sesiyle hızla önümde duran adamı ittim.
Arkadaşım beni görüp şok olmuş gözlerle suratıma bakarken ağzı şaşkınlıkla açılmıştı.
"Siz.."
"Dışarı çık Eslem." Dedi karşımdaki adam.
Başımı iki yana sallayıp telaşla konuştum.
"Sandığın gibi bir şey yok...ben ağlıyordum. Sonra Karan bey geldi..sonra.."
Sonra öpüşecektik mi.?
"Sonra.?" Dedi Eslem sesindeki eğlenceli tonla.
"Sonra." Dedim ama yine devamı gelmedi.
"Sonra.?" Bu seferki soru Karan'dan gelmişti.
İkisi de eğlenen bir ifadeyle beni izliyordu.
"Sonra sen geldin işte Eslem." Dediğimde arkadaşımın tek kaşı havaya kalkmıştı.
Dudaklarıyla öpücük işareti yaptığında gözlerimi kocaman açarak Karan'a baktım. O arkasında kaldığı için Eslem'i göremiyordu.
"Ben gideyim o zaman." Eslem itiraz etmeme bile izin vermeden tuvaletten çıktığında yine baş başa kalmıştık.
Karan bana doğru bir iki adım attığında ben de arkaya doğru adım attım.
Sırtım duvara değeceğinde elini duvarla sırtım arasına koyup tekrar dibime kadar girdi.
Yanlış..
"Karan bey çekilin."
"Karan diyebilirsin."
La havle vela..
"Çıkın." Bu sefer belimden iki eliyle tuttuğunda yüzüne doğru haykırdım.
"ÇIK.!" Bunu beklemiyor olacak ki bakışları sinirli bir hal aldı.
"Bana bak.!" Eli boğazıma gittiğinde sıkmadan orada tuttu.
"Bir daha bana sesini yükselti.."
"Ne yaparsın.!" Diyerek tekrar bağırdığımda gözlerini kapatmıştı.
Yüzlerimiz fazla yakın olduğu için bağırdığımda alnına gelen saç teli havalandı.
Dişlerini sıkarak gözlerini açtığında gördüğüm sinirle yutkundum.
Boğazımdaki ellerinin tutuşu sıkılaştığında hala gözlerine bakıyordum. Yüzünde boğazımı sıkıp beni öldürmek isteyen ama yapamayan bir ifade vardı.
Beni duvar ve kendi arasına aldığında bir eli boğazımdayken diğeri de kollarımı duvara sabitledi.
"Sorun ne Lara.?" Sesi yüz ifadesine göre fazla ılımlı çıkmıştı.
"Bırakın." Dediğimde sesim kısıktı.
Nefesi yüzümde gezerken yakın olan dudaklarımızla başımı yana kaydırdım ama çenemden tutup ona bakmamı sağladı.
Ben tekrar beni öpecek sanarak gözlerimi kapatıp kendime ve abime ihanet ederken birden uzaklaşan bedenle hızla gözlerimi açtım.
"Gidebilirsin...şirketimden."
Üstünlüğün kimde olduğunu gösteriyor.
Tuvaletten ilk o çıktığında kapıyı o kadar hızlı çarpmıştı ki eğer şimdi çıkarsam tüm gözler bana çevrilecekti ama çıkmam lazımdı.
Kapıyı açıp dışarıya çıktığımda herkesin şaşkın bakışları bana dönerken başımı dik tutarak çıkıp asansöre doğru yürümeye başlamıştım.
Asansörün tuşuna bastığım an Eslem'in bana seslenmesiyle arkamı döndüm.
"N'oldu...bu halin ne.?"
"Eslem ben gidiyorum...yani gelmeyeceğim bir daha istifa ettim."
"Ne demek gelmeyeceğim. Kızım siz sevgili gibi bir de kavga mı ettiniz.?" Kolumdan tutup beni odasına götürdüğünde ona abisiyle az önce olanları anlattım.
Eslem şok olmuş gözlerle bana bakarken beş dakikalık sessizliği bölmüştü.
"Sen abime bağırdın ve hala hayatta mısın.?...asıl şaşırdığım şey sizin öpüşmeniz." Hala şok olmuş şekilde konuşurken elleri dudaklarına kapanmıştı.
"Öpüşmedik Eslem.!"
"Neden istifa ettin.?" Dedi söylediğimi takmayarak.
"Abin aptal aptal konuştu. Şirketimden çıkabilirsin dedi"
Ellerimi tuttu.
"Sen takma onu...bilerek yapmıştır seni sinirlendirmek için."
"Şirketimden gidebilirsin dedi bir daha asla buraya gelmem."
Eslem beni sakinleştirmeye çalışırken araya abisiyle ne kadar yakıştığımızı da söyleyince sinirlerim tepeme çıkmıştı.
Daha fazla orada durmak istemediğim için Eslem'le vedalaşıp şirketten çıktım.
Çantamı kucağıma alıp karşı kaldırıma oturduğumda ne yapacağımı düşünüyordum.
Her şeyi mahvetmiştim.
Tüm planları mahvetmiştim.
Çantamı kucağıma iyice çekip bacaklarımıda kendime çektiğimde bir yandan da Hanzadelerin şokunu üstümden atmaya çalışıyordum.
Karan'la öpüşmemiştik ama dudaklarımız birbirine değmişti.
Parmaklarım dudağıma gittiğinde gözlerim kapandı.
Eğer Eslem gelmeseydi öpüşecektik.
Abimin katiliyle öpüşecektim. Beni öpmesi için izin vermiştim.
İzlendiğimi bilmeden ayağa kalkıp sahile doğru yürümeye başladığımda bozulan sinirlerimle beraber ağlamaya başlamıştım.
Onu mahvetmem gerekirken adamla öpüşüyordum. Çapkın olduğu için rahatsız oluyordum. Ve kokusunu beğeniyordum.
Alnıma vurdum.
Ne bok yiyordum ben.?
•
2 gün sonra..
Ve işimin başındaydım.
Eslem abisiyle konuşup ne dediyse Karan dün bana, 'bir saat içinde şirkette ol' diye mesaj atmıştı.
Abimin davasından vazgeçmemek için burada kalmayı kabul etmiştim.
Odasına gittiğimde yüzüme bile bakmadan, sanki iki gün önce hiçbir şey olmamış gibi, işe yeni başlıyormuşum gibi özel asistanının yapması gerekenleri söylediğinde hepsini gözlerimi devirerek dinleyip tekrar masama döndüm.
Çıkış saati yaklaştığında Karan odadan hala çıkmamıştı.
İki günde Hanzadelerle ilgili hiçbir gelişme olmamıştı ama annemle akşamları babamı takip edip mahkemede kullanmak için delil topluyorduk.
Her gün o kadının yanına gidiyordu.
Ona ev açmıştı.
Aklımın bunlarla meşgul olması gerekirken sürekli Karan'la az kalsın öpüşeceğimiz günü düşünüyordum.
"Lara şu etrafı toparlar mısın.?" İleriden seslenen grupla sandalyemden kalktım.
Karan'ın koyduğu yeni madde: Asistan diğer getir götür işlerinden de sorumlu olacaktır.
Etraftaki şişeleri elime alarak ortada gezinirken yerdeki kağıtlarla yanaklarımı şişirip indirdim.
Kağıtları ve su şişelerini Nazlı'nın da yardımıyla çöp poşetine attığımda, toplantı odasından çıkan adamla hareketlerim bir kaç saniye durmuştu. Yanındaki Cemal'in bana baktığını görüp ona bakarken kafama gelen bir şişeyle hızla arkamı döndüm.
"Şunu da atsana." Diyen adamla şişelerle dolu olan çöp poşetine az önce kafama attığı şişeyi koyup ağzını bağladığımda bana şişe atan adamın yanına gittim ve tüm gücümle poşeti kaldırıp kafasına geçirmemle ortalık bir kaç saniyede karışmıştı.
"Bırak." Diyerek poşeti bir daha kaldıracağımda arkadaşları engel olmuşlardı.
"Bana bak lan.!" Kafasına vurduğum adam üstüme yürürken bir kaç kişi onun bana gelmesini engelliyordu.
"Sen bana bak!" Diyerek çöp poşetine tekrar uzandığımda omuzlarımdan sertçe tutulmamla ve üstüme yürüyen adamların arasından çıkartılmamla beni tutan kişiye bakmaya çalışıyordum.
"Sezgi hanım bu manyak geldi kafama vurdu." O kanayan kafasını tutarken, ben de beni oradan çıkaran kişinin Sezgi olduğunu öğrenmiştim.
"Boşmuş, bir işe yaramıyormuş zaten." Diyerek kafasına vurduğum çocuğa doğru konuştuğumda o, kendisini tutanlardan kurtulup üzerime doğru bir hamle yaptığında Sezgi tek koluyla onu tutarak bana zarar vermesini engellemişti.
"Nereye geliyorsun sen.?" Sezgi sert bir şekilde konuştuğunda ben de tuttuğum çöp poşetinin içinden büyük bir su şişesi alıp derdini bağırarak anlatmaya çalışan adama tekrar vurduğumda ortalık yine karıştı.
"Bela mısın lan sen.!"
Kalabalık bir grup adamı sakinleştirmeye çalışırken bu sefer kalabalığa dalan Samet'ti ve önce beni geriye doğru çekmişti.
Üzerime gelmeye çalışan adamı omzundan sertçe tutup bir şeyler diyen Samet'e bakıp sakinleşmeye çalıştım.
Sezgi ve Samet kalabalığın ortasında kalmışken omzumdan tekrar sertçe tutulmamla tutan adama baktım.
Cemal gelmişti.
Güçsüzden güçlüye doğru geliyorlardı.
Cemal bağırarak diğerleri gibi o adamın yanında durdurduğunda ben de sakin bir şekilde ellerimi yıkamak için lavaboya girmiştim.
Ellerimi sabundan arındırıp peçeteye uzandığımda az önce hepsinin bana doğru yürümesiyle gerilmiştim.
Annem eğer böyle bir olaya karıştığımı ve birine şişeyle vurduğumu görse sanırım hastanelik olurdu. Bunu düşününce hafifçe güldüm. Açılan kapıyla aynadan gelene baktığım gibi hemen arkamı döndüm.
Karan Beyoğlu karşımdaydı.
"İnsanları delirtip gülüyor musun.?" Elleri ceplerindeydi.
"Ben başka bir şey düşünüyordum." Dediğimde tek kaşını kaldırıp yanıma doğru gelirken hala kalabalığın sesini duyuyordum.
"Şirketimi birbirine kattığın için mi gülüyorsun.?"
Kinayeli konuşmasına tekrar gülümsedim.
"Belki." Başımı sallayıp suratıma en gıcık gülümsememi kondurdum.
Dudakları kıvrıldığında yanından geçecekken tek eliyle karnımdan tutarak geriye gitmemi sağladı.
Konuşmuyordu.
Yüzümün her santimini inceledikten sonra sağ elini pantolonunun cebine koyarak yolumdan çekildiğinde ona son kez bakıp lavabodan çıktım.
Kokusunu düşünme sakın.
Bu aptal adam her ne bok yapıyorsa kafamı fena halde karıştırıyordu.
Ortalık yavaş yavaş durgunlaşmışken beni görenler tekrar sinirlenmeye başlayarak söyleniyorlardı. Aslında onlara bir şey yapmamıştım ama arkadaşları için tepki koyuyorlardı.
"Kahve isteyen.?" Diyerek konuştuğumda hepsi ilk bir iki saniye susup sonra konuşmaya başlamışlardı.
"Baktı şişeyle öldüremedi zehirleyecek." Dedi az önce kafasına vurduğum adam.
Gün boyu onlara kahve yapıp götürmekten mahvolmuştum ve bunun tek sorumlusu arkamda duran adamdı.
"Ben de öyle tahmin etmiştim." Diyerek gülümsediğimde Karan'ın odasının karşısında bulunan masama oturdum.
Karan bana gözlerini kısarak bir kaç saniye baktıktan sonra odasına girerken Cemal de onu takip ediyordu. Sezgi ve Samet masama gelip tam önümde durmuşlardı.
"Deli misin kızım sen.?" Dedi Sezgi beni incelerken.
"Hayır niye ki.?" Dedim sanki az önce hiçbir şey olmamış gibi elimdeki tableti masaya bırakarak.
Sezgi, Samet'e dönüp bana 'delirmiş bu' gibi bir işaret yaptığında ikisine ne oldu der gibi bakıyordum.
Napmışımkine.
"Birisi kafana şişe attı diye adama niye saldırıyorsun?." Konuşan Samet'ti.
"Akıllı olsun." Dedim.
İkisi de sinirle söylendiğinde Sezgi kızıl saçlarını karıştırıp diğer tarafıma geçti.
"Daha kahvelerine tükürdüğümü söylememiştim." Dediğimde ikisinin de gözleri hemen açıldı.
"Eğer böyle bir şey yapıyorsan Karan'a bildireceğim."
"Bildir." Bugün üstümdeki sakinlik sinir bozan cinstendi.
Sakinleştiricileri azcık azaltsan mı.?
"Sen bir hata daha yap o kalabalıktan seni ayırıyor muyuz gör bakalım."
"Ayırmasaydınız...ben mi ayırın dedim.?"
"Gel Sezgi..bu bir şeyler içmiş bulaşma." Samet Sezgiyi yanımdan çekiştirirken Karan'ın odasına girmişlerdi.
"Eslem hanımın arkadaşı diye bu havaları." Diyerek masama peçete atan kızlara bakıp önüme döndüm ve yarın ki çizelgeyi oluşturdum.
Kahve standına geçtiğimde Nazlı'da yanıma gelmişti.
Kafama şişe atan aptala bakıyordum...başında bir kaç kişi vardı ve vurduğum kafasına buz tutuyorlardı.
"Karan beyin özel bir müşterisi gelecekmiş." Hemen Nazlı'ya döndüm.
"Ne zaman.?"
"Bilmiyorum ki gün içinde dediler."
"Kim peki tanıyor musun.? Ya da bir şey duydun mu.?" Dirseğimi tezgaha, elimi de yanağıma koyarak ona bakıyordum.
Nazlı'da benim gibi eğildiğinde etrafımıza bakıp konuştu.
"Merve hanım ve babası gelecekler Karan beyin milyon dolarlar harcadığı projenin yatırımcıları." Yine etrafımıza bakıp kontrol etti.
"Merve hanım ve Karan bey arasında bir şeyler geçtiğiyle ilgili dedikodular vardı...Karan beyden emin değiliz ama Merve hanım kesinlikle adamdan hoşlanıyor."
"Hangi adamdan." Dedim aptal bir soru sorarak.
Omzuma vurdu.
"Düzgün dinle dedikoduları." Yanımızdan birisi geçerken sustu.
"Merve hanım diyorum, Karan beyin diyorum, takıldığı diyorum." Fısıltıyla konuşmuştu.
"Şirket takıldıklarıyla dolu." Gülüp kahvemden bir yudum içtim ve içimde oluşan anlamsız siniri bastırmaya çalıştım.
Ne yapabileceğimi düşünüyordum.
"Kaç yaşında adam e bir de çapkın olduğunu düşünürsek.."
Karan otuz yaşındaydı.
"Vay be." Dudaklarımı büzerek başımı sallarken önümüzdeki kalabalığa bakıyordum.
"Öyle işte...daha neler neler var da susuyorum." Nazlı elini omzuma koyarak dedikodusunu noktaladığında ondan sonraki günlerde daha çok bilgi alacağımı anlamıştım.
"Şirketten takıldığı birileri var mı.?"
Düşünür gibi yaptı.
"Bir ara finansta çalışan Gül hanım vardı ve Karan beyle takıldıklarını söylüyordu."
"Burada mı hala.?"
"Ha yok o dedikodulardan bir hafta sonra falan işten çıktı." Çıktı mı çıkarıldı mı..
"Şu an peki.?" Diye sordum herkese tek tek bakarken.
"Güncel bir kaç kişi var ama sadece dedikodu, kanıtlı bir şey yok...Ezgi var bir tane mimarlardan."
Eliyle gösterdiği yere baktığımda hangi kadın olduğunu anlamaya çalışıyordum.
"Hangisi."
"Bak şu esmer..çok bakma...uzun boylu olan." Görmüştüm.
Uzun boylu esmer güzel bir kadındı.
Bizden güzel olmasın ama iyiydi.
Hafif balık etliydi.
"Onunla da mı.?"
"Yok...ama kadın Karan beye sulanarak bunun üzerine tez yazmak üzere. Her gün dikkatini çekmek için yapmadığı eziklik kalmıyor. Açık giyinmeler mi dersin, bilerek ikisinin dedikodusunu çıkartmaya çalışmasını mı dersin her şey var hanım kızımızda."
Yine başımı salladım.
Defter kabarıktı.
"Güzel kadınmış."
"Yok be neresi güzel baksana ortada filli boya gibi geziyor...bir de her gün esmer tenine o açık makyajı yapması yok mu.?"
"Karan yüz veriyor mu peki."
Nazlı'nın bakışları bana dönünce tekrar konuştum.
"Karan bey yani."
"Filli boyaya çok baktığı söylenemez...ama tabi gece hayatı pek bir aktif benden duymadın."
Bir şey anlamasın diye sadece başımı salladım.
"Merak etme benden sır çıkmaz."
"Ben kaçıyorum safoz, şef buraya geliyor." Melike hanıma baktığımda ikimize baktığını görüp elimdeki kahveden son bir yudum içerek ben de ayağa kalktım.
"Görüşürüz Nazlı." Etrafta yapılacak bir şeyler var mı diye kontrol etmeme gerek kalmadan arşiv odasına gönderilmiştim.
Elimdeki listeye göre evrakları alıp masanın üstüne koyduktan sonra bunları nasıl taşıyacağımı düşünüyordum.
Üst üste duran dosya ve haritaları elime doldurup odadan çıktığımda önümü görmeden yürüyordum. Yana eğilerek önüme baktıktan sonra bir kaç adım devam edip yine aynısını yaptım.
"Cennet hanım hoş geldiniz."
"Hoş geldiniz efendim buyurun lütfen."
Duyduğum seslerle kafamı tekrar yana eğdim ve hafifçe dönerek bunların yine kime böyle kibar konuştuklarına baktım.
Gözlerim kalabalıktan sonra odasının kapısına çıkmış ve bakışlarıyla beni delip geçen adama tutunduğunda bir süre hipnoz olmuş gibi ona odaklandım.
Elinin birisini cebine koymuş, Cemal'le beraber kapıda dururken bekleme sebebine doğru başımı çevirdim.
Kumral bir kadın herkes tarafından güzelce karşılandıktan sonra az önce baktığım adama doğru yürümeye başlamıştı.
Normal'de müşterileriyle el sıkışan adam bu kadına sarılınca gözlerimi ayırmadan karşımdaki ikiliyi izledim.
Elimdeki dosyalar düşmesin diye kucağımda yukarı çıkarttığımda omzuma dokunan elle irkildim ve geriye giderek Karan'da olan bakışlarımı hızla bana dokunan elin sahibine çevirdim.
Tanımadığım bir adamdı.
"Asistan yardıma ihtiyacın var gibi görünüyor." Kucağımdaki dosyalardan çoğunu alarak yükümü hafiflettiğinde sonunda önümü görebilmiştim
"Teşekkür ederim şu ekibin masasına bırakılacak onlar." Gözlerimle işaret ettiğim yere bakmak için arkasını döndüğünde tekrar Karan'a baktım.
Az önceki kadın ve Cemal artık yanında yoktu ama o hala orada durmuş bana bakıyordu.
"Tamam götürelim." Karana bakarak tanımadığım adama başımı salladıktan sonra bakışlarımı ondan hızla çektim.
"Abdü bu arada ben...Abdülkerim."
Gülümsedim.
"Memnun oldum Abdü, ben de Lara."
"Seni tanıyorum aslında...bu arada ben de oldukça memnun oldum Lara." Zoraki bir gülümseme çıktı dudaklarımdan.
Çizim yapan ekibin yanına gelip dosyaları indirdiğimde kollarım kıpkırmızıydı.
"Kahve iç.."
"Asistan.!" Bana bağıran kişiyle hızla ve korkuyla arkamı döndüm. Tanımadığım bir kadındı.
"Karan bey odasına dört kahve istedi...üç sade bir şekerli."
Ona başımı salladıktan sonra Abdülkerime dönüp omuzlarımı kaldırıp indirdim.
"Daha sonra." Başını salladığında mutfağa geçip kahveleri yapmıştım.
Yürürken beni gören Doruk etrafını kontrol ederek hızla yanıma geldi ve koluma girdi.
Dorukla kovulduğum gün tanışmıştım ama konuşmaya fırsatımız olmamıştı.
"Sarı, Merve hanım gelecekmiş bugün."
Cennet, Merve, Ezgi...adamın şirkette haremi vardı.
"Nazlı söyledi."
"Katnem karının ağzında bakla ıslanmıyor."
"Bakalım bu sefer nasıl bir sırnaşma modelini deneyecek." Diyerek devam ettiğinde anlamayarak ona baktım.
"Aralarında bi şey yok mu.?" Dedim.
"Eski sevgililer diye biliyorum ama bu önemsiz bir detay canım, kaç kişi var Merve gibi sen biliyor musun.? ama bu yapıştı adama bırakmıyor."
Ne çok dedikodu vardı böyle.
Merve Karan'a aşık ve büyük bir yatırımcıydı. Yani büyük yatırımcının kızıydı.
Dudağımın kenarı kıvrıldığında planım oluşmaya başlamıştı.
"Şunları götüreyim geliyorum." Dediğimde kolumdan çıkıp bana baktı.
"Sen kavga çıkartmışsın doğru mu.?"
"Kavga değildi...birazdan anlatayım mı kahveler buz gibi oldu." Başını sallayınca hemen kapıyı tıklattım.
Odaya girdiğimde gördüğüm ilk kişi ayakta duran Karan'dı. Cemal ve Cennet'in önünde durup onlara sinirle bakıyordu.
Ben gelince anında susmaları gerilmeme sebep olmuştu.
"Kahvelerinizi getirdim." Az önce uzaktan gördüğüm kadınla göz göze geldiğimde hafifçe gülümseyip ben vermeden önce tepsideki kahvesini aldı.
"Teşekkür ederim." Kıza boşuna mı cehennem demiştim kız bildiğin melek çıkmıştı.
"Afiyet olsun.."
Karan'ın yanına yürürken göz ucuyla ona baktığımda onun zaten koltuğuna geçip, geriye doğru yaslanmış bir şekilde beni izlediğini görünce fincanı hemen önüne bıraktım ve cam kenarında duran Cemal'in yanına adımladım.
Cemal fincanı kaba bir şekilde alıp gözlerime sinirle baktığında ben de ona aynı şekilde baktım.
"Ne bakıyorsun kızım gözlerini dikmiş."
"Siz neden bakıyorsunuz.?" Dedim anında.
"Cemal." Karan'ın uyarı dolu sesiyle göz temasımızı keserek arkamı döndüm.
"Çıkabilirsin Lara." Dedi karşımda bana bakan adam.
Elimdeki tepsiyi ve kalan fincanı gösterdim.
"Kendine de mi kahve yaptın.?" Arkamdan gelen Cemal'in sesiyle dişlerimi sıktım.
Karan'ın arkadaşlarından nefret ediyordum.
"Yanlış olmuş sanırım..gideyim ben afiyet olsun." Kapıya doğru yürürken tam açacağım sırada dışarıdan tıklanıp açılmıştı.
"Karan bey İhsan bey geldiler efendim."
Karan ona eliyle gelsinler gibi bir işaret yaptığında önden orta yaşlarda bir adam, onun arkasından da genç siyah uzun saçlı bir kadın geliyordu.
İhsan beyin kızı Merve Güleç bir ifadeyle Cennet'le konuşurken kendisi de Karan'la el sıkışıyordu.
"Nasılsın Karan." Dedi İhsan denilen adam.
Onlar konuşurken kızının gözleri bana döndü ve hafifçe kaşlarını çatarak yüzümü incelemeye başladı.
"İki gün önce sizi San restoranda görmüş olabilir miyim.?" Diyerek bana doğru konuştuğunda anlık bir duraksamıştım.
Ağzımı açıp konuşacağım sorada o tekrar konuştu.
"Asistan mısın.?"
"Evet." Dedim onu onaylayarak.
"Tamam canım o zaman seni orada görmüş olamam...hem zaten benim gittiğim yerlere senin gidebileceğini zannetmiyorum."
Gözleri kıyafetlerimde gezindikten sonra tekrar yüzüme baktı.
Gözlerim hızla Karan'ı buldu ve yine göz göze geldik ama bu sefer bakışlarındaki sinirle karşılaşmıştım. Merve'nin cümlesine mi sinirlenmişti.?
Belli etmemeye çalışsa da hafif çatılan kaşlarından sinirlendiğini anlamıştım.
"Eğer bir banka bulmadıysan." Merve tekrar konuşmuştu ama bu sefer ki konuşması imalıydı.
"Banka.?" Dedim boğazımı temizleyerek.
Cennet'e bakıp yarım ağız gülmüştü ama Cennet'te ona sinirle bakıyordu.
Bu kız bizimle dalga geçiyor galiba.
"Seni o ortama sokacak birisini diyorum, bulmadıysan görmüş olmam imkansız."
Kaşlarım duyduğum cümleyle anında havaya kalkarken Karan ve Cemal aynı anda konuşmuştu.
"Merve."
"Saçma sapan konuşma Merve." Diyordu Karan'da.
"Sizi ilgilendiren kısmı anlamaya çalışıyorum." Cümlem bittiğinde gözlerindeki sinir ve bozulan ifadeyle bana baktı ama tam konuşacağı sırada babası araya girdi.
"Küçük hanım, kızımın hayatı ilgini çekmiş olabilir ama saçma sapan konuşma ve çık odadan." Bu sefer konuşan kişi babasıydı.
Bu odayı hepsinin başına yıkabileceğimizi bilmiyor yazık.
Karan ayağa kalktığında Cemal'de bana doğru geliyordu.
"Cennet misafirlerimizi toplantı odasına alır mısın?." Konuşan Karan'dı.
"Tabii ki, buyurun İhsan bey...Merve hanım." Az önce dostça selamlaşan Cennet şimdi arkadaşına hanım diyordu.
İhsan bey hafif bir sinir ve öfkeyle bana bakarak dışarı çıktığında Merve yerinden kıpırdamamıştı bile.
Cemal sanki beni korumak ister gibi sağ tarafımda dururken Karan bir iki adım arkamdaydı.
Bir şey olursa Cemal müdahale ederdi.
Tepsiyi Karan'ın masasına bıraktığımda karşımdaki kadın yüzünü buruşturdu ve Karan'a bakarak dışarı çıktı.
Cemal'de onunla girmişti.
Arkamdaki adama döndüm ve sahte üzüntümü dile getirmeye çalıştım ama o beni dumura uğratacak bir şey yaptı.
Dudaklarıma yapışan adamın eli belimdeyken beni iyice kendine çekiyordu. Üst dudağımı tutkuyla emerken hafifçe inledim ve bu onun daha sert olmasını sağladı.
Siktir.
BÖLÜM SONU
